12. bölüm / 31
KAN YAZGISI (BERDEL)12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında
Bölümler 31Şu an: 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında
- 1 KAN YAZGISI489 kelime
- 2 2.Bölüm- Berdel725 kelime
- 3 3.Bölüm-Dini Nikah2.588 kelime
- 4 4.Bölüm-Kına Gecesi1.148 kelime
- 5 5.Bölüm-Düğün821 kelime
- 6 6.BÖLÜM-DÜĞÜN1.823 kelime
- 7 7.Bölüm-Düğün Gecesi1.376 kelime
- 8 8.Bölüm-Görünmeyen Yara907 kelime
- 9 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar1.797 kelime
- 10 10.Bölüm-Gizlenen Duygular1.582 kelime
- 11 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş1.078 kelime
- 12 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında1.376 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13.Bölüm-Yitik Sevda1.900 kelime
- 14 14.Bölüm-İhanetin Öfkesi2.243 kelime
- 15 15.Bölüm-Gölgedeki Gerçek1.897 kelime
- 16 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde1.759 kelime
- 17 17.Bölüm-Kavuşma1.682 kelime
- 18 18.Bölüm-Yarım Kalan Hayatlar2.210 kelime
- 19 19.Bölüm-Matem Rüzgarı2.665 kelime
- 20 20.Bölüm-Kapanmayan Yaralar3.295 kelime
- 21 21.Bölüm-Yaralı Kalpten Umuda3.138 kelime
- 22 22.Bölüm-Kırık Dallar-Yeni Filizler3.572 kelime
- 23 23.Bölüm-Kalbin Haritası4.515 kelime
- 24 24.Bölüm-Filizlenen Tohumlar3.485 kelime
- 25 25.Bölüm-Sezon Finali3.340 kelime
- 26 26.Bölüm-Berdelin Son Nefesi3.445 kelime
- 27 DUYURU90 kelime
- 28 27.BÖLÜM-SUSKUNLUĞUN BEDELİ3.453 kelime
- 29 28.BÖLÜM-SESSİZLİĞE DÜŞEN SEVDA3.433 kelime
- 30 29.BÖLÜM-KALBİN YANKISI3.258 kelime
- 31 30.BÖLÜM-KISKANÇLIĞIN GÖLGESİNDE3.904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir yemin ettik,
adını sonsuzluk sandım,
gözlerinde bulduğum huzuru
bir ömre bedel saydım.
Ama şimdi...
dilinde başka bir adın yankısı,
gözlerinde bana kapalı kapılar.
İçimde büyüyen sessizlikle
boğuluyorum.
Her nefeste bir kırık umut,
her adımda biraz daha eksiliyorum.
Sırtımdan saplanan sözlerinle
büyüttüğün o boşluk,
şimdi koca bir dağ gibi içimde.
Affetmek mi?
Unutmak mı?
Hangisi daha acı bilmiyorum.
Sadece bildiğim,
bir daha kimseye
kör kalbimi emanet etmeyeceğim.
&
Sabah olduğunda, Heja yüzüne vuran güneş ışıklarıyla gözlerini araladı. Baran ise o sırada çoktan giyinmiş, saatini takıyordu. Heja'nın uyandığını fark edince gülümseyerek:
"Günaydın uykucu hanım." dedi.
Heja hafifçe doğrulup:
"Günaydın..." diye karşılık verdi. Sonra kalkıp hazırlanmak için odaya geçerken telefonu bildirim sesiyle titredi. Gidip telefona baktığında Kübra'dan bir mesaj gördü:
"Yarın gidiyorum, hâlâ beraber Mardin'i gezemedik yaa... Bugün çarşıda buluşalım mı?"
Baran, Heja'nın gelen mesajı okuyuşunu fark edip:
"Kim o mesaj atan?" diye sordu.
Heja, Kübra'nın yazdığını söyleyip:
"Bugün çıkmak istiyorum." dedi.
Baran hemen itiraz etti:
"Olmaz."
Heja surat asarak:
"Ne demek olmaz yaa? Kız kıza gezicez işte!" diye çıkıştı.
Baran, biraz yumuşayarak:
"Ben sizi gezdiririm." deyince, Heja inadına:
"Hayır, kız kıza gezmek istiyoruz." dedi.
Baran bu kez daha ciddi bir ifadeyle:
"O zaman kapıdaki adamlardan biri sizi götürüp getirir." diye teklifte bulundu.
Heja yine kabul etmedi:
"Offf hayır yaa! İkimiz gezmek istiyoruz, başımıza adam mı dikeceksin?"
Baran, Heja'yı iki gün önce istemeden kırdığı için onu mutlu etmek istedi. Cebinden bir kredi kartı çıkardı ve:
"Bu kart artık senin. İstediğin gibi alışveriş yapabilirsin." dedi.
Heja hemen başını iki yana salladı:
"İstemiyorum."
Baran ise kararlıydı:
"Kabul etmezsen çıkmana izin vermem."
Bunun üzerine Heja homurdanarak:
"Off tamam, peki." dedi. Hemen telefona döndü ve Kübra'ya:
"Tamam, kahvaltıdan sonra buluşalım." yazdı.
Kahvaltıdan sonra Baran, şirkete gitmeden önce Heja'yı sözleştikleri yere bıraktı. Heja Kübra'yı görür görmez ona koşarak sarıldı, sonra kol kola girip mağazaları gezmeye başladılar.
İlk mağazada, saks mavisi, dizin biraz üstünde ve yırtmaçlı askılı bir elbise gözüne çarptı. Kübra heyecanla:
"Aaa bu sana çok yakışır, dene hemen!" dedi.
Heja elbiseyi çok beğendi. Denediğinde tam üzerine oturduğunu görünce:
"Tamam, alıyorum!" dedi.
Sonra Heja başka bir elbise buldu, zümrüt yeşili straplez bir modeldi. Kübra'ya gösterip:
"Bak bu da sana çok yakışır!" dedi.
Kübra denedi ve o da kendi elbisesini aldı.
Gün boyu mağazaları gezerek hem kıyafet hem aksesuar alışverişi yaptılar. Sonra bir çanta mağazasına girdiler. O sırada köşeden Yusuf belirdi. Sanki rastlantıymış gibi:
"Aa Heja, merhaba!" dedi.
Heja ona sinirli bir ifadeyle yaklaşarak:
"Senin burada ne işin var? Biri görürse yanlış anlar!" dedi.
Yusuf ısrarla:
"Beraber bir kafeye geçip bana her şeyi anlatmazsan buradan ayrılmam." dedi.
Heja, Kübra'ya:
"Beş dakikaya dönerim." deyip Yusuf'la bir kafeye geçti.
Kafede oturduklarında Yusuf iki kahve siparişi verdi. Heja istemeden kahvenin bir kısmını üzerine döktü.
"Off ya, bir bu eksikti!" diyerek lavaboya gitti.
O sırada Yusuf gizlice Heja'nın telefonunu alıp kendi numarasını kaydetti, ardından telefonu eski yerine koydu.
Heja geri geldiğinde Yusuf ona içini döktü:
"Biliyorum zoraki evlendin, ama ben seni unutamıyorum. Hadi kaçalım, sensiz yapamıyorum."
Heja gözleri dolsa da kararlıydı:
"Hayır Yusuf. Bizden artık olmaz. Ben evliyim. Lütfen artık peşimi bırak."
Deyip kafeden ayrıldı.
Heja tekrar Kübra'nın yanına döndü. Birlikte gezmeye devam ettiler. Tiktok'ta ünlü olan şal bağlayan kadının yanına gidip şal bağlattılar, arada Mardinli şarkılar eşliğinde videolar çektiler. Sonra günün sonunda ayrıldılar.
Akşam üzeri Baran, Heja'yı aradı:
"Neredesin?"
Heja da:
"Şimdi Kübra'yla vedalaştım, eve gidiyorum." dedi.
Baran:
"Ben de şirketten çıktım. Nerede olduğunu söyle, gelip alayım." dedi.
Heja yer tarif etti.
Baran geldiğinde arabadan inip Kübra'ya selam verdi, kapıyı Heja'ya açtı. Heja arabaya bindi, Baran kapıyı kapattı.
Yolda Baran:
"Günün nasıl geçti?" diye sordu.
Heja, Yusuf'la karşılaşmasını aklından silmeye çalışarak:
"Güzel geçti, kız kıza bir gün geçirdik." dedi.
Yol boyunca hafif sohbet ederek konağa vardılar. Aileyle akşam yemeğine oturdular. Yemekten sonra Saide, Halit, Baran, Heja, Şahin, Cihan ve Zeynep birlikte salonda oturup sohbet etti. Sonra Heja yorgun olduğu için müsaade isteyip odasına çıktı, üzerini değiştirip yorgun gözlerle uyuyakaldı.
Aradan biraz zaman geçti. Baran odaya geldi, üzerini değiştirecekti ki Heja'nın telefonundan ardı ardına bildirim sesleri gelmeye başladı.
Heja'nın uykusu ağır olduğundan hiçbir şey duymadı.
Baran, "Bu saatte kim mesaj atıyor acaba?" diye düşünüp komodinin üstündeki telefona doğru ilerledi.
Ekranı açtığında gördüğü mesajlar kanını dondurdu: Mesajlar Yusuf'tan geliyordu. Yazdıklarında konağın olduğu sokağın başında beklediğini, Heja gelmezse konağı basacağını söylüyordu.
Baran sinirle küplere bindi. Hızla odadan çıkıp taş merdivenlerden indi. Kapıya yönelip öfkeyle dışarı çıktı, arkasından adamları da onu takip etti. Sokağın başına geldiğinde Yusuf'u beklerken buldu. Gözleri öfkeyle parlayan Baran, hızla Yusuf'un üstüne yürüdü ve suratına sağlam bir yumruk indirdi.
İkili arasında şiddetli bir kavga başladı. Yumruklar havada uçuştu. Sonunda Baran, Yusuf'u yere devirdi. Öfkesi dinmemişti; belinden silahını çekip Yusuf'a doğrulttu. Tam tetiğe basacakken adamları araya girdi:
"Ağam dur, gözünü seveyim! Bu şerefsiz için elini kana bulama!" diyerek silahı almaya çalıştılar.
Baran bir an durdu, silahı geri çekti. Yere düşmüş Yusuf'a yaklaşıp hışımla:
"Seni bir daha bu sokağın ilerisinde bile görürsem, Allah şahidim olsun gebertirim!" diye kükredi. Ardından bir yumruk daha atıp konağa doğru yöneldi.
Sinirle konağın kapısından içeri girdi. Hızla yukarı çıktı. Odaya girip hala derin uykuda olan Heja'ya baktı. Sonra hiçbir şey söylemeden çalışma odasına geçti ve geceyi orada geçirdi.
Sabah olduğunda Baran odaya gelip kıyafetlerini alıyordu. O sırada Heja da uyanmıştı. Yatağından doğrulup banyoya hazırlanmak için ilerlerken Baran'ı gördü. Gülümseyerek:
"Günaydın..." dedi.
Baran ise ona dönüp bakmadan dolaptan bir gömlek çıkardı.
Heja, Baran'ın bu tavrını garipsedi. Bir şeylerin ters gittiğini hissederek:
"Bir şey mi oldu?" diye sormak için ona doğru yürüdü.
Baran'ın yanına gelince şok edici manzarayla karşılaştı: Kaşı hafifçe yarılmıştı, yüzünde de morluklar vardı.
Heja endişeyle:
"Ne oldu? Kim yaptı bunu sana?" diyerek elini Baran'ın kaşına uzattı.
Baran onun elini tutup yüzüne dokunmasını engelledi.
Heja ne olduğunu daha da merak ederken Baran, soğuk bir sesle:
"Sen daha iyi bilirsin ne olduğunu." dedi.
Sonra sert bir ifadeyle ekledi:
"Adamlar konağın kapısında 7/24 nöbet tutacaklar. Bu konaktan bir adım bile atmayacaksın!"
Baran sözlerini bitirir bitirmez odanın kapısını hızla çarparak çıktı.
Avluya indiğinde annesi Saide Hanım, oğlunun yüzündeki morlukları görünce endişeyle:
"Oğul, ne oldu? Kim yaptı bunu sana? Hele diyesin anana." dedi.
Baran kısa ve net bir şekilde:
"Bişey yok ana, iyiyim." deyip yürüyüp gitti.
Saide Hanım üzgün ve endişeli gözlerle arkasından bakakaldı.
Baran konağın önünde adamlarına döndü ve:
"Tekrar söylüyorum, Heja bu konaktan dışarı adım atarsa cezasını çekersiniz!" diye sertçe emir verdi.
Arabaya binip hızla uzaklaştı.
Heja ise içeride bu olanları anlamaya çalışıyordu. Bir süre sonra dayanamayarak konağın kapısına yöneldi. Adamların yanına gelip, ürkek bir sesle:
"Beyler, bir bilginiz var mı? Ne oluyor?" diye sordu.
Adamlar saygıyla eğilip:
"Hanımağa'm, Baran Ağa'mın kesin emri var. Bu konaktan çıkamazsın." dediler.
Heja, adamlardan birine doğru yaklaşıp endişeyle:
"Ne oldu? Bir anlatın, biri söylesin!" dedi.
Adamlar birbirlerine baktı, içlerinden biri tedirgin bir sesle:
"Yok hanımağa'm, anlatamayız..." diye mırıldandı.
Heja daha da sinirlendi, ses tonunu yükselterek:
"Eğer gerçekten hanımağanızsam size emir veriyorum, hemen anlatın!" dedi.
Adamlar çaresizce başlarını eğdi. Bir tanesi ağır ağır konuşmaya başladı:
"Hanımağa'm... Dün gece az daha kan davası çıkacaktı. Yusuf Ağa konağın sokağının başına gelmiş. Baran Ağa'mız sinirle konaktan fırladı, ona saldırdı. Yusuf Ağa'yı tanınmayacak hale getirdi resmen. Belinden silahını çıkarıp tam vuracakken biz son anda engel olduk, zor ayırdık."
Heja, anlatılanları duyunca kulaklarına inanamadı. Olduğu yerde adeta donakaldı. Kalbi sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyordu. Hemen hızla odasına çıktı. Odaya girince köşede, yere atılmış ve paramparça olmuş telefonunu gördü. Yusufa olan öfkesi daha da alevlendi.
Hemen bir şeyler yapması gerektiğini düşündü. Aklına Zeynep geldi.
Zeynep'in yanına gidip sakin kalmaya çalışarak:
"Telefonunu iki dakika alabilir miyim?" dedi.
Zeynep şüpheli bir ifadeyle:
"Bişey mi oldu yenge? Hem abime de sorduk, ne oldu diye, bir şey demedi." diye sordu.
Heja hafif bir gülümsemeyle:
"Yok, önemli bir şey değil. Kübra'yla konuşacağım." deyince Zeynep ikna olup telefonunu verdi.
Heja, telefonu aldıktan sonra hızla mesajlar kısmına girip Yusuf'un numarasını yazdı. Parmağı titreyerek mesaj yazmaya başladı:
"Dün gecenin hesabını vereceksin. Konuşmamız lazım. Eskiden buluştuğumuz yere gel."
Mesajı gönderdikten sonra telefonu Zeynep'e geri verip hızla odasına döndü.
Odasında bir süre durup nasıl çıkacağını düşündü. Baran'ın emriyle kapılar tutuluyordu. Sonra aklına geçen gün avluda gezerken fark ettiği arka taraftaki gizli çıkış kapısı geldi.
Hiç vakit kaybetmeden harekete geçti. Sessiz adımlarla merdivenlerden indi. Konağın arka kısmına geçti. Şansına kapı kilitli değildi.
Kapıyı usulca açıp dışarı çıktı.
Şimdi Yusuf'la buluşacakları yere gitmek üzere adımlarını hızlandırarak yola koyuldu...
Bölüm sonuna geldik.Kitaba destek olmak amacıyla kaydedebilir misiniz.Sizce gelecek bölümde bizi ne bekliyor? Ayrıca bu bölüm hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum yorumlarda buluşalım.
Bölüm etkileşimi
