17. bölüm / 32
Kısaca HanHome
Bölümler 32Şu an: Home
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ev
Sabah kalktığımda Minho bana sarılmış bir şekilde uyandım. Dün akşam böyle yatmıştık.
Minho da yavaşça gözlerini açmaya başladı. Tamamen açtığında bana gülümsedi. Bende ona gülümsedim.
"Günaydın Han"
"Günaydın Minho."
"Eve gitmek için hazır mısın?"
"Sayılırım. Üstüme kıyafet giyersem tam hazır olucam." Söylediklerimden sonra kıkırdarım. Söylediklerim onu da güldürmüştü.
"Burda bekle sana giyecek birşey getirmiştim."
Minho yanımdan kalktı ve gelirken getirdiği çantadan siyah bir sweatshirt çıkarttı. Benim hiç siyah sweatshirtim yoktu Minho'nun olduğunu anladım.
"Sen kendini zormalama ben giydirdim."
"Minho çocuk değilim kendim giyebilirim."
Ben söylenirken sweatshirti kafamdan geçirdi ve kollarımdan da geçirince giyinmiş oldum.
"Hadi gidelim."
"Minho?"
"Efendim."
"Hani dün diyordun ya aynı evde kalalım diye cidden anneme sorsak ya"
"Olabilir sorarız. Bu arada evde tek mi kalacaksın?"
"Evet.."
"O zaman bana gidelim hem sohbet falan ederiz."
"Tamam."
Minho elimi tuttu ve hastaneden çıktık.
Minho'nun evine geldiğimde kedileri fark ettim önceki seferde görmemiştim.
"Minho senin kedin mi vardı?"
"Evet senin geldiğin gün rahatsız olursan diye odaya koymuştum onları."
"Onları?"
"Üç tane kedim var Soongie Doongie ve Dori."
"Keşke bende sahiplenebilsem ama iyi bakamıycağımı biliyorum. Daha kendime bakamıyorum...."
"Üzülme Han."
Kapının önünden geçen tekir cinsi kediye yakınlaştım. Biraz korksada onu sevince etrafımda dolanmaya başladı.
"Dori seni sevdi normalde ben hariç kimseye böyle davranmaz."
Gülümsedim ve Dori'yi kucağıma aldım çok uslu bir şekilde kucağımda duruyordu. Salondaki koltuğa oturdum ve Dori'yi sevmeye başladı. Çok tatlıydı. Hiç tüy dökmüyordu da.
"Dori gerçekten seni sevdi."
Dori artık daha fazla sevilmek istemeyince kucağımdan yere atladı be Minho yanıma geldi.
"İyi hissediyorsun değil mi?"
"Ani hareket yapmadıkça iyiyim."
"Tamam." Gülümseyince bende ona gülümseyerek karşılık verdim.
"Böylece akşama kadar oturup durucak mıyız Minho?"
Minho güldü.
"Hayır ama ne yapabiliriz ki?"
"Bende bilmiyorum."
"Hmmm."
Bir süre düşündük ama yapacak birşey bulamadık.
"Cidden biz ne yapıcaz?"
"Yeni birşeyler yapmak istiyorum oyun olur birşey olur birşey yapalım yeter."
Minho hala derin derin düşünüyordu ve o an aklına bir fikir geldi
"Resim projesi!"
"Harbi onu yapmayı unuttuk."
Minho tuvali odasından getirdi ve bana bakarak çizmeye başladı. Öylece durmak biraz sıkıcıydı ama Minho'yu izlemek güzeldi.
Bir süre sonra Minho'nun telefonuna bildirim geldi ve onun odağını bozmamak için kimin attığına baktım. Gözlerim doldu. Bunu Minho'ya söyleyemezdim.
"Han noldu? Neden gözlerin doldu? Kim mesaj attı ki."
Minho telefonunu elimden almaya çalıştı fakat sıkıca kavradım. Minho ile göz teması kurduk.
"Minho."
"Efendim?"
Gözyaşlarımı tutamadım.
"Han noldu! Neden ağlıyorsun?"
Telefon elimden düştüğünde Minho telefonu alıp mesaja baktı. Yüzü asıldı ağlıycak gibi duruyordu.
"Annem..."
Minho'ya sıkıca sarıldım o da bana sarıldı.
"Başın sağ olsun."
Minho ağladığı için hiçbirşey söyleyemiyordu.
Bir süre sonra kendini toparladı.
"Zaten kötüye gidiyordu hastalığı bari acı çekmekten kurtuldu. Mekanı cennet olsun."
Minho'nun dediklerine başımı olumlu yönde salladım.
"Han hadi gel seni eve bırakalım."
"Kendim giderim Minho."
"Yolda falan bayılmanı istemiyorum."
Beraber evden çıktık ve evime doğru yürümeye başladık.
Evin kapısını çaldığımda annem kapıyı açtı.
"Selam çocuklar."
"Selam Mil hanım."
"Selam anne."
"Gelin içeri"
"Yok ben gidiyim."
"Gel iki dakika sohbet ederiz hem."
Minho bayan Mil'i kıramadı ve içeri girdi.
"Anne bu arada Minho'nun annesi sabah vefat etti."
Annem Minho'ya baktı.
"Canın sağ olsun Minho." Minho'ya kendi çocuğuymuş gibi sarıldı.
"Biz senin yanındayız Minho eğer bir ihtiyacın olursa çekinme annen kadar olmasada annen gibi bakarım sana."
"Teşekkür ederim bayan Mil"
"Resmî konuşmana gerek yok Minho."
Annem Minho'yu kendi çocuğu gibi sevince gülümsemesen edemedim.
"Hatta gelsene bizde kal hem ev kirası gibi şeylerle uğraşmazsın hem dışlanmış hissetmezsin."
"Bilmiyorum. Üç tane kedim var onları buraya getirebilir miyim bilmiyorum. Ne de olsa sizin eviniz."
"Sıkıntı olmaz hem Han hep kedi bakmak isterdi beraber bakarsınız."
"Tamam o zaman."
"Han bak şanslısın kedi bakıca-" annesi Han'a döndüğünde Han yoktu.
"Han nerde?"
"Odasındadır herhalde ben bir gidip bakayım."
Minho Han'ım odasına girdiğinde Han'ın yatağında uzandığını gördü.
"Hm Minho?"
"Ne ara yukarı çıktın?"
"Siz annemle konuşurken rahatsız etmek istemedim rahat konuşun diye yukarı çıktım."
"Han sizde yaşıyorum artık."
Ani bir şok geçirdiğim için yine kalbim sıkıştı. Minho hemen yanıma gelip sarıldı.
"Özür dilerim ani oldu"
"Evine hoşgeldin..."
Bölüm etkileşimi
