54. bölüm / 84
SAKLI MAÇ54
Bölümler 84Şu an: 54
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime · Okuduğun bölüm
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Poyraz’ın avucu Pars’ın sıcacık göğsünde güm güm atan kalbin ritmini hissederken, beynindeki tüm mantık devreleri tek bir saniyede iflas etti. Pars’ın o meydan okuyan, gözlerinin içine baka baka sarf ettiği "O zaman sil Aksoy" fısıltısı, Poyraz’ın içinde saatlerdir köpüren kıskançlık barajını tuzla buz etti.
Poyraz geri çekilmedi. Aksine, bir kaplan gibi öne atıldı; Pars’ın göğsündeki elini sıkıca tişörtüne geçirip onu kendine çekti ve dudaklarını Pars’ın dudaklarına sertçe, neredeyse nefesini kesecek bir hırsla bastırdı.
Öpücük hem sahada attığı o hırslı goller kadar yırtıcıydı hem de yılların biriktirdiği tüm açlığı tenine mühürlemek ister gibiydi. Dudaklarının baskısıyla Pars’ın sırtı hafifçe metal dolaba vurdu. Fakat bu yangın sadece birkaç saniye sürdü.
Poyraz yaptığı şeyin cüretkarlığını idrak ettiği anda aynı hızla geri çekildi. Göğsü körük gibi inip kalkıyordu, dudakları Pars’ın teninin sıcaklığıyla yanıyordu. Kendisi bile kendinden böyle bir delilik, böylesine dizginsiz bir hamle beklemiyordu. Gözleri panikle fal taşı gibi açıldı; tek bir kelime bile edemeden bankın üzerindeki spor çantasını, kapüşonlusunu kaptığı gibi parmak uçlarına basarak soyunma odasının kapısını açtı ve bir hayalet gibi koridora fırladı.
Pars ise olduğu yerde mıhlanmış gibi kaldı.
Sırtı dolabın soğuk kapağına yaslı, ıslak saçlarından damlayan sular omuzlarına dökülürken sağ elini yavaşça dudaklarına götürdü. Parmak uçları, Poyraz’ın sertçe vurduğu ve geride bıraktığı o yakıcı sızının üzerinde gezindi. Koyu renk gözlerinde önce katıksız bir şok, ardından yüzünün her bir kıvrımına yayılan büyülenmiş, karanlık ve inanılmaz derecede tatmin olmuş bir sırıtış belirdi. "Deli bu çocuk..." diye fısıldadı boş soyunma odasına, kalbi az öncekinden bile daha delice çarparken.
Poyraz yemekhaneye inene kadar geçtiği taş merdivenlerde ciğerlerine soğuk havayı çeke çeke az da olsa kendine gelmeye çalıştı. Yanaklarındaki o cayır cayır yanan kırmızılığı yatıştırmak için elinin tersiyle yüzünü sildi, tişörtünün yakasını çekiştirip derin bir nefes aldı.
Yemekhanenin uğultulu kapısından içeri süzüldüğünde gözleri anında köşedeki masayı buldu. Derin, elindeki çatalı tabağındaki patateslere batırırken kapıyı gözlüyordu; Poyraz’ın hızla masaya yöneldiğini, saçlarının hafif ıslak ve bakışlarının fırıl fırıl olduğunu görünce kaşları havalandı.
"Nerede kaldın sen?" dedi Derin fısıltıyla, Poyraz karşısındaki sandalyeye kendini çuval gibi bırakırken. "Buz kesti yemekler. Yanakların niye öyle al al senin?"
"Yok bir şey..." dedi Poyraz alelacele, çatalı kapıp tabağa dalarak. "Duş aldım, merdivenleri koştum sadece."
Derin gözlerini kısıp ona inanmaz bir bakış attı ama Poyraz’ın masanın altına sakladığı titreyen ellerini görünce üstelemedi; işin içinde Pars’ın olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktu.
Birkaç dakika sonra yemekhanenin ağır kapısı bir kez daha açıldı.
Pars içeri girdi. Üzerine siyah kapüşonlusunu geçirmiş, nemli saçlarını gelişiüzel geriye taramıştı. Yüzünde yine o kimseye geçit vermeyen, soğuk kaptan maskesi vardı ama dudaklarının kenarında dikkatli bakan birinin hemen sezebileceği tehlikeli bir sakinlik titreşiyordu.
Gözleri doğrudan salonu taradı; Poyraz’ın oturduğu masayı buldu, bir saniyeliğine Poyraz’ın kaçamak yeşil bakışlarıyla kilitlendi. Poyraz çatalını tabağın kenarına çarpıp hızla başını eğdi.
Pars hiçbir şey olmamış gibi adımlarını yemekhanenin diğer ucundaki, takım arkadaşlarının ve yanındaki sandalyeyi hevesle işaret eden Selin’in olduğu masaya doğru yöneltti. Selin ona doğru cilveyle gülümseyip bir şeyler anlatmaya başlarken, Pars sandalyesini çekip oturdu.
Ayrı masalardaydılar, aralarında onlarca sporcu ve metrelerce mesafe vardı; fakat salonun uğultusunun üzerinde, iki masanın arasında görünmez bir elektrik teli gerilmişti ve ikisi de o telin ucundaki yangının farkındaydı.
Bölüm etkileşimi
