9. bölüm / 31
KAN YAZGISI (BERDEL)9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar
Bölümler 31Şu an: 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar
- 1 KAN YAZGISI489 kelime
- 2 2.Bölüm- Berdel725 kelime
- 3 3.Bölüm-Dini Nikah2.588 kelime
- 4 4.Bölüm-Kına Gecesi1.148 kelime
- 5 5.Bölüm-Düğün821 kelime
- 6 6.BÖLÜM-DÜĞÜN1.823 kelime
- 7 7.Bölüm-Düğün Gecesi1.376 kelime
- 8 8.Bölüm-Görünmeyen Yara907 kelime
- 9 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar1.797 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10.Bölüm-Gizlenen Duygular1.582 kelime
- 11 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş1.078 kelime
- 12 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında1.376 kelime
- 13 13.Bölüm-Yitik Sevda1.900 kelime
- 14 14.Bölüm-İhanetin Öfkesi2.243 kelime
- 15 15.Bölüm-Gölgedeki Gerçek1.897 kelime
- 16 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde1.759 kelime
- 17 17.Bölüm-Kavuşma1.682 kelime
- 18 18.Bölüm-Yarım Kalan Hayatlar2.210 kelime
- 19 19.Bölüm-Matem Rüzgarı2.665 kelime
- 20 20.Bölüm-Kapanmayan Yaralar3.295 kelime
- 21 21.Bölüm-Yaralı Kalpten Umuda3.138 kelime
- 22 22.Bölüm-Kırık Dallar-Yeni Filizler3.572 kelime
- 23 23.Bölüm-Kalbin Haritası4.515 kelime
- 24 24.Bölüm-Filizlenen Tohumlar3.485 kelime
- 25 25.Bölüm-Sezon Finali3.340 kelime
- 26 26.Bölüm-Berdelin Son Nefesi3.445 kelime
- 27 DUYURU90 kelime
- 28 27.BÖLÜM-SUSKUNLUĞUN BEDELİ3.453 kelime
- 29 28.BÖLÜM-SESSİZLİĞE DÜŞEN SEVDA3.433 kelime
- 30 29.BÖLÜM-KALBİN YANKISI3.258 kelime
- 31 30.BÖLÜM-KISKANÇLIĞIN GÖLGESİNDE3.904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Taş duvarlarda yankı bulan dualar,
Ufka serilen güneşle uyanır.
Bir yürek titrer sessizce avluda,
Ne giden unutulur, ne kalan dayanır.
Tel tel saçlarında geceyi taşıyan kız,
Bir hayalin küllerinde susar.
Kalbinde kırık bir masal gizli,
Bir yanıyla sever, bir yanıyla kaçar.
Minareden süzülen ezgiyle
Hüzün çöker gözlerine ağır ağır.
Ve bir adım atar kader yoluna,
Bir sabah olur, ömür baştan yazılır.
Sabah güneş daha tam doğmamışken Heja karnındaki keskin ağrıyla uykusundan kıvrana kıvrana uyandı. Yüzü buruşturulmuştu, ağrı şiddetliydi. İçinden istemsizce hafif bir inilti çıktı. Elini karnına bastırdı. Sonra hemen başucundaki komodine uzanarak telefonunu aldı, ekranı açtı ve tarihe baktı.
"Olamaz ya... Tam da bugün mü..." diye söylendi kendi kendine, yüzü iyice düşmüştü.
Baran, Heja'nın mırıldanmalarıyla uyanmaya başladı. Gözlerini hafifçe aralayarak ona döndü:
"Ne oldu?" diye sordu uykulu ve hafif kaygılı bir ses tonuyla.
Heja kısık ve mahcup bir sesle:
"Şey... Zeynep'i çağırabilir misin?"
Baran kaşlarını çattı, hâlâ tam anlamlandıramamıştı:
"Zeynep'i ne yapacaksın?"
Heja, gözlerini kaçırarak başını eğdi. Utanıyordu. Sadece fısıltıyla:
"Lütfen... Çağırır mısın?"
Baran da inatla:
"Niye çağırdığımı söylesen?"
Heja yorgun ve tahammülsüz bir sesle:
"Bir şeyi üstelemeden yapamaz mısın?"
Baran sinirle yataktan kalktı:
"O zaman git sen çağır."
Dolaba yöneldiği sırada Heja çaresizce kolunu tuttu:
"Tamam... Benim... Şeye ihtiyacım var... Onda vardır... Git çağır işte... Hem bak, inat etme... Hiç halim yok."
Baran kaşlarını kaldırdı:
"Neye ihtiyacın var ki?"
Heja gözlerini kaçırıp başını önüne eğdi. Yanakları utançla kızarmıştı. Yere düşen gözleri, vücudunun verdiği sinyalleri anlatıyordu zaten.
Baran derin bir iç çekti, suratını buruşturup mırıldandı:
"Off... Bu özel gün şeysi mi..."
Heja başını yavaşça salladı. Baran içten bir iç çekip odadan çıktı. Yaklaşık beş dakika sonra kapı tekrar açıldı. Baran ve Zeynep içeri girdiler.
Zeynep:
"Yenge? Beni çağırmışsın?"
Heja sessizce:
"Evet... Gelir misin?"
Zeynep yatağın yanına geldi. Heja elini uzatıp eğilmesini işaret etti. Zeynep eğildiğinde, Heja kulağına fısıldadı:
"Bana şey lazım... Sessiz ol..."
Zeynep bir an durdu, sonra şaşkınlıkla:
"Sen... Şey mi oldun?" deyip dudaklarını ısırdı.
Heja huysuzca homurdandı:
"Sessiz ol dedim!"
Zeynep hafif gülümseyerek:
"Pardon, bende var. Hemen getiririm." deyip çıktı odadan.
Baran bir adım geride durmuş olan biteni izliyordu. Zeynep kapıdan çıkarken Baran, tek kaşını kaldırıp Heja'ya baktı. Heja bir anda iyice utanıp yorganı kafasına kadar çekti. Az sonra Zeynep siyah bir poşetle geri döndü, sessizce Heja'ya uzattı ve odadan çıktı.
Heja hafifçe doğrulmaya çalıştı ama ağrıdan kalkamadı. Başını Baran'a çevirdi:
"Şey... Yardım edebilir misin?"
Baran soğuk bir tonla:
"Düşünmem lazım."
Heja dişlerini sıkarak:
"İyi! Yardım etme!" deyip ayağa kalkmaya çalıştı.
Ancak kalkar kalkmaz karın sancısı şiddetlendi, bir anda dengesi bozuldu. Tam o sırada Baran hızla yanına geldi ve onu kucağına aldı. Heja şaşkınlıkla kollarına düştü. Sessizce onu banyoya taşıdı.
Kapının önüne geldiklerinde:
"Kapının önündeyim. İşin bitince seslen." dedi.
Heja hafifçe kafasını sallayarak onayladı. Baran kapıyı çekip çıktı. Bir süre sonra Heja banyodan çıktı. Ağrılı adımlarla yatağa doğru ilerlemeye çalıştı.
Baran onu görünce:
"Bana seslenmeni söylemiştim."
Heja fısıltıyla:
"Gerek yoktu... Alışığım..." dedi ve dolaba doğru yöneldi.
Baran:
"İyi o zaman. Hadi hazırlan da aşağıda kahvaltıya bekliyorlar. Giyin, beraber inelim."
Heja sessizce başını sallayıp dolabından kıyafetini seçmeye başladı. Giyindikten sonra, ikisi birlikte odadan çıktılar...
Heja ve Baran odadan çıkıp aşağı indiler. Kahvaltı sofrasında tüm aile toplanmıştı. Herkesin yüzü gülüyordu ama Heja'nın içindeki fırtınaları kimse göremiyordu. Sessizce oturup kahvaltı boyunca önündeki tabağa dahi bakmadı. Baran ise onun halini fark etse de bir şey demedi. Heja tek lokma almadan sandalyeden kalktı:
"Afiyet olsun, ben doydum..." diyerek yavaşça içeri geçti.
Sonra evin içinde birkaç işe yardım etmeye başladı. Saide Hanım ve Zeynep'le birlikte mutfağa geçti, biraz sohbet ettikten sonra ortalığı toparlamaya yardım etti. Ancak karnındaki sancı gittikçe artıyordu. Kaşlarını çatsa da belli etmemeye çalıştı.
O sırada Baran, cumartesi olmasına rağmen önemli bir toplantıya katılmak için hazırlanıyordu. Giyinip Saide Hanım'a veda ettikten sonra konağın kapısından çıkıp arabasına binerek şirkete doğru yola çıktı.
Heja, bir süre sonra sancıya dayanamayınca odasına geçti. Sessizce yatağa uzandı. Gözleri tavanda, düşünceleri darmadağındı. Karnını tutarak yataktan kalktı, banyodaki ilk yardım kutusuna yürüdü. Kutuyu açıp dikkatlice baktı ama her zaman kullandığı o ağrı kesici markasından bir tane bile bulamadı.
Canı daha da sıkıldı. Geri yatağa dönüp telefonunu eline aldı. Baran'ı aradı ama açmadı. Bunun üzerine mesaj attı:
"Müsait olunca beni ara..."
Üşümeye başlamıştı. Yorganı başına kadar çekip içine gömüldü. Gözleri dolmuş, sesi kısılmıştı. 10 dakika kadar sonra telefon çaldı. Ekranda Baran Arıyor yazıyordu. Titreye titreye telefonu eline aldı ve açtı.
"A-Alo..."
Baran'ın sesi hemen geldi:
"Heja, iyi misin?"
Heja kısık sesiyle:
"Ağrı kesicimi bulamadım..."
Baran'ın sesi endişeyle karıştı:
"Niye ağlıyorsun? Banyodaki ecza dolabında ilaç var."
"Baktım... Ama kullandığım markadan yok..." dedi Heja, sesi daha da düşüktü.
Baran kısa bir sessizlikten sonra:
"Tamam... Geliyorum." dedi ve hemen telefonu kapattı.
Heja telefonu yavaşça yatağın kenarına bıraktı. Ellerini karnına dolayarak yorganın altına sığındı. Ağrı biraz daha artmıştı. Bir süre sonra odanın kapısı açıldı ama gözlerini açmaya mecali yoktu. Sadece Baran'ın ayak seslerini ve sonra sesini duydu:
"Heja? Beni duyuyor musun?"
Baran'ın eli yavaşça yüzüne dokundu. Heja gözlerini hafifçe araladı:
"Canım... Yanıyor..." diye fısıldadı.
Baran onun saçlarını okşayarak:
"Tamam... Sakin ol. Şimdi hastaneye gideceğiz."
Heja başını hafifçe salladı, onaylar gibi. Gözlerini tekrar kapadı.
Baran dikkatlice eğildi, onu kucağına almak için uzandığında Heja karnına saplanan ani sancıyla inledi:
"Ahh..."
Baran hemen kulağına fısıldadı:
"Şşşt... Tamam. Yok bir şey... Geçecek..."
Onu kucağına aldı ve yavaşça kapıya yöneldi.
Baran, Heja'yı dikkatlice kucağına alıp merdivenlerden aşağı indirdi. Konağın kapısını açıp arabasına yöneldi. Heja'yı arka koltuğa dikkatlice yerleştirdikten sonra hızla direksiyonun başına geçti. Araba, yolları yararak hastaneye doğru ilerledi.
Hastaneye vardıklarında Baran arabadan inip Heja'nın kapısını açtı. Elini uzatıp onun elini tuttu, Heja da zorla doğrulup ona yaslanarak yürümeye başladı. Hastane girişine geldiklerinde tam o sırada Yusuf çıkış kapısında belirdi. Heja'yı görünce donakaldı, ardından hızla yanlarına geldi.
"Heja? Ne oldu sana, iyi misin?" dedi endişeyle.
Heja onu görür görmez içindeki tüm özlem, bastırdığı duygular bir anda kabardı. Gözleri doldu. Yusuf'un varlığı yüreğinde sızlayan bir yara gibi yankılandı. Tam bir şey söyleyecekti ki Baran aniden aralarına girip Yusuf'un önüne geçti:
"Hayırdır sen? Karımın yanına bu kadar rahat nasıl gelebiliyorsun?" dedi sertçe.
Sonra dişlerini sıkarak ekledi:
"Ben sana demedim mi? Bir daha onun adını bile ağzına alırsan seni gebertirim!"
Yusuf da geri adım atmadı. Gerginlik tavan yaptı, sesler yükseldi. O sırada Baran'ın adamları ikisinin arasına girdi, kavganın büyümesini engellemeye çalıştı. Heja da araya girip:
"Yeter! Yeter artık!" diye bağırdı.
Baran'ın adamları Yusuf'u dışarı çıkardı. Yusuf gitmeden önce bir kez daha Heja'ya dönüp:
"Ben sadece endişelendim, başka bir niyetim yoktu..." dedi. Sonra sessizce uzaklaştı.
Baran, Heja'nın bileğinden tuttuğu gibi acil bölümüne doğru yürümeye başladı. Heja sendeleyerek yürürken Baran sinirle konuştu:
"Bu muydu yani? Bütün bunlar, sırf onunla buluşmak için miydi? 'Hastayım' bahanesi de oydu, değil mi?"
Heja son kalan kuvvetiyle dönüp ona baktı:
"Ne diyorsun sen ya? Neden böyle bir şey yapayım ben?" dedi. Ardından gözleri karardı ve olduğu yere yığıldı.
"Heja?! Heja! Kendine gel!" diye bağırdı Baran panikle.
"Doktor! Yardım edin!" diye seslenerek onu kucağına aldı ve hızla sedyeye götürdü.
Hemen doktorlar koştu, Heja'ya serum takıldı. Doktor Baran'a döndü:
"Nesi var?"
Baran hızlıca:
"Regl olmuştu... Karnım ağrıyor diyordu..." dedi.
Doktor kaşlarını çattı:
"Peki bir şey yedi mi bu aralar?"
Baran başını iki yana salladı:
"Hayır... Günlerdir ağzına bir lokma koymadı."
Doktor başını sallayıp:
"Anlaşıldı. Regl ağrısıyla birlikte günlerdir bir şey yemediği için vücut direnci zayıflamış. Bayılmış. Serumla toparlayacak. Serum bitince çıkabilirsiniz." dedi.
Baran:
"Tamam, teşekkür ederim." diye yanıtladı.
Bir süre sonra Heja gözlerini araladı. Başını tutarak:
"Ne oldu bana?" diye fısıldadı.
Baran hemen yaklaştı:
"Hiçbir şey yemediğin için bayıldın... İyi misin şimdi?"
Heja başını hafifçe salladı.
Serum bittikten sonra Heja ayağa kalkmaya çalıştı. Baran ona yardım etmek için elini uzattı ama Heja bir anda sinirle elini çekti:
"Hani ben plan yapmıştım ya... Yusuf'la buluşmak için hasta numarası yapmıştım ya! Niye yardım edeceksin ki bana? Ben yürürüm!" dedi.
Baran üzgün bir ifadeyle:
"Özür dilerim Heja... Yanlış anladım..."
Heja ise hiçbir şey demeden yürümeye başladı. Baran yolda konuşmaya çalıştı ama Heja tek kelime etmedi. Konağa geldiklerinde Baran arabadan indi, Heja'nın kapısını açtı. Heja inmek üzereyken Baran onu yine kucağına aldı.
"Dur! Ben seninle konuşmuyorum. Beni indir!" dedi Heja.
Baran oralı olmadı. Sessizce avluya yürüdü. O sırada Saide Hanım ve Zeynep hızla yanlarına geldi.
"Oğul ne oldu? Gelinim iyi mi?" diye sordu annesi.
Baran, üzgün ve yorgun bir sesle:
"Daha iyi dayê... Günlerdir bir şey yemediği için vücut direnci zayıflamış."
Merdivenleri çıktı, odanın kapısını açıp Heja'yı yatağa yatırdı. Üzerini örttü:
"Kalkmak yok. Dinleneceksin. Şimdi gidip sana yemek getireceğim."
Heja itiraz etti:
"İstemiyorum! Hiçbir şey yemeyeceğim!"
Baran aldırmadan odadan çıkıp aşağı indi. Mutfağa girip çalışan kadına döndü:
"Bir tepsi hazırlayın, çorba, biraz sebze, meyve falan olsun."
Tepsiyi alıp yukarı çıktı. Odaya girince yatağın kenarına oturdu, tepsiyi kucağına aldı:
"Hadi kalk bakalım küçük hanım. Yemek vakti."
Heja çatık kaşlarla oturdu:
"İstemiyorum! Hem... Seninle hâlâ konuşmuyorum."
Baran gülümsedi:
"Ben yanlış anladım... Özür dilerim."
"Hadi... Yemeğini yedireceğim sana."
Heja kafasını çevirdi:
"Hayır!"
Baran pes etmedi. Çorba kaşığına uzandı:
"İtiraz kabul etmiyorum." dedi ve kaşığı uzattı.
Heja pes etti, birkaç kaşık yedikten sonra:
"Tamam... Doydum..."
Baran:
"Daha bitmedi."
Heja başını iki yana salladı:
"Artık yiyecek halim yok... Gerçekten doydum."
Baran peki anlamında başını sallayıp tepsiyi komodine bıraktı. Ardından yorganı alıp Heja'nın üstünü örttü.
"Hadi bakalım. Şimdi iyice dinleniyorsun. Ben seni yalnız bırakayım."
Tepsiyi alarak odadan çıktı...
Baran akşama kadar konağın terasında sessizce oturdu. Gözleri uzaklara dalmış, aklından geçenleri susturamaz haldeydi. Elleri sıkıca kenetli, nefesi derindi.
"Ben nasıl böyle bir şey düşünebildim ya..." diye mırıldandı kendine.
"Kız orda acıdan kıvranıyordu, ben hâlâ ona güvenmemeyi seçtim... Nasıl böyle bir hata yaparım?" Başını iki eli arasına alıp derin bir iç çekti.
Güneş yavaşça batarken, Zeynep teras kapısını aralayıp çıktı.
"Abi..." dedi yumuşak bir sesle.
"Yengem nasıl? İyi mi?"
Baran başını kaldırmadan konuştu:
"Daha iyi şimdi. Dinlenmesi lazım. Yalnız bıraktım biraz."
Zeynep usulca yanına oturdu.
"Annem yemeği hazırlattı. Seni de çağırmamı istedi. Sofraya bekliyoruz."
Baran başını iki yana salladı:
"Sağ ol xuşkam... Aç değilim. Size afiyet olsun."
Zeynep üzgün bir ifadeyle ayağa kalkıp içeri geçti. Yemek masasına geldiğinde Saide Hanım hemen sordu:
"Kızım, abin gelmedi mi hâlâ?"
Zeynep başını salladı:
"Ana, 'aç değilim, size afiyet olsun' dedi."
Saide kaşlarını çattı:
"Olur mu öyle şey? Aç açına olmaz! Gideyim çağırayım ben onu."
Halit Ağa hemen araya girdi:
"Bırak hanım. Aç olunca yer. Zorlamanın anlamı yok."
Aile sessizce yemeğe başladı.
O sırada Baran terası terk edip odasına yöneldi. Kapıyı yavaşça açtı. Oda sessizdi. İçeri adım attığında Heja'yı gördü. Yatakta kıvrılmış bir şekilde uyuyakalmıştı. Üzerindeki battaniye kaymış, omuzları açıkta kalmıştı. Sessizce yanına yaklaştı. Yorganı usulca çekip üzerini örttü.
Bir süre başında öylece durdu. Ardından dizlerinin bağı çözülmüş gibi yatağın kenarındaki sandalyeye oturdu. Heja'nın yüzüne baktı uzun uzun. Nefes alışlarını dinledi. Elini uzattı ama ona dokunmadan vazgeçti. Dudaklarından kısık bir fısıltı döküldü:
"Özür dilerim... Heja..."
Sandalyesini biraz yana çekti. Dirseklerini dizlerine dayayıp başını ellerine yasladı. Göz kapakları ağırlaşırken hâlâ onun nefesini dinliyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Baran o pozisyonda, Heja'nın baş ucunda otururken uyuyakaldı.
Arkadaşlar kitabın daha fazla kişiye ulaşabilmesi için rica etsem kitabı kaydedebilir misiniz ayrıca bölümle ilgili düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız çok sevinirim 🌸
Bölüm etkileşimi
