1. bölüm · KAN YAZGISI (BERDEL)

KAN YAZGISI

Aylin .

Taş duvarlara sinmiş fısıltılarla başlar her hikâye,
Suskun kadınların yüreğinde,
Göğe bakan erkeklerin gözlerinde büyür.

Midyat'ın sabahı serin,
Gecesi sır doludur.
Her gölge, bir yemin taşır...
Her bakış, bir yas...

Bir çift göz sustuğunda,
Bir kalp kanar aslında.
Töre konuşur,
Aşk susar...

Ve bazı yazgılar vardır,
Ne doğarken seçilir,
Ne yaşarken silinir...
Sadece kanla yazılır,
Ve susarak okunur...

Bir Midyat türküsü çalıyordu uzaklarda,sesi konağa kadar geliyordu.Zaman,türkünün öncülüğünde eski günleri hafızalara birer birer taşıyor tam on sekiz yıl öncesine götürüyordu.Şimdi anılar koca bir deniz gibiydi,içine çekiyordu birer birer girmek isteyen ya da istemeyen herkesi.

Midyatı yeni doğan masum bir bebeğin ağlaması kesti.Öylesine içli içli ağlıyordu ki,duyanların içini adeta yakıyordu.Sanki daha o an da anlamıştı dünyanın ne çeşit kötülüklerle dolu olduğunu da gözlerini açarken dünyaya içine çektiği ilk küçücük nefesiyle isyan ediyordu daha şimdiden yaşayacaklarına.Yaşamak mecburiyetinde bırakılacağı her şeye iyisiyle,kötüsüyle.

Odanın kapalı kapısının önünde duran 3 erkek gülümsemekteydi masum bebeğin aksine, odadan yükselen o içli içli ağlama sesi onları memnun etmişti. içlerinden ikisi büyüktü diğeri ise küçüktü, hatta içlerinden birisi ileride Allah'ın takdiriyle hayata gözlerini yumacaktı.

Şiyar ağanın bir kızı olmuştu, bebeğin doğduğu odanın önündeki heyecanlı bekleyişlerin sebebi buydu. Şiyar ağanın dördüncü çocuğu olmuştu. Kapı önünde bekleyen üç küçük erkek ise Azad, Berzan ve Miran'dı.

Şimdi öylesine heyecanla bekledikleri o masum bebek günün birinde büyüyüp,o küçük adamlardan birinin yaptığı hatanın bir kurbanı olacaktı.O küçücük bebeğin hayatını iki dudağının arasına almayı kendine bir hâk olarak gören kişi kapının ardında bekleyen Berzan'dı.Ancak o anda kimse bunun farkında değildi.Belki de farkında olan tek kişi o küçücük bebekti ve bu yüzden içli içli ağlıyordu şimdiden on sekiz yaşında yaşamak zorunda kalacağı hayata.Şiyar ağanın son çocuğu, bir gün bu toprakların kaderini değiştirecek, belki de geçmişin acılarını sonlandıracak, ya da tam tersi, yeni yaraların açılmasına sebep olacaktı.

Yeni doğan kızını kucağına verdiklerinde Şiyar ağanın gözlerinin içi parladı resmen.Eşi Kevser hanımın, "bebeğin ismini ne koyacaksın Bey?" sorusuna Şiyar ağa sadece "Heja"diyebildi.İsmiyle müsemma ilerde bu toprakların en güzel kızı olacağından habersiz..
Azad, Berzan ve Miran, küçük kızın ileride nasıl bir insan olacağı hakkında kendi kafalarında binlerce senaryo yaratıyordu. Berzan, en büyük hayali aşiretin en güçlü ismi olabilmekti. O, her zaman en önde olmak, insanların ona saygı duymasını istemişti. Miran ise daha sakin bir çocuktu, duygusal ve derin düşünceler içinde kaybolurdu. Azad ise, her zaman eğlenceli ve cesurdu. Onun için dünyanın en büyük ödülü, bir gün Şiyar ağanın onlara vereceği sorumluluklar olacaktı.

Fakat o günler uzak gibi görünse de, zaman ne kadar hızlı geçecekti? Her birinin içinde bir korku vardı.Aşiretin geçmişi, gelenekleri, ve her biri arasında yaşanacak olan rekabet, bir gün büyüyüp, onları farklı yolların kesiştiği noktalara götürebilirdi.

Bebek ağlamayı kesip derin bir uykuya dalmıştı. O anda, kapı önünde duran üç çocuk birbirlerine bakarak gülümsediler. Bu, sadece bir başlangıçtı. Odaya girip bebeği ilk defa kucaklayacakları günü hayal ettiler, ama hepsi de biliyordu ki o gün, aynı zamanda bir dönüm noktasıydı.
KAN YAZGISI KİTABIM İÇİN AÇMIŞ OLDUĞUM WHATSAPP KANALIMA BU QR KODUNU OKUTARAK KATILABİLİRSİNİZ. KİTABA DAİR BÜTÜN GÜNCEL BİLGİLERİ ORADAN PAYLAŞIYORUM🤍