16. bölüm / 35
KARA GÜLZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE
Bölümler 35Şu an: ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE
- 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
- 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
- 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
- 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
- 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
- 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
- 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
- 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
- 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
- 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
- 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
- 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime
- 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
- 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
- 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
- 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
- 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
- 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime
- 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime
- 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
- 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
- 23 SİYAH YALAN979 kelime
- 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
- 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
- 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
- 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
- 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
- 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
- 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
- 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime
- 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
- 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime
- 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
- 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
16. BÖLÜM
ZİNCİRİN KOPAN HALKASI
VE KANLI BİLMECE
Taş evin dar ve gıcırtılı merdivenlerini tırmanırken Lena’nın akciğerleri patlayacakmış gibi yanıyordu.
Arkadan gelen ahşap kapının kırılma sesi, binanın taş duvarlarında bir patlama gibi yankılandı. Çatı katındaki odasına ulaştığında fırtına hızıyla masanın çekmecesine uzandı. Parmakları, ayrılırken Damian’ın malikânesinden gizlice yanına aldığı o soğuk çeliğe dokundu.
Ancak silahı çekip emniyetini kapatmaya zamanı kalmadı.
Arka taraftan savrulan ağır bir darbe sırtına indi. Lena acı bir çığlıkla yere kapaklandı. Silah parmaklarının arasından kayıp karyolanın altına doğru yuvarlandı. Lena dönüp sürünmeye çalıştı ama adamların lideri, çamurlu postalının tabanıyla kızın bileğini acımasızca ezdi.
“Nereye kaçtığını sanıyorsun, Lena?” dedi adam, yüzündeki o yırtıcı gülüşle eğilerek. “Seni bütün kıtada aradık. O Veyr piçinin seni bu kadar kolay gözden çıkaracağını mı sandın?”
Adam dizlerinin üzerine çöktü. İğrenç, sigara ve bayat alkol kokan nefesi Lena’nın yüzüne çarptı. Sert, nasırlı parmaklarını hırsla kızın dudaklarına gömdü, çenesini kemiklerini kıracak kadar sıktı.
“Seni sahibine götürmeden önce biraz eğlenebiliriz belki, ne dersin?”
Lena’nın kehribar gözlerinde katıksız bir tiksinti ve yırtıcı bir öfke yandı.
Gözünü bile kırpmadan, bütün nefesini toplayıp adamın yüzüne tükürdü.
“Dokunma bana, pislik herif!” dedi Lena, sesi boğazında yırtılan bir çığlık gibi çıkarak.
Adam yüzüne gelen tükürükle dona kaldı. Yüzündeki sırıtış yerini felaket bir nefrete bıraktı. Yavaşça elini kaldırıp yüzünü sildi. Ardından hiçbir tereddüt göstermeden elinin tersini bütün gücüyle Lena’nın yüzüne savurdu.
Darbe öyle şiddetliydi ki Lena’nın başı yana savruldu, şakakları zonkladı ve dudaklarının kenarı patlayarak kanadı. Görüşü bir anlığına karardı, zihni bulanıklaştı.
“Yürü!” diye gürledi adam, Lena’yı saçlarından kavrayıp doğrulatarak. “Gebermek için fazla değerlisin!”
Lena’yı sürükleyerek merdivenlerden indirdiler. Sokakta rölantide bekleyen siyah aracın arka koltuğuna fırlatıp attılar. Kapılar gürültüyle kapandı, kilitler devreye girdi ve araç patinaj çekerek karanlık, rüzgârlı kasaba sokaklarından fırlayıp gitti.
Lena’nın bilinci, yanağındaki şiddetli ağrı ve zonklayan başıyla yavaş yavaş karanlığa gömüldü.
Gözlerini açtığında ilk hissettiği şey, burnuna dolan hafif sedir ağacı ve tütün kokusu oldu.
Bir an için zihni ona oyun oynadı; kendini yeniden Veyr Malikânesi’nde, Damian’ın güvenli kollarında sandı. Ancak bakışları netleştiğinde buranın orası olmadığını anladı.
Burası, devasa pencereleri olan, yüksek tavanlı, mimarisi ve lüksüyle tıpkı Damian’ın evini andıran ama çok daha kasvetli, tamamen siyaha bürünmüş devasa bir malikâne odasıydı. Pencerelerin ardında sonsuz bir çam ormanı ve uçsuz bucaksız bir uçurum görünüyordu.
Yatağın kenarında, lüks deri bir berjer koltukta oturan adamı gördüğünde Lena’nın nefesi kesildi.
Adam, kırklı yaşlarının başında, geniş omuzlu, siyah takım elbisesi içinde son derece şık ama gözlerinde cehennem gibi bir nefret taşıyan biriydi. Yüz hatları, keskin çene yapısı ve dondurucu duruşu birine o kadar çok benziyordu ki...
Bu kişi, Dante Veyr’di.
Damian’ın 10 yıl önce öldüğünü sandığı, uğruna yeraltı dünyasını kana buladığı, adına intikam yeminleri ettiği ağabeyi...
Lena yataktan hızla doğrulmaya çalıştı. Şakakları hâlâ zonkluyordu ama içindeki dehşet ve öfke fiziksel acısını bastırdı.
“Sen de kimsin?!” diye bağırdı Lena, sesi odanın yüksek tavanında yankılanarak.
“Neredeyim ben? Ne istiyorsunuz benden?!”
Dante Veyr oturduğu koltukta milim kıpırdamadı. Elindeki kadehi parmaklarının arasında yavaşça çeviriyordu. Bakışlarında hiçbir acele, hiçbir telaş yoktu. Gözleri Lena’nın yüzündeki çürükte, patlamış dudağında ve o kavisli, kehribar gözlerinde ağır ağır gezindi.
“Sen de kimsin...” diye fısıldadı Dante, sesi Damian’ın sesine tüyler ürpertici derecede benziyordu ama içinde katıksız bir çürümüşlük vardı.
“Damian’ın seni neden yanında tuttuğu, uğruna bütün kıtayı ayağa kaldırdığı şimdi anlaşılıyor."
" Böyle bir güzellikteki kadını kim olsa yanında taşımak isterdi.”
Lena’nın çenesi kenetlendi. İçinde patlayan öfkeyle yataktan fırladı.
“Sen ne anlatıyorsun?!” diye kükredi Lena, adımlayarak adama doğru hamle yaparak.
“Ben kimsenin yanında taşıdığı bir eşya değilim, pislik herif! Bırak beni!”
Lena tırnaklarını adamın yüzüne geçirmek için elini savurdu.
Ancak Dante bir hayalet kadar hızlıydı.
Kadehi masaya bıraktığı salisede ayağa kalktı. Lena’nın savurduğu elini havada kavradı, diğer elini de tutup hırsla büktü. Lena’yı tek bir hamlede arkaya doğru savurarak devasa yatağın üzerine sırtüstü fırlattı.
Kendi de aynı salisede bir kaplan gibi kızın üzerine çullandı.
İki elini birden Lena’nın bileklerine kenetleyip yatağın iki yanına, başının üzerine sabitledi. Ağır gövdesiyle kızın bedenini tamamen bastırdı.
Lena çırpınmaya, bacaklarıyla vurmaya çalıştı ama Dante bir kaya gibi ağırdı.
“Bırak beni! Bırak!” diye çığlık attı Lena, nefes nefese kalarak.
Dante yüzünü Lena’nın yüzüne birkaç santim kadar yaklaştırdı. Mavi gözlerinde katıksız, hastalıklı bir zafer ışığı yanıyordu.
“Korkarım bu olmayacak, Lena,” dedi Dante, sesi kızın kulağına bir yılan gibi fısıldayarak.
“Buradan anca cesedin çıkar. Damian denen o pislik herif seni buradan asla alamayacak. "
"Ve sen benim olacaksın.”
Lena dehşetle gözlerini açtı. “O senin kardeşin... Senin öldüğünü sanıyordu! O senin intikamın için herkesi katletti!”
Dante acı ve karanlık bir kahkaha attı.
“O aptal kardeşimi ben yarattım!” dedi Dante hırsla, kızın bileklerindeki baskısını artırarak.
“On yıl önce o limanda kendi ölümümü kurguladım! Damian’ı bir intikam makinesine dönüştürdüm! Harrison’ı, Valerik’i, senin o masum babanı... Hepsini birbirine kırdırdım! Ve şimdi, o kurguladığım İmparatorluğun tepesine geri dönme zamanı geldi.”
Dante serbest kalan eliyle Lena’nın boğazını hafifçe kavradı. Yüzündeki karanlık tebessüm derinleşti.
“Uzun zamandır bu anı bekliyordum,” diye fısıldadı Dante, bakışları Lena’nın patlamış dudaklarına kayarak. Damian’ı tamamen yıkacak, ruhunu un ufak edecek tek bir an...
-İşte şimdi o an tam önümde.-
"Altımda yatıyor.”
Lena gözlerinin içine bakarak dişlerini sıktı. Korkunun onu teslim almasına izin vermeyecekti. Damian’ın ona öğrettiği o tek kural zihninde çınladı: "Ya kurban olursun ya da tetiği çekersin."
“Damian seni bulacak,” dedi Lena, sesi canını acıtan basınca rağmen dimdik çıkarak.
“Ve seni gerçekten öldürdüğünde... Bu kez arkandan ağlamayacak.”
DANTE VEYR
Bölüm etkileşimi
