Kısaca Han kitap kapağı

28. bölüm / 32

Kısaca Han

Blurry memories

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Blurry memories

Bulanık hatıralar

Ne yapıcağımız hakkında hiçbir fikrimiz yoktu ama rastgele yürüyorduk. Açıkcası çokta eğleniyorduk. Minho benim elimden tutmuş ve baş parmağı ile elimi okşuyordu.

Changbin "Eee ne yapıyoruz?"

Hepimiz birbirimize baktık ama aklım hala Minho'nun elindeydi.

Bangchan "isterseniz 부산시민공 윈 (busan citizens park) gidelim orada dolaşır sonra eğer istersek minik bir kafeye gideriz."

Gülümsedim. "Olur!"

Minho "Han olur diyorsa banada olur."

Minho'ya baktım. Yine önceki haftaki şakayı yapıyordu.

Bangchan'ın bizi otobüs durağına getirmesi sonucunda durakta bekliyorduk 506 numaralı otobüsün gelmesi ile otobüse bindik ve Felix'in Bangchan'ın verdiği otobüs kartı ile 5'imizie de kart basmasını bekledik. Hepimiz sırayla koltuklara oturduk. Minho ve ben yan yana karşımızda Felix ve Chanbin, en arkayada Chan geçti. 44 dakikalık yolumuz vardı. Minho sohbet arası kimseye çaktırmadan yine elini dizime koymayı başarmıştı. Ben ise sohbete çok odaklı değildim. Dışarıyı izliyordum. Chan'ın enseme hafifçe vurması ile onlara döndüm.

"Ne vuruyorsun ya!"

"Sende grubun çok dışında kalıyorsun ama!"

"Neyse sus Chan çok ses çıkarıyoruz." Chan diğerlerine döndü ve heyecanla ne anlattıklarını bilmediğim bir konuyu tekrar anlatmalarını bekledi.

Changbin "heh nerde kalmıştık..." Changbin konuşmaya başladığı anda tekrardan cama döndüm. Minho elimi okşarken eli baş parmağı ile elime iki kez yavaşça vurunca ona baktım.

"Efendim?"

Minho bana biraz ciddi bir şekilde baktı ve konuştu,

"Sıkılıyor musun? Konuşmaktan?"

"Hayır sadece dışarıyı izlemeyi daha çık tercih ediyorum."

Varıcağımız durağa gelince hep beraber inip yürümeye başladık. Bu sefer sohbetlere katılıyordum. Hiçbir kelimeyi dair kaçırmıyordum. Sanki uzaklara gidicekmişim de son kez onları dinliyor gibi. Ne düşünüyorum ben kendine Han...

Felix, nasıl orta okulda sahnede rezil olduğu anlatırken Chanbin bir anda konuştu.
"Arkadaşlar ben acıktım."

Minho "senle de dışarı çıkarken yanımızda piknik sepeti ile çıkmamız lazım on dakika ara ile acıkıyorsun." Güldüm.

Changbin gülmemek için kendini zor tutuyordu. Ben ise daha çok Minho'nun elini tutup etrafa bakıyordum. Busan'a geldiğimden beri buraya ilk gelişimdi. Minho bana eğilip konuştu.

"Cidden bizim sohbet edişimizden sıkılmadığına emin misin güzelim? Sürekli etrafa bakıyorsun sanki bizle olmak istemiyor gibi."

"Sadece buraya ilk defa geldim ilgimi çekti."

"Bizimle de konuş tamam mı?"

Başımı sallayıp onayladım. Az da olsa arada konuşurdum olur biterdi.

Changbin tam tamına 15 dakika boyunca açım diye mızmızlanması ile yürüyüşümüze ara verip yakınlardaki bir kafe ye oturduk.

Chan "evet ne içiyorsunuz hepsi benden Changbin'in yiyecekleri hariç."

Herkes kendikini ödemek için minik bir tartışma çıkarırken Changbin somurtuyordu. Garson geldiğinde hemen gülümseyip kendine geldi.

Chan "filtre kahve"

Changbin "americano ve waffle."

Felix "americano"

Sıra bana geldiğinde bir kez daha içecek lisetsine baktım. Kahve sevmediğim için seçim yapmam iki kat zorlaşıyordu.

"Çikolatalı milkshake."

Herkes gülmemek için kendini tutarken Minho'ya baktım. Minho diğerlerime öldürücü bakışlar atıyordu.

"Bana da aynısından."

Minho'nun kararı ile herkes bir ciddileşti. Ne yani herkes istediğini almakta özgür değil mi? İstediğimi aldım bende.

Changbin "siz niye ortaokul çocuğu gibi milshake aldınız?"

"Canım istedi hem kahve sevmiyorum."

Changbin şokla bana baktı. Sanki uzaylı görmüş gibi.

"Ne yani kahve sevmiyorum diye bu kadar şaşırılması biraz abartı."

Minho o sırada gözleri bana kilitlenmiş bana bakıyordu. Sırf bana gülmesinler diye milkshake aldığını ikimizde biliyorduk.

İçecekler ve Changbin'in waffle'ı gelince hemen milkshake'imi içmeye başladım yavaşça. Diğerleri yine eski anılarını falan anlatırken bende bu sefer dinlemeye karar verdim. Herkes sırayla anılarını anlatıyordu Ama bana bakarsanız konuşmayı ve biri konuşurken uzun uzun dinlemeyi çok sevmem. Eğer o konuşan kişi Minho değilse tabii.

Felix "sıra sende Han."

Düşündüm. Benim eskiden komik yaşanmış bir anım varmıydıki. Beynimi zorladım. Ama yoktu. Varsa bile anlatamayacaktım çünkü kafiye gibi şakaları kafiyeyi bilmeyen insana yaparsan yüzüne salak gibi bakar. Başımı hayır anlamında salladım.

Changbin "hadi ya söyle bi anını."

"Hiç komik veya güzel bir anımı hatırlayamıyorum ki."

Minho bana baktı. Hafızamın herşeyi tutamayacağını biliyordu. Tam da denildiği gibi balık beyinliydim.

Felix "o zaman Minho ile nasıl tanıştınız onu anlat."

Yüzüm kızardı. Ama başımı evet anlamında salladım.

"Okulun ilk günü Lia'nın olmayan bir sıraya oturduğum için Lia beni kaldırınca Chan'ı gördüm. Yanı boştu neden oturmayım dedim. Öyle Chan ile tanıştık sonra teneffüste okulu gezdirirken Minho ile çarpıştık. Minho acele ile kalkıp gidince bana kızdı falan sandım. Sonra son teneffüs geldi tabi ben korkudan ölüyorum."

Herkesin gülmesi ile ara verdim ve gülmeleri bitince devam ettim,

"İşte sonra adın ne falan filan dedik. Sonra bu Minho bir şey diyecekti demedi benim içime kurt kaçtı işte sonra resim odasında buluşalım falan dedi bende gittim işte geldiğimizde Lia demiş bunlar sev herhalde kesinlikle bütün okula yaymalıyım. Sonra bi bütün okul bize düşman oldu. Sonra işte Minho ile daha samimileştik bi baktım sevgili olmuşuz."

Bitirdiğim anda derin bir nefes aldım. Minho gülümseyerek beni izliyordu.

Changbin "adamlardaki aşk hikayesine bak bide Lia'nın piknikte bana pasta yapıp onun da yanlışlıkla kafasına yapışmasına bak."

Herkes güldü. O günü çok net hatırlıyordum. Changbin o güm Lia'yı reddetsede çok centilmen davranmıştı. Ben onun yerinde olsaydım paniklerdim herhalde.

Herkesin içeceği bitince kalkık ve tekrardan parka indik. Bu sefer bende konuşuyordum ve Minho bu durumdan çok memnun duruyordu.

Parkın oyun parkı alanına geldiğimizde herkes kendi çocukluğunu yaşamak istercesine oyun parkına daldılar. Küçük çocuk olmaması şanstı. Diğer herkes oynarken Minho susadığı için kendine su almaya gittiğinde bende Chan ile birlikte bankta oturuyordum.

"Chan. Sende onlarla oynamayacak mısın?"

"Ben büyüdüm artık."

"Chan saçmalama hala içinde bir çocuk var biliyorsun değil mi?"

Chan sanki konuyu değiştirmek istercesine konuştu.

"Sen gitmeyecek misin?"

"Ben orda oynarken insanlar görür falan bahanesi ile kendimi korkuttuğum için panik olurum. Beni boşver ben iyiyim."

Chan bir defa diğerlerine baktı. Gitmek istiyordu ama kendisi en büyüğümüz olduğu için olgun gibi gözüküp kendini kısıtlıyordu. Tekrar bana döndü ve konuştu.

"Han.. sen onu boşver de. Aşk nasıl bir duygu?"

Düşündüm.

•bende bilmiyorum ama insanların anlatımından toplayıp kendi anladığıma göre özetleyeceğim.•

"Aşk... senin aşık olduğun insanın tanında sanki ölümsüz gibi olman, kimsenin zarar verememesi gibi. Çünkü biliyorsun ki arkanda birisi var. Seni destekliyor ve en önemilisi seni seviyor. Terapi gibi. Mesela ben her Minho'ya dertlerimi döktüğümde bana öğütler veriyor ağlamama izin veriyor. Saatlerce omzunda ağlasamda rahatsız olmuyor. Aşk bambaşka bir şey Chan.. Yaşanmadan anlanmıyor..."

Chan benim sözlerimi dikkatlice dinliyordu. Sanki cidden benden bir şeyler öğreniyordu. Ama haklı. Ne demişler öğrenmenin yaşı olmaz.

•Ben niye git gide atasözleri deyimler ve Türk eserlerinden alıntı almaya başlıyorum ağöfaşfms. Kültür seviyem artıyor•

Chan yavaşça ayağa kalktı.

"Neyse bende gidip birazcık bizimkilerle oynayacağım."

Chan, Changbin ve Felix'i kovalamaya başladı. O kadar çok dalmışım ki Minho'nun yanıma geldiğini eli ile başımı omzuna yaslayınca fark ettim.

"İyi misin sincap?"

"İyiyim."

"Bugün çok dalgın gözüyordun. Hala da öylesin. Bir şey mi oldu?"

Gözlerimi kapattım ve gülümsedim. Chan ile konuşmam beni çok etkilemişti. Bugün tekrardan gerçek aşkın ne olduğunu hatırlamıştım. Eskiden hiç sevilmeyen hatta eski okulumda sırf insalara kaba ve sert davrandım diye canavar denilen küçük çocuk şimdi biri tarafından seviliyordu. Hemde çok sevdiği biri tarafından. Sevgilisi onun saçlarını okşarken Han tekrardan hayallere dalmıştı. Fakat tek hayali olan şey bile yanımdaydı. Daha hiçbir şey istemiyordu. Beni hiç kimse sevmez dediği amda biri ona bağlanmıştı. Bu başına gelebilecek en güzel şeylerdendi. Minho saçlarını okşarken Han gözlerini açıp diğerlerini izlemeye başladı....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.