28. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI

BÖLÜM 28

Murat Canpolat

‘Hocam ben sureleri de bilmiyorum. Aklımda kalan tek İhlâs Süresi bundan başka bir şey de bilmiyorum’
‘Sureleri öğrenene kadar İhlâs Süresini oku’
‘Olur, mu hocam o şekilde’
‘Olur, olur sen yeter ki namaza niyet et ve kıl. Gerisi bir şekilde gelir’
Bölüm 40
Ecrin Hanım, ikisinin de niyetini öğrendikten sonra huzur içerisinde ameliyata girdi. Ameliyat üç saat sürdü. Kalbine giden tıkalı damar alınıp sağ kolundaki fazla damar oraya yerleştirildi. Ameliyat bittikten sonra da yoğun bakıma alındı.
Ameliyat bittikten sonra hasta yoğun bakıma alınmadan önce doktor, hasta yakınlarına:
‘Ameliyat başarılı geçti’ dedi ‘Tıkalı olan damar çıkarılıp yerine yenisi takıldı. Hastayı şimdilik yoğun bakıma alacağız. Onu ancak yoğun bakımdan çıktıktan sonra görebilirsiniz’ dedikten sonra da yanlarından ayrıldı.
Doktor gittikten sonra Erdem:
‘Şimdi sen benim ablam mısın?’ dedi Eslem’e
‘Öyleymişim’ dedi Eslem, şefkatle Erdem’e bakarak.
‘Abla, seni ilk gördüğüm zaman içimde bir şeyler hissetmiştim. Fakat ne olduğunu anlayamamıştım. Demek ki bundan dolayı imiş’
‘Erdem, Allah Teâlâ senden razı olsun. O gün beni Basri’nin elinden kurtardın. Sen olmasaydın o bana ne yapacaktı kim bilir’
‘Sahi, Basri demişken Ensar Bey onu arayıp bulmamı istemişti. Fakat onu nerede bulacağımı bilemiyorum’
‘Niye arıyor ki’ dedi Eslem, daha sonra da ‘Onu kovmamış mıydı, şimdi niye arıyor ki’
‘Evet, kovmuştu’ dedi Erdem ‘O buradan ayrılırken Ensar Bey’in holdingine ait özel bilgileri rakip firmaya satmış. Onun ne bildiğini ve neler sattığını öğrenebilmek için arıyormuş onu’
‘Allah Allah, şu dünyada kimseye güvenemeyecek miyiz’ dedi Eslem, hayret içerisinde.
‘Haklısın abla’ dedi Erdem, daha sonra da hıçkırıklara boğuldu.
‘Ablacım, ne oldu niye ağlıyorsun?’ dedi Eslem.
‘Abla, annemde bende yıllardır seni arıyorduk. Maalesef ki annem babamı terk edince babam adresini değiştirmiş. O adrese geldiysek de orada yoktunuz. Bu yüzden de seni bulamadık. Annem bu duruma çok üzüldü. Üzüntü kalbine yansıdı. Hele son günlerde seni bulamayacağız diye çok endişeliydik. Şükür ki Yüce Mevlam seni bulmamızı nasip etti’
‘Ablacım benim, bende seni öldü biliyordum. Anneme kızgındım beni terk etti diye. Babam da terk edilmenin acısını yıllarca benden çıkardı. Şu an bakıyorum da ne kadar da haklıymış annem babamı terk etmekle’ dedi Eslem.
‘O nasıl biriydi’ dedi Erdem
‘Sen ona çok benziyorsun’ dedi Eslem ‘Huyuna gelince, çok merhametsizdi. Kendisi çalışmaz beni zorla çalıştırırdı. Kazandığım parayı da zorla elimden alır içkiye, kumara harcardı. Zaman zaman da –Burada utabarak ve yutkunarak- kadınlarla düşüp kalkıyordu. Kadınlardan birine de zorla sahip olduğunu anımsıyorum. Öyle zannediyorum ki bu kadından bir kardeşimiz daha olmuş olabilir’
‘Ne yani bizim bir kardeşimiz daha mı var’ dedi Erdem, hayret içerisinde.
‘Bilmiyorum, sadece olabilir diye düşünüyorum’
‘Annem, ondan ayrılmakla çok haklıymış’ dedi Erdem ‘Zaman zaman anneme kızardım babamdan ayrıldı diye. Fakat şimdi daha iyi anlıyorum annemi’
‘Para getirmediğim zamanlar beni hırsızlık yapmaya zorluyordu. Bundan dolayı da birkaç kez hapse girip çıktım. En sonda beni para için yaşlı bir adama sattı’
‘Satmak da nedir abla’ dedi Erdem sinirle ‘Hangi devirde yaşıyoruz’
‘Böyle babanın elindeysen zaman ve yer fark etmez’
‘Ensar abiyle ne zaman tanıştınız?’
‘Ensar, babamın beni zengin yaşlı adama sattığı adamın oğlu’
‘Şerden hayır meydana geldi desene’ dedi Erdem
‘Aynen öyle’
‘Demek ki böyle tanıştın Ensar abiyle’
‘Evet’ dedi Eslem ‘Allah Teala ondan razı olsun beni kaç sefer tehlikeden kurtardı. Hatta babasından bile beni korudu’
‘Seni babasından niye korudu ki’
‘Nasıl söylesem bilemiyorum babası sapık bir adamdı. Ben dahil bütün hizmetçileri taciz ederdi’
‘Ya Ensar abi, o nasıl biri’
‘Kendisi çok merhametli biridir. Çalışanlarına karşı da çok saygılıdır. Patron değil de arkadaş gibi davranır herkese. O olmasaydı babasının zulmüne karşı dayanamazdım. Aşkı da onun sayesinde tattım. Daha önce asla inanmıyordum aşka, tabii ki babam yüzünden. Onun tavırları, her gün başka bir kadınla eve gelmesi beni bu kanıya sevk etti’
‘Babasına ne oldu?’ dedi Erdem ‘Gördüğüm kadarıyla ortalıkta görünmüyor’
‘Onun sapıklığına daha fazla tahammül edemeyip insanlardan uzak bir yere gönderdi’
‘İki kardeş ne kaynatıyorsunuz?’ dedi Ensar, elindeki çay bardaklarıyla beraber
‘Hiç, oradan buradan konuşuyoruz’ dedi Erdem.
Ensar, abla ve kardeşinin konuşmalarını dinlerken göz ucuyla da etrafına bakınıyordu. Çünkü Ezel’in hastaneye gelme ihtimali vardı.
O etrafına bakınırken korktuğu başına geldi. Ezel telefonda dediğini yapmış hastaneye gelmişti. Niyeti Eslem ile Ensar’ın arasını bozup Ensar’ı kendisine âşık etmekti.
Ensar, onu görür görmez elindeki bardakları hızlıca Erdem ve Eslem’e verdi. Daha sonra da onlara:
‘Üzgünüm size katılamayacağım’ diyerek hızlıca yanlarından ayrıldı. Niyeti Ezel’i durdurup geri göndermekti. Onun yanına varır varmaz ona:
‘Allah Teala aşkına sana benim peşimi bırak diye kaç sefer daha söyleyeceğim. Üstelik birde kalkmış hastaneye gelmişsin’ dedi Ezel’in kolunu kavrayarak.
Ezel’in kolunu sinirden öyle kavramıştı ki bu kavrayıştan dolayı Ezel’in canı acımıştı.
‘Bırak beni kolumu acıtıyorsun’ dedi Ezel, inleyerek.
‘Sen ancak bundan anlarsın’ dedi Ensar, daha sonra da hızlıca geri ittirdi.
‘Hayvan herif sen aşktan da anlamıyorsun?’ dedi Ezel, geri düşmemek için duvardan tutunarak.
‘Hangi aşktan bahsediyorsun Ezel, sen o şansını beni aldatarak çoktan kaybettin’
‘Ama aşkım seni çok seviyorum’ dedi Ezel, kıvırtarak.
‘Senden iğreniyorum’ dedi Ensar, onun tutumu karşısında.
‘Ne olursa olsun seni elde edeceğim’ dedi Ezel.
‘Elini ardına koyma’ dedi Ensar ‘Bende ne olursa olsun senden uzak duracağım’
‘Ya öyle mi o zaman günah benden gitti’ dedi Ezel, kahkaha atarak.
İkilinin kapışmasını uzaktan izleyen Eslem, bir taraftan kıskanmış bir taraftan da Ensar’ın onu nereden tanıdığını merak etmişti.
‘O konuştuğu da kim?’ dedi Erdem
‘Bilmiyorum, yalnız onunla daha önce de iki sefer karşılaştık’
‘Bir dakika’ dedi Erdem, eliyle Eslem’i susturarak ‘Ensar abinin konuştuğu kızın arkasında sanki Basri’yi gördüm’ dedikten sonra da ‘Evet, evet o Basri’nin ta kendisi’
‘Haklısın’ dedi Eslem ‘Baksana Ensar kızla konuşmayı bırakıp onun peşinden gitti’
‘Basri kaçarken de kıza çarparak düşmesine sebep oldu’ dedi Erdem ‘Sen yere düşen kızla ilgilen bende Ensar abinin peşinden gideyim. Belki Basri’yi yakalayabiliriz’
‘Tamam, sen git ben kızla ilgilenirim. Hem böylece Ensar ile kızın arasındaki ilişkiyi öğrenmiş olurum’
‘Dikkatli ol abla, o kız pek tekin birine benzemiyor’