29. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI

BÖLÜM 29

Murat Canpolat

Ensar, oturduğu yerden kalkarak Ensar’ın peşinden gitti. Eslem’ de kızın yanına vardı.
‘Sana yardım edeyim’ dedi Eslem, elini Ezel’e doğru uzatarak.
‘Hayır, senin yardımını istemiyorum’ dedi Ezel, eliyle Eslem’in elini geri ittirerek.
Ezel, eliyle yerden tutunup kalkmaya çalıştı. Fakat kalkamayıp düştüğü yere tekrar oturdu.
‘İnat etmede sana yardım edeyim’
‘Hayır dedim ya sana’ dedi Ezel, sert bir şekilde ‘Zaten ne olduysa senin yüzünden oldu’
‘Ne demek istiyorsun’ dedi Eslem, elini geri çekerek.
‘Sen aramıza girdin, girmeseydin onunla evlenecektik. Üstelik karnımda onun çocuğunu taşıyorken. Anlıyor musun senin yüzünden oldu her şey’
‘Kimden bahsediyorsun sen’ dedi Eslem.
‘Sence kim olabilir düşün’ dedi Ezel.
‘Ne bileyim ben kim olduğunu’
‘Kim olacak Ensar’dan bahsediyorum’ dedi Ezel, Altan alta gülerek ‘Biz onunla eskiden beri sevgiliydik, ta ki sen aramıza girene kadar’
Eslem, duydukları karşısında dünyalar başına yıkıldı. Ensar ile evlenmeyi düşünürken şimdi neler duyuyordu.
Ezel, pis pis sırıtarak ayağa kalktı. Daha sonra acı çekermiş gibi tavır takınarak:
‘Doğacak çocuğumun babasız büyümemesi için aramızdan çekil. Çekilmezsen…’
‘Ta, ta tamam a, aranızdan çıkıyorum’ dedi Eslem yıkılmış bir şekilde.
O arkasını dönüp giderken Ezel, büyük bir zafer kazanmış gibi ‘İşte bu’ diyordu kendi kendine.
Eslem, yıkılmış bir şekilde kardeşinin yanına oturdu. Erdem’in sorularına bile cevap vermeye takati yoktu. Daha fazla kendini tutamayıp oracıkta hıçkırıklara boğuldu.
‘Ensar, baştan beri bana yalan söylüyormuş’ dedi, daha sonra da kalkarak annesinin odasına geçti.
Bölüm 41
İki hafta olmuştu, Eslem ne işe geliyor ne de telefonlara cevap veriyordu. Annesi bile bilmiyordu nerede olduğunu. En son Fatma’ya sormak aklına geldi. Evine gidip ona sordu Eslem’in nerede olduğunu.
‘Eslem abla iki haftadır odasından nadir çıkıyor. Çıksa bile bir iki kelam edip tekrar odasına giriyor’
‘Ne olduğunu biliyor musun?’ dedi Ensar.
‘Bilmiyorum Ensar abi, yalnız odasındayken sürekli ağlama sesi geliyor. Ne olduğunu sorsam bile cevap vermiyor’ dedi Fatma ‘Bana cevap vermiyor ama sana cevap verebilir’
Ensar, ayakkabılarını çıkararak Eslem’in odasına geçti. Kapısını bir iki defa tıklattı. İçeriden ses gelmeyince ona seslenerek:
‘Eslem, ben Ensar dışarı çıkabilir misin seninle konuşmak istiyorum’
‘Giit git başımdan seninle asla konuşmak istemiyorum’ dedi Eslem içeriden bağırarak.
‘Ne oldu Eslem, neden benimle konuşmak istemiyorsun?’ dedi Ensar.
‘Daha ne olacak git çocuk yap, ondan sonra benimle evlenmeye kalk’
‘Ne çocuk mu?’ dedi Ensar, şaşırmış bir şekilde.
‘Allah aşkına Ensar, git ve beni rahat bırak’ dedi Eslem.
‘Tamam, gidiyorum ama geri geleceğim’
Ensar, onunla konuşmayı bırakıp Fatma’ya dönerek:
‘Bu neden bahsediyor biliyor musun?’
‘Bilmiyorum Ensar abi, iki hafta önce hastaneden ağlayarak geldi. O günden bugüne de hep böyle’ dedi Fatma ‘Yalnız ona ne olduğunu bilse bilse Erdem bilebilir. Çünkü o gün yanında sadece o varmış’
‘Tamam, Fatma ben ona sorarım’ dedi Ensar, daha sonra da evden çıkarak holdinge geldi. Gelir gelmez Erdem’i çağırdı. Erdem, yaptığı işi bırakarak Ensar’ın odasına geçti. Orada da ona:
‘Efendim Ensar abi’ dedi merak içerisinde.
‘Eslem, benimle görüşmek istemiyor. Yanına gittim ne olduğunu sormak için, fakat beni görmek istemedi. Sen sebebini biliyor musun?’
‘Ablamın seninle görüşmek istememe sebebini biliyorum. Yalnız sebebini söylemeden önce senin bize açıklama yapman gereken durumlar var’
‘Ne açıklaması Erdem’
‘Sen nişanlıymışsın öyle mi? Üstelik bir de çocuğunuz olacakmış’
‘Ne çocuğu ya, ablandan sonra sende aynı şeyi söylüyorsun’
‘Onu sen anlatacaksın Ensar Efendi’ dedi Erdem, diklenerek.
‘Gerçekten neden bahsettiğinizi anlamıyorum’
‘Mademki sen anlatmayacaksın o zaman ben sana hatırlatayım’ dedi Erdem ‘Ezel dersem hatırlar mısın?’
‘Ezel ha Ezel’ dedi Ensar, duyduğu isimle sinirleri tavan yaparak.
‘Evet, Ezel’ dedi Erdem ‘Anlat bakalım Ezel kim ve seninle ne alakası var. Ha birde şu çocuk meselesi, ablamla aşk yaşarken onunla birlikteliğiniz oldu mu?’
‘O benim eski nişanlım’ dedi Ensar ‘Onunla nişanlı olduğum dönemlerde evime girip çıkardı. Fakat bir gün olsun ona dokunmadım. Şunu söyleyeyim sana ben evlenmeden önce birlikteliğe karşıyım. Şimdi ne söylemek istediğimi anladın mı?’
‘Evet, anladım abi’ dedi Erdem ‘Yalnız çocuk meselesi nereden çıktı onu anlayamadım’
‘Erdem, bende seni akıllı zannederdim. Fakat şu an anlıyorum ki o kadar da akıllı değilmişsin’
‘Abi’ dedi Erdem, duyduğu söz karşısında ayağa kalkarak.
‘Otur Erdem otur, daha söyleyeceklerim bitmedi’ dedi Ensar ‘O hamile değil, öyle olsaydı şimdiye kadar çoktan evlenmiş olurduk’
‘Hamile değilse niye öyle söylemiş ablama’
‘Tabii ki bizi ayırmak için’
‘Doğru, ben bunu hiç düşünemedim’
‘Neyse, kaldığım yerden devam edeyim’ dedi Ensar ‘Evime girip çıktığı dönemlerde en yakın arkadaşım olan iş insanı …. …. İlişkiye girerken yakaladım hem de kendi evimde ve kendi odam da. O gün öyle sinirlendim ki silahımı çıkarıp ikisinin de ayaklarından vurup yaraladım. Bundan dolayı da altı ay kadar hapis yattım. Hapisten çıktıktan sonra nişanı attım ve terk ettim yaşadığım yeri. Beni bir daha bulmaması için de ismimi ve telefonu mu değiştirdim. Fakat o yine gelip beni buldu’
‘Seni bulduktan sonra aranızda bir yakınlık olmadı mı?’
‘Ben sana ne diyorum sen bana ne diyorsun. Onunla aramızda hiçbir yakınlaşma olmadı, olamaz da. Hem nefret ettiğim birisiyle neden yakınlaşma olsun ki’
‘Onu ben bilemem ama Ezel’in demesine bakılırsa yakınlaşma olmuş. Üstelik birde çocuğunuz olacakmış’