6. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 6
Şimdi ne olacaktı onun için, gittiği yerde rahat mı edecekti yoksa daha beter bir duruma mı düşecekti. Onu satın alanların evine geldiğinde daha kötü bir duruma düşeceğini anlamıştı. Onu satın alanlar şehrin en ünlü g… e… olan Niami Masaj salonu. Masaj görünümlüydü ama içerde her türlü fuhuş yapılıyordu.
Erhan Bey’in onlarla nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu bilemediğinden daha da tedirgindi. Üstelik onu evin içinde bir odaya kapatmışlar daha sonra …. zorlamışlardı.
Elçin, aldığı haberden dolayı odlukçu mutluydu. Çünkü en büyük rakibi saf dışı kalmıştı. Malikânenin bahçıvanı Erkin, Eslem’in gitmesine bozulmuştu ama bir şey de diyemiyordu.
‘Oh! Gitti de kurtuldum’ dedi Elçin Erkin’e.
‘Niye öyle söylüyorsun, ne güzel kızdı işte’ dedi Erkin.
‘Tabii sen güzel kızları sevdiğin için söylüyorsun, ama ben ondan nefret ediyorum. O gitmeseydi bir yolunu bulup postalayacaktım malikâneden. Neyse ki elim değmeden Erhan Bey, postaladı onu’ dedi Elçin.
Bölüm 8
Ensar, iş dönüşü her zamanki yerinde görememişti Eslem’i. Ne kadar seslendiyse de ne gelen vardı ne de giden. Koskoca malikânede sanki yer yarılmış içine girmişti. Kalbine o anda bir sızı düştü. Yoksa malikânede yaşadığı sıkıntılara dayanamamışta o yüzden mi terk etmişti, yoksa başka bir şey mi vardı arada.
Aşk kalbi bu kadar mı ağrıtıyordu. Hep diyorlardı ama şimdiye kadar aşkı tatmadığı için bilemiyordu bu duyguyu. Hani derler ya hastalığı çeken bilir. İşte şimdi yaşamıştı kalp sızısını Ensar.
‘Eslem, Eslem neredesin’ dedi deli divaneler gibi ‘Kalbime öyle bir girdin ki nereye baksam seni görüyorum. Şu balkonda, bahçede, salonda her yerde senin kokun var’ dedi, ağlaya ağlaya.
Ağlama sesine Elçin gelmiş ve Ensar’ın deliler gibi hareket ettiğini görmüştü. Tam da fırsatı diyerek yanına yanaştı.
‘Ensar Bey, sizi üzen durum nedir söyleyin de bir çare bulalım’ dedi kırıtarak. Dişiliğini kullanıp onu etkilemeye çalıştı ama nafile Ensar Bey’in gözü Eslem’den başkasını görmüyordu.
‘Ben öyle bir derde düştüm ki o derde sen asla çare bulamazsın’ dedi Ensar, onu tersleyerek.
‘Ne derdi efendim’ dedi Elçin, aslında ne olduğunu biliyordu ama sesini çıkarmıyordu. Hatta Eslem’in kimin götürdüğünü ve nereye götürüldüğünü de biliyordu.
‘Benim derdim Eslem anlıyor musun, o olmadan bende olamam. O olmazsa dertlere düşer hastalanırım. O benim yaşam kaynağım’
‘Anlıyorum efendim, ama nerede olduğunu bilmiyorum’ dedi Elçin, yalancıktan gülümseyerek. İçinden de kötü sözler söylüyordu Eslem’e.
Bir müddet daha aradıktan sonra Elanur’a rastladı. O, o sırada yemek yapmakla meşguldü.
‘Elanur Hanım, Eslem’i gördünüz mü?’ diye sordu ona.
‘Ensar Bey, dilim varmıyor demeye ama babanız onu Niami masaj salonuna satmış. Siz işteyken siyah giyimli adamlar onu alıp götürdüler’ dedikten sonra da ‘Ne olur kurtarın kızı oradan. O daha masum ve daha çok genç, kızımın da en iyi arkadaşı. O gittikten sonra kızım iki gözüm iki çeşme ağlıyor en iyi arkadaşım gitti diye’
‘Tamam, Elanur Hanım siz işinizi yapın. Ben gerekenleri yapacağım’
Duydukları karşısında kan beynine sıçramıştı Ensar’ın. Babası ne yapmıştı da o adamlar alıp götürmüştü Eslem’i. Kızı o kötü evden kurtardıktan sonra babasına hesap soracak, ondan sonra gerekli dersi verecekti.
‘Erkan, adamlarını topla baskına gidiyoruz. Onlara söyle tepeden tırnağa silahlı olsunlar’ dedi.
‘Tamam, Ensar Bey fakat nereye gidiyoruz?’ diye sordu Erkan.
‘Ethem, şerefsizinin mekânına’ dedi Ensar, yere tükürerek.
‘Aman efendim orada ne işimiz var. Hem biliyorsunuz onların ne iş yaptığını’
‘Biliyorum Erkan, biliyorum da babam olacak o şerefsiz Eslem’i ona satmış. Biz de gidip onu geri alacağız’
Erkan, Ensar’ın Eslem’i sevdiğini bildiği için ikinci bir sefer tekrarlamadı sorusunu. Mekana gelince de Eslem’i geri istediler Ethem’den. Ondan olumsuz cevap gelince aralarında çatışma çıktı. Her iki tarafta da yaralanmalar olmuş, sonunda pes eden Ethem ve adamları olmuştu.
‘Ethem, ben sana güzellikler Eslem’i geri ver demiştim ama sen vermedin. Sonunda bak ne oldu. Şimdi ya güzellikle verirsin onu ya da zorla alırım kızı’ dedi, tehdit edercesine.
İçeriden her hangi bir ses gelmeyince Ensar ve Erkan adamlarıyla beraber içeriye girdiler. Orada çıplak kadınlar olduğu için onlara bakmadan bütün odaları aradılar. En son bir oda kalmıştı. Bu oda diğerlerinden çok farklıydı. Kapısı kırmızı renge boyanmıştı ve oldukça süslüydü. Odaya açabilmek için birkaç sefer omuz attılarsa da nafile. Kapı bir türlü açılmıyordu. İçeriden Eslem’in çığlık sesleri geliyor, kurtarın beni diye bağırıyordu.
‘Eslem, merak etme, seni kurtaracağım’ dedi Ensar. Ardından da son bir kez daha omzuyla kapıya vurdu. Öyle hızlı vurmuştu ki neredeyse omzu çıkacaktı. Bu öyle vuruştu ki aşkla vurulmuştu. Önceki vuruşlara dayanan kapı, aşk vuruşuna dayanamamıştı.
Odaya girdiklerinde iri yarı bir adam Eslem’in üzerine elbiselerini çıkarmaya çalışıyor o da direniyordu.
Eslem, Ensar’ı görür görmez:
‘Kurtarın beni bu adamdan’ dedi yalvarırcasına.
‘Bırak lan kızı’ dedi Ensar, gür sesiyle. İkazına rağmen adam kızı bırakmayınca kartalın avının üzerine atladığı gibi o da adamın üzerine atladı. Az sonra boğuşma başladı. bir adam çıkıyor üste bir Ensar çıkıyordu. Bu arada kavgaya Eslem’de girmişti. Sinirden adamın yüzüne tırnaklarını öyle bir geçirdi ki yüzü gözü kan içerisinde kaldı. Az önce kedi gibi miyavlayan Eslem, bir anda kaplan kesilmişti. Birkaç dakika sonra Ensar’ın adamları da yetişti ve iri yarı adamı tanınmaz hale gelinceye dövdüler. Adam öyle olmuştu ki kırılmadık yerleri kalmamıştı.
Eslem, kurtulduğuna öyle sevinmişti ki sevincinden ne yapacağını bilemedi. Kurtulmanın verdiği sevinçle Ensar’a sarıldı ve yüzüne öpücük kondurdu. Daha sonra da ne yaptığının farkına vararak geri çekildi. Kafasını kaldırmadan mahcup bir eda ile:
‘Özür dilerim Ensar Bey, o adamdan kurtulduğuma öyle sevinmiştim ki ne yapacağımı bilemedim’ dedi yüzü kızararak.
