24. bölüm / 32
Kısaca HanWeakness
Bölümler 32Şu an: Weakness
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zayıflık
Eve girdiğimizde Minho'nun hırkası bayağı ıslanmıştı falat biz o kadar fazla ıslanmamıştık. Sadece altımda şort olduğu için üşüyordum ve bu titrediğim için belli oluyordu.
"Han üşüyor musun?"
"Evet bacaklarım üşüyor."
Odama çıktığımda direkt yatağımın yorganının altına girdim ısınmak için. Minho da yanıma gelince gülümsedim. Beraber sessizce oturduk. Isınmaya çalışıyordum.
"Han 1. Dönemin 2. Sınavları başlıyormuş."
"Bu hafta mı?"
"Evet."
Üzgün bir şekilde başımı Minho'nun omzuna koydum.
"Beni çalıştırabilir misin?"
"Tabikide sen iste yeter."
"Hiç çalışmak istemiyorum ama sınav işte."
"Çalışmamız lazım Han zorunlu."
Ellerimi ovuşturarak ısıtmaya çalışırken Minho ellerimi tuttu ve ısıtmaya başladı. Sanki ondan çok şey istiyor gibi düşünüyorum bazen. Evet belki küçük şeyler istiyorum ama bunlar benim gözüme büyük geliyor.
Gözlerim kapanmaya başlamıştı. Uykum mu vardı bilmiyorum ama gözlerim kapanıyordu. Uykulu olduğumu düşünmüyorum çünkü daha on dakika önce enerjiktim.
"Uykun mu var?"
"Bilmiyorum gözlerim kendiliğinden kapanıyoru."
Minho elini anlıma koydu.
"Çok az ateşin var." Elini yavaşça çekti ve endişe ile bana bakmaya başladı. Bende endişelenmiştim.
"Yine hasta oldum...." Üzgünce söylendim. Bunun üzerine Minho bana sarıldı.
"Han deme böyle ama." O da mutsuzdu hastalandığım için. Saçlarımı okşadı.
"Minho gerçekler acıtır."
"üzülme zaten o kadar ciddi birşey değil. İyileşirsin iki güne endişelenme."
"Ama okul?"
"Sağlığın daha önemli. Ben sana notlarımı veririm."
"Tamam."
"Bekle ben aşağıdan ilaç alıp geliyorum."
Minho aşağı indiğinde yatağa yatıp öylece ranzanın üstündeki demirlere baktım. Neden hep hasta oluyorum ki? Düzgün besleniyorum düzgün uyuyorum. Bazen aksaklıklar oluyordu ama çok nadir. O nadi durumlardan sonra hastalanıyorum işte. Düştüğüm anda biryerlerim kanıyor be ya çiziliyor. Neden bu kadar hassasım?
Minho ben sorulara dalmışken gelmişti. Arkasında da annem vardı.
Annem "ben dedim sana hırka giy diye dinlemedin. Biraz beni dinlesen hasta olmazsın. Soğuk su içme diyorum içiyorsun. Geç yatıyorsun. Sürekli telefondasın."
Annemim bana bunları söylemesi canımı yakmıştı. Bütün suçun bende olduğunu yüzüme vurması canımı acıtıyor.
Bunları söyledikten odamdan öylece çıktı. Minho yanıma geldi ve yatağın hizasına yetişmek için çömeldi ve saçlarımı okiamaya başladı.
"Annenin yaptığı yanlıştı."
Minho ilacı açarak kaşığa döktü ve içirdi. Tekrar hasta olduğum için kendimi kötü hissediyorum.
"Han hadi ama hasta olman bizim mi suçumuz? O kadar ciddi birşey değil."
"Benim suçum.... Ama değilde. Bilmiyorum."
Minho daha rahat olmak için dizlerinin üstüne oturdu.
"O zaman anlat neden senin suçun?" Gülümsedi ve beklemeye başladı.
"Sana üşümeme rağmen hırkayı verdim ve senin hasta olmamanı istedim. Bu benim hatamdı. Ama bunun sayesinde sen üşümedin."
Gülümsedi. " bunun için hırka sende kalsın dedim. Hasta olmaman için" burnuma dokunup ayağa kalktı.
"Özür dilerim."
"Sorun değil. Özür dilemene gerek yok hatanı anlaman yeterli. Burda bende suçluyum. Sadece giymeni söyledim sebebini de söylemeliydim."
"Minho....." gülümsedim. Minho diğer insanlardan farklıydı. Hatamı yüzüme vurmak yerine benim bulmamı sağlıyordu.
"Efendim?"
"Teşekkür ederim"
"Ne için?"
"Hatamı diğer insanlar gibi yüzüme vurmak yerine benim bulmamı beklediğin için."
Gülümsedi. "İnsanların kendi hatasını bulması, yüzlerine vurmaktan daha yararlı. Diğer türlü hatanı fark etsen bile acıtıcak."
"Haklısın."
Minho odadan tam bilmesemde galiba ilacı aşağıya tekrar koymaya indi. Kendimi biraz da olsa iyi hissediyordum. Minho olmasaydı bu hayatta nasıl mutlu olucağımı bilmiyorum.
İnce battaniyeyi üstüme çekip gözlerimi kapattım. Uyumuyordum sadece dinlenmek istedim. Birkaç saniye sonra kapının tekrar açıldığını duydum. Gözlerimi kapalı tuttum.
"Uyumuyorsun değil mi?" Sözlerine gülümsedim.
"Sabahları uyuyabilen bir insan değilim. Sadece gözlerimi dinlendirmek istedim."
Ben konuşurken Minho yanıma geldi, çömeldi ve elini battaniyenin üstünden karnımın üstüne koydu.
"Kendini biraz da olsa iyi hissediyor musun?"
"Evet teşekkür ederim."
"Birşey değil."
Gözlerim kapalı dururken uyuya kalmışım. Kalktığımda direkt cama baktım. Yıldızlar gözükür haldeydi. Saate baktığımda 7'ydi. Minho görünürde yoktu. Ranzanın üstünde telefon ışığı yansıyordu.
"Minho?"
Ranzadan inip yanıma geldi.
"İyi uyudun mu?"
"Mhmm" evet anlamında mırıldandım.
Minho yanıma oturup saçımı okşamaya başladı.
"Kafanı bacağıma koysana daha rahat olur."
Tereddüt etmeden kafamı bacağına koydum ve gözlerimi kapattım. Minho'nun kıkırdamasını duyduktan sonra ellerini de saçlarımın arasında hissettim. Gülümsedim.
"Saçınla oynamamı seviyorsun değil mi?"
"Evet. Bütün gün böyle durabilirim."
Kıkırdadığını duydum.
"Aç mısın? Annen sana akşam yemeği için birşeyler koydu."
Yavaşça yataktan kalktım ve masaya oturup annemin bıraktığı tabaktaki yemeği yemeye başladım.
"Yarın okula gidicek miyim?"
"Bilmem. İyi hissedersen gidersin."
"Tamam."
Yemeğimi bitirip tabağı mutfağa götürmek için kalkıcakken Minho durdurdu.
"Sen otur ben götürürüm."
Tabağı alıp saçımı okşadıktan sonra odadan çıktı. Bende yatağa geri yattım.
Minho bir süre sonra odaya tekrar girdiğinde ona gülümsedim. O da gülümseyerek karşılık verdi.
"İstemezsen okula gelmekte zorunlu değilsin."
"Evde tek başıma kalmaktan daha iyi."
"Evde yalnız kalıcağını kim söyledi?"
"A-" cidden neden tek başına oturucağımı düşündümki.
Kıkırdadı ve yanağımdan makas aldı.
"Çok tatlısın Han." Gülümsedi. Bende kıkırdadım.
Minho elinin tersini alnıma koyup ateşimi ölçtü.
"Ateşin yok denilecek kadar az. Yarına geçer."
"Yaşın be! Okula gidicem." Minho sevinmeme karşı güldü. Tamam belki biraz fazla mutlu olmuş olabilirim ama evde boş boş oturmaktansa okula gitmeyi tercih ederim.
"Hadi yat ben biraz kedilerle ilgilenip uyurum."
"İyi geceler Minho." Gülümsedim
"Sanada iyi geceler sincabım." Kıkırdayıp yanağımdan makas aldı ve kedilerin olduğu odaya doğru yürüdü bende başka yapabileceğim hiçbirşey olmadığı için gözlerimi kapatıp uyudum.
Bölüm etkileşimi
