KARA GÜL kitap kapağı

31. bölüm / 35

KARA GÜL

MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE
  1. 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
  2. 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
  3. 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
  4. 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
  5. 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
  6. 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
  7. 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
  8. 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
  9. 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
  10. 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
  11. 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
  12. 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime
  13. 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
  14. 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
  15. 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
  16. 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime
  17. 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
  18. 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
  19. 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime
  20. 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime
  21. 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
  22. 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
  23. 23 SİYAH YALAN979 kelime
  24. 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
  25. 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
  26. 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
  27. 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
  28. 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
  29. 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
  30. 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
  31. 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime · Okuduğun bölüm
  32. 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
  33. 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime
  34. 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
  35. 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime

31. BÖLÜM

MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE

Şehrin üzerindeki o ışıltılı, görkemli hava, Veyr Holding’in gökdelenlerinin zirvesine yansıyan sonbahar güneşiyle birleştiğinde dışarıdan kusursuz bir tablo sunuyordu.

Ancak Dominic Veyr iyi biliyordu ki; çelik ve camdan inşa edilen en güçlü kuleler bile temeline yerleştirilen gizli bir çatlakla tek bir hamlede yerle bir olabilirdi.

Dante'nin düştüğü hataya düşmeyecekti. Güç gösterileri yapmak, malikaneye adam yığmak ya da Damian’a doğrudan saldırmak sadece o koruma çemberini daha da sertleştirirdi.

Damian Veyr gibi bir kurdu vurmanın tek bir yolu vardı: Onu kendi ininde, en güvendiği mesafede, savunmasız olduğu o an yakalamak.

Bunun için de Dominic’in tamamen yok olması, sıfırdan yaratılan kusursuz bir kimliğin arkasına saklanması gerekiyordu.

Haftalar süren titiz, sessiz bir hazırlık dönemi başladı.

Dominic, sahte belgeler, uluslararası fon kayıtları ve Avrupa’nın en prestijli finans kanallarında geçerli bir geçmiş inşa etti.

Yüzündeki o derin bıçak izini özel bir estetik müdahale ve profesyonel kapatıcı teknikleriyle gizledi. Üzerindeki o varoş, döküntü kıyafetleri çıkardı; yerine Londra’nın en pahalı terzilerinden çıkma kişiye özel dikim takım elbiseleri, pahalı saatleri ve rafine bir beyefendi havasını giyindi.

Artık o, sokakların sefaletinde büyümüş, çöplüklerde sürünen intikam hırslı Dominic değildi.

O, İngiltere merkezli küresel sermaye fonu Romano Capital’ın yönetim kurulu başkanı, hırslı, vizyoner ve soğukkanlı yatırımcı Salvatore Romano'idi....

Hazırladığı biyografi pürüzsüzdü: Oxford mezunu, Avrupa borsalarında riskli ama devasa başarılara imza atmış, medyadan uzak durmayı seven, ancak Veyr Holding’in yeni liman ve lojistik mega projesine milyar dolarlık yatırımla girmek isteyen gizemli bir fon yöneticisi.

Dominic, aynadaki yansımasına baktı. İpek kravatını düzeltti, gözlerindeki o katıksız nefreti yılların getirdiği acımasız bir aktörlük yeteneğiyle o buzul soğukluğundaki kibar tebessümün arkasına gizledi.

"Damian..." diye fısıldadı, gümüş kol düğmelerini takarken. "kendi ellerinle inşa ettiğin o kalede, seni kendi ellerimle yok edeceğim."

Fırsat, Veyr Holding’in genel merkezinde düzenlenen, basına kapalı uluslararası yatırımcılar zirvesinde ayağına geldi.

Gökdelenin ellinci katındaki devasa, cam duvarlı yönetim kurulu salonu, dünya finans devlerinin temsilcileriyle doluydu. Damian Veyr, masanın başında, kusursuz siyah takımı, sarsılmaz karizması ve keskin bakışlarıyla sunumları dinliyordu.

Şirketini tamamen meşru ticarete taşımıştı ama o gözlerdeki eski liderlik otoritesi tek bir milim bile azalmamıştı.

Sunum sırası Romano Capital’a geldiğinde, Dominic ayağa kalktı.

Salondaki tüm gözler, ağır ve kendinden emin adımlarla kürsüye yürüyen bu karizmatik adama döndü. Dominic, sahneye çıktığında bakışlarını doğrudan Damian Veyr’e kilitledi.

O an, damarlarındaki kanın buz kestiğini, kalbinin intikam hırsıyla güm güm çarptığını hissetti. Ama yüzündeki o samimi, profesyonel tebessüm bir an bile bozulmadı.

"Bay Veyr, sayın konuklar..." dedi Dominic. Sesi, kusursuz bir İngiliz aksanıyla harmanlanmış, son derece kendinden emin ve profesyonel çıkıyordu.

Sunumuna başladı. Projenin finansal risklerini, Veyr Holding’in zayıf görünebilecek lojistik hatlarını ve bu hatları Romano Capital’ın fonlarıyla nasıl kapatacaklarını öyle dahice, öyle rasyonel bir analizle sundu ki, salondaki diğer yabancı yatırımcılar bile hayranlıkla başlarını sallamaya başladılar.

Damian Veyr, önündeki dosyayı kapatıp arkasına yaslandı. Mavi gözleri, sahnede konuşan bu yeni yatırımcının üzerinde gezindi.

Damian, insanları tek bir bakışta okuma konusunda uzmandı. Yıllarca yeraltı dünyasındaki en tehlikeli adamlarla, hainlerle ve kiralık katillerle muhatap olmuştu. Ancak Dominic’in sergilediği o kusursuz finansör profili, arkasındaki o profesyonel veri akışı ve sergilediği soğukkanlılık, Damian’ın şüphe mekanizmasını bile harekete geçiremedi.

Sunum bittiğinde salonda güçlü bir alkış koptu.

Toplantı sonrası verilen kokteyl alanında, yüksek camların ardındaki şehir manzarasına karşı duran Damian’ın yanına bir adım yaklaştı Dominic. Elinde iki kadeh şampanya vardı.

"Harika bir sunumdu Bay Romano," dedi Damian, elindeki bardağı hafifçe kaldırarak. "Lojistik riskler konusundaki tespitleriniz, yönetim kurulumuzun bile gözden kaçırdığı detaylardı."

Dominic kibarca gülümsedi. Kadehi Damian’ın kadehine hafifçe vurdu.

"Teşekkür ederim Bay Veyr," dedi Dominic, sesi saygılı ama eşit bir ortak havasında çıkarak. "Ben ve fonum, sadece parayla yatırım yapmayız. Birlikte yürüdüğümüz ortaklarımızın zayıf noktalarını kapatmayı bir borç biliriz. Ve kabul etmeliyim ki, Veyr Holding’in son iki yıldaki dönüşümü dünya finans piyasalarında bir efsane gibi anlatılıyor."

Damian’ın gözlerinden hafif, gururlu bir gölge geçti. "Geçmiş geçmişte kaldı Bay Romano. Şimdi tek odak noktamız gelecek ve kalıcı bir miras."

"Bir aile mirası..." dedi Dominic, kelimeleri büyük bir ustalıkla seçerek. "Haberlerde karınızı ve ikizlerinizi Cassian ile Valerian’ı gördüm.

" Bir adamın bu dünyadaki en büyük kalesi ailesidir. Sizin bu güçlü duruşunuzun arkasındaki gerçek sebebin onlar olduğunu anlamak zor değil."

Bu cümle, Damian Veyr’in zırhındaki tek insani noktaya, ailesine duyduğu o devasa sevgiye doğrudan dokunmuştu.

Damian’ın bakışlarındaki profesyonel mesafe yerini hafif bir sıcaklığa bıraktı.

"Haklısınız," dedi Damian, sesi ilk kez yumuşayarak. "Her şey onlar için."

"Bilirsiniz Bay Veyr," dedi Dominic, kadehinden bir yudum alıp gözlerini şehre dikerek. "Ben yetim büyüdüm. Aile kavramının ne demek olduğunu hiç bilmedim. Bu yüzden kendi tırnaklarımla kurduğum bu imparatorlukta, sizin gibi ailesini her şeyin üstünde tutan iş ortaklarıyla çalışmak benim için sadece bir ticari karar değil, bir prensip meselesidir."

Dominic’in sesindeki o hafif, ustaca işlenmiş burukluk, Damian’ın içindeki koruma ve takdir duygusunu tetikledi. Kendi geçmişindeki o karanlık, babasız ve kanlı çocukluk yıllarını hatırladı. Karşısındaki bu adamı kendi tırnaklarıyla kazıyarak yükselmiş, ilkeli bir iş insanı olarak görmeye başladı.

"Güven bu piyasadaki en nadir paradır Bay Romano," dedi Damian, elini Dominic’e uzatarak. "Ve ben sizinle çalışmaktan memnuniyet duyacağım."

Dominic, Damian’ın elini sıktı. O sıcak, güçlü el sıkışma... Bir öz kardeşin, varlığından bile habersiz olduğu öteki kardeşinin elini tuttuğu o an...

Dominic’in içindeki canavar zevkten gülümsedi. Oltayı yemişti. Damian Veyr, en büyük düşmanının elini kendi rızasıyla, güvenle sıkıyordu.

Haftalar geçtikçe, ortaklık projesi hızla ilerledi.

Dominic Veyr Holding’in en kritik toplantılarına girmeye, şirketin finansal haritalarını incelemeye ve Damian’ın en yakın çalışma halkasına dahil olmaya başladı. Damian, onun zekasını, kriz anlarındaki soğukkanlılığını gördükçe ona olan güvenini daha da pekiştirdi.

Hatta bir akşam, yönetim kurulundaki uzun bir mesainin ardından Damian, Dominic’i özel bir akşam yemeği için malikaneye davet etti.

Bu, Dominic için zaferin ilk büyük adımıydı.

O akşam, Veyr Malikânesi’nin yüksek bahçe kapıları Salvatore Romano'nun siyah limuzinine açıldığında; Salvatore arka koltukta otururken ellerinin titremesini engellemek için parmaklarını sıktı.

Yıllar önce annesiyle birlikte kapının önüne atıldığı, çocukken çitlerin arkasından nefretle izlediği o görkemli malikanenin bahçesinden içeri giriyordu.

Ama bu kez bir dilenci olarak değil; evin sahibinin saygın konuğu olarak.

Geniş yemek odasındaki uzun meşe masada, şamdanların sıcak ışığı altında kusursuz bir akşam yemeği kurulmuştu.

Lena, zarif krem rengi elbisesiyle masanın başında oturuyordu. İkizler Cassian ve Valerian salondaki halının üzerinde ahşap oyuncaklarıyla oynuyor, neşeli kıkırdamaları odada yankılanıyordu.

Damian, konuğunu karşılayıp karısıyla tanıştırdı:

"Lena, bu bahsettiğim yeni ortağımız Salvatore Romano. Salvatore,eşim Lena."

Dominic, Lena’nın elini kibarca sıkarken başını hafifçe eğdi. "Sizinle tanışmak bir şeref Bayan Veyr. Damian Bey sizden ve çocuklarınızdan o kadar övgüyle bahsetti ki, bu sıcak yuvayı görmek benim için büyük bir incelik."

Lena, kehribar gözleriyle adama baktı. Yüzünde sıcak bir tebessüm belirdi. "Hoş geldiniz Vay Salvatore. Damian uzun zamandır bir iş ortağı hakkında bu kadar olumlu konuşmamıştı. Sizi ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz."

Yemek boyunca Dominic, kusursuz bir konuk rolü oynadı.

İkizlerin yanına gitti, halının üzerine eğilip Cassian’ın elindeki ahşap arabayı almasına yardım etti. O minik çocuğun buzul mavisi gözlerine baktığında, içinde yükselen o yakıcı öfkeyi bastırmak için gülümsedi. "Çok zeki bir çocuk..." dedi Damian’a dönerek. "Tıpkı babası gibi."

Damian, masanın başından oğlunu ve yeni ortağını izlerken içini kaplayan o huzur duygusuyla şarabından bir yudum aldı. Hiçbir şeyden şüphelenmiyordu. Karısı, çocukları ve en güvendiği yeni dostu aynı çatının altındaydı.

Yemek sonrası verandada içilen kahveler sırasında, Dominic batan güneşe ve malikanenin devasa bahçesine baktı.

"Mükemmel bir hayat kurmuşsunuz Damian," dedi Dominic, sesi hayranlık dolu bir fısıltıyla çıkarak. "Bütün bu huzur, bu aile... Gerçekten takdire şayan."

Damian, purosunun dumanını geceye üfledi. "Bunun için çok bedel ödendi. Çok kan döküldü, çok acı çekildi. Ama sonunda hepsine değdi."

Dominic, karanlıkta Damian’ın profilini izledi. İçindeki o karanlık öz evlat, o dışlanmış çocuk fısıldadı:

"Bedel ödediğini mi sanıyorsun Damian? Asıl bedeli henüz ödemedin. Bana ve anneme borçlu olduğunuz o hayatı, bu evdeki her bir gülü, bu çocukların neşesini tek tek elinden aldığımda... Asıl bedelin ne olduğunu anlayacaksın."

Dominic kahve fincanını tabağına bıraktı.

"İnanıyorum ki bu huzurunuz sonsuza dek sürecek dostum," dedi Dominic, zehirli tebessümünü geceye sunarak.

Damian Veyr, arkasında duran o öz kardeşinin, kendi kanından olan o ajanın gözlerindeki zifiri karanlığı göremedi.

Yılan, malikanenin en mahrem köşesine kadar sızmış, ailenin kalbine yerleşmişti. Ve fünye, Damian’ın kendi elleriyle teslim ettiği o güvenle çekilmek üzereydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.