Kısaca Han kitap kapağı

16. bölüm / 32

Kısaca Han

Sickness

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Sickness

Hastane

Son duyduğum ses Minho'nun sesiydi tam algılayamadım ama bende seni seviyorum gibi birşey demişti.

(…)

Kendime gelmeye başlamıştım. Gözlerimi açmaktan korkuyordum. Birinin elimi tuttuğumu hissediyordum. Kim olduğunu bilmiyordum ama zor da olsa bende onun elini tuttum.

"Han?"

"Han!"

Bu Minho'ydu beni bırakmamıştı. Yanımdaydı.

"Han! Uyandın" sesinden ağladığını fark ettim.

"Gözlerini açar mısın?" Korkuyordum ama açmak zorundaydım.

Yavaş bir şekilde açmaya çalıştım. Tamamen açtığımda gerçekten Minho'nun ağladığını gördüm.

"Tam 1 haftadır uyuyorsun."

Cidden uyumuş muydum? Neler olduğunu hatırlamaya çalıştım. Yaşananlar çok bulanıktı.

"M-m-minho" Minho hala sessizce ağlıyordu. Dayanamayıp bana sıkıca sarıldı. Bir süre öyle kaldı. Mutluydu ve ağlıyordu.

"Han.... Senin için çok endişelendim. Her okul çıkışında yanına geldim. Doktorlar bir ara gelmememi söyledi Umutlarını senden kesmişlerdi."

"Ve s-sen dinlemedin." Biraz zor konuşuyordum ama sıkıntı yoktu.

"Evet seni tek bırakamazdım."

"C-chan görmeye geldi mi hiç?"

"Evet o da senin için çok endişelendi. Hatta inanmıycaksın fakat Lia gelip senden özür diledi."

Bu söyledikleri ben güldürmüştü fakat gülerken kalbim sıkışmış gibi hissettim ve refksler olarak kalbimin olduğu tarafı sıktım.

"Ani hareket etmemen gerekiyor hala tam iyileşmedim."

O an aklıma etrafa bakmak geldi. İp gibi birşeyle beni makinaya bağlamışlardı. Kalp atışım falan yazıyordu. Üstümde kıyafet yoktu sadece altımda eşofman vardı. Üstümde battaniye olduğu için üstüm gözükmüyordu.

"Yiyecek birşeyler ister misin? Ne de olsa bir haftadır birşey yemedim."

"Olur."

Birkaç dakika sonra Minho odaya tepsi ile girdi. Tepsiyi önüme koydu.

"Hadi otur da ye."

"Utanıyorum..."

"Neden sadece yemek yiyeceksin."

"Ondan değil."

"Neyden?"

"Üstümde kıyafet yok."

Minho o an anladı neden utandığımı.

"Sıkıntı olmaz istersen bakmam."

"Boşver" yatakta oturur pozisyona geçtim.

Utanıyordum ama belli etmemeye çalışıyordum. Yemeğimi yedikten sonra tabağı yanımda duran masaya koydum ve geri yatacakken Minho yavaşça sırtıma dokunarak engelledi. Biraz irkilmiştim.

"Han hemen yatma sonra yediklerini sindiremezsin."

Haklıydı hemen yatarsam kötü hissedebilirdim.

"Utanıyorsun ama diğer türlü daha kötü olursun sen de istemezsin değil mi?"

"Evet" hala utanıyordum ama çok fazla değil.

"Neden utanıyorsun ki?"

"Hiçbir insan beni böyle görmediği için alışkın değilim"

"Anladım." Minho üstümde gözünü gezdirdi.

"Han iyileşince sana gün boyu sarılıcam."

"Neden?"

"Canım istedi ondan."

Minho iki gündür çok cana yakındı. Normalde de yakındı ama şu an ayrı bir yakındı. Ailem gibiydi.

"Han sen tek eve çıkmak istiyordun değil mi?"

"Evet?"

"Hiç düşündümn mü eğer tekrar böyle hastalanırsan o zaman seni kim kurtaracak diye?"

Doğruydu. Bu sefer şanslıydım Minho yanımdaydı fakat olmasadı?

"Haklısın...."

"Ne dersin ailen izin verirse aynı evde kalalım."

Neden aklıma gelmemişti hiç bu.

"Bak olabilir."

"Neyse eğer istiyorsan yatabilirsin şimdi." Bana gülümsedi.

Tam yatıcaktım Minho tekrar konuştu

"Ama ilk önce sarılıyım." Gülümsedi ve bana sarıldı. Minho bana sarıldığında bir anlığına tuhaf geldi. Elleri tenime değiyordu.

"Sarılarak rahatsız ettiysem özür dilerim."

"Sorun değil rahatsız olmadım."

Yatağa geri yattım ve öylece Minho'ya baktım.

"Minho?"

"Efendim Hannie?"

"Sen hiç hasta olmaz mısın?"

"Bazen ama hızlı iyileşirim."

"Keşke bende senim gibi hızlı iyileşebilsem."
Minho üzüldüğümü görünce bana tekrar sarıldı.

"Han herkesin bağışıklık sistemi farklıdır. Senden daha yavaş iyileşenler de var." O da aklına gelen şey yüzünden üzüldü "annem gibi"

Minho'nun saçlarını okşadım.

"Merak etme o da iyileşir"

"Kötüye gidiyor."

Söyleyebilecek birşeyim yoktu. Hiçbirşey diyemezdim.

Bir anda kapı çat diye açılınca hızlıca oturur pozisyona geçtim. Ani hareket yapınca kalbim yine sıkışmıştı.

"Agh" biraz daha iyi olunca kapıdan kimin girdiğini bakmak için kafamı kaldırdım. Chan nefes nefeseydi.

"HAN UYANMIŞSIN." Koşarak bana sarıldı. Şu an üstümün olup olmaması ikimizin de umrunda değildi. Sıkıca birbirimize sarıldık.

Minho bize bakarak gülümsedi.

"Han bir haftadır uyuyorsun Minho her gün okul çıkışı yanına geliyordu. Çok endişelendik. Hatta bir ara Minho arka sırada derste ağlıyordu."

Minho'ya baktım. Gerçekten mi bakışı attım Minho söylenenden utanarak başını eğdi.

Chan şimdi yeni üstümün olmadığını fark etti.

"Üstün yokmuş yeni fark ettim" kahkaha patlattı bir anda bende gülmek istiyordum ama kendimi tuttum çünkü gülünce canım acıyordu.

"Han gülsene istiyorsun ama gülmüyorsun?"

"Gülünce canım acıyor."

"Anladım..."

Bir süre üçümüz konuştuk kendimi gerçekten iyi hissediyordum.

"Minho ben kendimi iyi hissediyorum eve gitsem olmaz mı?"

"Yarına kadar biraz daha toparlan ondan sonra gidersin yarın zaten tatil acele etme."

"Ben gitmek zorundayım yine işlerim var kalmak isterdim ama gitmeliyim görüşürüzzz"

"Görüşürüz chan!"

Chan'ı yolcu ettikten sonra baş başa kaldık. Birbirimize bir süre baktık. Ben bu sırada yatar hale gelmiştim.

"Şu an seni öpsem kalbin acır mı?"

"Sanmam ani hareketlerde oluyor sadece."

"O zaman ani yapmam."

Minho yavaşça eğilip dudağımdan öptü uzun bir süre öyle durduk. Sonra geri çekildi.

"Han eğer yaşamasaydın ben nasıl yaşardım?"

"Bende kendimi atardım valla."

Sadece Minho'yu dinliyordum.

Minho konuşurken içeriye bir doktor geldi.

"Merhaba Han jisung"

"Kısaca han diyebilirsiniz."

"Gerçekten hızlı toparlamışsınız kendinizi eğer isterseniz yarın sabah hastaneden ayrılabilirsiniz"

Bu haberi duyunca gülümsedim. Minho da mutlu olmuştu.

"Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim e......"

Doktorun adını bilmiyordum....

"Jeongmin"

"Teşekkür ederiz bay jeongmin"

"Ne demek"

Doktor gittiğinde tekrar baş başa kaldık.

"Üstüne birşey giyinmek ister misin?"

"Beni kablo gibi bişeyle makineye bağlamışlar üstünden kıyafet geçirirsem rahatsız olucam."

"Tamam o zaman."

"Han geç olmaya başladı hadi yat sen."

"Peki sen?"

"Bende koltukta uyuycam seni yalnız bırakmak istemiyorum."

"Rahatsız olmuycak mısın?"

"Olsun."

"Eğer istiyorsan gel yanıma yat"

O an ne dediğimin farkına vardım. Aşırı utandım.

Minho bu halime güldü ve yanıma geldi.

"Gelebilir miyim?"

Başımı evet anlamında salladım.

Yorganı açıp altına girip tekrar yorganı üstümüze kapattı. Rahatsız etmeyecek bir şekilde bana sarıldı. Ve öylece uyuya kaldık…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.