15. bölüm / 32
Kısaca HanSickness
Bölümler 32Şu an: Sickness
- 1 New Secret Life507 kelime
- 2 Lost Stars332 kelime
- 3 Weird Peoples379 kelime
- 4 Düşünceler344 kelime
- 5 New World340 kelime
- 6 Falling Down414 kelime
- 7 Eyes And Him291 kelime
- 8 Escape465 kelime
- 9 Eyes Don’t Lie885 kelime
- 10 With You380 kelime
- 11 Protect928 kelime
- 12 Feelings801 kelime
- 13 Emotions1.141 kelime
- 14 Hug927 kelime
- 15 Sickness1.063 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Sickness857 kelime
- 17 Home646 kelime
- 18 Friends1.059 kelime
- 19 Stay Alone1.022 kelime
- 20 Lia Saying New Lies662 kelime
- 21 New Star1.035 kelime
- 22 A Tale1.214 kelime
- 23 Rainy Picnic1.448 kelime
- 24 Weakness800 kelime
- 25 Weakness823 kelime
- 26 Trauma1.135 kelime
- 27 Our group1.083 kelime
- 28 Blurry memories1.131 kelime
- 29 Friends1.705 kelime
- 30 Panic1.031 kelime
- 31 Another one?1.047 kelime
- 32 A new love (1. Kitap sonu)966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hastalık
Sabah kalktığımda saatim biraz geç olduğunu gördüm okula geç kalmamalıydım. Daha kalktığım gibi çantamı hazırlayıp üstümü giyinip mutfaktan sadece bir ekmek parçası yiyip evden koşarak çıktım. Okulun başlamasına tam on dakika vardı.
Okula geldiğimde sadece iki dakikam olduğunu gördüm ve koşarak sınıfa çıktım. Daha yeni uyanmıştım ama derse geç kalamazdım. Hızlıca sınıfa girip Minho'nun yanına oturdum. Nefes nefeseydim.
"Han iyi misin?"
"İyiyim" derin bir nefes aldım. "Okula az kalsın geç kalıyordum.
"Yeni mi kalktın?"
"Evet...."
"Yemek yemedin."
"Evet..."
Hocanın sınıfa girmesi ile sustuk. Ders ingilizceydi. Hoca bize bildiğimiz şeyleri tekrarlayıp duruyordu. Neymiş bazı harfleri yanlış söylüyormuşuz. Başımı sıraya koydum ve gözlerimi kapattım.
"Çok uykun var Han."
"Biliyorum."
"Neden evde kalıp dinlenmedin ki?"
"Eğer hiçbir gün aksatmadan okula gidersem ve notlarım 90 üstü olursa ayrı eve taşınabileceğini söyledi annem."
"Bunun için geldim."
"Ve seni görmek için." Gülümsedim.
O da gülümsedi. Ben tekrar gözlerimi kapattım. Hocanın beni taktığı da yoktu. Ders bitene kadar biraz da olsa enerjim yerine gelmişti.
"Han ne dersin bu gün Lia'nın yazdıklarını müdüre söyleyelim mi?"
"Olur hatta şimdi gidip söyleyelim."
"Senin telefonundan mesajların fotoğraflarını çekmiştim zaten."
Minho ile müdürün odasına gittik. Benim arada gözlerim kapanıyordu ama belli etmiyordum. Bir anda yere yığılmak istemiyordum.
Müdürün odasının kapısını çaldık ve "girin" sözünü duyunca içeri girdik.
"Sen birkaç gün önce arkadaşının üstüne düşen çocuk değil misin? Noldu ne için geldini?"
"Evet ben oyum. Bir arkadaşımız benim ve bu arkadaşımın hakkında çok kötü şeyler konuşuyordu ve bunu bildirmek istedik."
Müdürün ilgisini çekmişti.
"Kanıtınız varmı?"
"Var arkadaşımın telefonunda hepsi var."
Minho telefonunun galerisini açtık ve mesajların fotoğraflarını gösterdi. Müdür şok olmuştu.
"Tamam siz gidin ben hallederim. Bu arada yapanın adı neydi?"
"Lia. Soy adını bilmiyorum ama aynı sınıftayız."
"Tamam çocuklar gidebilirsiniz bundan sonrasını ben hallederim."
Minho ile müdürün odasından çıktık. Benim gözlerim kapanmaya başlamıştı giderek göz kapaklarım ağırlaşıyordu.
"Han iyi değilsin gözlerin kapanıyor dinlenmen gerek."
"Olmaz"
O anda dengemi kaybetmeye başladım ve Minho'nun omzundan tutundum.
"Han iyi değilsin."
Artık konuşacak gücüm yoktu ayakta zor duruyordum. Dengemi kaybetmeye başladım. Minho o anda beni kucağına aldı.
"Hocadan izin alıyoruz dinlenmen için tamam mı?"
Minho'nun ne dediğini zar zor anladım. Artık gözlerimi daha fazla açık tutamıyordum fakat en son hatırladığım şey Minho'nun beni okulda böyle olaylar için yapılmış yatakhanesine götürdüğüydü.
Uyandığımda Minho yanında oturuyor ve elimi tutuyordu.
"Saat kaç?" İlk sorduğum soru buydu.
Okul bitti Han yeni zil çaldı.
"Ne?"
"Merak etme iznin var hocalar biliyor."
Hala kendimi iyi hissetmiyordum.başım dönüyordu.
"Minho başım dönüyor."
"Yürüyebilir misin?"
"Sanmıyorum. Başım çok kötü dönüyor."
"O zaman eve kadar seni taşıycam itiraz yok."
İstemesemde kendimin yürüyemiyeceğimi biliyordum. Annem de babamda işteydi onlar da gelemezlerdi bu aralar yoğun çalışıyorlar.
Başımı evet anlamında salladım.
"Eğer rahatsız olursan söyle"
Beni yavaşça kucağına aldı. Tüm ağırlığımı ona vermek istemiyordum ama çok kötü başım dönüyordu ve kendimi kontrol edemiyordum.
"Han rahat ol uyuyabilirsin ben seni taşırım"
Gözlerimi kapattım. Minho çantamdan nasıl becerdiğini bilmediğim bir şekilde anahtarı bulup kapıyı açtı. Gözlerim hala kapalıydı ama uyanıktım.
Minho kapıyı kapatıp beni odama götürdü ve yatağıma yatırdı.
"Çok yorgunsun Han seni böyle bırakamam."
Sesleri duyabiliyordum ama tepki vermek için gücüm yoktu.
Minho'nun yanıma yattığını hissettim. Bana sarıldı.
"Sen kendine gelene kadar burdayım."
Kendimi serbest bıraktım ve derin bir uykuya daldım....
Kalktığımda saat öğlene yakındı okula geç kalmıştım. Neden kimse beni uyandırmamıştı?
Minho gitmişti herhalde evime gitti diye düşündüm. Fakat telefonu masadaydı. Hala hafif başım dönüyordu fakat yürüyebiliyordum. Aşağıya indiğimde Minho'yu gördüm.
"Minho?"
"Uyanmışsın Tünaydın."
"Neden geç uyanmama izin verdin? Okula gitmem gerekiyordu. Hem sen burda mı kaldın?."
"Evet burda kaldım annenin haberi var dün çok kötüydün seni yalnız bırakamadım. Annen bir gündem birşey olmayacağını söyledi. Sağlığın daha önemli Han."
"Hala hafif başım dönüyor."
"Sen geri odana git ben sana yiyecek birşeyler getiricem. Bu gün kendini yormak yok." Gülümsedi
Bende gülümsedim "tamam Minho hyung"
Odama çıktıktan on beş dakika sonra kapıdan Minho girdi. Elinde tepside birkaç yiyecek vardı. Tepsiyi bacaklarımın üstüne koydu ve bende yemeğe başladım. Çok güzeldi.
"Eline sağlık Minho"
"Afiyet olsun"
Yemeği bitirince tepsiyi koymak için kalkmaya çalıştım fakat Minho izin vermedi.
"Sen yat ben götürürüm"
"Teşekkürler"
Minho gülümseyip odadan çıktı ve birkaç dakika sonra geri geldi ve benim yanıma oturdu.
"Ne yapmak istersin?"
"Bilmiyorum."
"Hadi ama neşelen biraz."
"Halim yok" söylediklerimi duyunca gülümsemesi silindi.
"Han neden halin yok iki gündür böylesin. Seni böyle görmek beni endişelendiriyor."
"Elimde değil Minho."
"Kendine iyi bakmıyorsun dimi?"
Başımı öne eğdim.
"Beni endişelendiriyorsun."
"Özür dilerim."
Minho bana sıkıca sarıldı. Ve kafamın üstünden öptü. Biraz da olsa gülümsemiştim.
"Az da olsa gülümsedim bak" o da bana gülümsedi. Bana anlam dolu gözlerle bakıyordu. Biraz daha bana yakınlaşıp dudağımdan iki saniyeliğine öptü.
O an ne olduğunu anlamadım. Kızarmıştım.
Minho ise gülümsüyordu. Bana sarıldı.
"Ne dersin salonda koltukta film izleyelim"
Minho beni aşağıya götürürken ben hala ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sonra boşverip hangi filmi izleyeceğimizi düşündük.
"Minho ben kendimi iyi hissetmiyorum."
"Senim için ne yapabilirim." Minho bana sarıldı.
"Bilmiyorum hiçbirşey yapmak istemiyorum ama uyumak da istemiyorum."
"Garip."
Başımı Minho'nun omzuna koydum.
"Han bu normal değil sadece yemek yemeseydin ve uykusuz kalsaydın bugün okula bile giderdin. Acaba hastalık falan mı kaptın?"
"Bilmiyorum.."
Minho elini alnıma koydu.
"Ateşin var..."
"Han sen burda yat ben sana iyi gelicem birşeyler bulucam."
Koltuğa yattım. Üşüyordum.
"Gel ilaç buldum"
"Emin misin?"
"Evet bende de aynısından var ben de hasta olunca içiyorum Han."
Minho bana çocukmuşum gibi ilacı kendi eli ile içirdi.
"Üşüyorum...."
Minho gidip üstüne battaniye getirdi.
"Minho?"
"Efendim?"
"Seni kullanıyormuş gibi hissediyorum. Rahatsız olmuyorsun değil mi? Sadece kendimi iyi hissetmiyorum."
"Hayır öyle düşünme dinlenmeye ihtiyacın var sana yardım etmek istiyorum."
"Teşekkürler"
Battaniyeyi boynuma kadar çektim ve gözlerimi kapattım. Birkaç dakika sonra tekrar açtım.
"Uyuyamıyor musun?"
"Hayır"
Minho elini tekrar alnıma götürdü.
"Ateşin yükselmiş..."
"Korkuyorum."
"Korkma yanındayım."
Gözlerim yine kapanmaya başladı. Kapatmamak için zorluyordum. Sanki kapatırsam bir daha açamazmışım gibi hissediyordum.
"Minho gözlerimi kapatırsam bir daha açamazmışım gibi geliyor."
Minho elimi tutu ve okşadı.
"Panik yapma hastaneye gidelim."
Minho beni kucağına aldı ve evden çıktık. Çok uzak değildi yürüyerek gidebilirdik. Gözlerimi kapatmamak için zorluyordum kendimi.
"Minho korkuyorum."
Minho adımlarını hızlandırdı.
"Az kaldı dayan lütfen." Gözleri dolmuştu.
Elimi zor da olsa Minho'nun boynuna koydum.
"Ağlama lütfen Minho."
Minho beni biraz daha kendine çekti. Adımları çok hızlıydı çok az bir mesafe kalmıştı. Ama benim de gözlerim kapanmak üzereydi.
Gözlerimi açık tutmaya çalışırken sadece Minho'ya baktım. Onu kaybedecek gibi hissediyordum.
Hastaneye girdiğimizde Minho herşeyi anlatmıştı fakat sesler boğuklaşmaya başlamıştı. Beni bir yere yatırdılar. Minho yine yanımdaydı tam göremesem de gözleri doluydu. Artık daha fazla dayanamadım ve gözlerim kapanmaya başladı. Ağızımdan zorla son iki kelime çıktı.
"Seni seviyorum..."
Bölüm etkileşimi
