KARA GÜL kitap kapağı

19. bölüm / 35

KARA GÜL

YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ
  1. 1 GECEYE DÜŞEN KAN839 kelime
  2. 2 SIYAH SINIRLAR1.276 kelime
  3. 3 KİLİTLİ KAPILAR AÇIK YARALAR950 kelime
  4. 4 KÜLLERİN ALTINDAKİ SIR2.652 kelime
  5. 5 KURŞUN YÜKÜ VE SOĞUK SAVAŞ1.443 kelime
  6. 6 TÜNELLERİN FISILTISI1.008 kelime
  7. 7 BİZİM YALANLARIMIZ BİZİM GERCEKLERİMİZ1.355 kelime
  8. 8 FIRTINANIN KALBİNDE1.278 kelime
  9. 9 GECE VE GERÇEK979 kelime
  10. 10 KANLI SOFRA VE SESSİZ MÜHÜR1.713 kelime
  11. 11 KANIN SESSİZLİĞİ VE BEYAZ SAYFA1.046 kelime
  12. 12 AŞKIN VE GÜCÜN MÜHÜRÜ1.074 kelime
  13. 13 SİYAH GÜLLERİN GÖLGESİNDEKİ VİCDAN1.237 kelime
  14. 14 SESSİZ VEDA VE YEMİN767 kelime
  15. 15 YABANCI SOKAKLAR VE BEKLEYEN GÖLGE1.269 kelime
  16. 16 ZİNCİRİN KOPAN HALKASI VE KANLI BİLMECE866 kelime
  17. 17 ZEHİRLİ ANLAŞMA1.082 kelime
  18. 18 MASKELER VE DİKENLİ TAHT1.156 kelime
  19. 19 YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ738 kelime · Okuduğun bölüm
  20. 20 ZEHİR VE KANLI YEMİN632 kelime
  21. 21 MERHAMET VE KANLI KABULLENİŞ1.461 kelime
  22. 22 KANLI MİRASA VEDA VE KULLARIN ZAFERİ718 kelime
  23. 23 SİYAH YALAN979 kelime
  24. 24 YALANLARIN GÖLGESİNDE İKİ ÖLÜ RUH789 kelime
  25. 25 GECEYİ YIKAN FISILTI1.255 kelime
  26. 26 HASRET VE SON SIĞINAK930 kelime
  27. 27 KANLI ZİRVE1.060 kelime
  28. 28 KANDAKİ ZEHİR VE SÖZÜ VERİLEN HAYAT1.203 kelime
  29. 29 29.BÖLÜM1.278 kelime
  30. 30 IŞIKLARIN ARTIŞI VE GÖLGEDEKİ VELİAHT769 kelime
  31. 31 MASKELERİN ARKASINDAKİ GÖLGE1.310 kelime
  32. 32 YILANIN ZEHİRİ VE İÇERİDEN GELEN DARBE1.066 kelime
  33. 33 ZİNDANA DÖNEN SARAY VE ZİNCİRLENEN DEV901 kelime
  34. 34 ZİNDANDA BİR AİLE VE ŞAFAK ÖNCESİ SESSİZLİK740 kelime
  35. 35 BİR MELEĞİN DÜŞÜŞÜ1.881 kelime

19. BÖLÜM

YIKIMIN VE SESSİZLİĞİN ÖFKESİ

Gecenin karanlığı, Veyr Malikânesi’nin devasa taş sütunlarını yutarken, bahçedeki sağanak yağmur ormanın uğultusuyla birleşip adeta bir ağıt gibi yağıyordu.

Siyah zırhlı araç, malikânenin önündeki çakıl taşlarını ezerek gürültüyle durdu. Aracın kapısı savrularak açıldığında dışarı adım atan adam, artık üç ay önce karısını aramak için yollara düşen o tehlikeli ama umutlu adam değildi.

Damian Veyr’in üzerindeki siyah kaban yağmurla ıslanmış, omuzları gecenin ağır yüküyle sertleşmişti.Fakat o buzul mavisi gözlerinin ardında, dünyayı ateşe verebilecek katıksız, felaket bir yangın bürünmüştü.

Arkasından gelen adamları, patronlarının yanına yaklaşmaya bile cesaret edemiyordu. Güvenlik amiri ve korumalar, Damian’ın attığı her ağır adımda bir adım geride duruyor, aralarındaki o ölümcül aura yüzünden nefes bile almaya korkuyorlardı.

Damian, ana binanın devasa ahşap kapılarını tek bir hamlede iterek içeri girdi.

Giriş salonunun yüksek avizelerinden sızan loş ışık, onun donuk yüzünü aydınlatıyordu. Damian durdu. Koridorun sonuna, üst kattaki çalışma odasına ve o odanın hemen yanındaki, bir yıl boyunca o kadınla paylaştığı yatak odasına baktı.

Zihninde tek bir ses yankılanıyordu:

“Ne gördüysen o, Damian... Seni seçmek bir hataydı. Gerçek Veyr’in kim olduğunu gördüğümde nerede durmam gerektiğini seçtim.”

Her bir kelime, göğsünün tam ortasına saplanmış zehirli birer hançer gibiydi.

Onu korumak, onu o cehennemden çıkarmak için kendi canını ortaya koymuştu. Ve karşılığında aldığı şey;

ağabeyinin yanında, dimdik duran ve yüzüne bakarak onu reddeden bir kadındı.

Damian ağır adımlarla merdivenleri tırmandı. Çalışma odasına girdi.

Arkasından ağır meşe kapıyı gürültüyle kapattı.

Odanın içindeki sessizlik, sadece dışarıdaki gök gürültüleriyle bölünüyordu. Damian masanın ortasına doğru yürüdü. Üzerinde Lena’nın aylardır bakmaya kıyamadığı, babasından kalan o eski antika eşyalar, günlüğünden sayfalar ve o gece bıraktığı notun buruşuk kâğıt parçaları duruyordu.

Gözleri masanın ortasındaki o kâğıt parçalarına takıldığında, içindeki o kontrol edilen, buzdan duvarlarla örülü canavar tamamen zincirlerini kopardı.

Damian tek bir kükremeyle devasa ahşap masayı tuttu ve bütün gücüyle yana doğru savurdu. Masanın üzerindeki gümüş kadehler, antika eşyalar, kristal sürahiler ve bilgisayarlar büyük bir gürültüyle taş duvara çarparak parçalandı.

Durmadı....

Kütüphanenin duvarlarını kaplayan kitaplıkları, rafları hırsla devirmeye başladı. Cam kapaklar patlıyor, kristal avizelerin parçaları yere saçılıyordu. Damian, o ana kadar hayatında hiç yapmadığı bir şeyi yapıyor; soğukkanlılığını, asaletini ve kontrolünü tamamen yitirmiş bir yırtıcı gibi etrafındaki her şeyi yakıp yıkıyordu.

Elleri parçalanan camlara çarptı. Sağ elinin eklem kısımları yarıldı, teninden süzülen koyu kırmızı kan, yerdeki beyaz kâğıtların üzerine damlamaya başladı.

Ama fiziksel acıyı hissetmiyordu bile. Zira içindeki o ihanet acısı, etini kemiğinden ayıracak kadar derin bir yangındı.

“Seni kurtardım...” dedi Damian, sesi odanın harabeleri arasında boğuk, yırtıcı bir fısıltı gibi çıkarak. “Seni o sokaktan aldım! Seni kendi canımdan bile korudum!”

Duvardaki devasa Veyr ailesi portresine doğru yürüdü.

Harrison’ın, kendisinin ve 10 yıl önce öldüğünü sandığı ağabeyi Dante'nin yan yana durduğu o eski tablo...

Damian belindeki ağır tabancayı kaldırdı. Hiç tereddüt etmeden, tablodaki Dante'nin tam yüzünün ortasına üç el ateş etti.

Mermiler tabloyu parçalayıp arkasındaki taş duvara saplandı. Duman ve barut kokusu odayı sardı.

Damian’ın göğsü, kontrolsüz nefeslerle hızla kalkıp iniyordu. Silahı tutan eli kan içindeydi ama tutuşu bir kaya kadar sabitti. Masanın devrildiği yerden sıyrılan gümüş kaplama bir kadehi ayağıyla uzağa fırlattı.

Duvara yaslandı. Başını geriye attı. Mavi gözleri, tavandaki çatlaklara kilitlendi.

Öfkesi bir volkan gibi patlamış, geriye sadece katıksız, zifiri bir karanlık ve mutlak bir intikam yemini bırakmıştı. İçindeki o insani parçayı, Lena’ya duyduğu o zayıf, kırılgan sevgiyi kendi elleriyle boğup öldürmüştü.

Artık merhamet yoktu..

Kapı hafifçe aralandı. Güvenlik amiri, odadaki yıkımı ve patronunun kanlı ellerini görünce dehşet içinde eşikte durdu.

“E-efendim...” dedi adam, sesi titreyerek. “Konseyden kalan temsilciler ve bölge liderleri telefonda. Dante Veyr’in ortaya çıkışından sonra ne yapacağımızı soruyorlar. Emirleriniz nedir?”

Damian yavaşça başını doğrulttu.

Yüzündeki o sarsılmış, öfkeli ifade saliseler içinde tamamen eridi. Yerini, insanı iliklerine kadar donduran, mermer kadar soğuk ve kusursuz bir ifadesizliğe bıraktı.

Mavi gözlerindeki yangın sönmüş, yerini katıksız bir ölüme bırakmıştı.

“Hepsine haber ver,” dedi Damian. Sesi öyle sakindi ki, az önce bu odayı yıkan adamın o olduğuna inanmak imkânsızdı. “Savunma bitti. Şehirdeki tüm Siyah Nehir depoları, Dante'ye ait tüm finansal hatlar ve ona yataklık eden her kim varsa... Bu gece imha edilecek.”

Güvenlik amiri yutkundu. “Peki ya... Bayan Lena?”

Damian, amirin gözlerinin içine baktı. O bakışta artık en ufak bir tereddüt ya da bağışlama kırıntısı yoktu.

“Benim öyle bir karım yok,” dedi Damian, kelimeleri birer giyotin bıçağı gibi keserek. “Karşıma çıkan her kim olursa olsun... İnfaz edilecek.”

Damian kütüphaneden çıkıp karanlık koridora doğru yürüdü.

Savaş artık sadece bir taht kavgası değildi. Damian Veyr, kendi içindeki son ışığı da söndürmüş ve Dante ile Lena’nın üzerine doğacak en kanlı kıyameti hazırlamak üzere harekete geçmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

60okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.