71. bölüm / 84
SAKLI MAÇ71
Bölümler 84Şu an: 71
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime · Okuduğun bölüm
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın erken saatlerinde gölün üzerine çöken sis henüz dağılmamıştı ama çim sahanın taze biçilmiş kokusu dağ ayazına karışıyordu.
Koç Demir, elinde kronometresi ve dudaklarındaki düdüğüyle orta sahadaki beyaz çizginin üzerinde dikilmiş, etrafındaki oyuncuları sert bakışlarla süzüyordu. Takımın geri kalanı eşofmanlarının fermuarlarını çekmiş, hafif ısınma hareketleri yaparak toplanmıştı. Ancak kimsede antrenmana odaklanacak hal yoktu; gecenin dedikodusu sabahın ayazından bile daha hızlı yayılmıştı.
Soyunma odasının tünelinden sahaya iki silüet aynı anda adım attı.
Pars ve Poyraz yan yana, adımlarını birbirine uydurmuş halde çimlerin üzerine çıktılar.
Poyraz üzerine kırmızı antrenman yeleğini geçirmişti; altın sarısı saçları rüzgârda dağılırken yakasından sarkan o gümüş zincir ve ucundaki yarım halka sabah güneşinde parıldıyordu. Hemen bir adım sağında yürüyen Pars ise siyah yeleğiyle sahanın çimlerini eziyordu; siyah kazağın yerini alan formanın yakasından, aynı gümüşün diğer yarısı göğsünün tam ortasında açıkça sallanıyordu.
İkisi de kolyeleri gizlemek için en ufak bir çaba göstermemişti.
Sahadaki fısıldaşmalar bir anda bıçak gibi kesildi.
Eren elindeki topu sektirmeyi unutup düşürdü; savunma oyuncuları gözlerini iki kaptanın boynundaki o eşleşen parçalara dikmiş, birbirlerini dürtüyordu. Barış hafifçe gülümseyip kramponlarının bağcıklarını düzeltiyormuş gibi yaptı, Derin ise saha kenarındaki bankta oturmuş, kahvesinden bir yudum alarak yüzündeki zafer tebessümünü gizlemeye bile gerek duymadı.
Selin ise sahanın birkaç metre ötesinde, yedek kulübesinin demirlerine yaslanmıştı. Gözlerinin altı uykusuzluktan ve ağlamaktan hafifçe şişmişti; ikilinin boyunlarındaki o açık meydan okumayı gördüğü an tırnaklarını metal korkuluğa öyle bir geçirdi ki boyası döküldü.
Koç Demir düdüğünü ağzına götürüp sert, kulakları sağır eden bir sesle öttürdü.
"Toplanın!" diye gürledi Koç. İki kaptan tam karşısında yan yana durduğunda, Demir Hoca’nın kartal bakışları önce Poyraz’ın boynuna, ardından Pars’ın göğsündeki kolyeye kaydı. Kaşları hafifçe çatıldı, çenesindeki kaslar seğirdi. Bir şeyler sezdiği, dün geceki patırtının kokusunu aldığı belliydi ama sahadaki o telepatik uyumu bozacak tek bir disiplin ihlali görmedikçe lafı uzatmadı.
"Dün geceki gevşekliği unutturacak bir tempo istiyorum," dedi Koç Demir, sesini sahada yankılatarak. "Karaca, Aksoy... Çift kale maçta takımları siz kuruyorsunuz. Ama dün gördüğüm paslaşmayı görmezsem, o boynunuzdakilerle birlikte ikinizi de gölün etrafında akşama kadar koştururum. Anlaşıldı mı?!"
"Anlaşıldı Koç," dedi Pars. Sesi kendinden emin ve toktu. Göz ucuyla yanındaki Poyraz’a baktı; dudaklarının kenarında hafif, sadece Poyraz’ın yakalayabileceği o hınzır kıvrım belirdi.
Poyraz da başını sallayıp meydan okuyan yeşil gözleriyle karşılık verdi: "Merak etme Koç, pas hatası olmayacak."
İki kaptan takımlarını seçmek için sahanın ortasına doğru yürürken, aralarındaki çekim ve güç sahadaki herkesi ezip geçiyordu.
Aynı dakikalarda, ana binanın arkasındaki izbe otoparkta, sabah sisiyle kaplanmış çamların gölgesinde bir telefon ekranı titredi.
Kapüşonunu başına geçirmiş, yüzünü gölgelerin ardına gizleyen biri, cebinden çıkardığı telefonu kulağına götürdü. Karşı taraftan gelen ses, dağdaki bu serin havadan katbekat daha dondurucu, otoriter ve acımasızdı. Pars’ın babası Ferit Karaca’nın sesiydi bu.
"Söyle," dedi telefondaki kalın, emir kulu kabul etmeyen ses. "Durum ne?"
Köstebek, gözlerini saha tarafına çevirdi. Çitlerin arasından Pars ile Poyraz’ın yan yana, boyunlarındaki kolyelerle sahaya çıktığı o anı saniye saniye izlemişti.
"Efendim..." dedi, sesini fısıltı seviyesinde tutarak. "İşler tahmin ettiğinizden çok daha kötüye gitti. Pars o çocukla yeniden yan yana geldi. Hatta... dört yıl önce aldığınız o kolyeleri ikisi de boyunlarına taktı. Bütün kampın, herkesin gözü önünde açıkça birlikteler."
Hattın diğer ucunda öyle ağır, öyle tehditkâr bir sessizlik oldu ki, telefonun ucundaki kişi korkuyla yutkunmak zorunda kaldı.
Ardından Ferit Karaca’nın buz gibi fısıltısı hatta yankılandı:
"Demek öyle... Kendi ellerimle inşa ettiğim geleceği, o sokak çocuğunun kırıntılarına feda edeceğini sanıyor. Sen gözünü üzerlerinden ayırma. Arabayı hazırlatıyorum; o kampa gelip o bağı bu kez kökünden sökeceğim."
Telefon kapandı.
Köstebek cihazı hızla cebine tıkıp kapüşonunu biraz daha indirdi ve kimseye görünmeden binanın yangın merdivenlerine doğru süzüldü; arkasında yaklaşan büyük bir fırtınanın ayak seslerini bırakarak.
Bölüm etkileşimi
