KAN YAZGISI (BERDEL) kitap kapağı

16. bölüm / 31

KAN YAZGISI (BERDEL)

16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde

Vaveyla Yazarı: Aylin .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde

ÖNCELİKLE HEPİNİZE MERHABA ARKADAŞLAR BİLİYORSUNUZ Kİ YAZMA SÜRECİ BİRAZ ZORLU VE EMEK İSTEYEN BİR SÜREÇ OLUYOR.SİZDEN RİCAM EMEĞİMİN KARŞILIĞI OLARAK VE BÖLÜMLERİN DEVAMININ GELEBİLMESİ İÇİN BÖLÜME OY VEREREK DAHA FAZLA OKURUN KİTABI KEŞFETMESİNDE BANA DESTEK OLABİLİR MİSİNİZ.AYRICA BÖLÜM HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLARDA BENİMLE PAYLAŞIRSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM.SİMDİDEN KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİM🌺🤍

&

Mardin’in sarı taşlarında seni ararım,
Kuru rüzgar savurur uzak çöllerden fısıltını.
Kepenkler kapalı, dar sokaklar sessiz,
Her köşe, her taş, senin adınla konuşur gizlice.

Gözlerim ufukta, güneş batarken ağır ağır,
Tozlu yollar, serin geceler, sensiz anlamsız.
Bir avuç toprak gibi elimde kalan hatıran,
Kırık bir yazma gibi, yıpranmış, ama solmaz.

Gecenin soğukluğunda, yıldızlar üstümde,
Seni düşlerim, o eski günlerin hayalini.
Mardin, suskun şehrim, taş toprak, seraplar,
Hasretinle yanar yüreğim, sesin duvarlarda.

Güneş, Mardin’in taş duvarlarından yavaşça süzülüp çekilirken, gökyüzü kızıl bir yangınla sarmalanmıştı. O kızıllığın içinde bir adam vardı ki içindeki yangın, gökyüzüne sinmiş alevlerden çok daha derindi. Baran, dar sokaklarda sessizce yürüyordu. Adımları yavaş, ama gözleri her taşın arasında bir iz ararcasına dikkatliydi. Aradan iki hafta geçmişti. Heja, onun hayatından, gözlerinin önünden, birden yok olmuştu. Ve o günden beri Baran, kimseyle konuşmamış, kimseyle göz göze bile gelmemişti. Ne yediği vardı ne içtiği… Tek yaptığı şey, sokak sokak dolaşıp Heja’nın bir izini aramaktı.

O akşam yine Mardin’in eski bir mahallesindeydi. Bir zamanlar Heja’nın kahkaha attığı avluların önünden geçerken durdu. Bir taş basamağın üstüne oturdu. Elinde Heja’dan kalan kırmızı yazma vardı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. O yazmadan gelen hafif sabun kokusu, onu geçmişin kucağına fırlattı. Heja’nın saçlarına dolanmış, gülüşleriyle savrulan o yazma şimdi yalnızca bir hatıraydı. Baran, gözlerini sımsıkı yumdu. Hatırlamamak istese de zihni inadına o anları getiriyordu.

İki hafta önceydi… Heja, bir gecede yok olmuştu. İlk gün herkes bir umutla çevreyi aradı. Şehirdeki her güvenlik kamerası incelendi. Ama bir iz yoktu. Ne bir gören vardı ne de eden. Heja, kaçırılmıştı. Ve bunu yapan Yusuf, iz bırakmayacak kadar planlıydı.

O günden sonra Baran’ın suskunluğu başlamıştı. Ailesi, dostları, aşiretin adamları… Kimseye tek kelime etmemişti. Onunla konuşmaya çalışanlar yalnızca duvar gibi bir yüzle karşılaştı. Saçları dağılmış, gözleri uykusuzluktan morarmıştı. Terasa çıktığında sigarasını eline alıyor ama yakmadan saatlerce elinde tutuyordu. Heja’nın bir zamanlar oturduğu köşeye bakıyor, sonra gözlerini gökyüzüne dikiyordu.

O gece de öyle olmuştu. Heja’nın odasına sessizce girdi. Odaya adımını atar atmaz burnuna gelen o tanıdık koku, yüreğini deldi. Dolabın kapağını açtı. Heja'nın giysileri oradaydı, tertemiz, düzenli. Eliyle bir bluzu okşadı, parmakları titredi. Sonra yatağın kenarına oturdu. Elini yastığa uzattı, başını yasladı. "Buralardaydın işte..." diye fısıldadı. “Sen buradayken hayat başka bir şeydi.”

Sonra doğruldu, ayağa kalktı. Daha fazla dayanamadı. Yavaşça odadan çıktı, kapıyı kapattı. Terasa çıktı. Gökyüzü kararmış, yıldızlar belirmişti. Elini cebine attı, kırmızı yazmayı çıkardı. Göğsüne bastırdı. Gözlerinden yaş akmadı, ama içi kavruluyordu.

Aşağıda ise hayat durmuş gibi devam ediyordu. Saide Hanım, oğlunun halini gördükçe kahroluyordu. Günlerdir tek bir lokma yemeyen Baran, gözlerinin önünde eriyordu. Annesi gece gizlice gelip battaniyesini düzeltip başını okşuyordu. Ama o, hiçbir şey hissetmiyor gibiydi. Yalnızca uzaklara, hep uzaklara bakıyordu.

Azad ve Leyla da bu acıya ortak olmuştu. Heja'nın yokluğu,herkesin içinde bir boşluk oluşturmuştu. Herkes kendi içinden ağlıyordu. Leyla, bir gece gizlice Heja'nın odasına girdi, duvarda asılı duran fotoğrafına uzun uzun baktı. Parmağıyla kızın gülümseyen yüzüne dokundu. “Neredesin?” dedi sessizce. “Bize geri dön.”

Ama en büyük acıyı çekenlerden biri de Heja’nın annesiydi. Kadıncağız her gün aynı köşede oturuyor, elinde kızının fotoğrafı, gözleri dolu dolu duaya duruyordu. Sanki her dua, onu biraz daha çökertiyor ama yine de bırakmıyordu. “Kızım gelecektir…” diyordu. Ama sonra ağlıyordu, için için.

Şiyar Ağa da darmadağındı. Kızının kaybı onun öfkesini tetiklemişti. Adamlarını dört bir yana saldı. Her köye, her mezraya, her sınır kapısına… “Yerin altına da girse bulunacak,” diyordu. Ama bir iz yoktu. Her geçen gün onun da bakışları kararıyordu. Baran’la göz göze gelmemeye çalışıyordu. Çünkü biliyordu, o da en az kendisi kadar acı çekiyordu.

Ama bir kişi vardı ki, bu karmaşanın içinde sanki başka bir dünyadaydı: Zilan. O, Heja’nın yokluğuyla ilgili en küçük bir üzüntü duymuyordu. Odasında şarkılar dinliyor, dışarı çıktığında makyajını eksik etmiyordu.

O sırada, uzak bir yerde…

Heja gözlerini açtı. Oda loştu. Pencere yoktu. Yalnızca tek bir küçük lamba, tavanın ortasında titrek bir ışık yayıyordu. Boğazı kuruydu, başı zonkluyordu. Ayağa kalkmak istedi ama bileklerindeki morluklar acı verdi. O an kapı açıldı.

İçeri Yusuf girdi.

Yüzünde sinsi bir tebessüm vardı. Elinde bir tepsi, üzerinde bir kase çorba. Heja ona nefretle baktı. "Beni neden buraya getirdin?" diye haykırmak istedi ama sesi çıkmadı. Yutkundu. Yusuf, tepsiyi yere koydu.

"Senin için en güvenli yer burası," dedi alaycı bir sakinlikle. "Baran seni koruyamadı. O seni zaten terk etti. Berdel bozuldu. Hatta…" Gülümsedi. "Aileni de öldürttü."

Bu sözler Heja’nın ciğerini yaktı. Gözleri fal taşı gibi açıldı. "Ne… dedin sen?"

Yusuf sanki önceden hazırlanmış bir yalanı ustalıkla sürdürdü. "Sen kaçtın diye Baran şerefini temizlemek istedi. Şiyar amcam, yengem, kardeşlerin… Artık yoklar."

Heja bir çığlık attı. O an dünya başına yıkıldı. Yere çöktü, elleriyle yüzünü kapattı. Gözyaşları sel oldu. "Hayır… Hayır, olamaz…"

Yusuf diz çöktü, elini kızın omzuna koydu. "Ben seni bu yüzden buraya aldım. Korumak için. O seni bulursa seni de öldürür. Onun içinde artık kin var, sevgi değil. Sadece intikam."

Heja o gece sabaha kadar ağladı. Yemek yemedi, su içmedi. Yatağın bir köşesine kıvrıldı. Gözleri kan çanağı gibiydi. Her şeyi sorguluyordu. Nasıl olurdu? Baran böyle bir şey yapar mıydı? Onca bakış, o sıcaklık… Yalan mıydı?

Ama Yusuf her gün aynı yalanı tekrar etti. Her gelişinde Baran'ı biraz daha kötüledi. "O seni kandırdı," dedi. "Sana sevdiğini söylemedi mi? Peki neden seni aramıyor şimdi?"

Günler geçti. Heja’nın içi karanlığa gömüldü. Bileğindeki bilezikle oynarken bir karar aldı. Baran onu gerçekten terk ettiyse… Bunun bedelini ödeyecekti. Ailesinin kanı yerde kalmayacaktı.

Ama bilmediği bir şey vardı. Baran onu seviyordu. Delice, tutkuyla, inançla… Ve pes etmemişti.

O gece Baran yine terastaydı. Gökyüzü kapkaraydı. Ay yoktu.Tüm benliğiyle uzaklara daldı.

“Ben seni bulacağım,” dedi yıldızlara bakarak. “Kimse inanmıyor olabilir ama ben senin nereye gittiğini değil, nerede saklandığını bulacağım. Çünkü sen bana gelmek istedin. Bu kader değil… Bu bir tuzak.”

Sonra ayağa kalktı, yazmayı cebine koydu, evin içine girdi. Gözleri doluydu ama kararlılığı her zamankinden keskindi.

Sabah olduğunda ilk defa iki haftadır kimseyle konuşmayan Baran, odadan çıktı. Şahin'le göz göze geldi. “Arabayı hazırla,” dedi. “Yola çıkıyoruz.”

Şahin, tereddüt etmeden başını salladı. Çünkü artık herkes biliyordu: Baran’ın yüreğinde hâlâ umut vardı.

Ve bir adam, sevdiği kadını bulmaya ant içmişse, dağlar, taşlar, yollar onun önünde eğilirdi.

Baran ve Şahin, şafak sökerken Mardin’in dar sokaklarından sessizce çıktılar. Herkes Heja’yı ve Yusuf’u arıyor, her köşe başında umutlar tükeniyordu. Aşiretin adamları köy köy, mezra mezra dolaşırken, Yusuf’un ailesi bile kendi oğullarına ulaşmak için can atıyordu; ama tıpkı herkes gibi onlar da Yusuf’tan iz bulamıyordu.

Baran, gözlerindeki o yorgun ama vazgeçmeyen bakışla Azad’a baktı. “Yusuf’un peşine düşmek, onu bulmak artık sadece bizim işimiz değil,” dedi kararlı bir sesle. “Bu işin içinde başka şeyler var. Yusuf kolay kolay bulunmayacağını öğrenmiş olduk, ama biz yılmayacağız.”

Şahin, arabanın anahtarlarını verirken başını salladı. “Aşiret adamları zaten dört bir yanını arıyor. Ama Yusuf, ustaca izlerini gizliyor. O yalnızca kaçmadı; saklanıyor, hesap yapıyor.”

Yolda ilerlerken Baran’ın aklı Heja’nın bileğindeki o eski bilezikteydi. Yusuf’un ona verdiği acı dolu yalanların ötesinde, Heja’nın o bileziği onun için hala bir umut ışığıydı. “O bilezik, Heja’nın bana bıraktığı bir iz... Her yerde aranıyor olabiliriz ama o bilezik gibi küçük ama önemli işaretler var.”

Araba ilerlerken, telefonları hiç susmuyordu. Aşiretten gelen haberler, Yusuf’un aile fertlerinin kendi içindeki karmaşası, ve Heja’nın peşinde koşan kalpler… Hepsi Baran’ın omuzlarındaki yükü artırıyordu.

Bir köyde durdular.O sırada Hazar da yanlarına vardı. Baran etrafı dikkatle kolaçan ederken Şahin ve Hazar, aşiretin diğer adamlarıyla telsizle konuşuyordu. “Yusuf’un peşindeyiz. Sizler de aramaya devam edin, bu iş bir an önce çözülmeli,” dedi. Herkesin yüreği aynı acı, aynı umutla atıyordu.

Akşam olup gece çökünce, Baran,Hazar ve Şahin küçük bir ateşin başında oturuyorlardı. Baran, Heja’nın kırmızı yazmasını çıkarıp avuçlarının içinde döndürdü. “Biliyorum, Heja. Seni bulacağım. Her kim ne yaparsa yapsın, bu aşiret, bu topraklar seni geri getirecek.”

Şahin ve Hazar, yorgun ama dimdik duruyordu. “Yusuf ve Heja, bu hikayenin sadece başlangıcı. İçeride sakladıkları sırlar var. Senin bu seferki yolun, sadece onları değil, kendi içindeki savaşı da bitirecek.”

Ve gece, yıldızlar altında, Mardin’in uzak tepelerinden yankılanan bir sessizlikle devam ediyordu. Kayıplar aranıyor, yürekler yanıyor, ama kimse umudunu yitirmiyordu. Çünkü gerçek aşiret adamları için mücadele, sevginin ve adaletin ta kendisiydi.

Baran, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyandı. Gözleri yorgundu, ama kararlılığı hala dimdik ayaktaydı. Azad uyanmış, ateşin yanına oturmuştu. “Bugün hareket etmeliyiz,” dedi Azad. “Yusuf’un izini sürmek için yeni bir ipucu bulduk. Bir köyde yabancı biri görüldü, garip davranıyormuş.”

Baran, hemen ayağa kalktı. “Bize oraya gitmek düşer. Belki Heja’nın da izini süreriz.”

Yolculuk başladı. Mardin’in taş duvarları, uzak köy yolları, rüzgârın hafif esintisi… Hepsi Baran’ın içinde büyüyen o umutla karışıyordu. Yol boyunca Şahin, telsizden aldığı haberleri aktardı. “Aşiretçiler hala dört bir yana yayılmış durumda, ama Yusuf’a elbet destek veren biri var.”dedi.

Köye vardıklarında, gözler Baran’ın çevreyi dikkatle incelemesine yardım ediyordu. İnsanlar tedirgindi, kimse yabancılara kolay kolay yaklaşmazdı. Baran, birkaç yaşlıyla konuştu, Yusuf hakkında bir şey duyan olup olmadığını sordu. Hepsi aynı cevabı verdi: “Görmedik, ama gece yarısı bir adam geçti. Sessiz, kimseye karışmadı.”

Baran’ın içindeki ateş biraz daha harlandı. “Hazar, buradan başlayacağız. Yusuf’un izini mutlaka bulmalıyız. Heja hala içeride, kurtarılmayı bekliyor.”

Gece çöktüğünde, Baran bir kez daha kırmızı yazmayı eline aldı. “Sana söz veriyorum, Heja,” diye fısıldadı. “Bu gece senin için yeni bir umut doğacak. Bu karanlığı senin için yırtacağım.”

O sırada uzaklardan bir ışık göründü. Hazar,onu işaret etti. “Bak, orada biri var.”

Baran, o ışığa doğru yürüdü. Belki de hayatlarının en zorlu savaşı şimdi başlıyordu. Ama ne olursa olsun, vazgeçmeyecekti. Çünkü aşk, en karanlık anlarda bile yol gösterirdi.

Baran, ışığa doğru hızla yürüdü. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi; her an Heja’yı kurtaracaklarına dair bir işaret olmasını umuyordu. Hazar ve Şahin de yanında dikkatle takip ediyorlardı. Yaklaştıklarında ışığın, küçük bir kulübenin penceresinden sızdığını gördüler. Baran kapıya dokundu, hafifçe vurdu. İçeriden tedirgin bir ses duyuldu:

“Kim o?”

Baran derin bir nefes aldı."Açın kapıyı. Yusuf hakkında bir şey biliyor musunuz?"

Kapı yavaşça açıldı ve yaşlı, bitkin bir adam ortaya çıktı. Gözleri korku ve yorgunluk içindeydi. “Yusuf mu? Hayır, buraya Yusuf gelmedi. Beni Yusuf’la karıştırıyorsunuz galiba.”

Baran’ın yüreği sıkıştı. “Peki ya Heja? Onu gördünüz mü?”

Adam başını salladı. “Hayır, ne Heja ne Yusuf... Burada kimse yok.”

Hazar’ın yüzü düştü, Baran ise adeta donup kaldı. Bir umutla yola çıkmışlardı, ama elleri yine boştu. Gözleri karanlığa baktı; içinde büyüyen umut, bir anda suya düşmüştü.

Baran, titrek bir sesle “Yanılmışız...” dedi. “Yine boşuna arıyoruz…”

Hazar,Baran'ın omzuna dokundu. “Pes etme, amcaoğlu. Daha çok yolumuz var.”

Ama Baran, kırmızı yazmayı cebinden çıkarıp baktı. O küçük parça kumaş, Heja’nın kaybının ağırlığını daha da derinleştiriyordu. Gözlerini kapattı, yutkundu ve geceye doğru yürüdü. İçinde fırtınalar kopuyordu, ama o, vazgeçmeyecekti. Çünkü gerçek, en acı olsa bile, sonunda ortaya çıkmalıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.832okunma 78beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18