11. bölüm / 31
KAN YAZGISI (BERDEL)11.Bölüm-Gizli Kurtuluş
Bölümler 31Şu an: 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş
- 1 KAN YAZGISI489 kelime
- 2 2.Bölüm- Berdel725 kelime
- 3 3.Bölüm-Dini Nikah2.588 kelime
- 4 4.Bölüm-Kına Gecesi1.148 kelime
- 5 5.Bölüm-Düğün821 kelime
- 6 6.BÖLÜM-DÜĞÜN1.823 kelime
- 7 7.Bölüm-Düğün Gecesi1.376 kelime
- 8 8.Bölüm-Görünmeyen Yara907 kelime
- 9 9.Bölüm-Gölgedeki Sancılar1.797 kelime
- 10 10.Bölüm-Gizlenen Duygular1.582 kelime
- 11 11.Bölüm-Gizli Kurtuluş1.078 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm-Kilitli Kapılar Ardında1.376 kelime
- 13 13.Bölüm-Yitik Sevda1.900 kelime
- 14 14.Bölüm-İhanetin Öfkesi2.243 kelime
- 15 15.Bölüm-Gölgedeki Gerçek1.897 kelime
- 16 16.Bölüm-Kayıp Zamanların Gölgesinde1.759 kelime
- 17 17.Bölüm-Kavuşma1.682 kelime
- 18 18.Bölüm-Yarım Kalan Hayatlar2.210 kelime
- 19 19.Bölüm-Matem Rüzgarı2.665 kelime
- 20 20.Bölüm-Kapanmayan Yaralar3.295 kelime
- 21 21.Bölüm-Yaralı Kalpten Umuda3.138 kelime
- 22 22.Bölüm-Kırık Dallar-Yeni Filizler3.572 kelime
- 23 23.Bölüm-Kalbin Haritası4.515 kelime
- 24 24.Bölüm-Filizlenen Tohumlar3.485 kelime
- 25 25.Bölüm-Sezon Finali3.340 kelime
- 26 26.Bölüm-Berdelin Son Nefesi3.445 kelime
- 27 DUYURU90 kelime
- 28 27.BÖLÜM-SUSKUNLUĞUN BEDELİ3.453 kelime
- 29 28.BÖLÜM-SESSİZLİĞE DÜŞEN SEVDA3.433 kelime
- 30 29.BÖLÜM-KALBİN YANKISI3.258 kelime
- 31 30.BÖLÜM-KISKANÇLIĞIN GÖLGESİNDE3.904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıklarıyla Heja, her zamanki gibi yatağında, Baran ise yer yatağında gözlerini açtı. Baran ağır hareketlerle yataktan kalktı, duş almak için banyoya gitti. Ardından Heja duşunu alıp giyindi. İkisi sessizce odadan çıkıp konağın geniş avlusuna indiler. Baran'ın ailesi çoktan kahvaltı sofrasında toplanmıştı.
Onlar kahvaltıya yeni oturmuşken konağın kapısı hızla açıldı. Halit Ağa'nın tanıdığı, sinirden yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir ağa avluya girdi. Masadakilerin şaşkın bakışları altında, öfkeyle Baran'a doğru ilerledi.
- Baran Ağa! Reşid Ağa'nın oğlu benim kızı kaçırdı! Bu rezilliğe dur deme vakti geldi! diye haykırdı.
Öfkesinden adeta titriyordu.
- Derhal aşireti toplamanı istiyorum! diye devam etti.
Halit Ağa ağır ağır Baran'a döndü.
- Ne dersin Baran Ağa? Aşireti toplayacak mısın?
Baran kısa bir sessizlikten sonra kararlı bir şekilde konuştu:
- Ben ağalara haber vereceğim. Aşireti toplayıp karar vereceğiz. Sonra da kızı ve erkeği bulup getireceğim.
Öfkeli ağa memnun olmamış bir şekilde konaktan çıkıp gitti. Baran ise odasına çıkarak telefonunu almaya yöneldi.
Tam o sırada Heja hızla arkasından geldi.
- Bunu yapmayacaksın değil mi Baran Ağa? dedi, sesi titreyerek.
Baran ona şaşkınlıkla döndü.
- Niye ki?
Heja, gözlerinde yaşlarla:
- O kız, Berivan... benim arkadaşım. Kaçtığı kişi Şerwan. İkisi de birbirini çok seviyordu. Ama aileleri onay vermediği için mecbur kalıp kaçtılar.
Baran, Heja'nın sözlerini dikkatle dinledi, sonra yüzüne ciddi bir ifade yerleşti.
- Sonları iyi görünmüyor Heja. Yarın aşireti toplayacağım. Orada ne karar çıkarsa ona göre davranacağız. Ama ben karşı çıkmaya çalışacağım.
Heja içli bir sesle yaklaştı:
- Lütfen karşı çık. Onların ölmesine izin verme. Kız kardeşi olmadığı için böyle söylüyorum. Bizim başımıza neler geldiğini biliyorsun, başkalarının başına gelmesin...
Baran, Heja'nın "bizim başımıza geldi" sözlerine içerlense de bunu belli etmedi.
- Bakalım sonuç ne olacak, Heja... dedi ve çıkıp adamlarına emir verdi:
- İkisini bulun, bulunca bana haber verin.
Akşam saatlerinde Baran'ın adamlarından biri gelip:
- Ağam, ikisini bulduk. Dediğiniz yere götürdük. dedi.
Baran ayağa kalktı, hiçbir şey söylemeden konaktan çıktı.
Heja ise içinden "İnşallah kötü bir şey olmaz..." diyerek Baran'ın ardından baktı.
Gece olduğunda Baran konağa döndü. Heja, terasta bir o yana bir bu yana düşünceli şekilde gezinirken Baran onu fark etti. Yukarı çıkıp yanına geldi.
Heja, Baran'ı görünce hızla ona doğru ilerledi:
- Ne yaptın? Öldürmedin değil mi? Lütfen onlara bir şey yapmadın de!
Baran yumuşak bir sesle:
- Şşşt... Sakin ol. Ben halletmeye çalışacağım. Yarın aşiret toplanacak. Son karara göre durum belli olacak.
Heja üzgün bir ifadeyle başını eğdi ve sessizce yanından uzaklaşıp odasına gitti. Üzerini değiştirip yatağa geçti. Düşünceli gözlerle uykuya daldı.
Bir süre sonra Baran odaya geldi, Heja'yı uyurken görünce sessizce kendi yer yatağını yaptı. O da yarının belirsizliğiyle düşüncelere dalarak uyudu.
Sabah olduğunda, Heja erkenden uyandı. Duş alıp hazırlanırken Baran da uyanıp "Günaydın" dedi.
Heja hafifçe gülümsedi:
- Günaydın.
Baran yerinden kalkarak:
- Hadi ben üstümü değiştirip aşağı inelim. Ağalar öğlene doğru gelecek. dedi.
Heja, üzgün bir ifadeyle:
- İnşallah mani olurlar da kötü bir karar çıkmaz...
Baran onun gözlerine bakarak güven vermeye çalıştı:
- Üzülme, ben elimden geleni yapacağım.
Aşağı indiklerinde ailelerine "rojbaş" dediler, sofraya oturdular.
Heja kahvaltıda neredeyse hiçbir şey yemiyordu. Bunu fark eden Baran hafifçe yana eğilip, fısıltıyla:
- Farkediyorum, hiçbi' şey yemiyorsun. Lütfen az da olsa atıştır. dedi.
Heja başını sallayarak:
- Canım çekmiyor. İstemiyorum. diye fısıldadı.
Kahvaltı bittiğinde, aşiret ağaları birer birer konağa gelmeye başladı. Heja onları avludan üzgün bakışlarla izliyordu.
Bütün ağalar geldikten sonra en son Baran ağır adımlarla büyük salona girdi. Ağalar ayağa kalktı. Baran baş köşeye geçip oturduğunda hepsi tekrar oturdu.
Baran söz aldı:
- Bugün burada toplanmamızın sebebini hepiniz az çok biliyorsunuz, ağalar.
Ağalar hep bir ağızdan:
- Evet, biliyoruz Baran Ağa. dediler.
Bu sırada Berivan'ın babası Xelil Ağa ayağa kalktı:
- Reşid Ağa'nın oğlu olacak o soysuz Şerwan, benim kızı kaçırdı. Onlara gereken ceza verilmeli!
Reşid Ağa hışımla yerinden kalktı:
- Sen kimin oğluna soysuz diyorsun lan!
Salondaki gerilim büyüyünce Baran ayağa kalktı:
- Ağalar! Bu mesele artık sadece iki aşiretin değil, hepimizin meselesi.
Baran bir süre sustuktan sonra kararlı bir sesle:
- Ben ikisini evlendirme taraftarıyım.
Ama ağalar hep bir ağızdan bağırdı:
- Kızın kız kardeşi yok! Eğer olsaydı berdel olurdu! Şimdi ikisinin de ölmesi gerekir!
Yaşça büyük ağalar da ölüm kararını destekleyince Baran, büyük ağa olarak boynunu bükmek zorunda kaldı:
- O zaman bu iş benim vazifemdir.ben gerekeni yapacağım,dedi.
Toplantı bitti, herkes ağır ağır konağı terk etti.
Baran da dışarı çıkıp konaktan ayrıldı.
Heja ise hemen Şahin'in yanına koştu:
- Ne oldu Şahin? Baran nereye gitti?
Şahin üzgün gözlerle yere bakarak:
- Maalesef ölüm kararı çıktı yenge. Abim de bunu uygulamaya gitti.
Heja bu sözlerle adeta yıkıldı. Ağlayarak odasına çıktı, eline telefonu alıp Baran'ı aradı.
Ama Baran'ın telefonu kapalıydı.
Bu sırada Zeynep içeri girdi:
- Yenge, iyi misin? Neden ağlıyorsun?
Heja titreyen sesle:
- Abin bana söz verdi. Öldürmeyeceğim dedi. Ama şimdi ikisini de öldürmeye gitti...
Zeynep, üzgün bir şekilde:
- Yenge, aşiret kurallarını biliyorsun. O da istemezdi ama mecbur kaldı. dedi.
Saide Hanım'ın sesi gelince Zeynep odadan çıktı.
Akşam olduğunda Zeynep tekrar odaya geldi:
- Yenge, abim geldi.
Heja hızla merdivenlerden indi. Baran kalabalığa sesleniyordu:
- Ben üzerime düşeni her ne kadar istemesem de yaptım. Bütün aşiretlere duyurabilirsiniz. İkisini de öldürdüm.
Heja olduğu yerde dondu kaldı. Gözlerinden yaşlar süzülerek Baran'a doğru yürüdü.
- Bana halledeceğim demiştin! En zalim insan sensin! Katilsin! diyerek Baran'ın göğsüne yumruklar attı.
Baran, Heja'yı sıkıca sarıldı:
- Beni affet... dedi.
Heja kendisini kurtarıp:
- Bırak beni! Seni bir daha görmek istemiyorum! diyerek odasına koştu.
Baran büyük bir üzüntüyle odaya çıktı.
Heja ayağa kalktı:
- Sana seni bir daha görmek istemediğimi söyledim! diye bağırdı.
Baran ellerini uzattı:
- Lütfen, gel otur. Sana bir şey anlatacağım. Ama aramızda kalacak söz ver. Mahşere kadar kimse bilmeyecek.
Heja merakla gözlerine baktı:
- Söz...
Baran, Heja'nın gözyaşlarını silerek:
- Ben aslında arkadaşını ve sevgilisini öldürmedim. Kimse yaşadıklarını öğrenip peşlerine düşmesin diye onları yeni kimlikle yurtdışına gönderdim. dedi.
Telefonunu çıkarıp, onların yeni hayata başladıkları videoyu gösterdi.
Heja büyük bir sevinçle Baran'a sarıldı:
- Teşekkür ederim! Çok teşekkür ederim!
Baran, hayatında ilk kez bu kadar huzur doluyordu.
Heja birden geri çekildi:
- Şey... pardon! Sevinçten ne yapacağımı bilemedim... deyip utanarak odadan kaçtı.
Terasa çıkıp kendi kendine söylenmeye başladı:
- Salak mısın kızım sen ya... Rezil ettin kendini!
O sırada Zeynep geldi:
- Yenge ne yapıyorsun kendi kendine konuşup? deyip kahkaha attı.
Heja da gülümseyerek:
- Yok bir şey ya... deyip oturdu.
O gece, uzun zaman sonra ilk kez bir parça mutluluk hissetti.
O gece Heja'nın bu konakta geçirdiği ilk bi nebze bile olsa mutlu gecesiydi...
KİTABIMA DESTEK OLMAK İÇİN RİCA ETSEM OY VEREBİLİR MİSİNİZ AYRICA DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLARA YAZARSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM☺️🌸
Bölüm etkileşimi
