8. bölüm / 31
KAN YAZGISI (BERDEL)8.Bölüm-Görünmeyen Yara
Bölümler 31Şu an: 8.Bölüm-Görünmeyen Yara
- 1 KAN YAZGISI489 kelime
- 2 2.Bölüm- Berdel725 kelime
- 3 3.Bölüm-Dini Nikah2.588 kelime
- 4 4.Bölüm-Kına Gecesi1.148 kelime
- 5 5.Bölüm-Düğün821 kelime
- 6 6.BÖLÜM-DÜĞÜN1.823 kelime
- 7 7.Bölüm-Düğün Gecesi1.376 kelime
- 8 8.Bölüm-Görünmeyen Yara907 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar1.797 kelime
- 10 10.Bölüm-Gizlenen Duygular1.582 kelime
- 11 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş1.078 kelime
- 12 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında1.376 kelime
- 13 13.Bölüm-Yitik Sevda1.900 kelime
- 14 14.Bölüm-İhanetin Öfkesi2.243 kelime
- 15 15.Bölüm-Gölgedeki Gerçek1.897 kelime
- 16 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde1.759 kelime
- 17 17.Bölüm-Kavuşma1.682 kelime
- 18 18.Bölüm-Yarım Kalan Hayatlar2.210 kelime
- 19 19.Bölüm-Matem Rüzgarı2.665 kelime
- 20 20.Bölüm-Kapanmayan Yaralar3.295 kelime
- 21 21.Bölüm-Yaralı Kalpten Umuda3.138 kelime
- 22 22.Bölüm-Kırık Dallar-Yeni Filizler3.572 kelime
- 23 23.Bölüm-Kalbin Haritası4.515 kelime
- 24 24.Bölüm-Filizlenen Tohumlar3.485 kelime
- 25 25.Bölüm-Sezon Finali3.340 kelime
- 26 26.Bölüm-Berdelin Son Nefesi3.445 kelime
- 27 DUYURU90 kelime
- 28 27.BÖLÜM-SUSKUNLUĞUN BEDELİ3.453 kelime
- 29 28.BÖLÜM-SESSİZLİĞE DÜŞEN SEVDA3.433 kelime
- 30 29.BÖLÜM-KALBİN YANKISI3.258 kelime
- 31 30.BÖLÜM-KISKANÇLIĞIN GÖLGESİNDE3.904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkadaşlar rica etsem kitabı kaydedip bana destek olur musunuz lütfen, ayrıca rozamsii instagram hesabımı takip ederseniz oradan güncel olarak hikaye ile ilgili bilgileri alabilirsiniz, Keyifli Okumalar 🌸
Heja ve Baran odalarından çıkıp aşağı avluya indiklerinde, tüm aile kahvaltı sofrasında onları bekliyordu. Baran’ın iki erkek kardeşi, kız kardeşi, annesi ve babası sofraya oturmuşlardı. Heja ve Baran avluya indiklerinde bir ağızdan:
“Rojbaş.”
Aile fertleri de gülümseyerek:
“Rojbaş.” dediler.
Tam o sırada Baran'ın erkek kardeşi Cihan, göz kırparak:
“Oo damat bey saat kaç? Karından kopamadın herhalde?” diye takıldı.
Heja utancından gözlerini kaçırırken Baran hafifçe kaşlarını çatarak:
“Cihan kardeşim… Sabah sabah asabımı bozma, kahvaltını yap bir an önce. Zaten bana bilgilerin geliyor; okulu asıyormuşsun. Bir daha astığını göreyim, külahları fena değişiriz.” dedi.
Sonra Baran masaya geçip oturdu. Heja ise çekinerek ayakta bekledi. Bunu fark eden Baran’ın annesi Saide ve babası Halit Ağa aynı anda konuştu:
“Gel keçam, çekinme. Burası artık senin de evin.”
Heja hafifçe başını sallayarak gelip masaya oturdu ama keyfi çok düşük, yüzü asıktı. Sessizce bir lokma aldı. Bu halini gören Baran’ın modu da fark edilmeden düşmeye başladı.
Biraz sonra Cihan ayağa kalkarak:
“Hadi ben okula kaçtım!” diyerek hızla konaktan çıktı.
Saide Hanım da:
“Bugün gelin görmeye misafirler birazdan gelir, yoğun geçecek.” dedi.
Baran’ın babası Halit Ağa, ayağa kalktı:
“Hadi Baran, Şahin biz de şirkete geç kalmayalım.”
Baran da ayağa kalktı. Tam çıkacakken Saide Hanım Heja'ya seslendi:
“Kızım, kocanı uğurlamayacak mısın?
Heja Saide Hanım'a dönerek:
'Kendi yolunu bulabilecek kadar büyüdüğünü sanıyordum.”dedi.
Heja bu lafın ardından sessizce yukarı çıktı.
Baran da Heja'nın gidişine bakıp bir şey söylemeden konaktan ayrıldı.
Kısa bir süre sonra Zeynep odasının kapısını tıklattı. İçeriden Heja’nın sesi geldi:
“Gel.”
Zeynep kapı eşiğine gelip:
“Girebilir miyim?”
“Tabii, gel.” dedi Heja.
Zeynep içeri girerken hafif gülerek:
“Yengecim sabahtan beri ‘Çıtırlar Uzun Yaşarlar’ WhatsApp grubundan mesaj atıyoruz. Gruptakiler de seni iyice soru yağmuruna tuttu. Yengen de dedi ki, ‘Mesajlara bakıp da görüldü atıp cevap vermemek ne demekmiş, sor Heja’ya!’”
Heja şaşkınlıkla:
“Ne mesajı?” deyip hemen telefonuna baktı. WhatsApp grubunu açınca sabah atılan tüm mesajları gördü. Gözleri büyüdü.
“Ayy… Ben bakmamıştım ki… Abin bakmış. Hem ne hakla telefonuma izinsiz bakabilir ya?”
Sinirle telefonunu aldı, yengesini görüntülü aradı. Telefon açıldı. Karşısında yengesi ve Kübra kahve içerken ekrana baktılar:
“Ooo sonunda dönüş yapabildin, gelin hanım!”
Heja hafif utanarak:
“Şey… Mesajlara ben bakmadım aslında… Baran bakmış…”
Yengesi ile Kübra aynı anda şokla:
“Ne?!”
Kübra kahkahayla:
“Rezil olduk babaaa!”
Heja gülerek:
“Tamam hadi öptüm sizi, sonra konuşuruz.” deyip telefonu kapattı.
Ardından iç geçirdi:
“Madem misafir var bugün, gidelim mutfağa yardımcı olalım.”
Zeynep’le birlikte mutfağa inip kadınlarla birlikte hazırlıklara yardım ettiler. Bir süre sonra Heja odasına çıktı. Üzerini değiştirdi. Sade, saks mavisi, dizlerinin biraz altında, beline oturan bir elbise giydi. Altınlarını da taktı.
Misafirler gelmeye başlamıştı. Saide Hanım, Zeynep’e dönüp:
“Misafirler geldi, yengene haber ver.”
Zeynep gidip haber verdi, sonra birlikte salona geçtiler. Kadınlar salonda sohbet ediyordu.
Heja içeri girince hafifçe eğilerek:
“Hoş geldiniz.” dedi.
Saide Hanım:
“Gel kızım, yanıma otur.”
Heja otururken, Saide Hanım kulağına eğilerek:
“Bak şu kadın Baran’ın amcasının eşi. Onun yanındaki de Baran’ın amcasının kızı Kejê.”
Heja hemen kalkıp Baran’ın yengesinin elini öptü. Kejê’ye yöneldiğinde selam verdi ama Kejê hafif sinirli, alttan alttan bakan bir ifadeyle selamı aldı. Heja bu bakışın nedenini anlayamadı ama içinde bir huzursuzluk belirdi.
Yerine geçip oturdu.
Misafir kadınlar birbiri ardına:
“Maşallah, gelininiz pek güzelmiş Saide Hanım. Nazar değmesin.” deyip övgüler yağdırdılar.
Heja bunları duyunca yüzünde zarif bir tebessüm oluştu ama içinde buruk bir his vardı. Gün boyunca kadınlar sohbet etti, kahkahalarla geçti vakit.
Akşam üstü olduğunda, yavaş yavaş herkes konaktan ayrıldı…
Akşam üzeri Halit Ağa, Baran ve Şahin şirketten dönüp konağa geldiler. Konakta akşam yemeği için sofra hazırlanmıştı. Hep birlikte sofraya oturdular. Saide Hanım, Zeynep, Cihan ve diğer aile üyeleriyle birlikte Baran ve Heja da sofradaydı. Tabaklar doluydu, masada her çeşit yemek vardı. Ancak Heja yine her zamanki gibi sadece bir lokma aldı.
Sessizce:
“Ben doydum… Size afiyet olsun.” dedi ve sofradan kalktı.
Kimse bir şey demedi. Sessizce terasa çıktı, hava almak istedi sadece. İçindeki ağırlık iyice bastırmıştı. Terasta rüzgar hafif hafif eserken Baran, onun peşinden geldi. Sessizce yanına oturdu.
Bir süre sessizlik oldu, sonra Baran hafifçe döndü ona doğru:
“Heja… Neden böyle yapıyorsun? En azından sağlığın için… Yemek yememek çözüm değil. Her seferinde hiçbir şey yemeden kalkıyorsun. Görüyorum.”
Heja derin bir nefes alıp başını çevirdi, sonra birden ayağa kalktı. Gözleri dolmuştu, sesi hafif titriyordu:
“Niye mi böyle davranıyorum? Acaba beni bu hayata mahkûm bıraktığınız için olabilir mi?”
Baran da onunla birlikte ayağa kalktı, ses tonunu biraz yükselterek ama içinde biriken öfkeyle konuştu:
“Seni bu hayata mahkûm eden ben değilim farkındaysan! Seni bu hayata mecbur bırakan kişi, o çok değer verdiğin abin Berzan’dı. Sözde sevgisinin peşinden gidip… Kız kardeşini karanlığa gömdü!”
Bu cümlenin ağırlığı Heja’nın yüreğine saplandı. Gözlerinden yaşlar süzüldü, bir kelime bile etmeden hızla arkasını dönüp koşar adımlarla odaya gitti. Odasına kapanıp kapıyı kilitledi. Üzerini değiştirdi, geceliğini giydi. Ardından yatağına geçti, sırtını duvara verip battaniyeyi dizlerine çekti. Gözyaşları durmuyordu. İçten içe abisine öyle çok öfkeliydi ki… “Beni bu hayatın içine atan sensin Berzan abi… Senin yüzünden böyleyim…” diye diye ağlayarak uyuyakaldı.
Baran terasta bir süre donakaldı. Kendine sinirlendi. “Neden böyle söyledim… Bu kadar sert olmamalıydım…” diye iç geçirdi. Sessizce odaya yöneldi. Kapı artık açıktı. İçeri girince Heja’nın yatağında, battaniyesi ayak ucunda yarım kalmış şekilde ağlayarak uyuyakaldığını gördü.
İçinde bir şeyler koptu. Sessizce yanına geldi. Battaniyeyi yavaşça aldı, üşümesin diye narin hareketlerle üzerine örttü. Ardından odanın bir köşesine geçip üzerini değiştirdi. Her zamanki gibi kendi yatağını yere serdi. Yavaşça uzandı. Gözleri tavanda, düşünceleri darmadağın şekilde geceye daldı…
Bölüm etkileşimi
