48. bölüm / 84
SAKLI MAÇ48
Bölümler 84Şu an: 48
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime · Okuduğun bölüm
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Soyunma odasının buharı koridora taşarken, su sesleri ve krampon takırtıları yavaş yavaş azaldı. Poyraz dolabının önündeki ahşap banka oturmuş, bağcıklarını çözerken Barış tam tepesine dikildi. Boynundaki havluyu hırsla çekip Poyraz’ın omzuna hafifçe vurdu; yüzündeki şüphe sahadakinden çok daha keskindi.
"Bana bak Aksoy," dedi Barış, sesini soyunma odasının gürültüsünde sadece ikisinin duyabileceği bir fısıltıya indirerek. "Derin dışarıda laf kalabalığıyla beni savuşturdu ama ben yemem. Sahada birbirinizin gözünün içine nasıl baktığınızı gördüm. Sen bu heriften nefret ediyordun. Dün gece ne oldu da böyle birden bire can ciğer oldunuz?"
Poyraz başını kaldırıp Barış’ın dürüst, dobra gözlerine baktı. Yıllardır aynı odaları, aynı sahaları paylaştığı; her derdini ilk açtığı adam karşısındaydı. Ona uyduruk bir yalan söylemek, "Koç uyardı da öyle yaptık" demek Poyraz’ın boğazından geçmedi. İçindeki o suçluluk duygusu omzuna bindi.
"Barış..." dedi Poyraz, sesi yorgun ama tamamen samimiydi. Elini kaldırıp Barış’ın kolunu sıktı. "Senden bir şey saklamak istemiyorum, gerçekten. Ama şimdi sırası değil. Gece her şeyi tek tek anlatacağım sana. Söz veriyorum."
Barış, Poyraz’ın gözlerindeki o savunmasız ciddiyeti görünce kaşlarını hafifçe gevşetti. Poyraz’ın kolay kolay böyle bakmayacağını, meselenin sıradan bir taktik anlaşması olmadığını çok iyi biliyordu. "Pekala..." dedi başını sallayarak. "Gece anlatacaksın. Tek bir detayı bile atlamadan."
Havlusuyla saçlarını kurulayıp çantasını omzuna taktı ve kapıya doğru yürüdü.
Takım arkadaşları teker teker giyinip, bağırış çağırış eşliğinde koridora dağıldı. Metal dolap kapaklarının kapanma sesleri, gülüşmeler ve ıslıklar uzaklaştı; nihayet ağır ahşap kapı dışarıdan kilitlenircesine tok bir sesle kapandı.
Soyunma odasında sadece duş başlıklarından fayansa damlayan suyun tekdüze tıpırtısı kaldı.
Ve odada sadece iki kişi vardı.
Poyraz bankın üzerinde öylece otururken, duş bölmesinin buğulu camının arkasından bir silüet belirdi. Pars, beline doladığı koyu renk havluyla dışarı çıktı. Islak, uzun siyah saçları alnına ve ensesine yapışmıştı; soluk teninden süzülen su damlaları geniş omuzlarından aşağıya, göğsüne doğru akıyordu.
Pars acele etmeden, çıplak ayaklarıyla ıslak zemine basarak Poyraz’ın durduğu sıraya doğru yürüdü. Koyu kahve gözleri, odanın kapısının kapalı olduğunu kontrol ettikten sonra Poyraz’ın üzerindeki ıslak formaya ve boynundaki kolyenin hafif ışıltısına kilitlendi.
O mermer gibi soğuk ifadesi bir anda eridi; dudaklarının kenarında, buharın ortasında Poyraz’ın nefesini kesecek kadar tehlikeli ve sahiplenici bir tebessüm belirdi.
"Herkes gittiğine göre..." dedi Pars, sesi nemli odanın duvarlarında yankılanan boğuk ve alçak bir tonda çıktı. Bankın diğer ucuna oturmak yerine, tam Poyraz’ın önünde, dizleri neredeyse birbirine değecek mesafede durdu. "...artık o sahada yarım kalan gol sevincini tamamlayabiliriz sanırım, Aksoy."
Bölüm etkileşimi
