58. bölüm / 84
SAKLI MAÇ58
Bölümler 84Şu an: 58
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime · Okuduğun bölüm
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İskelenin tahtaları hafif bir gıcırtıyla sarsıldı.
Karanlık çam ağaçlarının arasından gelen kuru bir dal çıtırtısı üçünün de aynı anda irkilmesine yetti. Barış anında savunma refleksine bürünüp Poyraz’ın önüne doğru yarım adım attı; Derin’in gözleri kısıldı.
Gölgelerin içinden uzun, siyah ceketli bir silüet ağır adımlarla ay ışığına çıktı.
Pars, elleri ceketinin ceplerinde, omuzları dik bir şekilde iskeleye doğru yürüdü. Yüzünde artık ne kampa geldiği ilk günkü o erişilmez buzdan maske vardı ne de Selin’in yanında taktığı o mesafeli tavır. Bakışları doğrudan Barış’ın şüpheyle kısılan gözlerine kilitlendi.
"Kramponları bana yedirmek o kadar kolay değil stoper," dedi Pars. Sesi gölün sessizliğinde alçak, tok ama dudaklarının kenarındaki o hafif, kendine has alaycı kıvrımla yankılandı. "Ama endişen anlaşılabilir."
Poyraz’ın nefesi boğazında tıkandı; yeşil gözleri şaşkınlıkla büyüdü. "Pars? Sen... ne zamandır oradasın?"
Pars adımlarını Poyraz’ın hizasında durdurdu. Başını çevirip ona baktığında göz bebeklerindeki o koyu kahve alev bir saniyeliğine öyle bir parıldadı ki, Poyraz’ın teni buz kesen dağ ayazına rağmen alev aldı. "Baştan beri," diye fısıldadı Pars dürüstçe. "Ateşin başından ayrıldığınız andan beri."
Barış kaşlarını çatıp Pars’ın göğsüne doğru bir adım attı. İki iri yapılı oyuncu burun buruna geldiğinde aralarındaki boy farkı neredeyse yok gibiydi.
"Demek dinliyordun," dedi Barış, sesi sert ve sorgulayıcıydı. "O zaman söylediklerimi de duymuşsundur Karaca. Aksoy benim kardeşim gibi. Eğer geçmişte olanlar yüzünden ya da bu kamptaki bir kaprisin yüzünden onun canını yakacak olursan—"
"Yakmayacağım."
Pars lafını ikiletmeden, tek bir saniye bile tereddüt etmeden Barış’ın sözünü kesti. Koyu kahve gözlerindeki o mermer sertliği ilk kez yerini sarsılmaz, katıksız bir ciddiyete bırakmıştı. Barış’ın gözlerinin içine öyle dimdik baktı ki, aralarındaki o fiziksel meydan okuma bir anda anlamını yitirdi.
"O dört yıl benim için de bir cehennemdi Barış," dedi Pars, sesi bu kez rüzgârın uğultusundan bile daha ağır çıktı. "Bir daha onu arkamda bırakmam için beni öldürmeleri gerekir. Anladın mı?"
İskelenin ucundaki hava bir anda kurşun gibi asılı kaldı.
Poyraz duyduğu cümlenin ağırlığı altında ezilirken kalbinin kaburgalarını zorladığını hissetti; parmakları istemsizce göğsündeki kolyenin halkasını sıktı.
Barış, Pars’ın gözlerindeki o tavizsiz, sınır tanımaz kararlılığı süzdü. Karşısındaki adamın sadece bir takım kaptanı ya da kibirli bir forvet olmadığını; Poyraz için her şeyi, hatta kendi canını bile ortaya koyabilecek bir ciddiyette olduğunu sezmek Barış için zor olmadı.
Gergince havaya kalkan omuzları yavaşça indi. Barış başını iki yana sallayıp hafifçe gülümsedi. "İyi bari... En azından birinizin aklı başında konuşabiliyor."
Derin ellerini birbirine vurup kıkırdadı, aralarındaki o yoğun atmosferi dağıtırcasına öne atıldı: "Harika! Kas yığınları birbirini boğazlamadan anlaştığına göre artık ateşe dönebilir miyiz? Selin birazdan Pars kayboldu diye arama kurtarma ekibi çıkaracak dağa!"
Pars’ın dudakları çarpık bir tebessümle büküldü. Barış ve Derin patikaya doğru bir adım atarken, Pars yerinden kıpırdamadı; başını çevirip hâlâ şok içinde olan Poyraz’a baktı.
Karanlığın içinde uzanıp Poyraz’ın soğuktan kızarmış parmaklarını avucunun içine aldı, tenini ısıtacak kadar sıkıca kavradı.
"Hadi sarı fırtına," diye fısıldadı Pars, sesindeki o tehlikeli ve tatlı hınzırlık geri dönerken. "Şimdi o ateşi gerçekten yakma sırası bizde."
Bölüm etkileşimi
