33. bölüm / 84
SAKLI MAÇ33
Bölümler 84Şu an: 33
- 1 BÖLÜM 1358 kelime
- 2 BÖLÜM 2588 kelime
- 3 BÖLÜM 3570 kelime
- 4 BÖLÜM 4527 kelime
- 5 bölüm 5277 kelime
- 6 BÖLÜM 6418 kelime
- 7 BÖLÜM 7486 kelime
- 8 BÖLÜM 8453 kelime
- 9 BÖLÜM 9287 kelime
- 10 BÖLÜM 10397 kelime
- 11 BÖLÜM 11280 kelime
- 12 BÖLÜM 12380 kelime
- 13 BÖLÜM 13333 kelime
- 14 BÖLÜM 14333 kelime
- 15 BÖLÜM 15305 kelime
- 16 BÖLÜM 16384 kelime
- 17 BÖLÜM 17453 kelime
- 18 BÖLÜM 18452 kelime
- 19 BÖLÜM 19421 kelime
- 20 BÖLÜM 20563 kelime
- 21 BÖLÜM 21327 kelime
- 22 BÖLÜM 22416 kelime
- 23 BÖLÜM 23342 kelime
- 24 BÖLÜM 24405 kelime
- 25 25272 kelime
- 26 26377 kelime
- 27 27360 kelime
- 28 28388 kelime
- 29 29547 kelime
- 30 30467 kelime
- 31 31460 kelime
- 32 32359 kelime
- 33 33380 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 34604 kelime
- 35 35473 kelime
- 36 36438 kelime
- 37 37450 kelime
- 38 38399 kelime
- 39 39339 kelime
- 40 40497 kelime
- 41 41542 kelime
- 42 42431 kelime
- 43 43341 kelime
- 44 44320 kelime
- 45 45355 kelime
- 46 46376 kelime
- 47 47450 kelime
- 48 48384 kelime
- 49 49313 kelime
- 50 50315 kelime
- 51 51350 kelime
- 52 52281 kelime
- 53 53486 kelime
- 54 54509 kelime
- 55 55474 kelime
- 56 56395 kelime
- 57 57532 kelime
- 58 58475 kelime
- 59 59447 kelime
- 60 60394 kelime
- 61 61359 kelime
- 62 62350 kelime
- 63 63405 kelime
- 64 64428 kelime
- 65 65342 kelime
- 66 66393 kelime
- 67 67452 kelime
- 68 68484 kelime
- 69 69557 kelime
- 70 70451 kelime
- 71 71586 kelime
- 72 72658 kelime
- 73 73554 kelime
- 74 74540 kelime
- 75 75654 kelime
- 76 76633 kelime
- 77 77464 kelime
- 78 78809 kelime
- 79 79769 kelime
- 80 80914 kelime
- 81 81606 kelime
- 82 82609 kelime
- 83 83728 kelime
- 84 84 (FİNAL)714 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derin, Poyraz’ın yüzündeki o paramparça olmuş, tükenmiş ifadeyi görünce kavradığı kapüşonlunun kumaşını yavaşça bıraktı. Gözlerindeki hiddet, yerini çaresiz bir kırgınlığa bıraktı. Üzerine çok fazla gittiğini, zihnindeki kilitleri zorlarken onu nefessiz bıraktığını fark etmişti.
"Tamam..." dedi Derin, fısıltısı koridorun soğuk taşlarına çarptı. "Üstüne gelmeyeceğim. Sadece... biraz kafanı toparla. Kendine gelene kadar buradayım."
Poyraz’ın omzuna hafifçe dokunup arkasını döndü ve sessiz adımlarla kendi odasına geçerek kapıyı aralık bırakmadan kapattı.
Poyraz sırtını soğuk duvara yaslayıp bir süre öylece bekledi. Şakaklarındaki zonklama dinmemiş, göğsündeki o yabancı ağırlık tek bir santim bile hafiflememişti. Derin bir nefes alıp başını geriye vurdu, ardından kontrolü tamamen kaybetmiş bacaklarına boyun eğerek merdivenlerden aşağıya, zemin kata doğru inmeye başladı.
Son basamağı döndüğü anda, antrenman tesisinin arka çıkış kapısının hemen önünde dikilen silüeti gördü.
Pars oradaydı.
Siyah kapüşonlusunun içinde, loş acil durum lambasının soluk ışığında bir gölge gibi bekliyordu. Poyraz’ın adımları donakaldı; nefesi boğazında tıkandı.
Göz göze geldikleri o ilk saniyede havada ne bir alay ne de bir meydan okuma vardı. Bakışları, az önce karanlıkta konuşulan her şeyi, o kolyenin sırrını ve yılların sisini aynı anda yırtıp geçmiş iki insanın çıplak bilinciyle doluydu. Birbirlerine sanki her şeyi, zihinlerinde sakladıkları en ufak parçayı bile eksiksiz anlamış gibi baktılar. Artık inkâr edecek tek bir köşe, arkasına saklanacak tek bir yalan bile kalmamıştı.
Pars tek bir kelime etmedi. Poyraz’ın gözlerinin en derinine baktıktan sonra yavaşça arkasını döndü, tesisin ağır yangın kapısını itip gecenin ayazına adım attı.
Poyraz bir an duraksadı; mantığı ona geri dönmesini, yukarı çıkıp kapıyı kilitlemesini haykırıyordu. Fakat bedeni ona itaat etmedi. İstemsizce, görünmez bir ipe bağlanmış gibi adımları Pars’ı takip etti.
Kapı arkalarından hafif bir klik sesiyle kapandı. Dağın keskin soğuğu, ağaçların arasından süzülen ay ışığı ve ayaklarının altındaki çakılların çıtırtısı dışında hiçbir şey yoktu. Pars birkaç adım önde, başını çevirmeden patikayı takip ediyordu. Poyraz ise onun hemen ardında, o tanıdık geniş omuzların rüzgârı kesişini izleyerek yürüyordu.
Patika ormanın derinliğine doğru kıvrıldı ve sonunda suyun hafif çırpıntısıyla aydınlanan gölün kıyısına indiler.
Gündüz herkesin etrafında koşuşturduğu, Selin’in ve Derin’in durduğu o iskele bu kez tamamen boş, zifiri karanlığın ortasında parıldayan bir sığınak gibiydi. Pars iskelenin ucuna kadar yürüdü ve suyun kenarında durup arkasını döndü.
Koyu renk gözleri ay ışığının altında simsiyah bir kuyu gibiydi; hemen karşısında duran Poyraz’ın sarı saçları rüzgârda dağılırken, ikisi de konuşmadan önce aralarındaki o son adımı silmeye hazırlanıyordu.
Bölüm etkileşimi
