67. bölüm / 84
SAKLI MAÇ67
Bölümler 84Şu an: 67
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime · Okuduğun bölüm
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kamp ateşinin etrafındaki onlarca kişi soluğunu tutmuş, taş kesilmiş gibiydi. Pars’ın avucunda parıldayan gümüş parçası, alevlerin kızıl ışığında adeta bir kor gibi parlıyordu.
Selin’in dudakları aralanmış, gözleri dehşetle Pars’ın uzattığı ele çakılmıştı. Takım arkadaşlarının kafası karışmıştı; iki düşman kaptanın arasında dönen bu garip güç gösterisini kimse tam olarak çözemiyordu ama havadaki gerilimin sıradan bir oyun sınırını çoktan aştığı apaçıktı.
Poyraz kütüğün üzerinde bir saniye bile tereddüt etmedi.
Gözlerini Pars’ın koyu kahve, alev alev yanan irislerine dikti. Yüzünde ne bir korku ne de bir kaçış emaresi vardı; aksine, Pars’ın attığı bu açık zara aynı gözü karalıkla karşılık vermek için ayağa kalktı. Siyah gömleğinin etekleri gecenin serin rüzgârıyla hafifçe savruldu.
Adımları ağır, kendinden emin ve çıt çıkarmadan tahtaların, taşların üzerinden aktı.
Ateşin etrafını yarım daire çizerek dolaşırken herkesin bakışları onun üzerindeydi. Barış elindeki bardağı biraz daha sıktı, Derin ise nefesini tutmuş, dudaklarını birbirine bastırarak izliyordu.
Poyraz, Pars’ın oturduğu kütüğün tam önüne geldiğinde durdu.
Aralarında sadece santimler vardı. Pars başını hafifçe yukarı kaldırıp Poyraz’a baktı; dudaklarının kenarındaki o tehlikeli, meydan okuyan sırıtış hâlâ oradaydı ama gözlerinin en derininde gizleyemediği yoğun bir açlık ve teslimiyet parıldıyordu.
Poyraz eğildi.
Sol dizini Pars’ın bacaklarının hemen yanına, toprağa dayadı. Aralarındaki mesafe öyle bir anda buharlaştı ki, Pars’ın ciğerlerine çektiği nefes tamamen Poyraz’ın ten kokusuyla, gölün ayazıyla ve gecenin yangınıyla doldu.
Poyraz, Pars’ın açık duran avucuna uzandı. Parmak uçları Pars’ın sıcak tenine değdiğinde ikisinin de sırtından aşağı bir elektrik akımı boşaldı. Soğuk gümüşü ve siyah deri ipi Pars’ın parmaklarının arasından yavaşça çekip aldı.
"Korktuğumu mu sandın Karaca?" diye fısıldadı Poyraz. Sesi sadece ikisinin duyabileceği kadar boğuk ve fısıltılıydı ama çemberdeki herkes bu fısıltının ağırlığını iliklerine kadar hissetti.
Poyraz iki elini birden kaldırdı. Kolyenin deri ipini iki yana gererek Pars’ın boynuna doğru uzattı. Bu hareketle birlikte göğsü Pars’ın yüzüne daha da yaklaştı; siyah gömleğinin açık yakasından sarkan kendi yarım halkası, tam Pars’ın gözlerinin önünde salındı.
Pars kımıldamadı, nefes bile almadı. Poyraz’ın çıplak, narin parmakları siyah saçlarının arasına daldığında, tırnakları ensesindeki hassas tene hafifçe sürtündüğünde Pars’ın çenesindeki kaslar seğirdi. Poyraz kolyenin klipsini bağlamak için biraz daha eğilmek zorunda kaldı; dudakları neredeyse Pars’ın şakağına, oradaki atan damara değecek kadar yakındı.
Poyraz’ın parmakları kolyeyi tam yerine kilitlediğinde, elini hemen geri çekmedi.
Aksine, avucu Pars’ın boynunun kenarında, teninin o yakıcı sıcaklığında bir saniye fazladan asılı kaldı. Başparmağı, yeni taktığı gümüş halkayı usulca okşayıp Pars’ın köprücük kemiğine doğru bastırdı.
Gözleri Pars’ın gözleriyle öyle bir kilitlendi ki, etraflarındaki Selin, takım, kamp ateşi ve koca dağ tamamen silindi.
"Geriye hiçbir şey kalmadı," dedi Poyraz, dudaklarında nefes kesen, vahşi bir tebessümle. "Artık tamamen bana aitsin."
Poyraz yavaşça doğrulup geri adım attığında, Pars’ın boynundaki yarım halka, Poyraz’ın boynundaki kolyeyle aynı hizada, aynı ritimle parıldıyordu. İki parça, dört yıl sonra ve bütün bir kampın gözü önünde, ait oldukları yerlere nihayet mühürlenmişti.
Bölüm etkileşimi
