11. bölüm / 32
Kısaca HanProtect
Bölümler 32Şu an: Protect
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Korumak
Minho'dan çıkıp eve geldiğimde kapıyı annem açtı. Kesin soru yağmuruna düşücektim.
"Neden geç geldin?"
"Minho sana yazmış diye biliyordum ama uyuya kalmışım proje yaparken."
"Kötü birşey oldu mu?"
"Anne tövbe estağfurullah ne olsun. Sadece uyuya kalmışım hatta çocuk beni rahatsız etmemek için koltukta yatmış"
"Tamam geç içeri"
Böylece içeri giriş hakkı kazanıp odama çıktım. Yarın okul vardı. Yarın kalkıp çantamı hazırlamaya üşeniğim için şimdi hazırladım. Odamın etrafında döndüm. Sıkılmıştım ne yapabilirdim. Gözüm klavyeme çarptı. Tamamen kafandan çıkmıştı uzun süredir çalamamıştım. Hemen kalvyenin taburesine oturup açtım. Rastgele birkaç tuşa bastım. Özlemiştim. Hemen notalarımı çıkartıp rastgele birini seçtim. Şansıma en sevdiğim şarkıydı. Bir süre çaldım. Gerçekten huzurlaştırıyordu insanı. Sonra aklıma bir fikir geldi. Neden yeni birşey öğrenmiyorum ki. O an aklıma ilk Muddy water şarkısının giriş bölümü geldi. Birkaçkez duymuştum ve çok güzel bir melodisi vardı. İnternetten kurcalayıp buldum. Çalmaya çalıştım. Onbeş dakika sonra çok güzel çalabiliyordum. Zaman geçirecek birşey arıyordum evde. Acaba bir sokak ötedeki bakkala gidip birşeyler mi alsam diye düşündüm. Fenan fikir değildi. Annemden zorla da olsa izin kopardım. Ayakkabılarımı giyip çıktım. Saat on iki civarlarıydı. Bakkaldan birkaç atıştırmalık alıp çıktım. Evin hemen yanındaki parkta bir bank bulup güneşin batışını izledim. Çok güzeldi. Bir anda yanımda bir beden hiss ettim. Gelen Chan'dı
"Han dünkü söylediklerim için üzgünüm. Seni kırmak istememiştim"
Direkt konuya girince şaşırmıştım ama belli etmedim. Ne diyeceğimi bilmiyordum kabul etmeliydim yok etmemeliydim?
Bir süre sessiz kaldım. Keşke aklımı okuyabilseydi.
"Biliyorum Han seni üzdün ve şuan tereddüttesin. Yine sana aynısını yaptım diye değil mi?"
Gerçekten aklımı okudu....
"Özür dilerim seçim senin ister kabul et ister etme gönlün hangisini isterse...."
Uzun süre ona baktım biraz daha düşündükten sonra cevap verdim
"Özrün kabul edildi"
O an bana ani bir şekilde sarıldı
"Teşekkür ederim Han~"
Beni de güldürmeyi yine başardı işte. Poşetten bir atıştırmalık çıkartıp ona verdim. Beraber gün batımını izledik. Gerçekten çok güzeldi. Sohbet ederken zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark etmedim. Chan'dan izin alış eve gittim. Chan gerçekten abim gibiydi bende onun minik kardeşi gibi. Sürekli kedime iyi bakmamı falan söylerdi. Bana zarar gelmesini istemezdi. Acaba Chan'ın kardeşi varmıdır?.....
Evde birşeyler ile oyalandıktan sonra yatağa yine kendimi attım.
Okul için yine erken kalktım. Bu sefer anlamsız yere enerjiktim. Merdivenlerden hızlıca inip kahvaltı masasına oturdum. Masa dediğimde çok büyük bir sofra değildi sadece annem ile ben vardım. Abim de vardı ama şarkıcı olduğu için bizimle yaşamıyordu. Arada ziyarete geliyordu. Babam derseniz çalışıyordu.
"Günaydın anne!~"
"Günaydın ne bu enerji?"
"Bende bilmiyorum" diyip gülümsedim ve yemeğimi yemeye koyuldum. Yemeğimi yedikten sonra okul kıyafetlerimi giydim ve çantamı alıp çıktım. Kahvaltı biraz uzun sürmüştü onun için direkt evden giyinip çıktım.
Okulda da sabahki kadar enerjiktim. Bir insan sabahın köründe nasıl bu kadar enerjik olabilirdi ki?
"Selam Christopher Bang~~" Bangchan kendi adını benden tam bir şekilde duyunca güldü.
"Selam ne bu enerji Han? Sabah için çok fazla"
"Bende bilmiyorum ama olsun uykulu olmaktan iyidir." Gülüştük ve sonra zilin çalması ile sohbeti bıraktık. Ders yine sıkıcı gelmişti. Zaten ilgimi çeken bir tek müzik dersi ve edebiyattı. Çoğu insana edebiyat sıkıcı gelir ama hikayeler bana çok anlamlı gelir. Her hikayenin altında bir anlam yatar. Bazen anlaması zor olur ama bulmaktan zevk alırım. Zilin çaldığını duyunca yüzüm güldü. Bu matematik hocası da asık suratlı gelmese belki ders ilgimi çekecek ama olmuyor. Öğretmenler derste hep mutsuz ve asık suratlı olunca benim de ilgimi çekmiyor napıcam...
Minho'nun yanıma yaklaştığını görünce yine yüzüme bir gülümseme yerleşti. O da gülümsemişti.
"Naber Hannie~"
"İyi, senden?"
Masaya bir kaşır parçası koydu.
"Hediyem olsun"
Kağıt parçasına bakınca çizilene şeyin ben olduğunu anladım. Dün yemekleri ağzıma sıkıştırırken çektiği fotoğrafın basit bir çizimiydi. Biraz inceledikten sonra ona bakıp tekrar gülümsedim.
"Teşekkür ederim Minho"
"Ne demek" Bugün o da mutluydu
Diğer ders beden eğitimiydi. Neyseki enerjim tavandı. Hoca yine şu adını bilmediğim maçı yaptırıyordu yakar topa benzer fakat hem ebediniz hem de kaçan tarafsınız. Eğer topu yakalarsan atarsın. Eğer yakalayamayıp sana değerse kaybedersin.
Herkes yerini aldığında oyun başlamıştı. Sınıfta çok sosyal olmadığımdan Minho, Chan Lia ve Changbin dışında kimseyi tanımıyordum.
Changbin ile nasıl arkadaş olduk ben de bilmiyorum ama o bu oyunu çok iyi oynuyor. Hiçbir top elinden kaçmıyordu. Tek sıkıntı onun karşı tarafta olmasıydı. Benim takımımda ise Minho ve Chan vardı tanıdığım. Topun bana geldiğini görünce yakalayıp karşı takımdaki herhangi birine attım ve eledim. Daha oyunun başından elemiştim. Ve topu Changbin yerden topu alıp Chan'a doğru attı. Chan'ın işi zordu. Yakalabilecek miydi? Şans eseri yakaladı ve o da rastgele birine attı. Oyun böyle devam ederken karşı takımdan güçlü bir çocuk topu bana öyle sert attı ki çok fena bir şekilde yere yapıştı. Sorun yere yapışmamda değildi. Sorun spor salanunun tadilatta olup bizim de okulun bahçesinde taş zeminde oynamamızdı.
Yere düştüğümde o kadar canım yandı ki hareket edemedim. Dizlerim kesin kanamıştı. Niye bir insan beden eğitimi formasının altını şort yapar ki. Hiç mi aklına yüz üstü düşebileceğimiz gelmedi.
Birinin bedenimi kaldırdığını hiss ettim. Baktığımda bunun Minho olduğunu gördüm beni okulun bahçesindeki banka kadar taşıyıp oturtturdu.
"Dizlerin çok fena kanıyor..."
Gerçektende çok kötü kanıyordu. Okulda böyle durumlar için ilaç dolabı vardı hemşire yoktu. Minho da bunu bildiği için koşarak oraya gitti. Bir süre sonra geri geldi ve çömelip dizimin etrafındaki kanı silip üstünü de bandajladı. Bunu diğer dizime de yaptı. Dokunuşları çok zarifti. Acıtmamak için yavaş dokunuyordu.
İşi bitiğinde geri ayağa kalktı ve yanıma oturdu. Başka bir pamuk alıp yanağıma koyduğunda o an yüzümde de yara olduğunu anladım. Orayı bandajlayamıyacağı için yara bandı yapıştırdı ve gülümsedi.
"Şimdi daha iyi hissediyor musun?"
"Evet teşekkürler Minho"
“Beden dersi bitene kadar yanında kalacağım”....
•Evet bu günün cuma olduğunu ve gece yarısı olduğunun farkındayım. Ama bugün doğum günüm olması niyetiyle ekstra ce sevdiğim bölümlerden olan iki bölümü yayınlamak istedim :)•
Bölüm etkileşimi
