5. bölüm / 31
KAN YAZGISI (BERDEL)5.Bölüm-Düğün
Bölümler 31Şu an: 5.Bölüm-Düğün
- 1 KAN YAZGISI489 kelime
- 2 2.Bölüm- Berdel725 kelime
- 3 3.Bölüm-Dini Nikah2.588 kelime
- 4 4.Bölüm-Kına Gecesi1.148 kelime
- 5 5.Bölüm-Düğün821 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.BÖLÜM-DÜĞÜN1.823 kelime
- 7 7.Bölüm-Düğün Gecesi1.376 kelime
- 8 8.Bölüm-Görünmeyen Yara907 kelime
- 9 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar1.797 kelime
- 10 10.Bölüm-Gizlenen Duygular1.582 kelime
- 11 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş1.078 kelime
- 12 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında1.376 kelime
- 13 13.Bölüm-Yitik Sevda1.900 kelime
- 14 14.Bölüm-İhanetin Öfkesi2.243 kelime
- 15 15.Bölüm-Gölgedeki Gerçek1.897 kelime
- 16 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde1.759 kelime
- 17 17.Bölüm-Kavuşma1.682 kelime
- 18 18.Bölüm-Yarım Kalan Hayatlar2.210 kelime
- 19 19.Bölüm-Matem Rüzgarı2.665 kelime
- 20 20.Bölüm-Kapanmayan Yaralar3.295 kelime
- 21 21.Bölüm-Yaralı Kalpten Umuda3.138 kelime
- 22 22.Bölüm-Kırık Dallar-Yeni Filizler3.572 kelime
- 23 23.Bölüm-Kalbin Haritası4.515 kelime
- 24 24.Bölüm-Filizlenen Tohumlar3.485 kelime
- 25 25.Bölüm-Sezon Finali3.340 kelime
- 26 26.Bölüm-Berdelin Son Nefesi3.445 kelime
- 27 DUYURU90 kelime
- 28 27.BÖLÜM-SUSKUNLUĞUN BEDELİ3.453 kelime
- 29 28.BÖLÜM-SESSİZLİĞE DÜŞEN SEVDA3.433 kelime
- 30 29.BÖLÜM-KALBİN YANKISI3.258 kelime
- 31 30.BÖLÜM-KISKANÇLIĞIN GÖLGESİNDE3.904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkadaşlar kitaba başlamadan önce küçük bir rica da bulunmak istiyorum.Kitaba göstermiş olduğum emeğin hakkı olarak kitabın daha fazla kişiye ulaşabilmesi için rica etsem kaydedebilir misiniz ayrıca bölüm hakkındaki görüşlerinizi yorumlarda benimle paylaşırsanız sevinirim şimdiden Keyifli Okumalar ☺️ 🌸
Heja arkadaşını odasına bıraktıktan sonra kendi odasına çıktı.
Kına kıyafetinin ağırlığı artık bedenine değil, yüreğine batıyordu. Üzerindekileri çıkarıp rahat bir şeyler giymek istedi. Odasına girdiğinde, lambayı yakmadan pencereye yöneldi. Ay ışığı içeri sızıyor, her şeyi solgun bir maviye boyuyordu.
Tam soyunmak için yatağa döndüğünde...
Başucundaki komodinin üstünde duran küçük beyaz kutuyu fark etti.
Kaşlarını çattı.
Yavaşça yaklaştı. Kutunun daha önce orada olmadığından emindi.
Ellerini uzattı, kapağını açtı.
İçinde bir telefon vardı. Sade, zarif bir model. Yanında bir sim kart zarfı duruyordu. Ekranı açıldığında yalnızca bir kişi kayıtlıydı:
Baran.
Bir an gözlerini kapattı. Kalbi boğazına düğümlenmiş gibiydi.
Kutunun içinde katlanmış küçük bir not duruyordu:
"Konuşmak istersen, sadece ben duyarım."
Cümle basit ama ağırlığı derindi.
Heja'nın parmakları titredi.
Bu bir sadaka değildi.
Bu, belki de ilk kez bir "kapı"ydı.
Ama o kapı açılırsa ne olacağını bilmiyordu.
Telefonu kutuya geri koydu.
Üzerine sade bir elbise geçirip saçlarını çözdü.
Gecenin sessizliğinde bir kararın eşiğindeydi.Sonra yavaşça pencereye yürüdü. Taş sesiyle irkildi. Camı araladığında Yusuf'u gördü. Arka kapının ötesinde, zeytin ağacının dibinde bir gölge gibi duruyordu. Elindeki fener titrek bir ışıkla yanıyordu.
Ama o sırada... zeytin ağacının biraz gerisinde, taş duvarın gölgesinde bir başka gölge daha vardı: Baran.
Elleri arkasında kenetlenmişti. Gecenin içine karışmış gibi hareketsizdi. Yusuf'un geleceğini biliyordu. Bekliyordu. Heja'nın seçimini, hiçbir tehdit olmadan görmeyi... duymayı istiyordu.
Heja sessizce odasından çıktı. Ayağında terlik, omzunda ince bir şal vardı. Bahçeye indi.
Yusuf onu görünce yaklaştı.
"Heja... Hemen gitmemiz lazım. Seni buradan alıp götüreceğim. Sadece 'evet' de..."
Heja'nın gözleri doldu. Kalbi çırpınıyordu. Ama bir adım attıktan sonra durdu.
Gecenin karanlığında taş duvara yaslanmış bir başka kalbin varlığından habersizdi.
"Yusuf..." dedi, sesi kırılgan ama netti.
"Artık çok geç."
Yusuf'un sesi titredi:
"Sen onu sevmiyorsun! Bu bir zorunluluk. Bir oyun bu!"
Heja gözlerini kaçırdı.
"Belki... ama belki artık sevmek de yetmiyor," dedi.
"Ben sadece seni seçmiş olmam. Herkesi karşıma almış olurum. Annemi, kardeşlerimi, mahalledeki kadınları, töremizi... Kaçmak kolay. Ama ben artık kaçmak istemiyorum."
Yusuf'un yüzü çöktü.
Heja ise geri adım attı, avlunun taşlarına bastı, gözleri dolu dolu ama kararlıydı.
Kapıyı kapattı.
Gölge hâlâ oradaydı. Baran, her kelimeyi duymuştu. Yusuf'un yüreğinden kopan son cümleleri, Heja'nın çatlamış ama güçlü sesini...
Bir an gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı.
Ama hiçbir şey yapmadı.
Heja ağır adımlarla odasına döndü. Kapıyı sessizce kapattı. İçeriye girerken arkasında bıraktığı Yusuf'un yüzü gözlerinin önünden gitmiyordu. O gözlerde, sadece aşk değil... bir ömürlük hayal vardı. O hayal, şimdi taş bir konağın duvarlarında yankılanan bir sessizliğe gömülmüştü.
Elindeki şalı yere bıraktı. Kınalı ellerine baktı.
O eller... bir zamanlar Yusuf'un elini ilk tuttuğunda titremişti.
O eller... şimdi başkasına aitmiş gibi, başka bir hayata mühürlenmişti.
Aynanın karşısına oturdu. Gözyaşlarını tutamadı artık.
Sessizce ağlamaya başladı.
İçine akıttığı her şey, bir bir döküldü gözlerinden.
Birlikte kurdukları hayalleri düşündü. Yusuf'la kaçıp gidecekleri uzak bir kasabayı, bir serin yaz sabahında onunla yapılacak kahvaltıları, belki bir çocuk...
Hepsi bir anda parçalandı.
Gözlerinin önünde tek tek dağıldılar.
Bastıramadı artık.
Eliyle ağzını kapattı, hıçkırıkları bastırmak istercesine.
Ama gözyaşları susturulmuyordu.
Sonra yavaşça yatağa uzandı.
Yüzü yastığa dönüktü. Omuzları hafifçe titriyordu.
Gözleri kapanırken dudaklarından sadece bir kelime fısıldandı:
"Affet..."
Ve o gece, gözyaşlarının sıcaklığıyla yandı yastığı.
Bir avuç kırık hayalle, sessizce uyuyakaldı.
Sabah, odanın içinde yankılanan bir bildirim sesiyle geldi.
Heja, yastığa yapışmış gözkapaklarını zorla araladı. Başının içinde bir uğultu vardı. Ağlayarak uyuduğu gecenin izleri, şakaklarına oturmuştu.
Elini yavaşça başucundaki telefona uzattı.
Ekranda bir mesaj yanıp söndü:
Baran: "Rojbaş delalamın."
Gözleri ekranda kaldı bir süre.
Yanaklarından kurumaya yüz tutmuş tuzlu izler, hâlâ cildindeydi.
Ama hiçbir şey yazmadı.
Telefonu tekrar yerine bıraktı ve ağır hareketlerle doğruldu.
Aynanın karşısına geçti.
Karşısındaki yansımaya baktıkça içi burkuldu.
Gözleri şişmişti, kızarmıştı.
Yüzü ise...
Sanki renkleri solmuş bir tablo gibiydi. Yorgun, kırık, ve donuktu.
"Belki biraz iyi gelir..." diye fısıldadı kendine.
Ayıcıklı pijamasını çıkarıp sessiz adımlarla banyoya yöneldi.
Soğuk suyun altına girdiğinde teni ürperdi, ama sanki içindeki ağrılar bir nebze dağıldı.
Düşen her damla, birikmiş bir kederi hafifçe yıkıyordu üzerinden.
Duştan çıkıp havlusuna sarındı, odasına döndü.
Rahat bir şeyler giymek için dolaba yönelmişti ki...
Kapı tıklatıldı. Ardından annesinin sesi duyuldu:
"Rojbaş keçamın..."
Kapı aralandı. Annesi içeri girdi. Yavaşça ilerledi, yatağın ucuna oturdu.
Yüzü, en az Heja kadar solgundu.
Gözleri doluydu ama ağlamamıştı.
Yalnızca kızına baktı. Bir annenin derin sezgisiyle, hiçbir kelime söylemeden çağırdı onu.
Heja sessizce annesinin önüne oturdu.
Kadın, elleriyle kızının saçlarını nazikçe taramaya başladı.
Her tel, sanki bir düğüm gibi çözülüyordu.
Titreyen sesiyle konuştu sonunda:
"Biliyorum keçam... kolay değil. Ama biz güçlü kadınlarız. Bu toprak, bizim susuşumuzla ayakta durdu yıllarca. Sen de dayanırsan, zamanla güçlenirsin."
Heja gözlerini kapattı.
Annesinin dokunuşları, içindeki fırtınayı bir nebze bastırıyor gibiydi.
Kadın saçlarını taramayı bitirdiğinde, kızını sıkıca sardı.
Sıcacık bir kucak... ve içinde yılların suskunluğu.
Sonra hafifçe geri çekilip gülümsedi.
"Haydi toparlan. Bugün büyük gün. Birazdan kuaförcüler gelir, gelinlikçin de gelecek. Hazırlanmaya başlarsın."
Heja başını salladı. Ama içindeki savaş, hâlâ devam ediyordu.
Bölüm etkileşimi
