33. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 33
Bölüm 47
Basri, Ersen Bey’in hardiskini gece yarısı kimse görmeden çıkarmış ve en yakın arkadaşı ve can dostu olan Kamil’e vermişti. O da gidip hardiski polise teslim etmişti. Polislerinde aylardır uğraşıp durdukları asıl kanıt da hardiskin içinde bulunuyordu.
Kamil, hardiski polise teslim ettikten sonra onlardan yardım alarak Ersen’in peşine düştüler. Yeri tespit edildikten sonra adamlarıyla beraber yakalandı. Bu arada polisler ona karşı operasyon yaparken o ve birkaç poliste Ersen’in diğer adamlarının peşine düşmüştü, yani Basri’yi öldürmek için götüren adamlarının peşine.
Ersen’in adamları tam Basri’nin kafasına silahı doğrultup ateş edeceklerdi ki polisler etraflarını sardı. Kısa bir çatışmadan sonra onlarda yakalandı. Basri ise kolundan hafif yaralanmıştı.
‘Arkadaşım, iyi misin?’ dedi Kamil
‘İyiyim Kamil’ dedi Basri ‘Tam zamanında geldiniz, siz gelmeseydiniz postu deldirecektim’
İkisi de gülüştüler bu söz üzerine.
‘Ne oldu, Ersen yakalandı mı?’ dedi Basri.
‘Evet, o ve adamları kıskıvrak yakalandı’
‘Oh! Çok şükür bir beladan kurtulduk’ dedi Basri, sevinerek. Ardından da ‘Ya kardeşi Selen, o da yakalandı mı?’ diye sordu.
‘Hayır, henüz daha yakalanmadı ama yakalanması an meselesi’
‘Bebek meselesini öğrenebildin mi?’
‘Evet, öğrendim öğle bir şey yokmuş’ dedi Kamil.
‘Allah Teâlâ’ya şükürler olsun’ dedi Basri ‘Artık bundan sonra kardeşimin yüzü güler inşallah’
‘Karşısına çıkıp ben sizin kardeşinizim diyecek misin?’
‘Şimdilik değil, ama en kısa sürede karşılarına çıkacağım’
Bölüm 48
‘Anne, anne senin dediğin çıktı. Gerçekten Ensar’ın suçu yokmuş. O kadın yalan söylemiş’ dedi Eslem, neşe içerisinde annesine sarılarak.
‘Nereden öğrendin kızım’
‘Ensar, watşaptan resimli mesaj attı. Mesajı açıp okudum, gerçekten de suçsuzmuş’ dedi Eslem, cıvıldayarak ‘Üstelik birde ablalarıyla beraber gelip beni isteyeceklermiş’
‘Ne diyorsun kızım, hiçbir hazırlığımız yok ki’ dedi annesi, elleri ayakları birbirlerine dolandı.
‘Hemen değil anne, haftaya geleceklermiş’
‘Tamam, kızım haftaya kadar hazırlığımızı tamamlarız inşallah’
Bir hafta sonra…
Ensar’ın elinde bir buket çiçek ve çikolatayla Ecrin Hanımın evinin kapısını çaldılar. Kapıyı Erdem açtı. Ensar’ın ablalarından Emine önden girdi, arakadan da Esma. Onun peşinden de elinde çiçek buketiyle Ensar girdi.
Ensar, uzun süreden sonra Eslem’i göreceği için çok heyecanlıydı. Heyecandan bütün vücudu titriyordu. Esma, onun kolundan tutmasa heyecandan yere yığılabilirdi.
Ecrin Hanım, onları salona alarak hepsine ‘hoş geldiniz’ dedi.
Bir müddet bekledikten sonra Emine, söze atılarak:
‘Sebebi ziyaretimize gelince’ dedi gülümseyerek ‘Allah Teâlâ’nın izni Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz’
‘Kızıma sormadan buna karar veremem’ dedi Ecrin Hanım, dedikten sonra da ‘Kızım gelir misin?’ diye seslendi.
Eslem, annesinin seslenmesi üzerine başı eğik bir şekilde salona girdi. Giydiği elbise onun güzelliğine güzellik katmıştı sanki. Üzerinde bembeyaz bir elbise vardı. Başörtüsü de hakeza öyleydi.
‘Kızım’ dedi Ecrin Hanım ‘Bunlar seni istiyorlar, ne dersin bu konuda’
‘Sen nasıl istersen anne’ dedi Eslem. Bu şekilde evlenmeye razıyım demek istemişti.
‘Peki, öyleyse kahveleri getir’ dedi annesi.,
Eslem, mutfağa doğru giderken Ecrin Hanım da misafirlerine:
‘Kızım da evet dediğine göre, kızımı oğlunuza verdim’ dedi.
Ensar, Ecrin Hanım’ın sözü üzerine derin bir oh çekti.
O sırada mutfakta…
‘Abla, tam sana kavuşmuşken yine kaybediyorum’ dedi içli bir şekilde.
‘Canı kardeşim, ben bir yere gitmiyorum ki. Hem gideceğim yer neresi ki şurası’ şurası dediği yer on kilometrelik bir yerdi.
‘Abla, biliyorum ama yine de içim sızlıyor’
‘Ablasının bir tanesi’ dedi Eslem ‘Evlendikten sonra sık sık sizi ziyarete geleceğim’
‘Bak abla, o enişte bozuntusu seni göndermezse hemen bana telefon aç. Anında kapınızda biter ve seni alırım’
