Kısaca Han kitap kapağı

14. bölüm / 32

Kısaca Han

Hug

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Hug

Sarılmak

O an gözyaşlarımı tutamadım..

"Ağlayabilirsin Han sorun değil. Sesli de ağlayabilirsin."

"Yapamam." Hiç sesli bir şekilde ağlamamıştım. Hep kimse anlamasın diye sessiz ağlardım. Alışık değildim.

"Kendini tutma. Kimse seni görmüyor şu anda."

Sadece hıçkırıklarım duyuluyordu. Kendimi tutmamaya çalışıyordum fakat sesli ağlamak bana hep garip gelirdi.

"Hepsi geçecek Han." Beni kolları ile sardı ve saçımı okşamaya başladı. Minho'nun koynunda ağlamaktan başka seçeneğim yoktu.

O an herşeyi serbest bıraktım. Sessiz bir şekilde değil sesli bir şekilde ağladım.

"Geçecek Han..."

"Korkuyorum." Konuştuktan sonra tekrar ağlamaya başladım.

"Korkucak birşey yok ben senin yanındayım. Kimse seni incitemez." Minho'ya daha sıkı sarıldım. Gözyaşlarım Minho'nun kıyafetini ıslatmıştı.

"Konuşmak ister misin? İçindekileri dökmek istersen burdayım."

Minho'nun koynundan ayrıldım ve kendime gelmeye çalıştım. Hala hıçkırıyordum ama konuşabilirim.

"Bizim hakkımızda bu kadar kötü konuşmaları canımı yaktı." Yine gözlerim dolmuştu. Yanağıma süzülen gözyaşlarımı yavaşça sildi.

"Anlayabiliyorum."

"Bu dedikoduların daha fazla yayılmasından korkuyorum...." O an yine ağlamaya başladım.

Minho yine beni koynuna aldı.

"Kim ne derse dersin isterse seni küçümsesinler ama ben her zaman yanınadyım."

O an konuşacak gücüm yoktu.

"Ben burdayım Han senin için."

O an kendimi bir anlığına toparladım ve ağızımdan iki söz çıktı

"Seni seviyorum."

"Bende seni Han."

Ve yine ağlamaya başladım. Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum ama bir saatten fazla geçtiğini biliyordum.

"Han birşey bilmek ister misin?"

Bir anda duraksadım düşündüm ve başımı evet anlamında salladım.

" bir insan ağlarken ona ağlama geçti gibi sözler bana çok saçma geliyor. Bunun için benim yanımda istediğin kadar ağlayabilirsin. İçini dökebilirsin."

Gerçekten düşününce haklı olduğunu anladım.

"Teşekkür ederim Minho."

"Ne için?"

"Yanımda olduğun için."

Tekrar ona sarıldım. Bu sefer boynuna daha yakındım. Tekrar ağlamaya başlamıştım.

Bir süre öyle durduk. Gerçekten Minho'nun bana sarılması beni çok rahatlatıyordu. Gözlerimi kapattım. Ağlamam geçmişti fakat hala arada hıçkırıyordum. Gözlerimi açmak istemiyordum.

"Uyumak istiyorsan uyuyabilirsin."

"Seni bırakmak istemiyorum"

"O zaman kucağımda uyu."

"Annem görürse ne diyecek?"

"Boşver sen sadece iyi hisset gerisi önemli değil."

Gözlerimi tekrar kapattım ve kendimi Minho'nun kucağına bıraktım. Bir süre sonra uyudum.

Sabah kalktığımda aynı yerdeydim. Gözlerimi yavaşça açtım. Minho'da uyuya kalmıştı. Anneme nasıl açıklayacaktım bilmiyordum ama bir yolunu bulurdum.

Minho çok tatlı uyuyordu. Gülümsedim. Utanarak da olsa en yakın yeri boynu olduğu için boynunu öptüm. Bu onu hafif uyanmasını sağlamıştı. Amacım uyandırmak değildi ama kendimi durduramadım işte.

Minho yavaşça gözlerini açtı.

"Han..." sesi uykuluydu.

"Efendim?" Benim sesimin de bir farkı yoktu.

"Az önce beni öptün mü?" O an utandığım için başımı öne eğdim.

"Sadece emin olmak istedim." Minho bana yakınlaşıp yanağıma kısa bir öpücük kondurdu.
Kızarmıştım.

"Daha iyi hissediyor musun?"

"Evet teşekkürler"

"Minho şeyy..."

"Hm?"

"Anneme nasıl açıklıycaz."

"Bunun için mi endişeleniyorsun?"

"Evet."

"Ben hallederim."

"Ama nası-"

"Endişelenme ben açıklarım sen iyi hisset yeter."

"Tamam.."

Yataktan kalktım ve telefonuma bildirim gelmiş mi diye baktım. Keşke bakmasaydım. Lia telefon numaramı nasıl bulduysa bana aşırı kötü(fesat) mesajlar atmıştı. Telefonu sertçe tekrar masaya koydum.

"Han noldu kötü birşey mi gördün?"

"Lia işte."

"Telefonu verir misin?"

"Gerek yok."

"Han verir misin?" O da yataktan kalkmış yanıma gelmişti. Masadaki telefonu almaya çalıştığında elini sıkıca tuttum.

"Gerek yok Minho unut gitsin."

"Sadece bakmak istiyorum." Telefonu biraz çekiştirerek aldı. Geri almak için uzandığımda telefonu yukarı kaldırdı yetişemedim.

"Minho lütfen ver!"

"Bekle veririm."

"Minho!" Telefonuma şifre koymadığım için kendime kızdım.

Minho geriye doğru yürüdü yatağa değince durdu ve telefona yukarıdan bakmaya çalıştı aşağı indirseydi alabilirdim
"Minho lütfen ve-" Minho'nun elindeki telefonu almak için uğraşırken ikimizi yatağa düşürdüm.

"Han dedim bekle diye vericem bekle." Hala telefonda uğraşıyordu.

Vermeyeceğini anladığımda geriye çekildim ve çalışma masasının sandalyesine oturdum.

Minho telefonu açıp Lia'dan gelen mesajları okudu ve bana baktı.

"Han... bunları müdüre göstermemiz lazım."

Sadece sessizce durdum. Minho sandalyemin arkasından boynuma sarıldı.

"Hadi aşağıya inelim şu olayları da annene anlatalım da kurtulalım be dersin?"

"Tamam..."

Aşağı indiğimizde annem bana kızgın bir şekilde bakıyordu.

"Anne konuşa-"

"Anlat" annem sözümü yarıda kesti.

"Bayan...." Minho ne diyeceğini bilmiyordu çünkü adını bilmiyordu.

"Mil"

"Bayan Mil dün gece olanları açıkğa çıkarmak istiyorum."

"Anlat."

Minho derin bir nefes aldı ve bir süre nerden başlaması gerektiğini düşündü.

"Dün akşam Han çok kötü haldeydi okuldaki bir kız tüm okula benim ile Han'ın arasında birşeyler olduğunu ve daha kötü şeyler yaptığımız yalanını uydurup herkese yaymış. Han bunu dün öğrendi ve ona destek olmak istedim. Onun için dün gece onunla beraberdim aramızda düşündüğünüz gibi birşey yok."

Annem bu sözlerden etkilenmiş gibi yumuşamıştı.

"Bunu bana neden önceden demediniz?"

"Herşey üst üste gelince unuttum anne özür dilerim."

"Tamam. Hadi gelin bari kahvaltı yapın."

Minho ile mutfağa gittik. Annem klasik TÜRK USULÜ kahvaltı masası hazırlamıştı. Bu kadın gerçekten çok fazla Türkiye'ye bağlanmıştı.

Minho ile yemeğimiz bitirdik.

"Elinize sağlık bayan mil."

"Afiyet olsun. Eğer ailen isterse biraz daha kalabilirsin sende istiyorsan."

Annem Minho'nun annesinin hasta olduğunu babasında ondan nefret ettiğini bilmiyordu tabi.

"Anne-"

"Gerek yok Han ben açıklarım."

Annem bize anlamamış şekilde bakıyordu.

"Bayan Mil benim annem hasta ve babamda benden nefret ediyor yani ailem yok."

Annem bu sözleri duyunca çok üzülmüştü.

"Özür dilerim bilmiyordum."

Minho ile tekrar odaya çıktık.

Benim keyfim hala yerinde değildi. Minho bunu fark etmiş olmalı ki bana sıkıca sarıldı. Tişörtümün ıslandığını fark ettim. Minho ağlıyor muydu?

"Minho? Ağlıyor musun?" Elim ile saçını okşadım.

"E-evet" yüzünü omzuma gömmüştü.

Bir süre öylece kaldık. Minho kendini toparlayınca sarılmayı bıraktı.

"İyi misin"

"İyiyim sadece bir anlığına geldi."

"Tamam"

"Hadi gel birşeyler yapalım."

"Ne mesela?"

"Origami?"

"Olabilir."

Origami yapmayı sevdiğim için çalışma masamın bir çekmecesini renkli kağıt yapıştırıcı sim gibi şeylere ayırmıştım.

Minho ile origami yaparken zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamamıştım. Neredeyse akşam olmuştu.

"Minho akşam olmuş."

"Evet... artık gitsem iyi olucak."

"Görüşürüz" Son kez Minho'ya sıkıca sarıldım.

"Görüşürüz."

Minho'yu yolcu edince tekrar odama çıktım ve kendimi yatağa attım. Orada uyuya kaldım.

•bölüm sonu•

•bu bölümdeki bazı sözler benim hayatımdan alınmadır hehe•

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

35okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.