12. bölüm / 32
Kısaca HanFeelings
Bölümler 32Şu an: Feelings
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hisler
"Gerek yok gidip oyna ben burda otururum."
"Hayır tek bırakmam."
"Tamam"
Yan yana oturup oynayanları izledik. Çok fazla kişi kalmamıştı. Changbin çoğusunu elemişti. Zaten çocuğun attı top yakalanmıyor. Top Changbin'e geldi. Bizim takımımızdan birisini hedef aldı. Hedef aldığı kişi tam karşımdaydı. Bir anlığına korktum. Changbin topu tam gücü ile attı. Çocuk oradan kaçtı. Bir dakika ne. Kaçtıysa top......
Refleks olarak elimle yüzümü kapatıp Minho'nun biraz daha yakınına geldim. Top elime öyle bir hızda çarptı ki Minho bile yetişememişti.
"Han iyi misin?!" Aşırı canım acıyordu. Minho cevap vermeyince benim elimi kavrayarak yavaşça aşağı indirdi.
"İyi misin?" Gözlerim hala çok sıkı kapalıydı. Ellerim çok acıyordu. Hep böyle şeyler benim başıma gelirdi zaten. Minho eli ile yüzümü kavradı.
"Korkmana gerek yok geçti." Baş parmağı ile yüzümü seviyordu. Yavaşça gözlerim açıldı.
Birkaç saniye Minho'nun gözlerine korku ile baktım. Bunu anlamış olmalı ki bana sıkıca sarıldı. Bende geri ona sarıldım.
"Kollarına bakabilir miyim?" Bunları söylerken ben kolumu ona uzatmıştım bile. Kolumun dışı çok kızarmıştı.
"Acıyor değil mi?" Başımı evet anlamında salladım.
"İyileşmesini beklemekten başka çare yok."
Ağlamıyordum ama korkmuştum.
"Hadi kalk sınıfa gidelim."
Ayağa kalktığımda Minho beni yakınına çekti. Temas seven bir insan olduğum için itiraz etmedim. Sınıfa giderken herkes olmasa da çoğu insan bize bakıyordu. Bu Lia diğer adıyla cırtlak ne uydurmuştu böyle. En kısa sürede hepsinin yalan olduğunu açıklamamız gerek.
Sınıfa geldiğimde Minho ile en arka sıraya oturduk.
"Hadi düzelt şu moralini bütün gün korkmuş bir şekilde gezemezsin Hannie"
Kendime nasıl geleceğimi bilmiyordum. Odaklanamıyorum. Sadece öyle oturdum.
"Han? İyi misin? Konuşmak istemiyorsan gidebilisin. Zorla kalmanı söyleyen biri yok."
"H-hayır ondan değil sadece.."
Yanıma oturdu ve sadece bana odaklandı.
"Sadece?"
"Bende bilmiyorum. Bazen donup kalıyorum insanların sordukları soruları düşünürken odağım dağılıyor... özür dilerim"
"Neden özür diliyorsun? Bu senin suçun değil. İnsanlar sana fazla soru soruyor ve sende hepsine cevap ararken kafan karışıyor. Değil mi?"
"Evet.." Minho beni anlayabilen tek insandı.
"Özür dilemesi gereken insanlar sen değil çünkü onlar seni beklemiyorlar. Anında cevap vermeni istiyorlar."
"Evet..."
Elimi sırtıma koydu.
"İstediğin kadar düşün zaman al. İnsanlar seni beklemesede ben seni beklerim."
İşte o an aklıma bir söz geldi
"Birşey mi hatırladın? Bir anda gözlerin açıldı."
"Böyle konuşunca aklıma bir söz geldi."
"Söylesene"
"İnsanlar dalgaya benzer hepsi gelip geçer ama sen dalga değildin denizin tam kendisi idin"
bunu söylerken başım aşağıdaydı çünkü utanıyordum. Böyle sözler söylerken hep utanıyorum. Baş parmağı ile yüzümü yukarı kaldırdı.
"Hayatımda duyduğum en güzel sözlerden biri. Ama söylerken utanmana gerek yok. Söylemeni isteyen benim."
Ders zili çaldığı için sırama geçmek zorunda kaldım. Şimdiki dersimiz edebiyattı. Edebiyat hocamız hem de sınıf öğretmenimizdi. Yani yer değişikliğini gibi olaylar hep bu derste olurdu ve ders kaynardı. İşte bunu sevmiyordum. Ama hoca hep güler yüzlü davranırdı. Hatamız olunca kibarca uyarırdı. Edebiyat hocası diye bahsediyorum ama adı Kim Namjoon.
Hoca içeri girdiğinde direkt konuya girdi.
"Yer değişimi yapıyoruz itiraz yok?"
İstemeyerek olsa da eşyalarımı topladım.
"Lia sen Bangchan'ın yanına otur"
Yanımda olduğu için hemen ona baktım ve gülmemeye çalıştım.
"Gülmesene be hayattaki şansım işte."
Lia buraya geliceği için direkt ayağa kalktım.
Lia yerime geçti. Ben hala gülmemeye çalışıyordu.
"Han sende.... Minho'nun yanına geç tek boş yer orası şuan görünen."
"Tamam hocam." Gidip Minho'nun yanına oturdum ve gülümsedim.
"Desene yan yana oturuyoruz." O da bana gülümsedi.
Namjoon hoca böyle çoğu kişinin yerini değiştirdi. Yakın arkadaşımla yan yana oturmak büyük bir şanstı.
Dersin bitmesine az kaldığı için ders işlemedi.
Minho bana döndü.
"Keyfin yerine gelmiş Han" gülümsedi
"Evet teşekkür ederim."
"Her zaman yanındayım." Gülümsedi. Bu da onun teşekkürü kabuk etme şekliydi.
"Bu arada bizim resim projesi hala bitmedi. Ne zaman bitiricez?"
"Ne zaman istersin?"
"Bana her zaman uygun."
"O zaman hafta sonu gelebilirim hem bitirir hem de sohbet falan ederiz. Ama uyuya kalırsam uyandır önceki sefer gibi seni koltukta uyutmak istemiyorum."
Güldü "tamam söz. Ama beş dakika daha diye falan mızmızlanırsan o zaman yatırırım."
"Tamam ya" bende güldüm
"Kolların hala acıyor mu?"
"Çok az geçer yarına."
"Tamam. Eğer bunun için ilaç ya da krem olsaydı sürerdim. Ama yoktu. Ard arda iki kere canın yandı."
Elini dizime koydu. Ve yavaşça sevdi.
"Şans işte böyle şeyler benim başıma gelir hep. Sakarım işte" söylerken kendimi gülmeden tutamadım.
Benim güldüğümü görünce o da gülümsemişti.
"Sen hiç yaralanmaz mısın?"
"Ben de yaralandım ama bedenimden değil kalbimden.."
Keşke sormasaydım.... Sözüne devam etti.
"Tek evde yaşamamın sebebi annemin hasta olması ve hastanede yatması ve babamında benden kurtulmak için binbir türlü yol aramasıydı. Yani sevgisiz büyüdüm denilebilir."
Onun adına üzüldüm ama dile getiremedim. Sadece aşağıya baktım. Ve beklenmediğim bir anda eli ile başımı kaldırdı.
"Ve sen bana ailem gibi hissettirdin." Bana yakınlaştı ve boynuma küçük bir öpücük kondurdu.
Kızardığımı hissedebiliyordum. Gerçekten kızarmıştım.
"Bana çarptığın gün sana yakınlık hissettim. Çözemedim. Ama senle konuşurken bana ne kadar iyi davrandığını fark ettim. Bana herkes soğuk davranırken sen önyargılı davranmadın. Ve daha yakınlaştıkça gerçekten senin yanında ailem gibi hissetmeye başladım."
Ağlamak istiyordum.
"Sana karşı hislerim var Han....."
•bölüm sonu•
•iyiki doğdum bennn•
Bölüm etkileşimi
