Kısaca Han kitap kapağı

22. bölüm / 32

Kısaca Han

A Tale

Vaveyla Yazarı: Luna .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: A Tale

Bir Masal

Benim tişörtümün ıslanması sorun değil Han. Önemli olan sensin."

Başımı Minho'nun omzuna gömdüm. O da saçlarımı okşamaya başladı.

"Neden akşam içini dökmek istedin?" Kızmıyordu sadece beni üzen sebebi bilmek istiyordu.

"K-küçüklüğümden beri içimde tutuğum bütün acıyı salmak istedim."

"Anladım... birşeyi içinde çok tutunca patlıyor insan."

Başımı evet anlamında salladım

Minho saçlarımı okşamaya devam etti. Annem elektrikli süpürge ile temizlik yaptığı için şuan ikimizide duymadığı için rahattık.

"Hadi kalkalım gel daha eğer annen görürse endişelebilir."

"Haklısın..... sende tişörtünü değiştir."

"Değiştiririm. Ama göz altların mor ve gözlerin kırmızı olmuş. Onları ne yapıcaz?"

"Gözlerimin altını kapatıcı ile kapatırım sıkıntı yok. Zaten birkaç güne geçer."

"Tamam o zaman."

Yataktan kalktım ve ne olur olmaz diye aldığım minik kapatıcıyı alıp odamdaki banyoya girip aynada kapatıcı ile uğraşırken, Minho üstüne başka bir kıyafet giyiyordu. Kapatıcı ile işim bitince tekrar odamdaki masama koyup sandalyeye oturdum. Mihno da üstünü giyinmiş ve yatakta oturuyordu. Öylece bakışıyorduk. Konusu açıcak bir şey yoktu.

O anda kahraman annem odayı süpürge ile basarak sessizliği bozdu ve ikimizde konu aramaktan kurtulduk. İkimiz diyemeyiz çünkü ben konu ararken sürekli aklım başka şeylere kayıyordu.

"Han al şu süpürgeyi süpür odanı. Sabahtan beri köle gibi çalışıyorum kimse yardım etmiyor zaten insan gelir bi yardım ediyim mi anne der......"

Ve bitmeyen yakınma cümleleri başladı işte. Minho anneme ne olduğunu anlamaya çalışır gibi bakıyordu. Ona birşey diyemezdim. Ama kıkırdadım ve süpürgeyi annemden alarak annemin gitmesini sağladım.

Süpürgeyi gişe takıp odayı temizlemeye başladım. Minho ilk defa böyle birşey görmüş olucakki hala öyöece bakıyordu.

"Annen az önce ne yaptı?"

"Klasik anne işte." Onun için klasik bile olsa onun annesinin değeri vardı. Bunun için büyüklere çok nazik davranıyor.

Odayı süpürünce fişten tekrar çıkarıp odamın dışına koydum ve Minho'nun yanına oturunca benim başımı eli ile yavaşça ittirip beni kucağına yatırdı ve saçlarımı sevmeye başladı.

"Aç değil misin?"

"Ben böyle iyiyim Minho endişelenme."

Gözlerimi kapattım ve Minho'nun beni sevmesine izin verdim.

"Minho piknik için pankek yapıcaz ama normalde yaptığımızda sadece bize yeticek kadar çıkıyor. Nasıl 20 kişiye yeticek kadar yapıcaz?"

"Normal yaptığımız tarifdeki malzemelerin iki katını koyucaz Han. Konu ile alakası yok ama matemetiğin kaç?"

"Eeee şey bi tık düşük sana göre."

"Kaç?"

"70..."

Saçlarım ile oynarken bir tanesini çekti.

"A bu ne içindi?"

"Biraz derslerine odaklan matematiğini yükseltmem lazım."

"Deniyorum elimden ne geliyorsa yapıyorum ama olmuyor Minho. Bir de hoca ayrı bir konu bütün gün somurtuyor. Hocaya bakınca ders işleyesin kaçıyor."

Minho saçlarımı okşamaya tekrar başlarken konuştu;

"Haklısın hoca somurtuyor sürekli bu seni de etkiliyor... ama elinden geleni yapıyorsun değil mi?"

"Evet elimden ne gelirse. Bazı konulark anlamıyorum internette bakıyorum ne kadar öğrenebilirsem o kadarını öğreniyorum."

"Aferin." Gülümsedi ve saçlarım ile yavaşça oynamaya devam etti.

"Hadi gel artık aşağı inip yemek yiyelim annen merak etmesin."

Gülümsedim ve "olur" dedim.

Aşağı indiğimizde annem çok birşey yapmadıpını fark ettim omlet ve yanına birkaç peynir gibi şeyler koymuştu. Zaten yemek yemeği çok seven biri değilim daha doğrusu çok fazla çeşit yemek yemeği sevmiyorum.

Annem de masaya gelince beraber kahvaltıya başladık. Yine ortamı sessizlik basmıştı. Bundan nefret ediyordum.

Bir süre annem ile bakıştık. Annem kaş göz hareketleri yapıyordu ama ne demek istediğini anladım sayılmaz.

"Eee Minho sen hangi bölümü seçmek istiyorsun?" Annemden başka ne konu bekliyordun ki?

"Ben mi? Tam düşünmedim ama psikolog ya da şarkıcı olmak istiyorum."

"Güzelmiş bende hala birşeyler seçmeye çalışıyorum ama yazarlık dışında bir düşüncem yok."

Minho"bence hayalinin peşinden git defterine yazdığın hikayeleri gördüm güzeller."

Annem bunları bilmiyordu

"Ne sen hikaye mi yazıyorsun?"

"Anne öyle kısa şeyler çok da güzel değiller."

"Tamam."

Yemeği bitirip odama çıktım yarın piknik için giyiceğim şeyleri ayarlamak için dolabımı açtım. Sol kısmında benim sağ kısmında ise Minho'nun kıyafetleri vardı. Sol tarafa benim kıyafetlerime baktım altına siyah bir eşofman üstüme de beyaz,üstünde karikatür olan bir kıyafet seçtim. Bir de beyaz sade bir şapka. Kombini bitirince dolabı kapatıcaktım fakat gözüm Minho'nun kıyafrtlerine kaydı. Neden baktığımı bilmiyorum fakat merak etmiştim.
Çopu kıyafeti gri siyah ya da beyazdı ama ona yakışıyor. Gözüme bir tane hırka çarptı üstünde mavi şimşekleri olan siyah bir hırkaydı. Çok güzeldi. Elimi üstünde gezidirken içeriye Minho girdi ve elimi hemen çektim.

"Neye bakıyorsun?"

"Boşver."

"Eğer ilgini çeken bir kıyafetim varsa giyebilirsin benim için sorun olmaz."

"Gerek yok ne de olsa onlar senim."

"Eğer istersen izin veririm aklında bulunsun."

"Tamam."

Masama geçtim ve hikayelerimi yazdığım degteri çıkarıp yeni birşeyler yazmaya başladım.

"Annene neden hikayelerinin basit ve kısa olduğunu söyledim? Onlar hem anlamlı uzun ve güzeller."

"Anneme bunları söylersem gidip bütüüün akrabalarıma anlatıcak ve hepsi görmek isteyecek ve bende utanıyorum. Üstüne bir de sorguluycaklar diyecekler "kitap boş iş git doktor ol" falan diyecekler onun için kısa kesiyorum."

"Anladım."

"Zaten bunları senden başka kimse ile paylaşmadım."

"Kimseyle mi? Chan ile falan?"

"Yok sadece sen biliyorsun. Birkaç sene sonra hepsini düzeltip bir online kitap okuma uygulamasına yüklemek isterim."

"Sen bunu başarırsın sana inanıyorum."

Aklıma gelen senoryaların hepsini kağıda dökmeye çalışırken Minho sandalyenin arkasından boynuma sarıldı. Sandalyenin kısa olması sarılmasını kolaylaştırıyor.

"Han sana birşey sorabilir miyim?"

"Hmh." Evet anlamında bir ses çıkardım.

"Neden kitap yazmayı bu kadar çok seviyorsun? Kötü birşey değil ama merak işte."

Defterin köşesine birşeyler karalarken konuşmaya başladım.

"Senin ile olmadan önce hayatımda hiçbir arkadaşım yoktu benim tek sığındığım evim kitaplardı sanki o hikayelerde yaşıyormuşum gibi oluyorum. Ve bazen istediğim sonla bitmiyor ya da istemediğim birley oluyor. Bende dedim ki "neden kendi hikayemi yazmıyorum." İşte hikayeme hem duygularımı hem hislerimi döküyorum ve istediğim gibi yönlendiriyorum. Ve hayatımda olan kişilerin isimlerini değiştirerek bir hikayeye çevirebiliyorum. Fazla konuştum yine off."

Kalemi sertçe masaya koyup başımı ellerimin arasına aldım.

"Sen konuş ben seni sabaha kadar dinlerim Han. İçini dök sabaha kadar dinlerim."

"Minho?"

"Efendim sincap?"

"Sincap?"

"Sincapa benziyorsun tabi onlardan daha tatlasın o ayrı konu. Neyse sen birşey sorucaktın."

"Şey..... neden beni bu kadar önemsiyorsun?"

"Han kızma ama B12 eksikliğin mi var?" Gülmemeye çalışsada başaramadı bu benimde kıkırdamamı sağlamıştı.

"Belki biraz.... Kabul çoğu şeyi unutabiliyorum."

"Sıkıntı yok." Gülmesini durudurup gülümsedi. "Soruna cevap istiyorsan cevabını vericem."

Sessizce ve heyecanla onu bekledim.

"Han seni seviyorum"

"Sadece hislerini olduğunu sanıyordum ne ara bu kadar büyüdü"

"Senin yanındayken nasıl durdurabilirdim ki?"

"Haklısın..... bende seni seviyorum Minho.."

"Minho saçma bir soru ama şu an biz hangi durumdayız? Yani önceden sevgili gibi birşeydik kafam karıştı."

"Önceden arkadaş karışık sevgili gibiydik. Ama şimdi arkadaşlığı bırakıp sevgili olmak istiyorum. Sana uygunsa."

Yanaklarımın kızardığını hissettiğimde ellerim ile yüzümü kapattım.

"Sende istiyorsun değil mi? Yüzün kızardığından anlaşılıyor."

Başımı evet anlamında salladım. Minho boynuma daha çok yakınlaştığında daha çok kızarmıştım.

"Önceden de yaptım neden şimdi utanıyorsun?"

"Ö-önceki ayrı."

"Öyle olsun."

Nefesini boynumda hissediyordum. Bir anda nefesi kesildi ve dudağı tenime değdi. Gözlerimi kapattım.

"Beni bu kadar iyi hissetirmeyi nasıl beceriyorsun Minho?"

Minho birşey söylemedi ve öpmeye devam etti.

Birkaç dakila sonra öpmeyi bırkatı ve başını omzuma koyup gözlerini kapattı.

Zaman çok hızlı geçiyordu öğlen olmuştı bile.

"Minho böyle durmayı çok isterim ama kedilerin ile ilgilenmemiz gerekiyor değil mi?"

"Haklısın... Soongie! Doongie! Dori!" Minho isimlerini çağırınca tıpış tıpış geldiler.

Sandalyeden kalkıp beraber yere oturduk. Okul olduğu zamanlar kediler ile çok ilgilenemiyorduk onun için hafta sonları saatlerce seviyorduk.

Dori kucağıma geliş yatınca gülümsedim ve tüylerini sevmeye başladım. Aralarında en hırçın ve vahşi olanı Dori, beni görünce minik bir kediye dönüşüyordu.

Saatlerce kedileri sevdikten sonra saate baktığımda akşam olmuştu. Bugün yapacağımız başka birşey yoktu pankekleri yarın yapıcaktık. Pijamalarımjzk giyinip yatağa yattık.

"İyi geler sincabım"

"Sanada iyi geceler kedim."

Hitaplarımızdan dolayı kıkırdayıp uyuduk.....

•bölüm sonu•

•üzgünüm bugün sadece bir bölüm atabileceğim. Depremi hisseden herkese geçmiş olsun. Bende hala kendime gelemedim•

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.