Kısaca Han kitap kapağı

19. bölüm / 32

Kısaca Han

Stay Alone

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Stay Alone

Yalnız kalmak

Takımlar ayrılınca oyuna başladık. Topu bana atarken dikkatli olmaya çalışıyorlardı hatta atmıyorlardı bile. Bu benim canımı sıkıyordu hastayım biliyorum ama çok sıkıcı oluyor. Changbin bu durumu fark etmiş gibi topu bana sert bir şekilde attı. Ona gülümsedim ve topu sıkıca tuttum. Changbin tek kalan oyuncuydu bizim takımda da Minho ve ben kalmıştık.

"Han istersen ver ben atar-"

Daha sözünü bitirmeden sertçe topu Changbin'e attım. Az kalsın eleniyordu çok yakındı. Changbin sırıttı ve topu Minho'ya sertçe attı. Minho da elenmişti. Tek kalan ben ve Changbindim

"Hyung hastayım diye yavaş atıyım deme."

"Sen bilirsin." Topu sertçe attı. Son anda yakaladım be tüm gücümle attım. Bir süre böyle devam etti. Top yine bana geldi bu kez kaçırmak istemiyorum. Topu ne kadar sert fırlatabiliyorsam o kadar sert attım ve Changbin'i eledim. Bi dakka ne? Changbin'i mi yendim?

"İyi oyuncu Han." Gelip sırtımı sıvazladı Changbin.

"Ben az önce seni mi yendim?" Hala şoktaydım. Changbin yenilmesi aşırı zor bir rakipti.

"Evet tebrikler" yüzüme büyük bir gülümseme yerleşti. Mutlu olmuştum ama be yapacağımı bilmiyordum. Eskiden de mutluluğumu paylaşacak biri olmadığı için öylece dururdum.

O an Minho ve diğerleri koşarak bana sarıldılar. Hayatımda ilk defa biri ben birleri becerdim diye sarılmıştı arkadaşlarımdan.

Minho bana sıkıca sarıldı üstüne de diğerleri geldi. En son Changbin de dayanamayıp o da sarıldı. Hep beraber gülüşüyorduk. Hep böyle bir arkadaş ortamım olsun istemiştim.

•asla olmadı...... neyse devam•

Changbin "beni ilk defa yenebilen birini gördüm."

Chris " cidden nasıl becerdin?"

"Bende bilmiyorum."

Ders zili çalınca sınıfa doğru yöneldik. Herkes birbiri ile sohbet ediyordu ben sadece onları izliyordum. Halimden çok da memnun değilim ama olsun. Yanıma yaklaşan bir beden hissettim. Minho yanıma gelmişti.

"Öyle bizi izliyordun sende sohbet etsene bakacağına."

"Herkes kendi arkadaşı ile konuluyor. Chan hyung ile Changbin baksana kendi halinde gülüşüyorlar sende Felixle şimdi Felix te onların yanına gitti."

"Tek kaldın diyorsun..." "ben varım burda Han." Elini omzuma attı. "Yalnız değilsin."

•keşke benim de böyle bir Minhom olsaaa•

Minho, "anlatmak istediğin bir konu varmış kafana birşey takılmış gibi duruyorsun?"

"Küçüklüğümden beri herkesin en yakın arkadaşı vardı. Ben hep sonradan akla gelirdim yani birine birşey olsa en son benim haberim olurdu. Hiçbir zaman kimsenin en yakın arkadaşı olmadım. Sizleri izlerkende tekrar bunları hatırlıyorum. Kendi sevincimi kimse ile paylaşamadım üzüntümü de...." Ağlayacak gibi olduğum için sustum.

"Ama hepsi geride kaldı. Han herşeyin bir sonu vardır. Yalnızlığın bile." Göz yaşlarımı tutamamıştım.

"Neden gözlerin doldu Han?"

"Birşey yok boşver" diğerleri yürümeye devam ederken Minho beni koridorun camının oraya götürdü.

"Han neden ağlıyorsun?" Bende bilmiyordum.

"Boşver işte sadece drama queenim işte duygularımı fazla abartıyorum. Neden önemsiyorsun ki zaten yalnız kalmam ne işine yarıyacak?!" Bir anda patlamıştım işte.

Bana gülümsedi. Neden?

"Drama queen değilsin Han. Bende senim gibi bir küçüklük geçirdim. Az da olsa dikkat çekmek istiyorsun çünkü kimse seni dikkate almadı değil mi?"

Başımı öne eğdim. "Evet...."

"Bu kötü birşey değil Han. Sen Lia gibi vir ilgi istemiyorsun sadece bir kişi bile olsa seni önemsemesini istiyorsun. Ben seni aşırı önemsiyorum Han." Eli ile yüzüm onun yüzünün hizasına getirdi. "Hadi sil şu gözyaşlarını diğerlerinin endişelenmesini istemezsin." Eli ile yüzümdeki gözyaşlarımı sildi ve okşadı.

Sınıfa doğru ilerledik. Sıraya oturduktan sonra hoca tam arkamızdan sınıfa girdi. Ders ingilizceydi ve işlenecek tüm konuları işlemiştik. Boş dersti işte. Hikayelerimi yazdığım bir defter vardı onu çıkarttım. Defteri tersinden açtım çünkü ön tarafında sıkıntılarımı yazdığım sayfalar vardı arka sayfalarda ise hikayelerim.

•defter gerçekten var bu arada.•

"Ne yazıyorsun?"

"Hikaye işte."

"Bakabilir miyim?"

"Bilmiyorum biraz saçmalar."

"Olsun."

Defteri Minho'ya uzattım. Herhangi birini okudu.

"Bence saçma değil hatta güzel. Kitap bile yapılır bu Han."

"O kadar güzel değiller hem yazım hatalarım çok fazla."

"Olsun yinede güzel"

Bir süre hikaye yazdım sıkıldım ve defteri kapatıp çantama koydum. Geriye yaslandım.

"Sıkıldım mı?"

"Evet" konuştuktan sonra kafamı Minho'nun omzuna koydum. O da saçımı okşadı. Okulda olduğumuzu bildiğim için sadece bu kadar yakınlaşıyorduk. Normal de de çok yakın sayılmayız. Minho beni bazen öperdi en fazla.

Bir süre öyle kaldık ta ki Lia'nın bize dik dil baktığını görene kadar. Bu kız harbi manyak.

"Minho Lia bize bakıyor."

"Baksın."

"Yine dedikodu yayacak."

"Yaysın. İsteyen inanır istemeyen inanmaz. Han gerçekleri ikimizde biliyoruz insanlar ne biliyor umrumda değil."

"Tamam.."

Lia bize sinsice gülümsedi ve ön sıralarla fısıldaşmaya başladı. İkimizinde umrunda değildi. Arada ne yapıyor diye bakıyordum ama o da meraktan. İki üç kişi bize bakmaya başlamıştı. Minho hala saçımı okşuyordu. Umrumda değildi Minho'nun saçımı okşaması beni çok rahatlatıyordu. Sonsuza dek sürmesini isterdim. Zil çaldığında Lia sınıftaki herkese yaymıştı. Şimdi çıkıp diğer sınıflara gidecekti kesin.

Chan yanımıza geldi. "Lia yine dedikodu yaydı manyak ya."

"Chan umrumda değil doğruları Han da bende biliyorum."

Chan Minho'nun cevabına şaşırmıştı. Minho hala saçımı okşuyordu.

"Bu arada ikiniz çok tatlı görünüyorsunuz söyliyim."

Chan'a gülümsedim. Sınıftaki herkes bize bakıyordu ama umrumda değildi. Ankiseyetem vardı ama sanki Minho yanımda olunca özgüvenim tam oluyordu. Lia sınıfa girdiğinde bize sinsice gülümsüyordu. Yanımıza geldi.

"Sizin hakkınızda ne güzel dedikodu-"

"Lia git başımdan ne dedikodu yaydığın umrumuzda değil kendi kendine uydurduğun senaryolar bizim işimize yaramıyor."

Lia Minho'nu bu cevabına şaşırmıştı. Amacına ulaşamadığı için kızgın bir şekilde yanımızdan ayrıldı. Bu arada Chan yanımızdan gitmişti.

Son ders bitince eşyalarımızı toplayıp okulun koridorunda yürümeye başladık. Lia yine yanımıza geldi.

"İki gündür aynı yoldan yürüyorsunuz. Yoksa birinizin evine gidip şey mi yapıyorsunuz?"

"Lia bi git Allah'ını seversen."

Lia koşarak kaçtı.

"Minho bu arada Lia'nun şey dediği ne?"

"Bende tam bilmiyorum ama kötü birşey olduğu kesin ve yapmıycağım da kesin."

"Tamam"

"Neden sordun ki."

"Merak ettim."

Eve geldiğimizde ailece yemek yiyip odaya çıktık. Kendimi daha kıyafetlerimi değiştirmeden yatağa attım.

"Çok mu yoruldun?"

Minho bunları söylerken üstünü değiştiriyordu.

"Biraz."

"Bari üstünü değiştir üniforma kırışıcak."

"Haklısın dur değiltiriyim."

Kalkıp hızlıca üstümü değiştirdim ve tekrar kendimi yatağa attım. Bu sefer Minho da üstüme çıkıp bana sarıldı. Geri çekildiğinde öylece birbirimize baktık. Sonra Minho bana yakınlaştı. O an nedense gözlerimi kapattım. Minho'nun dudaklarını dudaklarımda hissettim. Bir süre öyle durdur ve sonra geri çekildi. Odada ölüm sessizliği vardı. Çıt çıkmıyordu. Minho üstümden kalktı ve masaya yöneldi.

"Hadi yarına bitirilmesi gereken ödevler var."

Yataktan kalktım ve bende masaya yöneldim. Beraber bayağı bir süre ödev yaptık.

Minho anlatımı ile

Han ödev yaparken masada uyuya kaldı. Uyurken çok tatlı görünüyordu. Uyandırmak istemediğim için onu kucağıma alıp yatağına götürdüm. Yatağına bıraktıktan sonra yanağına minik bir öpücük kondurdum ve ışıkları kapatıp yattım.....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.