5. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI

BÖLÜM 5

Murat Canpolat

Ensar, duydukları karşısında renkten renge giriyordu.
‘Polise şikâyet etseydiniz ya’ dedi Ensar, sonunda dayanamayarak.
‘Ettik efendim ettik ama ne yazar, babanızın manipülasyon yeteneği olduğu için polisleri bir şekilde ikna ediyordu’
‘Engin Bey, babamın aşağılık bir insan olduğunu biliyordum ama bu kadarını da beklemiyordum’ dedi Ensar, oflayarak ‘Daha önce bunlardan haberim olsaydı şimdiye kadar çoktan engel olurdum babama’
‘Defalarca size haber vermek istedim lakin babanız her seferinde engel oldu. Beni de zimmetime para geçirmekle suçlayıp işten attırmakla tehdit etti’
‘Ya diğer işçiler, bunca şeye rağmen nasıl kalabildiler holdingde’
‘Ensar Bey, çalışanlarımızın hemen hemen hepsi gariban insanlar. Her biri bir aileye bakıyor. Onların işten çıktıkları takdirde kim bakacak ailelerine. Zaten ekmek aslanın ağzında, o yüzden de kimse ses çıkaramıyor yapılan zulümlere. Ses çıkaran birkaç kişi oldu, onları tazminatsız işten attı babanız’
‘İşten atılanlar haklarını aramadı mı?’
‘Aradılar aramasına da babanız yine bir yolunu bulup kendisini haklı çıkardı. Böylece hiç kimse tazminat alamadı’
Holdingde çalışanlar Ensar Bey’in geri dönmesine o kadar sevinmişlerdi ki sevinçleri yüzlerinden okunuyordu.
Bölüm 7
Eslem, Erhan Bey’in tacizinden bıkmış usanmıştı. Nereye dönse, nereye gitse karşısında onu görüyordu. O, bıyıklarını bürüp sen benimsin der gibi pis pis bakıyordu. Hatta bir keresinde yerleri silerken üstüne çullanıp boynundan öpmeye kalkmıştı.
Erhan Bey, utanmazlıkta çağ atlamış gibiydi. Geceleri, herkesin uyuduğu saatlerde kalkar, hizmetçilerin odasına giderdi. Şehvetini tatmin etmek için anahtar deliğinden bakıp onları seyrederdi.
Bir gün Eslem, odasında geceliğini giyinip yatacağı sıra odanın dışında Ensar’ın cılız sesini duymuştu. Babasına bağırıp duruyordu. Ne olduğunu anlamak için çıktığında ise Ensar ile göz göze geldiler. O merhametli bakan gözler şiddetle bakıyordu.
‘Eslem, sen odana geç’ dedi Ensar, çakmak çakmak gözlerle. Daha sonra diğer hizmetçilere de ithafen ‘Odanıza girin’ dedi her birine. Hizmetçiler odasına geçtikten sonra da babasına.
‘Utanmaz, arlanmaz adam. Çalışanlarına sulandığın yetmezmiş gibi birde hizmetçilere mi göz diktin’ dedi, babasının yakasına yapışarak.
Babası, hiçbir şey olmamış gibi oğluna baktı. Daha sonra da:
‘Ben ne yapmışım ki’ dedi, sanki onca şeyler kendisi yüzünden olmamış gibi üste çıkarak.
‘Daha ne yapacaksın baba, hizmetçileri soyunurken izliyorsun’
‘Sanane sen işine bak’ dedi Erhan Bey, oğluna. Ardından da Eslem’in odasına doğru bakarak ‘O kız benim, ona göre’ dedi ve arkasını dönüp gitti.
O gittikten sonra Ensar, bütün hizmetçilere hitaben ‘Babamın adına özür dilerim’ dedi ve hizmetçilerin rahat etmesi için oradan ayrıldı.
Bir hafta sonra…
‘Eslem, Erhan Bey seni çağırıyor’ dedi hizmetçi Elçin.
Elçin, Eslem malikâneye geldiğinden beri onu güzelliğinden dolayı kıskanıyordu. Zira onun gözü hep yükseklerdeydi. Bu yüzden de Ensar Bey’e göz koymuştu. Eslem geldikten sonra Ensar Bey, Eslem’den başkasını görmez olmuştu. Bu da planlarına ister istemez ters düşüyordu. O istiyordu ki Ensar Bey kendisini görsün ve evlensin. Fakat bilmediği bir şey vardı Ensar Bey’in böyle taraklarda işi olmadığı. Hatta bir gün bile olsa o gözle hizmetçilerin hiç birine bakmamıştı bile. Elçin kendi kendine gelin güvey oluyordu.
Erhan Bey’in Eslem’i her çağırışında bir şey yapsın da kovulsun diye içinden dua ediyordu. Onun en son çağırışında da aynı duyguları hissetmişti. Eslem, korka korka giderken arkasından pis pis gülmeyi de ihmal etmemişti.
‘Buyurun, beni istemişsiniz Erhan Bey’ dedi Eslem, ona fazla yaklaşmayarak.
‘Eslem, seni babandan yüklü bir miktar vererek satın aldım. Senden ilgi beklerken sen bana nankörlük yaptın. Senden karı marı olamaz. O yüzden seni başkasına sattım. Üç saat sonra seni almaya gelecekler. O yüzden pılını pırtını topla ve bu evden defol’
Eslem, az da olsa Erhan Bey’in dediklerini duymuştu. Onun sözlerine üzülmemişti. Onu üzen tek şey mal gibi alınıp satılmasıydı, tıpkı köleler gibi.
‘Duyuyor musun sattım seni, hu sana diyorum’ dedi Erhan Bey ‘ha bu arada sen sağırdın değil mi?’ onun kusuruyla alay edercesine.
Eslem, Ensar’ı ilk gördüğünden beri sevmişti. Bu sevgi öyle bir sevgiydi ki tıpkı kitaplarda okuduğu sevgiye benziyordu. O hiçbir şeyden değil de ondan uzak kalacağı için üzülüyordu. Malikânedeyken uzaktan da olsa Ensar’ı görmesi fazlasıyla kendisine yetiyor, ondan güç alıyormuşçasına her şeye katlanıyordu.
Keşke başka şartlarda karşılaşsaydı Ensar Bey’le, belki o zaman bir şansı olabilirdi. Fakat bulunduğu şartlarda olması mucizelere bağlıydı. Ah aşk, aşk var ya bala da konar … da. Onun ki bu misaldi, Ensar baldı o da sinek. Sinek balın tadına varıp ondan kurtulamıyorsa Eslem’de öyleydi. Aşkın tadına bir kere varmıştı ve onu bırakmak istemiyordu.