25. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI

BÖLÜM 25

Murat Canpolat

‘Kardeşim yaşasın diye mi beni terk ettin’
‘Biliyorsun, babanla boşanma aşamasındaydık. Sık sık kavga ediyorduk. Erdem o sıralarda yeni doğmuştu. Sürekli ağlıyordu, bebeğin ağlaması normal bir durum olmasına rağmen baban çocuğun sesinden rahatsız oluyordu. Rahatsız olmayı bırak ondan nefret ediyordu’
‘Babam, bebek sesinden nefret ediyorsa beni veyahut Erdem’i neden dünyaya getirdiniz’
‘Kızım, sen dünyaya geldiğinde baban seni de istemedi. Seni onun elinden zor kurtardım. Ben evde yokken çöpe atmış seni, bunu öğrendiğim zaman sinir krizi geçirdim. Onu bulmazsan öldürürüm seni dedim. Bunun üzerine baban seni çöpten çıkarıp geri getirdi. Erdem’e de aynı şeyleri yapmaması için öldü dedim. Onu da çok sevdiğim komşuma emanet edip eve geldim’
‘Mademki bakamayacaktınız o zaman neden evlendiniz ve bizim dünyaya gelmemize vesile oldunuz’ dedi Erdem, sinile yumruğunu masaya vurarak.
Yumruğunu masaya öyle sert vurmuştu ki salondaki herkesin dönüp onlara bakmasına sebep oldu. Ensar da hem hayret hem de kızgınlıkla anne ve kızını dinliyordu.
‘Babanız ilk evlendiğimiz zaman öyle değildi. Çok iyi davranıyordu bana, çocuk sevgisi çok fazlaydı. Onun çocuk sevgisine güvenerek çocuk yapmaya karar verdik. Fakat ne olduysa geçirdiği trafik kazasından sonra oldu. o kaza beyninde hasara sebep olmuş. Ondan sonra da bambaşka bir insana dönüştü.
‘Yapma anne, babamı bana anlatma’ dedi Eslem ‘Onca zaman ben yaşadım onunla’
‘Doğrusun kızım, sen yaşadın onunla’ dedi annesi ‘Fakat beni de anla, dayak yemekten bıkmıştım ve kardeşini korumak zorundaydım. Sen belli bir yaşa geldiğin için baban sana bir şey yapmaz diye düşündüm’
‘Hıh bir şey yapmazmış’ dedi Eslem ‘Büyüyüp serpildikçe daha çok dayak yedim. Neden sana benzediğim için anne. Ah anne ah! Sen sadece kendini ve kardeşimi düşündün. Beni de düşünseydin yanına alırdın’ dedi gözyaşları içerisinde.
‘Almak istedim ama mahkeme velayetini babana verdi’ dedi Ecrin hanım. Başka bir şeyler daha diyecekti ama susmak zorunda kaldı. Kalbine sancıyordu, bu öyle ufak sancı değildi.
‘Abla biraz merhametli olamaz mısın’ dedi Erdem ‘Annemiz zaten hasta. Biraz daha üzerine gidersen korkarım ki…’ sözünü tamamlayamadan Ecrin Hanım masanın üzerine yığıldı kaldı.
‘Çabuk ambulansı çağırın’ dedi Ensar, etrafına toplanan kalabalığa karşı.
‘Anne, anne seni bulmuşken bırakamazsın beni’ dedi Eslem, yere çömelip annesine sarılarak.
‘Abla, onca sözlerinden sonra mı aklına geldi annemiz’ dedi Erdem, sitem edercesine.
‘Çocuklar, kavga etmenin sırası değil’ dedi Ensar ‘Ambulans gelene kadar kalp masajı yapalım’
Ensar, ilk yardımı az çok biliyordu. Bildiği kadarıyla Ecrin Hanım’a kalp masajı yaptı. Bu şekilde ambulans gelene kadar devam etti.
Bölüm 36
Selen, salonun içinde yaşananları kapının dışında gözlemliyordu. Ecrin Hanım ve Eslem arasında yaşananları görünce kıs kıs güldü. Kendisinin yapmak istediğini Eslem kendi yerine yapmıştı.
‘Oh, iyi oldu’ dedi kendi kendine. Daha sonra da ‘Sen misin benim yerime geçen. Dur daha bu ilk, gör bak sana neler yapacağım’ dedi hayıflanarak. Onun arkasında da Basri vardı ve kendi kendine konuşmalarını duymuştu.
‘Eslem’e zarar vermene asla izin vermeyeceğim’ dedi fısıldayarak
Ne olmuştu da yüz seksen derece dönmüştü. Başta Eslem’e zarar vermek isterken neden onu korumaya karar vermişti. Onun değişmesine sebep olan durum yarım saat evvel cep telefonuna gelen bir mesajdı. Mesaj dosya içerikliydi. Ayrıca bilinmeyen bir numaradan gönderilmişti mesaj.
Basri, gelen dosyalı mesajı açtı. İçinde bir belge vardı. bu yıllar evveline ait bir DNA testiydi. DNA testine göre Eslem ve Erdem onun kardeşiydi. İnanamamıştı belgeye, nasıl olurdu böyle bir şey. İnanmak istemese de ortada bir belge vardı.
O, belgeyi sormak için annesine telefon açtı ve yıllar evvel yapılan DNA testini sordu. Annesi başta inkar etti DNA testini. Onu kim gönderdiyse aramızı bozmak için gönderdiğini söyledi. Basri üsteleyince de kem küm ederek DNA testinin doğru olduğunu söyledi.
‘Anne, babama nasıl ihanet edersin’ dedi bağıra bağıra ‘Tabii o benim öz babam değil değil mi?’
‘Oğlum, babanı tanımazmış gibi konuşma’ dedi annesi ‘Şimdi nasılsa yıllar evvel de aynıydı. Yıllar evvel baba dediğin adam beni kumar masalarında sattı’
‘Anne, buna nasıl izin verebildin’
‘Şimdi ki gücüm olsaydı izim vermezdim ama o zaman gücüm yoktu. Beni satın alan adam bana zorla …. etti. Ondan sonra da sen doğdun’ dedi utanarak.
Yıkılmıştı Basri, elleri ayakları boşaldı ve tutmaz oldu. daha fazla ayakta duramayarak olduğu yere çömeldi. Daha sonra da elleriyle yere vurarak:
‘Bunu bana nasıl yapabildiniz’ dedi hıçkıra hıçkıra ağlayarak.
‘Oğlum, beni dinle’ dedi annesi telefonda sesini duyurmaya çalışarak.
‘Anne, Eslem’i sevdim ben kardeşim olduğunu bilmeden. Ya o da beni sevseydi ya da daha kötüsü evlenmiş olsaydık o zaman ne olurdu’
‘Oğlum, korktum diyemedim. Baban olarak bildiğin adam da bilmiyordu, sonradan öğrendi. Başta inanmak istemedi ama DNA testini görünce inandı. İnanıp inanmaması neye yarar ki. Çünkü o sebep oldu bu işe’
‘DNA testini kim yaptırdı’ dedi Basri.
‘Senin baba dediğin adam yaptırdı. Çünkü sen ona benzemiyordun o da şüphelenerek DNA testi yaptırdı ve gerçeği öğrendi. Daha sonra da kimden olduğunu sordu bana. Bende ona kumar masasında sattığın adamdan olduğunu söyledim’
‘Öz babam biliyor mu onun oğlu olduğumu’
‘Baba olarak bildiğin adam söylemiş ve gelip piçini almasını almazsa sokağa atacağını söylemiş’
‘O pislik neden gelip almadı beni’
‘Bana zorla sahip olan birine seni teslim edemezdim. Zaten o da gelip almadı seni. Bunun üzerine baba dediğin adam da mecburen kabul etti seni’
‘Anne, siz nasıl insanlarsınız’ dedi Basri, elleriyle saçını okşayarak ‘Söyle şimdi bana ben sizin için neyim. Bir insan mı yoksa yok edilmesi gereken bir varlık mı?’
‘Oğlum’
‘Oğlum deme bana, ben artık senin oğlun değilim. Ben kimsenin oğlu da değilim. Ben sadece ortada kalmış bir kişiyim’ dedi Basri, daha sonra da telefonu annesinin yüzüne kapadı.