68. bölüm / 84
SAKLI MAÇ68
Bölümler 84Şu an: 68
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime · Okuduğun bölüm
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateşin çıtırtısı dışında çıt çıkmayan alanda, Poyraz’ın parmakları Pars’ın boynundan usulca ayrıldığında havadaki elektrik neredeyse elle tutulur hale gelmişti.
İki yarım gümüş halka; biri Poyraz’ın açık gömlek yakasında, diğeri Pars’ın siyah kazağının üzerinde, aynı alevin kızıllığını yansıtarak parlıyordu. Takımdaki çocukların birkaçı şaşkınlıkla birbirine bakıyor, aralarındaki bu akıl almaz çekimi ve meydan okumayı çözmeye çalışıyordu.
Fakat o sessizlik saniyeler içinde paramparça oldu.
"Yetti be!"
Selin oturduğu kütükten öyle bir hışımla fırladı ki, ayak ucundaki boş içecek kutusu yuvarlanıp közlerin içine düştü ve cızırdayarak erimeye başladı. Yanakları öfkeden, aşağılanmaktan ve katıksız bir kıskançlıktan mosmor kesilmişti. Tırnaklarını avuçlarına geçirmiş, titreyen parmaklarıyla önce Poyraz’ı, ardından Pars’ı işaret etti.
"Siz... siz dalga mı geçiyorsunuz?!" dedi Selin, sesi gecenin ayazını yırtarcasına tiz ve histerik çıktı. "Ne bu saçmalık? Ne bu birbirinize taktığınız kolyeler, bakışmalar, imalar?! Hepiniz kafayı mı yediniz?!"
Poyraz geri çekildiği yerde kollarını göğsünde kavuşturdu. Yüzünde tek bir suçluluk ya da pişmanlık kırıntısı yoktu; aksine, dudaklarının kenarındaki o umursamaz, hafif alaycı tebessüm Selin’in üzerine benzin dökülmüş gibi bir etki yarattı.
Selin bakışlarını Pars’a çevirdi; gözleri dolmuştu ama içindeki öfke gözyaşlarını bile yakıp kül ediyordu. "Pars! Bir şey söylesene! Bu hadsizin seninle böyle oynamasına, herkesin önünde beni küçük düşürmesine gerçekten izin mi veriyorsun?!"
Pars kütüğün üzerinden ağır ağır doğruldu. Boynundaki yeni kolyenin soğuk metali göğsüne değerken tek bir elini cebine soktu. Bakışları Selin’in histerisine değdiğinde en ufak bir duygu kırıntısı bile barındırmıyordu; gözleri kapkara bir uçurum kadar donuktu.
"Seni küçük düşüren kimse yok Selin," dedi Pars. Sesi alçak, pürüzsüz ama kamp alanındaki herkesin omurgasını titretecek kadar buz gibiydi. "Kendin geldin, kendin oturdun. Bu oyunu başlatan da sendin."
"Beni rezil ediyorsun!" diye haykırdı Selin, ellerini saçlarının arasından geçirerek. Gözleri çemberdeki diğer sporcuların üzerindeki acıyan ve fısıldaşan bakışlara kaydığında daha fazla dayanamadı. "Yazıklar olsun sana... İkinize de yazıklar olsun!"
Beyaz elbisesinin eteklerini hırsla savurarak, ayağını yere vura vura ana binaya giden patikaya doğru koşar adım uzaklaştı. Ağaçların arasında kaybolurken arkasında sadece topuk seslerinin yankısı ve öfkeli hıçkırıkları kaldı.
Eren elindeki şişeyle öylece kalakalmış, ne diyeceğini bilemeyerek boğazını temizlemişti. "Şey... sanırım oyun bitti beyler."
Takımdakiler durumun ciddiyetini anlayıp fısıldaşarak yavaş yavaş toparlanmaya, kütüklerden kalkıp dağılmaya başladı. Barış ve Derin birbirlerine manidar bir bakış attılar; Derin, Poyraz’a "Yürüttün operasyonu" der gibi göz kırparak Barış’ı da peşine takıp uzaklaştı.
Ateşin başında sadece ikisi kaldı.
Közlerin çıtırtısı aralarındaki boşluğu doldururken Pars, aralarındaki son iki adımı da attı. Poyraz’ın tam önünde durdu; boyları neredeyse eşitlenmişti ama Pars’ın yaydığı o baskın aura havayı yine nefes alınmaz kılıyordu.
Pars elini yavaşça kaldırdı; parmakları Poyraz’ın boynundaki kolyenin halkasına takıldı, onu kendine doğru milim milim çekti. Gözleri alevlerin kızıllığında parıldıyordu.
"Demek tamamen sana aidim, öyle mi sarı fırtına?" diye fısıldadı Pars. Sesi öyle tehlikeli, öyle yakıcıydı ki Poyraz’ın ensesindeki tüyler diken diken oldu. "O kolyeyi boynuma takarken ne başlattığının farkında mısın sen?"
Poyraz geri çekilmedi; Pars’ın gözlerinin en derinine baktı, dudakları Pars’ın dudaklarına teğet geçecek kadar yaklaştı.
"Farkındayım Karaca..." dedi Poyraz, nefesi Pars’ın çenesini yakarak. "Zaten asıl yangını ben istemedim mi?"
Bölüm etkileşimi
