Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 11
- 1 BÖLÜM 1451 kelime
- 2 BÖLÜM 2425 kelime
- 3 BÖLÜM 3555 kelime
- 4 BÖLÜM 4638 kelime
- 5 BÖLÜM 5679 kelime
- 6 BÖLÜM 6851 kelime
- 7 BÖLÜM 7705 kelime
- 8 BÖLÜM 8780 kelime
- 9 BÖLÜM 9874 kelime
- 10 BÖLÜM 10570 kelime
- 11 BÖLÜM 11846 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 BÖLÜM 12922 kelime
- 13 BÖLÜM 131.231 kelime
- 14 BÖLÜM 14835 kelime
- 15 BÖLÜM 15792 kelime
- 16 BÖLÜM 16919 kelime
- 17 BÖLÜM 17916 kelime
- 18 BÖLÜM 18574 kelime
- 19 BÖLÜM 19865 kelime
- 20 BÖLÜM 20872 kelime
- 21 BÖLÜM 211.029 kelime
- 22 BÖLÜM 22850 kelime
- 23 BÖLÜM 23573 kelime
- 24 BÖLÜM 24555 kelime
- 25 BÖLÜM 25872 kelime
- 26 BÖLÜM 26566 kelime
- 27 BÖLÜM 27780 kelime
- 28 BÖLÜM 28936 kelime
- 29 BÖLÜM 29795 kelime
- 30 BÖLÜM 30810 kelime
- 31 BÖLÜM 31682 kelime
- 32 BÖLÜM 321.020 kelime
- 33 BÖLÜM 33528 kelime
- 34 BÖLÜM 34478 kelime
- 35 BÖLÜM 35471 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annesi içeriden çıkagelerek:
‘Adın ne genç’ diye sordu. Elinde de tüfek vardı ve Ensar’a doğrultmuştu.
‘Adım Ensar, ablacım’ dedi gülümseyerek ‘Eslem size sığınmış, onu almaya geldim’
Kadın, elindeki tüfeği yere indirmeden Eslem’e seslendi.
‘Eslem, kızım bir dakika gelir misin?’ dedi, Eslem geldikten sonra da ona ‘Kızım bu adam seni almak isteyen kişi mi?’ diye sordu.
Eslem, Ensar’ doğru baktı. O anda midesinde sanki kelebekler uçtu. Acaba bu aşk mıydı bu, yoksa başka bir şey mi. Elbette ki aşktı onun midesinde kelebekler uçmasına sebep olan şey. Fakat şu an buna hazır değildi.
‘Evet, telefon açıp beni almasını istediğim kişi o’ dedi kadına. Kadın, Eslem’in evet demesinden sonra tüfeğini yere indirdi.
‘Kızım, seninle yeni tanıştım ama sanki kızım gibi oldun. O yüzden gittiğin yerde bu kadını unutma’ dedi Eslem’e sarılarak.
‘Seni unutur muyum hiç abla, sen benim için çoluk çocuğuna bakmadan hayatını tehlikeye soktun’
‘Kızım, benim yerimde kim olsaydı aynısını yapardı’ dedi kadın, ardından da vedalaşarak evine girdi.
‘Eslem, iyi misin?’ dedi Ensar arabanın içinde ‘Sana zarar verdiler mi?’ diye sordu kalbi pır pır atarak.
‘Hayır, Ensar Bey’ dedi Eslem, naif sesiyle ‘Yalnız onlardan kurtulmak için atladığım yere iki katlıydı. Bundan dolayı da ayağımı incittim’
‘Hele bir bakayım ayağın neresi incindi’ dedi Ensar, Eslem’in ayağına bakarak.
Eslem, içgüdüsel olarak incinmiş ayağını uzattı Ensar’a doğru. Ensar’da aynı şekilde davranarak Eslem’in incinmiş ayağını ovaladı. Burası mı, burası mı derken bayağı rahatlamıştı Eslem.
Bu onun ilk dokunuşu değildi Eslem’e. Fakat her seferinde ilk dokunuyormuş gibi bütün vücudu yanıyordu.
‘Eslem, her ihtimale karşı seni hastaneye götüreyim. Lakin ilk önce polise gidip şikâyette bulunmalıyız’ dedi Ensar. Bu söz üzerine Eslem başını evet der gibi salladı.
İki sevgili polis karakoluna gelip komiseri buldular. Orada başlarından geçenleri anlatıp şikâyette bulundular. Onları dinleyen komiser:
‘Ethem Sarı ha!’ dedi düşünceli bir şekilde ‘Biz uzun zamandır onun peşindeyiz. Kaç sefer mekânına baskınlar düzenledik, fakat onu hapse tıkacak her hangi bir delil bulamadığımız için serbest bırakmak zorunda kaldık. Şimdi sizin anlatmanıza bakılırsa onu içeri tıkacak delil elimizde demektir’ dedi heyecanlı bir şekilde.
‘Komiserim, bugün Pazar yerinde buluşacağız. Eğer orada bulunursanız hem suçüstü yapmış olursunuz hem de yakalamış olursunuz’ dedi Ensar.
Onlar şikâyette bulunup karakoldan çıkarken polislerde hazırlığa başlamışlardı.
Pazar yerindeki buluşma zamanı…
‘Hayır, dalga geçmiyorum’ dedi Ensar, kahkaha atarak ‘Sen tam bir hıyarsın’
Ethem, Ensar’ın argo sözünden dolayı sinirlenerek adamlarına emir verdi. Bu emir üzerine adamları sağdan soldan gelerek Ensar’ın etrafını sardılar.
‘Şimdi de söyle ben kimim’ dedi Ethem.
Ensar’da ne bir korku vardı ne de başka bir şey. Sadece Ethem’in yapacağı şeyleri gözlemliyordu.
‘Sen hıyarın tekisin’ dedi Ensar, sırıtarak.
‘Ben hıyarım öyle mi’ dedi Ethem, iyice sinirlenerek. Daha sonra da belindeki silahı çıkararak Ensar’ın kafasına dayadı. Ardından da ‘Şimdi de söyle hıyar olduğumu, söyle de sana kimin hıyar olduğunu göstereyim’
‘Hıyar olmasan etrafını çeviren yüzlerce polisi görebilirdin’ dedi Ensar, ciddileşerek.
‘Ne diyorsun lan, ne polisi’ dedi Ethem, korkuyla.
‘Etrafına iyice bak, anlarsın ne demek istediğimi’
Ethem ve adamları Ensar’ın sözlerinden sonra birde baktılar ki etrafları polis ordusuyla çevrilmiş.
‘Hani tek gelecektin’ dedi Ethem, yenilmiş bir şekilde silahını beline sokarak.
‘Hastaneden zorla kaçırdığın kız kurtulmayı başarıp bana sığınmasaydı tek başıma gelecektim’ dedi Ensar, Ethem’in yakasına yapışarak.
Polis ordusu çok geçmeden Ethem ve adamlarını yakalayarak götürdüler. Böylece iki sevgili de rahatlamış oldu.
Bölüm 16
‘Anneciğim, seni çok seviyorum’ dedi Erdem, annesine sarılarak.
‘Oğlum bende seni çok seviyorum, iyi ki varsın’ dedi annesi.
Erdem on sekiz yaşında bir gençti. Geçen yıl üniversite sınavlarına girmiş ve tıp fakültesini kazanmıştı. Ne var ki yoksulluk bellerini büküyordu. Annesi evlere temizliğe gidip evlerinin geçimini temin ediyordu ama hem okul masrafı hem de evin ihtiyaçları derken zar zor yetişiyordu her ikisine de.
Annesi yılların verdiği yorgunlukla belini doğrulttu. Son zamanlarda bel fıtığı azmış yerinden kalkamaza olmuştu.
‘Anne, biliyorum çalışmama izin vermiyorsun ama çalışmak zorundayım’ dedi Erdem.
‘Hayır, oğlum izin vermiyorum. Sen okuyacak ve doktor olacaksın’
‘İyi de anne senin halin belli. Evde yiyeceğimiz de azaldı. Ben çalışmazsam ne ile geçineceğiz’ dedi Erdem.
‘Oğlum, okulun okulun ne olacak’
‘Bu sene okulumu dondururum. Sen iyileşince de okuluma devam ederim’ dedi Erdem, annesinin yüzünü şefkatle okşayarak ‘Birkaç gün önce iş başvurusunda bulunmuştum. Bugün telefon açtılar ve yarın gel görüşelim dediler’
Annesi üzülse de izin vermekten başka çaresi de yoktu. Zira ayağa kalkacak hali yoktu. Bu haliyle değil temizlik hiçbir şey yapamazdı.
Ertesi gün üstüne düzgün bir şeyler giyinerek çağrılan yere gitti Erdem. Burası Ensar’ın sahip olduğu holdingdi ve her başvuruya mutlaka kendisi de gelir, gerekli yerlerde de ya itiraz eder ya da izin verirdi.
Erdem’den önce de birkaç kişi gelmiş onlar olumsuz cevap alarak geri dönmüşlerdi. Bundan dolayı da endişeliydi. Kabul edileme durumunda başka işlere başvuru yapmak uzun sürebilirdi.
Müdür ona bir şeyler sordu o da cevap verdi. o tam olumsuz cevap verecekti ki Ensar araya girdi.
‘Erdem, sana Erdem diyebilir miyim’ dedi Ensar.
‘Tabii ki efendim’
‘Belgene göz geçirdiğimde bir şeyi fark ettim’ dedi Ensar ‘Tıp fakültesinde okuyormuşsun. Hem okul hem de çalışmak senin için zor olmayacak mı?’
‘Efendim, bu sene okulumu dondurmayı düşünüyorum’
‘İyi de neden?’ dedi müdür.
Bu soru üzerine Erdem boynunu büktü. Belli ki demek istemiyordu nedenini, lakin hal ve hareketleri onu ele veriyordu.
‘Niçin sustunuz’ dedi müdür ‘Yoksa sizi üzecek bir soru mu sordum’
Bölüm etkileşimi
