KARA GÜL kitap kapağı

12. bölüm / 35

KARA GÜL

AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ
  1. 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
  2. 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
  3. 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
  4. 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
  5. 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
  6. 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
  7. 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
  8. 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
  9. 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
  10. 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
  11. 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
  12. 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime · Okuduğun bölüm
  13. 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
  14. 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
  15. 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
  16. 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime
  17. 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
  18. 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
  19. 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime
  20. 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime
  21. 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
  22. 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
  23. 23 SİYAH YALAN979 kelime
  24. 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
  25. 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
  26. 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
  27. 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
  28. 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
  29. 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
  30. 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
  31. 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime
  32. 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
  33. 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime
  34. 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
  35. 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime

12. BÖLÜM

AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ

Veyr Malikânesi'nin devasa bahçesini saran çam ormanı, o gece sadece fırtınanın uğultusuna değil, açılan ateşe ve namlulardan çıkan alevlere şahitlik etmişti.

Kalenkov ve Kuzey Cephesi'nin kırk adama yakın silahlı gücü, Harrison Veyr’in ölümünü fırsat bilip Veyr İmparatorluğu’nu gafil avlayacaklarını sanarak malikânenin kapılarına dayanmıştı. Ancak unuttukları tek bir şey vardı: Damian Veyr asla hazırlıksız yakalanmazdı.

Savaşı malikânenin ön bahçesinde, devasa çam ağaçlarının ve sisin ortasında göğüslediler. Damian’ın profesyonel, eğitimli ve gözünü kırpmadan emirlere uyan koruma ordusu en ön saftaydı. Çatışmanın büyük yükünü, ağır makineli silahlarıyla mevzilenen ve birer makine gibi işleyen bu korumalar üstlendi. Kalenkov’un adamları daha kapıdan içeri iki adım atamadan, profesyonel bir çapraz ateşin ortasında bozguna uğramışlardı.

Gecenin sonunda, Kalenkov’un hayalleri malikânenin ıslak çakıl taşlarına serilen adamlarının leşleriyle birlikte yok olup gitmişti. Kalenkov’un kendisi ise Damian’ın emriyle sağ ele geçirilmiş ve zindanlara sürüklenmişti.

Geriye kalan tek şey, yağmurun yıkadığı kan kokusu ve gecenin derin, yakıcı sessizliğiydi.

Saat gecenin üçünü geçiyordu.

Malikânenin içindeki hizmetkârlar ve güvenlik personeli dışarıdaki temizliği yaparken, Damian ve Lena ana binaya giriş yapmışlardı. Ağır ahşap kapı arkalarından kapandığında, dışarıdaki barut, kan ve fırtına sesleri bir anda kesildi.

Giriş salonunun loş ışığında ikisi de nefes nefeseydi.

Damian’ın üzerindeki siyah kaban toza ve yağmura bulanmıştı. Gömleğinin yakası açılmış, şakaklarından süzülen ıslak saç tutamları gözlerinin önüne düşmüştü. Mavi gözleri, çatışmanın adrenalininden ve içindeki o karanlık, engel tanımaz arzudan dolayı katıksız bir yangınla parıldıyordu.

Lena ise hemen onun karşısında, sırtını ağır kapıya yaslamış halde duruyordu. Siyah kıyafetleri hafif ıslanmış, saçları dağılmıştı. Göğsü hızla kalkıp iniyor, kehribar gözleri Damian’ın üzerindeki her bir detayı bir açlık ve tutkuyla tarıyordu. Bu gece bir kez daha ölümün kıyısından dönmüşlerdi. Ve ölümün kıyısında durmak, aralarındaki o bastırılmış devasa arzuyu patlama noktasına getirmişti.

Damian tek bir söz bile söylemedi.

Uzun, kalıplı bedeniyle bir adımda aralarındaki mesafeyi kapattı. Elini sertçe uzatıp Lena’nın ensesini kavradı ve kızı kendine doğru çekerek dudaklarına yapıştı.

Bu öpücük nazik bir başlangıç değildi; katıksız bir mülkiyet, derin bir açlık ve tutkulu bir patlamaydı.

Lena bir an bile tereddüt etmedi. Ellerini Damian’ın göğsüne koydu, ıslak gömleğinin kumaşını hırsla kavrayarak onu kendine daha da çekti. Dudakları birbiriyle savaşır gibi, birbirinin nefesini çalarcasına birleşti. Damian’ın diğer eli Lena’nın belini sımsıkı kavradı, kızı tek bir hamlede kaldırıp gövdesine yasladı.

Adımları birbirine dolaşarak, duraksamadan ve öpüşmeyi bir an bile kesmeden merdivenleri tırmanmaya başladılar.

Damian’ın yatak odasının ağır kapısına geldiklerinde, Damian kızı kapıya doğru yasladı. Sol eliyle Lena’nın üzerindeki ceketini ve kazağını tek bir hırslı hareketle söküp atarcasına çıkardı. Kumaş parçaları ahşap parkeye düştü.

Lena’nın sıcak, pürüzsüz teni odanın serin havasıyla buluştuğunda, kız hafifçe ürperdi ama bu ürperme soğuktan değil, Damian’ın ellerinin bedeninde yarattığı elektriksel şoktandı.

Lena ellerini Damian’ın gömleğine uzattı. Düğmeleri sabırsızca, neredeyse koparırcasına tek tek açtı. Kumaşı adamın geniş, kaslı omuzlarından aşağı sıyırdı. Damian’ın esnek ve çatışmalardan kalma irili ufaklı yara izleriyle kaplı göğsü ortaya çıktığında, Lena parmaklarını adamın sıcak teninde gezdirmeden duramadı.

Damian alçak, derin bir hırıltıyla Lena’yı kucağına aldı ve odanın ortasındaki devasa, koyu renk saten örtülü yatağa doğru adımladı.

Kızı yatağın ortasına bıraktığında, kendisi de bir kaplan gibi üzerine eğildi.

Göz göze geldiler. Odanın içine sadece pencerelerden sızan ay ışığı ve şöminenin sönmek üzere olan cılız közleri vuruyordu. Damian’ın buzul mavisi gözlerinde artık sadece soğuk bir mafya lideri yoktu;

karşısındaki kadına tamamen teslim olmuş, onu arzusuyla yakmak isteyen bir adam vardı.

“Hâla korkuyor musun benden, Lena?” diye fısıldadı Damian. Sesi boğuk, pürüzsüz ve derinden geliyordu.

Lena ellerini kaldırıp Damian’ın keskin çenesini kavradı. Tırnaklarını hafifçe adamın ensesine geçirdi.

“Senden asla korkmadım Damian,” dedi Lena, sesi tutkuyla titreyerek. “Ben sadece senin beni yakmandan korkuyordum..."

"Ama şimdi, o yangının tam ortasındayım.”

Damian’ın dudaklarında karanlık, tehlikeli bir tebessüm belirdi.

Geri kalan kıyafetler de odanın karanlığına saçıldı.

Damian, hayatının ve işinin her alanında olduğu gibi yatakta da tamamen kontrolü elinde tutan, sert, baskın ve tavizsiz bir adamdı. Her dokunuşu derin, her teması iz bırakacak kadar güçlüydü. Ancak bu sertliğin arkasında, Lena’yı incitmekten sakınan, onun tepkilerini ve nefeslerini adım adım takip eden gizli bir özen vardı.

Dudakları Lena’nın çenesinden aşağı kaydı; boynuna, köprücük kemiklerine ve göğsüne ateşten izler bırakarak indi. Damian’ın sıcak, büyük elleri kızın belini, kalçasını ve bacaklarını adeta kendi mülküymüşçesine kavradı. Her dokunduğu noktada Lena’nın bedeni bir kavis çiziyor, dudaklarından kaçan kısık, tutkulu iniltiler odanın sessizliğini dolduruyordu.

İki beden, karanlığın içinde tamamen birbirine kenetlendi.

Aralarındaki birleşme nazik bir masal gibi değil; iki sert ruhun, iki tehlikeli hayatın birbiri içinde erimesi gibi derin ve sarsıcıydı. Damian’ın ritmik, sert ve güçlü hamleleri karşısında Lena adamın geniş omuzlarına sıkıca tutundu. Tırnaklarını Damian’ın sırtına geçirdi, adını bir yakarış gibi tekrar tekrar fısıldadı.

Damian, kızın bu katıksız teslimiyeti ve durdurulamaz arzusu karşısında kontrolünü tamamen kaybetti. Nefesleri birbirine karışıyor, terli bedenleri ay ışığının altında parıldıyordu.

Her hamlede, geçmişin tüm kanlı anıları, babaların yalanları, dökülen kurşunlar ve sokaklardaki korku silinip gitti. O an, o odada sadece Damian ve Lena vardı.

Birbirine mühürlenmiş iki insan.

Doruk noktasına ulaştıklarında, zaman ve mekân duygusu tamamen yok oldu. Damian kızın dudaklarını son bir kez, derin ve yakıcı bir öpücükle mühürlerken, ikisi de nefes nefese yatağın ortasına devrildiler.

Saatler sonra, gecenin en karanlık anında...

Şöminenin közleri tamamen sönmüş, odaya hafif bir serinlik çökmüştü. Dışarıdaki fırtına dinmiş, yerini sessiz bir alacakaranlığa bırakmıştı.

Damian sırtüstü yatıyordu. Koyu renk saten çarşaf beline kadar çekilmişti. Çıplak göğsü düzenli bir ritimle kalkıp iniyordu.

Lena ise başını adamın geniş göğsüne koymuş, bir elini Damian’ın karnının üzerine yerleştirmişti. Dağınık kumral saçları Damian’ın tenine saçılmıştı.

Damian, elini kaldırıp parmaklarını yavaşça Lena’nın saçlarının arasında gezdirdi. Bu, hayatı boyunca kimseye göstermediği, son derece nadir ve korumacı bir refleksti.

Lena gözlerini açtı. Bakışlarını yukarı kaldırıp Damian’a baktı.

“Sessizsin,” dedi Lena kısık bir sesle.

Damian başını hafifçe yana çevirdi. Mavi gözleri karanlıkta durgun bir deniz gibiydi.

“Düşünüyorum,” dedi Damian.

“Neyi?”

“Bunun bir son olmadığını,” dedi Damian, sesi alçak ve pürüzsüzce odada yayılarak. “Harrison öldü, Kalenkov bitti. Ama yarın yeni bir gün başlayacak. Şehir yeni düşmanlar doğuracak. Ve ben yine o masanın başında olmak zorunda kalacağım.”

Lena hafifçe doğruldu. Çarşafı göğsüne doğru çekti. Parmak uçlarını Damian’ın yanağındaki kirli sakallara dokundurdu.

“Gelecek düşmanlar umurumda değil Damian,” dedi Lena net bir sesle. “Çünkü o masanın başında yalnız olmayacaksın.”

Damian kızın yüzüne baktı. Yüzündeki o donuk, aşılmaz surlar ilk kez tamamen yıkılmıştı.

Elini uzatıp Lena’nın ensesinden tuttu ve kızı kendine çekip öptü.

“Uyu, Lena,” dedi Damian. “Yarın ikimiz için de uzun bir gün olacak.”

Lena başını tekrar adamın göğsüne koydu. Damian’ın kalbinin ritmik atışlarını dinleyerek gözlerini kapattı.

Karanlığın, kanın ve sırların ortasında doğan bu bağ; artık hiçbir düşmanın, hiçbir yalanın yıkamayacağı kadar güçlü bir gerçeğe dönüşmüştü.

💕YORUM YAPMAYİ UNUTMAYALİM DUSUNCELERİNİZ BENİM İCİN ÖNEMLİ ♥️💕

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

158okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.