20. bölüm / 32
Kısaca HanLia Saying New Lies
Bölümler 32Şu an: Lia Saying New Lies
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lia yeni yalanlar söylüyor
Sabah kalktığımda Minho'nun hala uyuduğunu fark ettim. Saat kaç ki? Merakımdan yanımdaki komidindeki saate baktım 6:00'mış. Okul için çok vakit vardı. Yatakta esnerken Minho çıkan tıkırtılardan uyanmış olmalı ki, anlamsız şeyler mırıldanıyordu.
"Uyandın mı?"
"Mmmhmm" evet anlamında bir şekil sesler çıkardı.
"Seni kaldırdıysam özür dilerim. Saat daha erken. Geri yatabilirsin."
"Boşver erken kalkalım daha iyi." Minho merdiven yardımı ile aşağı indiğinde bende bende kalktım.
Beraber aşağıya mutfağa indik. Annem uyuyordu birazdan kalkıp işe gider. Bazen ona acıyorum çok sıkı çalışıyor.
"Minho aklıma bir fikir geldi."
"Ne geldi yine aklına." Gülümsedi.
"Annemene kahvaltı hazrılayalım."
"İyi düşündün bak. Annen çok sıkı çalışıyor biraz yardımcı olabiliriz."
Biraz düşündükten sonra beraber tekrar pankek yapmaya karar verdik. Bu sefer bağırmadan yapmıştık. Sofrayı hazırlayıp tam oturucakken annem geldi. Mutfağa girdiğinde bizim yaptıklarımızı görünce şoka girdi.
"Gerek yoktu çocuklar." Gelip ikimize de sarıldı ve başımızın üstünden öptü.
Hep beraber sofraya oturup sohbet ederek yemeğimizi bitirdik. Annem işe gittiğinde bende bulaşıkları yıkamaya başladım. Ev çok sessizdi. Minho yukarıda muhtemelen okul formasını giyiniyordu. Bir anda birisinin belime sarıldığını hissettim. Yüzümün kızarmasına engel olamadım. Minho başını omzuma yasladı. Bulaşıkların hepsini yıkayana kadar öyle kaldık.
Bulaşıkları yıkamayı bitirdiğimde yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Minho bu şeklime gülüp konuştu
"Kıpkırmızı olmuşsun Han sadece sarıldım."
Bende kendi halime güldüm.
"Neyse bende üniformamı giyiyim sonra çıkarız."
"Tamam bekliyorum." Minho ellerini ceplerine koyup bekleyeme başladığında bende odama çıktım.
Birkaç dakika sonra giyinip Minho'nun yanına geldim ve beraber evden çıktık.
Okula geldiğimizde Lia'nın yine saçma yalanları yüzünden herkes bize bakıyordu. Aldırmamaya çalışarak sınıfa girdik.
Çantamı masanın kenarına astıktan Chan'ın yanına gittim.
"Anlatsana şu Lia neler uydurmuş merak ettim."
"Kız harbi manyak. Neymiş Minho ile Han platonikmiş. Neymiş sevgili olduklarını çok belli ediyormuşsunuz. Valla anlamıyorum aranızda birşeyler olsa onun ne işine yarıyacak sanki kendisi aşık değil bide diyor ki benim aşık olduğum başka sınıfta. Ama bu sınıfta Changbin'e aşıkmış."
Son söylediklerini duyunca ikimizde gülme krizine girdik.
"Ciddi mi Changbin ona bakmaz bile. Bak şuraya yazıyorum Changbin ona baksın benim adım Han değil."
İkimiz yine gülmekten yerlere yattık.
"Valla anlamıyorum bu kızı ya sizin aranızda birşey olsa nolucak ona ne faydası var?"
"Chan hyung...." Gülmeyi kesmiştim ama çok da ciddi değildim
"Efendim"
"Sana söylemedim ama bizim Minho ile aramızda birşeyler var."
"Bunu bana neden önceden söylemedin dövceö seni şimdi ha!" Beni kitap ile kovalamaya başlayınca yine gülmeden duramadım. Sınıfta koştururken ben yine sakarlık yapıp birinin üstüne düştüm.
"Han artık şu önüne baksan mı ha?" Tekrar Minho'nun üstüne düşmüştüm.
"Özür dilerim Minho-sshi" Minho saçlarımı okşadı ve ayağa kalktık.
"Sorun değil ama dikkatli ol başka birine çarpabilirdin."
"Haklısın bundan sonra daha dikkatli olurum."
Chan durmamış ve hala kitap ile beni kovalıyordu Minho'nun arkasına saklanınca o da beni korudu. Chan'ın şaka yaptığını ikimizde biliyorduk o bize vurmaya kıyamazdı hiçbir zaman.
Son sürat bize doğru gelip sarıldı. Dedim ya bize vurmaya kıyamaz.
Ders zili çalınca sıralarımıza geçtik. Hocayı beklerken bende Minho ile Lia'nın dedikodusunu yapıyorduk. Daha doğrusu gülmekten yapamıyorduk.
Ders bitince hep beraber toplandık. Changbin'e hayırlı olsun bakışları attım fakat anlamadı.
Changbin "Han bana niye öyle bakmış atıyon?"
Han "hayırlı olsun kanka." Sırıttım.
Chan da dahil oldu bana
Chan "aynen hayırlı olsun"
Minho "hayırlı olsun."
Felix ve changbin hala anlamamıştı.
Han "Lia sana aşıkmış hayırlı olsun."
Hep beraber güldük Changbin'im sinirleri bozulmuştu gülmek istiyordu ama ağlamakta.
Changbin "bana aşık olacak kişiyi seviyim o kızla çıkmak yerine yemek gömmeyi tercih ederim."
Ve tekrar gülme krizine girmiştik. Çok keyifli oluyordu arkadaşlar ile sohbet edince.
Felix "sınıfa yeni çocuk geliyormuş haberiniz olsun."
Changbin "umarım Lia gibi pick me falan değildir."
Sonraki ders edebiyat dersiydi hoca sınıfa bir öğrenci ile girmişti. Sanırım Felix'in kast ettiği yeni öğrenci buydu.
"Selam sınıf. Derse başlamadan önce sizi yeni sınıf arkadaşınız ile tanıştırayım Hwang Hyunjin."
Çocuk ile göz göze gelince gülümsedim. Minho kulağıma fısıldadı
"Aramızda kalsın ama sen birine gülümseyince kıskanıyorum." Gülümsedim ve çocuğu inceledim.
Uzun boyluydu saçları sarı ve omzuna gelicek uzunluktaydı yakışıklıydı. Gözünün altındaki ben dikkatimi çekmişti.
"Hyunjin şurdaki Changbin onun yanına oturabilirsin."
"Tamam hocam." Hyunjin Changbin'in yanıma oturdu ve kısa bir selamlaşmadan sonra hocayı dinlemeye devam etti.....
Bölüm etkileşimi
