84. bölüm / 84
SAKLI MAÇ84 (FİNAL)
Bölümler 84Şu an: 84 (FİNAL)
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Soyunma odasının kapısı ikinci yarı için açıldığında içeride tek bir kelime bile edilmedi. Konuşmaya gerek yoktu; Poyraz’ın sıkıca sarılmış sağ bileği, Pars’ın gözlerindeki o kapkara yangın ve ikisinin de boynunda bir zırh gibi duran gümüş kolyeler her şeyi anlatıyordu.
Tünelden sahaya çıktıklarında elli bin kişilik stadyum tek bir sesle inledi. On kişi kalmış rakip takım sahaya bir duvar örmek, skoru korumak için çekilmişti; fakat karşılarında artık bir futbol takımı değil, dört yılın intikamını almaya yemin etmiş iki fırtına vardı.
İkinci yarının düdüğüyle birlikte sahada akıl almaz bir resital başladı.
Dakika 63’te Barış’ın savunmadan söktüğü topu orta sahada alan Pars, önüne çıkan iki orta saha oyuncusunu öyle bir bilek hareketiyle birbirine çarptırdı ki tribünler ayağa fırladı. Pars kafasını kaldırmadı bile; sol kanatta sakat ayağına aldırmadan rüzgâr gibi depar atan sarı fırtınanın sesini, adımlarını ezbere biliyordu. Milimetrik bir ara pası bıraktı.
Poyraz ceza sahası çizgisi üzerinde topu kontrol etti; sakat bileğinin üzerine öyle bir hırsla bastı ki acıyı tamamen unuttu. Sağ ayağının üstüyle topa öyle sert vurdu ki, meşin yuvarlak üst direğin içine çarpıp kalecinin bakışları arasında ağları sarstı.
1 - 1!
Stadyum yıkılıyordu. Poyraz korner bayrağına doğru koşarken arkasından yetişen Pars, onu havaya kaldırdı; alnını Poyraz’ın alnına dayayıp haykırdı. "Daha bitmedi sarı fırtına! Bitmedi!"
Dakikalar eridikçe baskı dayanılmaz bir hal aldı. 80... 85... 89... Uzatma tabelası kalktı: +4 dakika.
90+3’te rakip ceza sahası tam bir mahşer yerine dönmüştü. Eren’in kazandığı son köşe vuruşu için tüm takım ileri çıktı. Barış, kaleci dahil herkes ceza sahasındaydı. Koç Demir çizginin kenarında ceketi fırlatmış, nefesini tutmuştu.
Derin köşe vuruşunu kullandı. Top kavis alarak penaltı noktasına doğru indi.
Savunma topu kafayla uzaklaştırmaya çalıştı ancak ceza yayının üzerine düşen sahipsiz topa Poyraz atıldı. Önündeki rakip kayarak müdahale etmek istedi ama Poyraz topun dibine zarifçe dokunup aşırdı; ardından tek ayağının üzerinde dönerek havada süzülen topu voleyle kaleye değil, altıpasın köşesine doğru kesti.
O noktada tek bir silüet vardı: Pars Karaca.
Pars, göğsündeki gümüş halka havada parıldarken iki stoperin arasından adeta göğe yükseldi. Zaman o an tüm stadyum için durdu. Pars başını öyle kusursuz, öyle ölümcül bir açıyla vurdu ki, top doksana, ağların tavanına bir kurşun gibi çakıldı.
Goooool!
2 - 1!
Hakemin üç kez çalan tiz bitiş düdüğü, elli bin kişinin çılgınca kükreyişinin ve patlayan konfetilerin gürültüsünde kayboldu. Şampiyonluk gelmişti.
Saha bir anda bayram yerine döndü. Yedek kulübesi, Koç Demir, masörler, herkes sahaya daldı. Barış gözyaşları içinde takım arkadaşlarına sarılıyor, tribünler yer sarsıntısı gibi marşlar söylüyordu.
Biraz sonra sahanın ortasına dev şampiyonluk podyumu kuruldu.
Madalyalar boyunlara takıldı. Koç Demir, altın yaldızlı devasa kupayı iki eliyle kaldırıp kaptanlarına uzattı. Pars ve Poyraz kupayı birlikte kavradılar. İki kaptan, göğüslerindeki kolyeleri birbirine çarparak dev kupayı gökyüzüne doğru kaldırdığında stadyumun tepesinden altın sarısı konfetiler yağdı, yüzlerce flaş aynı anda patladı.
Kupayı takım arkadaşlarının ellerine bıraktılar. Eren kupayı kapıp tribünlere koşarken, sahanın tam ortasında, konfeti yağmurunun altında bir anlığına sadece ikisi kaldı.
Canlı yayın kameraları, onlarca foto muhabiri, saha kenarındaki federasyon yetkilileri, kulüp başkanları ve tribünlerdeki elli bin kişi... Bütün dünya onların üzerindeydi.
Pars, formasının yakasından ter damlaları süzülen Poyraz’a doğru bir adım attı. Gözlerinde ne bir tereddüt, ne Ferit Karaca’nın tehditlerinin gölgesi, ne de saklanacak tek bir sır kalmıştı.
Pars sol elini uzatıp Poyraz’ın ensesini kavradı; parmaklarını terden ıslanmış sarı saçların arasına geçirdi. Sağ kolunu ise Poyraz’ın beline dolayarak onu kendine öyle sert, öyle karşı konulmaz bir tutkuyla çekti ki Poyraz’ın göğsü Pars’ın göğsüne çarptı.
Boyunlarındaki o iki yarım gümüş halka, tam kalplerinin üzerinde birbirine kilitlendi.
"Bitti demiştik..." diye fısıldadı Pars. Sesi konfetilerin hışırtısını, stadyumun uğultusunu delip geçti. "Artık saklanmak yok."
Poyraz’ın dudaklarında o tanıdık, nefes kesici sırıtış belirdi; yeşil gözleri zaferle parıldadı. "Hiçbir zaman korkmadım Karaca."
Pars, elli bin insanın, canlı yayındaki milyonların ve sahayı çevreleyen onlarca kameranın tam ortasında Poyraz’ın dudaklarına kapandı.
Stadyumun sesi bir saniye için kesilir gibi oldu; ardından tribünlerden, sahadan öyle bir alkış ve uğultu fırtınası koptu ki yer gök inledi. Barış saha kenarında yumruğunu havaya savurarak bağırıyor, Derin gözyaşları içinde gülümsüyor, Koç Demir ise saha kenarında kollarını bağlamış, yüzünde gururlu bir tebessümle iki kaptanını izliyordu.
Öpücük; dört yılın ayrılığını, yutulan tehditleri, soyunma odalarında çalınan kaçamak nefesleri ve kırılan onurları tek bir anda tarihe gömdü.
Pars geri çekildiğinde nefes nefeseydiler. Alınlarını birbirine yasladılar; altın konfetiler omuzlarına, saçlarına dökülüyordu.
İki yarım halka artık tek bir kalpte birleşmişti; ve onlar bütün dünyaya meydan okuyarak, başladıkları yerde, yeşil çimlerin üzerinde kendi zaferlerini sonsuzluğa mühürlemişlerdi.
Bölüm etkileşimi
