12. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 12
Erdem başını kaldırarak:
‘Efendim, bu işe çok ihtiyacım var. Zira annem hasta, ondan başka da kimsem yok. o hasta olduğu içinde bakmak zorundayım. Annem hastalanmadan evvel evlere temizliğe gidiyor, evimizin geçimini sağlıyordu. O hastalanınca mecbur kaldım çalışmaya’
Müdür de Ensar’da gencin anlattıklarına üzülmüşlerdi
‘Hangi dalda tecrüben var?’ diye sordu Ensar.
‘Her hangi bir tecrübem yok, fakat lisedeyken elektrik-elektronik bölümünü okumuştum’
‘Güzel’ dedi Ensar ‘Yarın gel işe başla’
‘Teşekkür ederim efendim’ dedi Erdem, sevinçle. Daha sonra her ikisinin de elini öpmeye çalıştıysa da izin vermediler.
O gittikten sonra müdür:
‘Ben onu işe almayacaktım. Fakat siz araya girdiniz ve işe alınmasına vesile oldunuz. Söyler misiniz bunun sebebi neydi?’
‘Ekrem Bey, bu çocuk da sebebini bilemediğim bir yakınlık hissettim. O yüzden işe aldım onu’ dedi Ensar.
Bölüm 17
‘Anne, başvurduğum iş yerinden olumlu cevap aldım. Yani beni kabul ettiler. Allah Teâlâ nasip ederse yarın işe başlayacağım’ dedi Erdem.
‘Oğlum iyi düşündün mü?’ dedi annesi. Zira oğlunun da kendisi gibi sürünmesini istemiyordu.
‘Evet, anne’ dedi Erdem, annesinin karşısında büyük bir saygıyla durarak ‘Hem onlar çok iyi insanlara benziyorlar. Bir de orada bir abi vardı ki patronum değil de sanki abim gibiydi. Öyle içten davrandı bana’
Annesi Ecrin Hanım, hiç istemese de oğlunun işe girmesine sevinmişti. Keşke kocam düzgün bir insan olsaydı da bu durumlar yaşanmasaydı dedi kendi kendine. Kocası yüzünden bırakıp gitmek zorunda kaldığı kızı aklına geldi birden. Babası ona sahip çıkmış mıydı, yoksa kendisi gibi serkeş olarak mı yetiştirmişti.
On gün içerisinde kendisine verilen görevleri çarçabuk kavramıştı Erdem. Artık tek başına yapabilirdi verilen işleri. Bu arada izin vermemişti Ensar, onun okulunu dondurmasına. Okuldan artan zamanlarda gelecek ve işinin başına geçecekti. Çok zeki ve çalışkan olduğu için hem okul hem işte çalışması onu zorlamayacak gibi görünüyordu.
Bir gün işte çalışırken yirmili yaşlarda bir kız geldi iş yerine. Onu görünce kıpır kıpır olmuştu. Bu aşk gibi değil de kan bağı bir durumdu. Annesi ona geçmişinde neler yaşadığını ve kocasını neden terk etmek zorunda kaldığını anlatmıştı. Ayrıca bir kız kardeşinin de olduğunu biliyordu. Bundan dolayı gördüğü her kızı göz hapsine alıyor ve kız kardeşi olup olmadığını test etmeye çalışıyordu. En son gördüğü kızda da aynı şekilde olmuştu.
Bölüm 18
Eslem, ayağı iyileştikten sonra malikânedeki işlerine geri döndü. Fakat bu sefer farklı bir durum vardı, o da Ensar’ı seviyordu. Ensar’ın kahverengi gözlerini gördükçe içi gidiyor, midesinde kelebekler uçuşuyordu. Yıllardır özlemini çektiği ve kitaplarda okuduğu aşkı bulmuştu Ensar’da. Ne var ki aralarına aşılmaz bir duvar örmüştü. Bu da kendisinin Ensar’a açılmasına engel teşkil ediyordu. Kendisi hizmetçi parçasından başka bir şey değildi. O ise holding sahibi bir iş insanıydı. Onunla kıyaslanamayacak derecede aralarında fark vardı. İşte bundan dolayı aralarına aşılmaz duvar örmüştü.
Ensar, tek başına yemek yemeyi sevmezdi. Mutlaka yanında birileri olurdu. Çoğunlukla da hizmetçilerle beraber yemek yerdi. Bunun sebebi de onlara patrondan çok abi gibi davranmak istemesiydi. İçlerinden sadece malikânenin bahçıvanı olan Erkin’le yemek yemezdi. Oldum olası onu sevemedi bir türlü. Hiç kimseyi işten çıkarmak istemediği için de dokunmazdı ona.
Hizmetçilerle yemeğe oturduğunda ise özellikle Eslem’i karşısına oturttururdu. Sebebi ise onu doya doya görebilmek istemesinden dolayıydı. Lakin Eslem, her seferinde bir yolunu bulup ondan kaçıyordu.
Bir gün onu temizlik yaparken yakaladı. Her seferinde kendisinden kaçmasının sebebini öğrenmek için ona:
‘Eslem, ben sana ne yaptım ki her seferinde benden kaçıyorsun?’ diye sordu.
Eslem, içini çekti sorulan soru üzerine. Biliyordu eninde sonunda ondan kaçamayacağını. Ensar’ı seviyordu hem de çok seviyordu. Yine de dile getirmek istemiyordu sevdiğini.
‘Eslem, susma cevap ver’ dedi Ensar, yalvarırcasına ‘Seni üzecek bir şey yaptıysam çok çok özür dilerim’
‘Hayır, Ensar Bey’ dedi Eslem, sesi titreyerek ‘Asıl ben kendimi üzdüm senin gibi birini sevmekle’ dedikten sonra da ağlaya ağlaya odasına gitti. Sesinin dışarıdan anlaşılmaması içinde kafasını yatağına gömdü.
Aşk ağlatır derlerdi ya onun ki o misaldi. Yıllarca arayıp durduğu aşkı yakalamıştı. Fakat bu durum onu çektiği sıkıntılardan daha çok yaralamıştı. Aşk yarası da hiçbir şeye benzememiş onun daha çok üzülmesine ve ağlamasına sebep olmuştu.
Ensar, Eslem’in sözlerinden sonra öylece kalakalmıştı yerinde. Onun söylediklerine sevinse miydi üzülse miydi bilemiyordu. Eslem, sonunda sevdiği söylemişti, lakin yine de mişli bırakmıştı aşkını.
Gece herkes odasına çekildikten sonra düşüncelere daldı Ensar. Eslem’in söylediklerini düşündü bir müddet. Galiba haklıydı o, aralarında dağlar kadar fark vardı, ama yine de aradaki engeller aşılamaz mıydı? Elbette ki aşılırdı.
Ertesi gün işe gitmeden evvel Eslem’i çağırdı. O gelince de:
‘Eslem holdingde sana bir iş vereceğim. Onu yapabilir misin?’ diye sordu. Asıl niyeti ise onu iş yerinde görmekti.
Eslem, yine kaçmaya niyetlenmişti ki Ensar kolundan tuttu ve kendine doğru çekti. Bu sefer öyle yakınlaşmışlardı ki, neredeyse dudak dudağa yapışacaklardı.
‘Lütfen benden kaçma Eslem’ dedi Eslem’in çakır gözlerine bakarak ‘Seni sevmekten başka ne yaptım ki benden her seferinde kaçıyorsun?’
Onun sorusu üzerine Eslem, yutkundu. Biliyordu Ensar’ın da kendisini sevdiğini. Kendisini ona teslim etmek istedi ama yine ördüğü duvar engel oldu.
Kaçmaya çalıştı ama Ensar’ın mengene gibi engel oluyordu kaçmasına.
‘Ensar, ne olur bunu hem kendine hem bana yapma’ dedi gözlerinden iki damla yaş düşerek.
Ensar, parmağıyla gözyaşlarını sildi Eslem’in. Daha sonra da aşkla öptü yanağından.
‘Senin o iki damla gözyaşların için dünyayı yakarım Eslem, anlıyorsun değil mi?’ dedi, aşkla çakır gözlerine bakarak.
‘Ensar Bey’ bu sefer bey takısını koymuştu sözüne ‘Sen ile ben olamayız. Hem ben kimim ki seninle olayım. Ben sadece hizmetçiyim. Size layık olan sizin gibi birini bulup evlenmeniz’ dedikten sonra da katıla kaltıla ağladı. Daha sonra da ‘Ben bu kadar çok iyiliği hak etmiyorum’ dedi.
‘Öyle söyleme’ dedi Ensar, boğazı yanarcasına ‘İki kalp bir olduktan sonra kim engel olabilir ki’
Eslem, Ensar’ın sözlerinden sonra aşkla sarıldı Ensar’a. Daha sonra da ondan ayrılarak işine geri döndü.
İki âşık birbirlerine sarılırken o sırada Elçin onları izliyor kendini için için yiyordu.
