56. bölüm / 84
SAKLI MAÇ56
Bölümler 84Şu an: 56
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime · Okuduğun bölüm
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateşin çıtırtıları, hoparlörden yükselen ritmik baslar ve kampın kahkahaları arkalarında yavaş yavaş boğuk bir uğultuya dönüştü.
Poyraz, Barış’ın koluna hafifçe dokunup başıyla orman yolunun kıyısındaki eski kayıkhane tarafını işaret etti. Barış tek kelime etmeden adımlarını uydurdu; kaşları çatıktı, yüzündeki o merak ve gerilim her adımda biraz daha ağırlaşıyordu. Derin ise iki adım arkalarından, nöbetçi bir kedi gibi etrafı kolaçan ederek geliyordu; bu sırrın üçüncü bir kulağa sızmaması için gözlerini karanlıktan bir an bile ayırmıyordu.
Gölün sazlıklarla buluştuğu, suyun üzerine vuran ay ışığının aydınlattığı o izbe iskelenin başında durdular. Rüzgâr suyun kokusunu taşıyarak yüzlerine çarparken Poyraz ellerini cebine soktu, derin ve titrek bir nefes aldı.
"Sözümü tutuyorum," dedi Poyraz, sesi rüzgârın sesini bastıracak kadar netti ama içinde yılların biriktirdiği o kırılganlık titreşiyordu. "Neden bu kadar aniden değiştiğimizi, o sahada ne olduğunu bilmek istiyordun ya..."
Poyraz elini göğsüne götürdü; siyah gömleğinin açık yakasından o ince gümüş zinciri çıkardı, ucundaki halkayı avucunun içine alıp Barış’a gösterdi. "Biz Pars’la bu kampa gelene kadar birbirini tanıyan iki yabancı değildik Barış. Dört yıl önce... lisenin başındayken biz çok yakındık. Hatta düşündüğünden çok daha fazlasıydık."
Barış’ın gözleri önce kolyeye, sonra Poyraz’ın yüzüne kilitlendi; dudakları şaşkınlıkla hafifçe aralandı.
Poyraz duraksamadan, boğazındaki o düğümü tek tek çözerek devam etti: "O gece parkta bana bu kolyeyi verdiğinde babasının adamları bizi görmüş. Aramızdaki o yakınlığı, bana nasıl baktığını... Babası sırf bizi ayırmak, Pars’ı benden koparmak için gece yarısı evlerini taşıdı, onu zorla bu şehirden sürükleyip götürdü. Yıllarca beni terk etti sandım, nefret ettim. O da benim ondan nefret ettiğimi sanıp aynı kalkanı takındı. Dün gece o iskelede... her şeyin bir yalandan ibaret olduğunu öğrendik."
Poyraz bunları anlatırken, kayıktan yükselen eski ahşap sundurmanın gölgesinde, çam ağaçlarının arkasında bir silüet kıpırdadı.
Pars, Selin’in elindeki içeceği bahane edip yanından sıyrıldığı gibi Poyraz’ın peşine düşmüştü. Sarışın fırtınanın ateşin başındaki o göz alıcı halini gördükten sonra onun bir saniye bile gözünün önünden ayrılmasına tahammülü yoktu; Barış’la nereye çekildiklerini öğrenmek için adeta bir hayalet gibi onları takip etmişti.
Şimdi birkaç metre ötedeki ağacın gövdesine yaslanmış, karanlığın içinden Poyraz’ı izliyordu.
Poyraz’ın dudaklarından dökülen her kelimeyi, göğsündeki kolyeyi çıkarıp Barış’a gösterişini ve sesindeki o çıplak teslimiyeti duydukça Pars’ın göğüs kafesi delicesine inip kalkmaya başladı. Poyraz, hayatındaki en sağlam dostuna bile aralarındaki bu yangını hiç saklamadan, korkusuzca anlatıyordu. Pars’ın koyu kahve gözlerinde ay ışığı parıldadı; dudaklarının kenarında öyle derin, öyle sahiplenici ve şefkatli bir tebessüm kıvrıldı ki, karanlığın içinde kalbinin ritmi Poyraz’ın her nefesine karıştı.
Bölüm etkileşimi
