Kısaca Han kitap kapağı

30. bölüm / 32

Kısaca Han

Panic

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Panic

Panik

Sabah tekrardan aynı okul saatinde kalktım ve yorganı istemeden üstümden atıcaktım ki son anda aklıma pijama giymediğim geldi. Dün gece çok uykulu olup üşendiğim için giymemiştim. Alarmı kapatıp Minho'nun uyanmasını bekledim.

"Han?"

"Efendim?"

"Niye kalkmıyorsun? Hasta mı oldun?"

"Hayır... sadece..."

"Dünkü olay dimi."

Minho yattığı yerden kalkıp dolaptan okul üniformamı verdi.

"Teşekkür ederim."

"Sorun değil." Minho arkasını dönmüş bana bakmadan kendi giyinikende bende giyindim. Bugün de kravat takmak istemiyordum onun için elime alıp cebime soktum. Okula girerken ta da hocalar görürse diye arada takıyordum sadece.

"Han disipline mi gitmek istiyorsun?"

"Kravat takmak istemiyorum."

Minho aniden cebimdeki kravatı alıp boynuma sıkıca bağlayıp gülümsedi. Ben somurtup kravatı gevşetmeye çalışırken Minho konuştu,

"O kravat gevşer ya da çıkarsa tartışırız." Dedi gülümseyerek.

Sıkıntılı bir nefes verdikten sonra aşağıya yemek yemeye indik. Ben hiçbir şey yemek istemiyordum ama Minho'yu izleyebilirdim. Minho iki tane tabak çıkarıp küçük ve hızlı pişen bir ramen hazırlamaya başladı. Yemiyeceğimi diyecektim fakat yine söyleyemedim. Minho ramenleri tabağa koyup yemeye başladı. Ben ise sadece onu izledim.

"Yemeye başlamayacak mısın?"

"Aç değilim."

"Han lütfen yalan söylemeyi bırak. Sadece kendini kandırıyorsun." Biraz ciddi tonda konuşmuştu bu sefer. Bıkkınlıkla yemeye başladım. Minho hala ciddi şekilde beni izliyor ve cidden yediğimden emin oluyordu.

"Sadece iyi olmanı istiyorum. Amacım sana kızmak değil Han. Biliyorum böyle ciddi olduğumda ve yanlış taraf sen olduğunda daha çok bozuluyor ve üzülüyorsun ama senin için endişeleniyorum Han." Yine ciddi bir tonda konuşmuştu. Gözlerim istemeden dolmaya başlıyordu ve bu en nefret ettiğim şeydi.

Minho çubukları bırakarak ayağa kalktı ve bana sıkıca sarıldı.

"Özür dilerim.."

"S-sıkıntı değil sadece..."

Gözyaşlarımı yine tutamıyordum. Minho'nun omzunda ağlamaya başladım.

"Tamam sakinleş Han..."

Başımı omzundan kaldırıp gözyaşlarımı sildim. Sırf o sakinleş dedi diye sakinleşicek miydim? Evet...

"İşte böyle. Bir daha ağlamamaya çalış tamam mı?"

Başımı salladım.

"Hadi yemeğini ye çıkalım. Geç kalmayalım."

Hızlıca ramenimi yiyip çantamı alıp kapıya yöneldim. Yağmurluğumu giyidim ve ayakkabılarımı da giyip evden beraber çıktık.

"Han."

"Efendim?"

"Özür dilerim.."

"Neden özür diliyorsun Minho? Bu kadar kırılgan olmam benim suçum."

Elimi tutup yürürken konuşmaya devam etti.

"Hayır.. bu senin kişiliğin. Seni kırmam benim suçum. Bu kadar kırılgan olduğunu bile bile seni azarladım. Senin suçun yok. İnsanların seni bilip nazik olması gerekiyor.. bu benim suçumdu.."

Minho'nun elini sıkıca tuttum. Haklı olabilir miydi? Belki

Okula geldiğimizde göz altlarıma kapatıcı sürmeyi unuttuğum fark ettim. Başımı öne eğip Minho'nun elini bırakmıştım.

"Han?" Şaşkınlıkla sordu Minho.

"Göz altlarıma kapatıcı sürmedim.."

"Bunun için unutma Han. Bırak insanlar seni kendin olduğun gibi sevsinler. Ben seni seviyorum.."

Sınıfa girip en arkaya oturup... bir şey yapmadım. Normal insanlar sırasına oturduktan sonra ne yapar ki? Öylece oturuyordum. Kimse de bakmıyordu. Herkes kendi arkadaşı ile ilgileniyordu. Kısaca hayalettim ama Minho da hayalet avlayacısıydı. Ben sevgiden kaçarken o da beni yakaladı. Elimi eline koymuş elimi okşuyordu. Cidden benim hayatımda tek Minho mu vardı? Galiba evet...

Konuşmak istemiyordum. Güne kötü başlamıştım.

Kimseyi umursamadan Minho'ya sarıldım. Sıkıca sarıldım.

Minho'da bana sıkıca sarıldı. Ders zili çalana kadar ona sarıldım. Yine korkmaya başlamıştım. Sınavlar açıklanacaktı. Ve en sevmediğim dersti

O ders ne miydi? Fen bilimleri.. Hoca'nın gelmesi ile derse başlamıştık. Bana ne Fenden çokta işime yaramıyordu. Hoca da zaten bizi değersiz hissettirmek dışında yaptığı bir şey yapmıyordu. Hoca eline sınav kağıtlarını alınca Minho'ya yaklaştım. Hoca teker teker okumaya başladı. Ders geçiş puanı 50'ydi ve çoğu kişi 40 ve 47 alıyordu. Minho 85 aldığını öğrenince biraz rahatladım. Ne de olsa beraber çalışmıştık. Bende iyi bir not alırdım değil mi?

"Han?"

Elimi kaldırdım.

"69"

Bir anlığına şoka girdim fakat kimse anlamasın diye gülümsemeye başladım.

"Tamam." Dedim sessizce

"Notunu beğenmedin mi?" Dedi sertçe

"Hayır iyi." Gülümsüyordum fakat ağlamamak için gülümsüyordum. Hoca'nında dersinde.... Neyse demeyelim ayıp olur.

Minho bunu anlamış olmalı ki beni daha da yakınına çekti.

"Yine beceremedim." Gülümsedim. Gözlerin doluydu ve her şeyi bulanık görmeye başlamıştım. Gözyaşları yüzünden. Ama haka gülümsüyordum. Sakın tek bir kere bile gözüni kırpma Han.. sakın yapma.

"Han.. ağlama lütfen..."

Ben hala Minho'ya salak gibi gülümsüyordum. Önden iki üç kişi gülüyordu. Neye güldüklerini bile umursamıyordum.

"Han.. iyi değilsin. Panik geçirmezsin değil mi?"

"Bilmem. Sence sakin gibi mi duruyorum?" Hiç sakin değildim. Her an patlayabilirdim.

Teneffüs zili çaldığında Minho elimden tutup hızlıca gizli alanamıza götürdü. Patkayacak gibi duruyordum fakat hala gülümsüyor ve gözyaşlarımı akıyordu. Minho sıkıca bana sarılıp boynumu ve yanaklarımı öpmeye başladı. Rahatlatıyordu. Fakat hala sakin değildim.

"Minho işe yaramıyor boşuna uğraşma."

Ellerim titriyordu. Minho ellerimi tutup sıkmaya başladı.

"Lütfen ağlama... lütfen..."

Sıkıca ona sarıldım. O da bana. Sakinleşemiyordum.

Minho en son benim rahatlamadığımı anlamış be dudağımdan öpmüştü. Bak işte bu işe yaramıştı.

"Han lütfen ağlama. Seni üzgün görmeye dayanamıyorum."

Konuşmadım. Ama sakindim. Ağlamıyordum.

Yere oturdum. Konuşmak dahi istemiyordum sadece burdan gidio uyumak istiyordum.

"Tek kalmak ister misin?"

Hayır. Bunu istemiyordum.

Minho tam giderken elini sıkıca tuttum.

"G-gitme.. ama konuşmada..."

Minho gülümseyip yanıma oturdu ve dakikalarca konuşmayıp elimi okşamıştı. Ben ise o sıra başımı Minho'nun omzuna koymuş gözlerimi kapatmış kendime gelmeye çalışıyordum.

Ders zili çalınca refleks olarak ayağa kalktım. Derse girmek istemiyordum. Ders matematikti ve hoca değişmişti yeni hocayı seviyordum ama yinede girmek istemiyordum. Kimse ile konuşmak hatta yüzümü dahi göstermek istemiyordum.

"İstersen izin kağıdı alalım eve gidelim. İster misin?"

Sadece başımı evet anlamında salladım. Hıçkırıklarımı durduramıyordum. Ama ağlamıyordumda.

Minho ayağa kalkıp beni yine müdürün odasına götürdü. Artık müdürle arkadaş falan olmuştuk yani her seferinde buraya gelen ben oluyorum. İlk dönemde tam 4 kere buraya gelen varmıdır bence yoktur.

Minho kapıyı çalıp açınca müdürle göz göze geldik. Başımı direkt aşağıya eğdim. Minho ne olduğunu anlatırken Müdür benle konuşmaya çalışıyordu fakat ben sadece kafamı sallayarak evet hayır ya da bilmiyorum diyordum.

Minho sonunda izin kağıdını aldığında sınıfa geri döndüm. En arkaya geçene kadar herkes bize baktı. İşte bundan nefret ediyordum. Sanki çok anormal bir yaratığım. Altı üstü hastalık gibi bişi oldu. Bunu yaşayan onlar olsa onlarda anlardı. Bizim sınıfta empati yokki nasıl anlarlar. Tek bakmayan Chan Changbin ve Felix'di. Onlara içten bir şekilde teşekkür ettikten sonra sırama oturup sadece matematik defterimi alıp diğer her şeyi çantaya koydum. Ders bitince gidecektim. Hiçbir şey anlamama rağmen sadece hocaların gösterdiği soruları ve cevapları yazdım. Midem bulanıyordu ve sebebini bilde bilmiyordum birde üstüne başım ağrımaya başladı.

Teneffüs zili çalınca direkt montumu giyip çantama defterimi atıp Minho'yu dahi beklemeden hızla okuldan çıktım. Minho yalnız kalmak istediğimi anlamış olmalı ki yetişmeye çalışmamıştı. Eve geldiğinde ben üstümü değiştirmiş ve yatakta uyumaya çalışıyordum. Minho yanıma yattığında ına sarıldım ve uyudum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.