70. bölüm / 84
SAKLI MAÇ70
Bölümler 84Şu an: 70
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime · Okuduğun bölüm
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın tül perdelerini aralayıp içeri süzülen sabah güneşi, çam ağaçlarının arasından kırılan yumuşak, altın sarısı bir ışıkla ahşap zemini boyuyordu. Gece boyunca gölü döven o sert rüzgâr dinmiş, yerini serin ve taze bir dağ sessizliğine bırakmıştı.
Poyraz, çıplak omzuna vuran güneşin tatlı sıcaklığıyla kirpiklerini yavaşça araladı.
Uykunun o ağır sisinden sıyrılmaya çalışırken hareket etmek istedi ama kıpırdayamadı. Belinin üzerine dolanmış ağır, sıcacık bir kol onu yatağın ortasına adeta mıhlamıştı. Poyraz başını hafifçe yana çevirdiğinde, burnu doğrudan dağınık siyah saçların arasına gömüldü.
Pars hemen yanı başında, yüzü Poyraz’ın boyun girintisine sokulmuş halde derin, düzenli nefesler alarak uyuyordu.
Yıllardır sahalarda herkese korku salan o sert, kibirli ve zapt edilemez forvet gitmiş; yerini yüzündeki bütün gardı düşmüş, tamamen savunmasız ve huzurlu bir çocuğa bırakmıştı. Dağınık siyah saçları alnına dökülmüş, keskin çene hatları uykunun etkisiyle yumuşamıştı.
Poyraz’ın bakışları Pars’ın çıplak göğsüne kaydı. Siyah deri ipe bağlı gümüş yarım halka, Pars’ın göğüs kafesinin her inip kalkışında güneş ışığını yakalayıp parıldıyordu. Poyraz kendi göğsündeki eşine dokundu; iki parçanın gece birbirine çarparak çıkardığı o metalik ses hâlâ kulaklarındaydı.
İçini öyle büyük, öyle derin bir huzur kapladı ki, Poyraz istemsizce derin bir nefes verdi. Yıllardır göğsünde taşıdığı o kırgınlık, o eksiklik hissi tek bir gecede tamamen buharlaşmıştı.
Parmaklarını usulca kaldırıp Pars’ın yanağına dokundu. Teni ılıktı; parmak uçlarını hafifçe yukarı kaydırıp Pars’ın kaşlarının arasındaki o her daim çatık duran çizgiyi okşadı.
O küçük dokunuşla birlikte Pars uykusunda hafifçe kıpırdandı. Boğazından boğuk, memnun bir mırıltı yükseldi; belindeki kolunu biraz daha sıkarak Poyraz’ı kendine doğru çekti ve aralarındaki son birkaç santimlik boşluğu da kapattı. Çıplak göğüsleri birbirine yaslandığında Pars kirpiklerini araladı.
Gözleri mahmurluktan kısıktı ama o koyu kahve irislerdeki ışıltı saniyeler içinde parladı.
"Kaçmıyorsun..." dedi Pars, sesi uykudan yeni uyandığı için fazlasıyla pürüzlü, derin ve boğuk bir fısıltı olarak döküldü. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.
Poyraz gülümsedi; gözlerinin kenarları kırıştı. "Nereye kaçayım Karaca? Kolunla beni yatağa bağlamışsın zaten, nefes alamıyorum."
"İyi," dedi Pars, hiç istifini bozmadan başını biraz daha Poyraz’ın boynuna gömerek. Dudakları tam köprücük kemiğinin üzerindeki o hassas noktaya tembel, sıcak bir öpücük bıraktı. "Bir yere gidemezsin. Kamp bittiğinde de gidemezsin."
Poyraz elini Pars’ın ensesindeki yumuşak siyah saçların arasına daldırdı, parmaklarını hafifçe sıkarak onun bu yapışkan, sahiplenici tavrına karşılık verdi. "Koç Demir düdüğü öttürdüğünde bunu ona söylersin artık. İlk sabah antrenmanına geç kalırsak bizi gölün etrafında on tur koşturur."
"Koştursun..." diye mırıldandı Pars, gözlerini tekrar kapatıp Poyraz’ın kokusunu ciğerlerine çekerken. "Sen yanımda koştuğun sürece isterse yüz tur koştursun, umurumda değil."
Poyraz’ın göğsünden hafif bir kahkaha döküldü; sesi odanın dingin havasında su gibi aktı.
Dışarıda onları bekleyen dedikodular, Selin’in yaratacağı krizler, takımın şaşkın bakışları ve Koç Demir’in zorlu antrenmanları vardı. Ama 204 numaralı odanın o güneşli yatağında, boyunlarındaki birbirini tamamlayan iki gümüş parçayla birlikteyken, dünyanın geri kalanındaki hiçbir fırtına artık onlara dokunamazdı.
Bölüm etkileşimi
