33. bölüm / 35
KARA GÜLZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV
Bölümler 35Şu an: ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV
- 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
- 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
- 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
- 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
- 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
- 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
- 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
- 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
- 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
- 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
- 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
- 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime
- 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
- 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
- 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
- 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime
- 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
- 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
- 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime
- 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime
- 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
- 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
- 23 SİYAH YALAN979 kelime
- 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
- 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
- 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
- 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
- 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
- 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
- 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
- 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime
- 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
- 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
- 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
33. BÖLÜM
ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV
Gecenin zifiri karanlığı, şehrin dışındaki ıssız orman yolunu bir kefen gibi sarmıştı.
Zırhlı aracın arka koltuğunda, şakaklarına dayanan iki soğuk namlunun ortasında oturan Damian Veyr; hayatında ilk kez kaslarının çaresizlikle kilitlendiğini hissetti. Karşısındaki adam aylardır "Salvatore Romano" adıyla sofrasına oturan, elini sıktığı, şirketini ve dostluğunu teslim ettiği o adam öz kardeşi Dominic Veyr’di.
"Dominic..." dedi Damian, dişlerinin arasından kenetlenen bir öfkeyle. Sesi bir yanardağın altındaki magmatik patlama gibi tehlikeliydi. "Demek o piç sensin."
Dominic, yüzündeki o pürüzsüz maskeyi tamamen sıyırmıştı. Yüzünün sağ tarafındaki o eski, derin ameliyat izi, sokak lambalarının araca süzülen sarı ışığında yırtıcı bir yara gibi parlıyordu.
"Piç ha?" dedi Dominic, elindeki mat siyah silahın namlusunu Damian’ın diz kapağına daha da sert bastırarak. "Babamız olacak o caninin doğduğum gün annemle beni sokağa attığı o günden beri ben bu unvanla yaşadım Damian! Siz o malikanede gümüş kaşıklarla beslenirken, ben o sokaklarda açlıktan, soğuktan birbirini yiyen köpeklerin arasında büyüdüm! Şimdi söyle bakalım... Hangimiz piç?"
Damian, dizindeki o ezici basınca rağmen tek bir milim bile gerilemedi. Mavi gözleri zifiri bir nefretle yanıyordu.
"Şirket, para, unvan..." dedi Damian, kelimeleri birer giyotin bıçağı gibi keserek.
"Ne istiyorsan al Dominic! Hepsini senin üzerine yapayım! Ama ailemden, karımdan ve çocuklarımdan uzak duracaksın!"
Dominic akıl dışı, çıldırtıcı bir kahkaha attı. O kahkaha, aracın dar kabininde bir iblisin çığlığı gibi yankılandı.
"Şirket mi?" dedi Dominic, öne doğru eğilip Damian’ın yüzüne birkaç santim kadar yaklaşarak. "Sen beni Dante gibi sığ mı sandın? Benim derdim sizin o açgözlü para hırsınız değil Damian! Ben sizin o uyduruk huzurunuzu, o 'mutlu aile' tablonuzu yakmaya geldim!"
Dominic cebinden telefonunu çıkardı. Ekranı açıp Damian’ın gözlerinin önüne tuttu.
"Ve sanırım geciktin..." dedi Dominic, zehirli bir tebessümle. "Çünkü adamlarım çoktan senin o aşılmaz kalkanlarla koruduğun sarayına girdiler."
Ekranda canlı yayınlanan bir güvenlik kamerası görüntüsü belirdi.
Aynı anlarda, Veyr Malikânesi...
Damian’ın gidişinin üzerinden henüz yarım saat geçmişti ki, malikanenin bahçesindeki tüm aydınlatmalar ve ana elektrik şebekesi büyük bir patlamayla çöktü.
Saniyeler içinde koca ev zifiri bir karanlığa büründü. Yedek jeneratörlerin devreye girmesi gerekiyordu ancak Dominic’in haftalardır "güvenlik güncellemesi" adı altında malikaneye soktuğu kendi sızma ekibi, jeneratör odasını ve dış güvenlik hatlarını içeriden sabote etmişti.
Bahçedeki güvenlik görevlileri ne olduğunu anlamadan, susturuculu silahlarla tek tek yere serildi.
Salonda tek başına duran Lena, patlayan ampullerin gürültüsüyle irkildi. Karnındaki o eski, tanıdık korku sızısı bir anda fırladı.
"Damian...?" diye fısıldadı karanlığa doğru.
O sırada üst kattaki çocuk odasından Cassian ve Valerian’ın korku dolu çığlıkları yükseldi: "ANNE! ANNE!"
Ağır saten elbisesinin eteklerini toplayarak karanlık merdivenlere doğru koştu. Ancak henüz ilk basamağa adımını atmıştı ki, malikanenin ağır çift kanatlı meşe kapısı gürültüyle patlayarak içeriye savruldu.
Ellerinde lazer fenerli ağır makineli tüfekler, yüzlerinde siyah kar maskeleri olan sekiz kişilik ağır silahlı bir adamlar salona daldı. Fenerlerin dik kızıl ışıkları Lena’nın yüzünü ve gözlerini dağladı.
"Kımıldama!" diye kükredi timin başındaki adam.
Lena bir adım geri çekilmeye çalıştı ama arkasından beliren iki adam kollarını hırsla kavradı. Lena çırpındı, dirseğiyle adamın yüzüne vurmaya çalıştı.
"Bırakın beni! Kimsiniz siz?! Damian!"
"Kes sesini kadın!"
Adam, Lena’nın kollarını arkadan ters kıvırıp bileklerine ağır bir kelepçe geçirdi. Aynı anda üst kattaki iki adam, kucaklarında ağlayan, çırpınan iki yaşındaki ikizlerle Cassian ve Valerian ile merdivenlerden aşağı indi.
"ANNE! ANNEEE!" diye bağırıyordu Cassian, minik elleriyle adamın maskesini çekmeye çalışarak. Valerian ise korkudan nefesi tıkanmış halde hıçkırıyordu.
"Bırakın onları!" diye haykırdı Lena. Gözlerinden yaşlar süzülürken kelepçeli kollarıyla öne atılmaya çalıştı. "Onlar daha bebek! Bırakın çocuklarımı!"
Adamlardan biri, elindeki telefonu kaldırıp Dominic’in telefonuna bağlandı: "Efendim. Hedefler ele geçirildi. Kadın ve ikizler elimizde. Malikâne tamamen kontrolümüz altında."
Zırhlı aracın içindeki ekran, o anları saniye saniye gösteriyordu.
Damian Veyr, karısının kelepçelendiğini, iki minik oğlunun adamların elinde ağladığını gördüğü an... göğsünden bir insanın çıkarabileceği en korkunç, en yırtıcı kükreme koptu.
Damian’ın vücudundaki tüm kaslar bir anda patlama noktasına geldi. Beline dayalı olan silahı hiçe saydı, devasa gövdesiyle sağındaki korumaya bir omuz attı. Koruma aracın camına çarparak bayıldı. Damian, sol eliyle Dominic’in boğazına yapıştı, adamı koltuğa çiviledi.
"Seni geberteceğim!" diye kükredi Damian, gözleri tamamen kan bürümüş halde. "Onlara tek bir zarar gelirse seni diri diri yakacağım Dominic!"
Ancak öndeki koruma, elektroşok cihazını Damian’ın boyun girintisine sapladı.
Yüksek voltajlı elektrik Damian’ın devasa bedenini sarsarken, omuriliğinden geçen acı adamın dizlerini çökertti. Damian inledi, parmakları Dominic’in boğazından gevşedi.
Dominic, öksürerek boğazını tuttu. Yüzünde çıldırmış, hastalıklı bir zevk vardı.
"Hâlâ bir aslan gibi kükrüyorsun Damian..." dedi Dominic, doğrulup Damian’ın kan ter içinde kalan yüzünü saçlarından tutarak geriye çekti. "Ama anlamıyorsun. Bu oyunun kurallarını ben yazdım. Karın ve çocukların benim adamlarımın elinde birer rehineler. Eğer tek bir yanlış hamle yaparsan, o çok sevdiğin ikizlerinin cesetlerini önüne atarım!"
Damian’ın gözlerinden, öfke ve devasa bir çaresizliğin karıştığı iki damla kanlı yaş süzüldü. Ailesi... Hayatındaki tek ışık, tek sığınak yine o zifiri karanlığın ortasında kalmıştı. Ve bir kez daha düşmanı, kendi kanından bir canavardı.
"Ne istiyorsun...?" dedi Damian. Sesi boğuk, boğazından kan gelerek çıktı. "Ne istiyorsun benden...?"
Dominic, Damian’ın yüzüne doğru eğildi. Yüzündeki o yarayı adamın yanağına sürttü.
"Seni babamızın beni attığı o zindana sokacağım..." dedi Dominic, soğuk bir fısıltıyla. "Karının gözlerinin önünde eridiğini, çocuklarının senin gözlerinin içine bakarak benden merhamet dilendiğini izleyeceksin. Senden her şeyini alacağım Damian. En son da canını."
Dominic’in işaretiyle koruma, ağır bir plastik kelepçeyi Damian’ın bileklerine ve ayaklarına geçirdi. Yüzüne siyah bir torba geçirdiler.
Veyr Malikânesi bir kez daha kanlı bir esaretin ortasında kalmış; Damian Veyr zincirlenmiş, Lena ve ikiz bebekler ise kentin altındaki o karanlık zindanlara doğru sürüklenmeye başlamıştı.
Fırtına, bu kez Veyr soyunu kökünden kazımak üzere en yıkıcı haliyle geri dönmüştü.
Bölüm etkileşimi
