13. bölüm / 32
Kısaca HanEmotions
Bölümler 32Şu an: Emotions
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duygular
Dediklerine şok olmuştum. Gerçekten doğru mu duydum yoksa şaka mı yapıyordu? Birkaç saniye yüzüne baktım. Şaka değildi.
"İznin varsa hayatını değiştirebilir miyim?" O da utandığından şifreli konuşuyordu. Bu da benim sevdiğim bir konuşma tarzıydı.
"Al bütün hayatım senin olsun" Bunları diyince bana sıkıca sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım.
Ders ne zaman biticeğini hesaplamak için öğretmenin arkasındaki duvardaki saate bakmak için kafamı çevirdim. Namjoon hoca bize bakıyordu. Kahretsin aşırı utandım. Keşke yer yarılsa da içine girsem. Yer yarılmadı ama kafamı masaya gömdüm.
"Han utanmana gerektiren birşey yok. Hatta ben bile yaşadım bunları" diyip göz kırpı Namjoon hoca. Hala çok utanıyordum. Yüzüm hafif kızarmıştı zaten şimdi tamamen kırmızı olmuştum. Minho yanıma yaklaşıp elimi tuttu.
"Dürüst olmak gerekirse bende utanıyorum Hannie~ ben de ilk defa sana açıldım."
Ona baktığımda o da hafif kızarmıştı.
"Kızarınca çok tatlı oluyorsun Minho."
"Sen daha tatlısın hele o yanakların ısırasım geliyor." Eli ile yanağımı acıtmayacak şekilde sıktı.
Kafamı dağıtmak için Chan'a baktım. Gülmeden edemedim. Lia Chan'a makyaj malzemelerini gösterip öğretiyordu. Kahkaha attım. Chan göz ucu ile bana baktı ve gülmesene der gibi bir bakış attı.
Minho benim güldüğümü fark edip o da Chan'a baktı. İkimizde gülme krizine girmiştik.
Fısıldayarak "baksana Lia Chan'a makyaj malzemelerini öğretiyor. Birazdan Chan'a makyaj yaparsa gülmekten ölürüm."
Minho ile bu söz üzerine yine kahkaha attık. Chan'ı izlemeye devam ettik. Biraz sonra tam dediğim gibi Lia Chan'a makyaj yapmaya başladı ve biz yine gülme krizine girdik.
Chan'a makyaj yapması ayrı bir komik yaptığı makyaj ayrı bir komikti. Fondoten Chan'ın ten renginden kat kat koyu kıp kırmızı ruj sürmüş bir de Chan en sevdiğim renk siyah diyince göz farını da siyah yapmıştı ama aşırı fazla yapmıştı. Minho ile bakışıp yine gülme krizine girdik.
Teneffüs zili çalınca Chan'ın yanına gittik.
"Chan makyaj çok yakışmış" dalga geçmeşsek olmazdı.
"Han öldürücem seni arkada gülmekten öldünüz. Ben bunları nasıl çıkartıcam biri şunu çıkartsın." Islak mendille sildi fakat çıkmadığını görünce üçümüz birbirimize baktık. Ben hala gülmemek için zor duruyordum.
"Ben sıçtım çıkmıyor bu"
Kendimi daha fazla tutamadım ve yine kahkaha attım.
"Tuolete gidelim orda yüzünü yıka belki az da olsa geçer" Minho yine bir yolunu bulmuştu
Chan'ın hırkası ile yüzünü kapatıp lavaboya gittik. Chan yüzünü yıkadı fakat çok az çıkmıştı. En azından ruju çıkmıştı. Göz farının da az da olsa çıkmıştı.
"Acaba Lia'ya da makyaj çıkarıcı falan varımıdır.... Şuan şunu çıkarmak için herşeyimi verebilirim."
Ve yine Chan kafasını hırka ile saklamış sınıfa döndük. Lia da olmadığını öğrenince üçümüz birbirimize sıçtık bakışı attık.
Sınıftaki bir kızda olduğunu duyunca rahatladım. Bana mendil gibi birşey verdi ve onu direkt Chan'a verdim. Chan yüzünü silerken ben de kızla sohbet ettim.
"Adın neydi bu arada?"
"Sana senin?"
"Han memnun oldum. Yardımın için sağol."
"Önemli değil"
Chan'ın yanına geldiğimde yüzündeki herşeyi çıkartmıştı.
"Bir ara Lia sana yine yapmalı" Chan'ı gıcık ettikten sonra kaçmaya başladım. Eğer yakalarsa fena yapıcağını biliyordum.
"Han gel şuraya!"
Koşarken önüme bakmadım ve yere yapıştım. Kendi kendime güldükten sonra bir de arkamdan Chan hızını alamayıp üstüme düştü.
Kahkaha attım.
"Koşarsan böyle olur işte" ve tam o sırada koridorun köşesinden nöbetçi hoca göründü.
"Oğlum siz yerde ne yapıyorsunuz az önceki gürültü sizin yüzünüzdendi değil mi"
Hızla ayağa kalktık. Chan bana sıçtık bakışı attı.
"Müdüre!" İşte şimdi sıçmıştık.
Müdürün odasına geldiğimizde ikimizde korkuyorduk.
"Şimdi siz niye yerdeydiniz ve o gürültü sizden mi geldi?"
Chan direkt söze girdi
"Evet bizden geldi... Arkadaşım yere düşmüştü ve bende görmeyip onun üstüne düştüm."
Neyseki benim anlatmama gerek kalmamıştı yoksa ne diyeceğimi unuturdum. Aşırı stresliydim ve korkuyordum. Sadece başımı öne eğdim "özür dileriz"
"Bu seferlik affediyorum ama bir daha olursa sonu kötü olur"
"Özür dileriz." İkimizde müdürün yüzüne bakamıyorduk.
"Çıkabilirsiniz."
Odadan dışarı çıktığımızda Minho bizi odanın tam karşısında bekliyordu. Ben aşırı utanmıştım. Keşke koşmasaydım. Hala başım aşağıda yürüyordum. Minho'nun yanına gelince başımı direkt Minho'nun göğüsüne koydum.
"Han noldu. Kızmadı ki sadece uyardı."
"Utanıyorum.."
Beni sıkı olmayacak bir şekilde sarıldı.
"Çok utanıyorum keşke koşmasaydım."
"Sorun değil. Canın yanmadı ya."
"Minho haklı Han. Belki canın çok acıyabilirdi. Müdür sadece uyardı. Okuldan atmadı Han."
"Hadi gel sınıfa gidelim."
Hala kendimi kötü hissediyordum. Kötü değil berbat hissediyordum.
Derste başımı sıraya koyup gözlerimi kapattım. Keşke ankiseyetem olmasaydıda bu kadar kafaya takmasaydım.
"Han iyi misin. Dersin başından beri yatıyorsun. Revire falan gitmek ister misin?"
"Hayır gerek yok."
"Hiç enerjin yok Han endişeleniyorum."
"Minho anksiyetem var." Tek söyleyebileceğim söz buydu ona ben iyiyim diye yalan atamazdım. Anlardı.
Beni yakınına çekti. "Yardımcı olabilir miyim. Seni iyi hissetirebilecek yapabileceğim birşey varmı?"
"Bilmiyorum.."
Bana sıkıca sarıldı ve saçlarımın arasından öptü.
"Her zaman yanındayım unutma."
"Teşekkürler"
Okul bitiş zili çaldığında çantamı toparladım ve ayağa kalktım.
"Bekle öyle tek başına bırakmam seni." Minho'nun bu sözleri beni güldürmüştü.
"Gülünce çok tatlı oluyorsun." Eli ile yanağımı hafifçe sıktı.
Minho da eşyalarını toplayınca sınıftan çıktık.
Artık çok az öğrenci bize bakıyordu kesin Lia bu yalanları devam ettirmiştir ama yalan olduklarını anlamışlardır. Önü bir kız geldi
"Bir dakikalığına gelir misin?" Ne olduğunu anlamadım. Minho ile bir süre bakmıştık.
"Tamam..."
Kız beni cam kenarına götürdü. Minho birkaç adım gerimizdeydi. Kız Lia gibi gıcık biri gibi duruyordu. Protez tırnakları vardı iğrenç.
"Lia'nın anlattıkları gerçek mi?"
"Ne anlattı ki?"
"Minho ile sizin sevgili olduğunuzu hatta bir akşam onda kalıp şey yapmışsınız"
O an cidden şoka girdim. Aşırı sinirlenmiştim.
"Hayır hepsi o gıcığın yalanları." Camın kenarından hızlıca ayrılıp yoluma hızlı ve öfkeli adımlarla devam ettim. Minho şu an tamamen aklımdan çıkmıştı. Lia Dan bu kadarını beklemezdim.
"Han bekle!" Koşarak önüme geçti. Duraksadım ve sadece ona baktım. Aşırı sinirlenmiştim.
"Gözlerin dolmuş..." mırıldandı.
"Öfkeliyim." Başka diyebilecek başka sözüm yoktu.
"Anlatır mısın?"
"Lia konusu işte başka ne olucak Minho!" Sesim biraz yüksek çıktı ve bu gözlerindeki yaşların akmasına sebep oldu..
"Sakin ol Han istemeden bağırdın biliyorum."
"Lia yalan olarak senin evine gidip şey yaptığımızı söylemiş." Sesim titrek çıkıyordu
Söylediklerim Minho'yu da öfkelendirmişti.
"Tamam gel hadi eve gidelim."
Beni kendine yakın tuttu ve okul kapısında yollarımız ayrı olduğu için vedalaşıp yürümeye başladım. Hiçkimse ile konuşmak istemiyordum. Eve geldiğimde anahtarım ile kapıyı açıp direkt odama gittim. Zaten evde benden başka kimse yoktu o da ayrı konu. Annem de babam da yoğun çalışıyordu.
Odama gittiğimde kapıyı kapatıp bir süre sessizce ağladım. En sonunda telefonuma gelen bildirim ile ayağa kalktım.
Mesaj Minho'dan gelmişti.
~Minho~
Müsait misin Han?
Eğer ailen izin veriyorsa size gelebilir miyim?
~Han~
Ailem evde değil ama bir sorayım.
Anneme mesaj attığımda kabul etti ve Minho'ya konum attım.
Yirmi dakika sonra kapı çaldı. Gözümün altındaki kızarıklarla kapıyı açtım.
"Sakın bana ağladım deme.."
"Maalesef."
Minho ayakkabılarını çıkarıp eve girdi ve direkt odama yönlendirdim.
"Yatağına otursam sorun olur mu?"
"Hayır."
Minho yatağa oturunca bende yanına oturdum.
"Lia'nın söyledikleri çok ağırmış. Daha ben bile onun ne anlama geldiğini bilmiyorum."
"Bende..."
Konu değiştirmek için biraz durdu. Odamı inceledi.
"Çok güzel bir odan varmış..."
"Teşekkür ederim."
Kendimi ağlamamak için tutuyordum.
"Han kendini tutma bırak ağla burdan benden başka kimse yok."
"Yapamam."
"Neden?"
"Ağladıkça kendimi güçsüz hissediyorum."
"Han bana bak." Eli ile yüzümü kaldırdı.
"Duygularını göstermek güçsüzlük değildir. Asıl güçsüzlük o hisleri yaşamamaktır."
•bölüm sonu•
•her bölüm Minho'nun bir sözüyle bitiyor cöcmöcmdö•
Bölüm etkileşimi
