KARA GÜL kitap kapağı

20. bölüm / 35

KARA GÜL

ZEHİR VE KANLI YEMİN

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: ZEHİR VE KANLI YEMİN
  1. 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
  2. 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
  3. 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
  4. 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
  5. 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
  6. 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
  7. 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
  8. 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
  9. 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
  10. 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
  11. 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
  12. 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime
  13. 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
  14. 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
  15. 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
  16. 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime
  17. 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
  18. 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
  19. 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime
  20. 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime · Okuduğun bölüm
  21. 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
  22. 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
  23. 23 SİYAH YALAN979 kelime
  24. 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
  25. 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
  26. 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
  27. 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
  28. 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
  29. 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
  30. 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
  31. 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime
  32. 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
  33. 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime
  34. 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
  35. 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime

20. BÖLÜM

ZEHİR VE KANLI YEMİN

Dante Veyr’in sarp kayalıklar üzerine kurulu malikânesinde zaman, akışını yitirmiş ağır ve çamurlu bir bataklığa dönüştü.

Lena için geçen her gün, ruhunun bir parçasının ateşe atılması demekti.

O lüks tutsaklık, görkemli ve pürüzsüz odalar; aslında içeride her gece yaşanan o tüyler ürpertici iğrençliği gizleyen birer perdeydi. Dante, Lena’yı sadece bir pazarlık kozu olarak görmüyordu; o, Damian’ı ruhunun en derin yerinden vurmuş olmanın hastalıklı gururuyla, Lena’yı kendi mülküymüş gibi ezmekten, psikolojik ve fiziksel olarak yıpratmaktan iğrenç bir haz alıyordu.

Her akşam, o ağır ahşap kapının kilidi dışarıdan açıldığında Lena’nın midesine bıçak gibi bir ağrı saplanıyordu.

Dante'nin o karanlık silueti odadan içeri girdiğinde, adamın ağır tütün ve pahalı alkol kokan nefesi yüzüne çarptığında Lena içindeki tüm insanlığı dondurmak zorunda kalıyordu. Dante'nin sert, nasırlı elleri bedeninde gezindiğinde, onu yatağa bastırıp o aşağılayıcı kelimeleri kulağına fısıldadığında Lena gözlerini kapatıyor ve zihninde kapkaranlık bir duvar örüyordu.

“O kardeşimin uğruna ölmek istediği kadın şimdi benim ellerimin arasında...” derdi Dante, her defasında kızın çenesini acımasızca sıkarak. “Seni gördükçe Damian’ın o zavallı, darmadağın olmuş yüzü geliyor aklıma. Sen benim en büyük zaferimsin Lena.”

Lena o anlarda dişlerini etine geçirecek kadar sıkar, tırnaklarını avuç içlerine batırırdı. Gözyaşlarını bile o canavara göstermemek için içine akıtırdı. Her gece o adamın altında ezilmek, onun aşağılamalarına ve iğrenç temaslarına katlanmak, bir insanın taşıyabileceği en ağır, en yıkıcı yüklerden biriydi.

Ama Lena dayanıyordu.

Çünkü o cehennemin ortasında onu hayatta tutan tek bir yangın vardı: Damian Veyr.

Damian onu bir hain sanıyordu. Damian ondan ölesiye nefret ediyor, onu yok etmek için ant içmiş bir şekilde şehri kana buluyordu. O gece salonda Damian’ın buzul mavisi gözlerinde gördüğü o yıkılış, o kırılma anı Lena’nın rüyalarına giriyor, uykusunda nefessiz kalmasına neden oluyordu. Damian ona düşmandı, adını duyduğu an nefreti patlıyordu.

Ama Lena biliyordu ki... Yaptığı her şey, katlandığı her iğrenç dokunuş, ruhuna batan her zehirli çivi sırf Damian yaşasın diyeydi.

Dante'nin kurduğu o kanlı kumpasa Damian düşmesin diye, o tünellerde can vermesin diye kendisini bu canlı mezara kendi elleriyle atmıştı. Damian’ın ondan nefret etmesi, onun ölmesinden bin kat daha iyiydi.

Aynanın karşısına geçti, patlamış dudaklarına ve kollarındaki hafif morluklara bakarken fısıldıyordu:

“Beni asla affetmeyeceğini biliyorum Damian...” dedi kendi yansımasına, sesi titreyerek.

“Beni bir hain olarak hatırlayacaksın. Belki de beni kendi ellerinle vuracaksın..."

"Ama sen yaşayacaksın. Bu cehennemi ben seçtim ve bu cehennemin bedelini ben ödeyeceğim.”

Ancak bu yük artık Lena’nın o kırılgan bedenine ve yıpranmış zihnine fazla geliyordu.

Midesindeki o garip, bitmek bilmeyen bulantılar ve ani baş dönmeleri her geçen gün artıyordu. Bazen ayakta durmakta bile zorlanıyor, ancak Dante'nin önünde dik durabilmek için bütün iradesini zorluyordu. Kendisini bir mum gibi eriten bu sürecin sonunun yaklaştığını hissediyordu.

Buradan sağ çıkamayacağını biliyordu.

Zaten buradan sağ çıkmak gibi bir hayali de kalmamıştı. Ruhunun bu kadar kirletildiği, aşkının bu kadar büyük bir yalana dönüştürüldüğü bir dünyada yaşamak onun için bir ödül değil, ceza olurdu.

Planını zihninde adım adım olgunlaştırdı.

Bir kurban gibi o adamın altında ezilerek ölmeyecekti. Eğer ölecekse, o iğrençliği kendi hayatıyla birlikte sonlandıracaktı. Ya bu evde o pislik herifi kendi elleriyle boğup öldürecek ve Damian’ın önündeki tek engeli kaldıracaktı...

Ya da Dante Veyr ile birlikte o yüksek uçurumlardan aşağı kayalıklara atlayıp ikisini de yok edecekti.

Kaderin onlar için ne yazdığını bilmiyordu. Damian’ın bir gün gerçeği öğrenip öğrenmeyeceğini, onu affedip affetmeyeceğini ya da her şey bittiğinde arkasından bir damla gözyaşı döküp dökmeyeceğini bilmiyordu. Bunu artık kadere bırakmıştı.

Gece yarısına doğru, Dante'nin odadaki masanın üzerinde unuttuğu küçük bıçağını fark etti.

Keskin, ince ve paslanmaz çelikten yapılmış küçük bir bıçak.

Lena, hizmetkarların odayı temizlediği o kısa birkaç dakikalık boşlukta, gözünü bile kırpmadan o bıçağı kavradı ve elbisesinin derin kıvrımları arasına sakladı.

Soğuk metal tenine değdiğinde, aylardır ilk kez dudaklarında hafif, karanlık bir tebessüm belirdi.

Lena yatağın kenarına oturdu. Dışarıda çıldıran fırtınayı ve kayalıklara vuran dalgaların sesini dinledi.

“Her şey senin için, Damian,” diye fısıldadı karanlığa doğru. “Son nefesime kadar...”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

57okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.