20. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 20
‘Allah Teâlâ’nın sevgili kulu olmak ne güzel şey’ dedi Eslem.
‘İçimizde kim bilir Allah’ın ne sevgili kulları var, onların hürmetine dua edelim, inşallah Cenab-ı Hak bizi affeder; çünkü Cenab-ı Hak halis kullarını gizlemiştir. Bu, gönül meselesidir, Allah demek meselesidir. Kimin neyi var, kim Allah’a yakın, biz bilemeyiz. Onun için Müslüman olarak birbirimizi sevmeliyiz, birbirimizin dertlerine koşmalıyız. Kaynaşmalıyız, birbirimizde fani olmalıyız. İnşallah, Cenab-ı Hak, iyilerin hürmetine bizi de affeder.
Salih insanlarla arkadaş olmaya çalışmalı. Hayırlı insan olmaya, hayırlı işlerle meşgul olmaya gayret etmeli; çünkü alın yazımız, icraatımızdır. Ne yapıyorsak alın yazımız odur’ dedi Fatma
‘Biraz daha anlatsana’ dedi Eslem ‘Seni dinledikçe içim açılıyor’
‘Bir kıssa anlatarak devam edeyim öyleyse’ dedi Fatma ‘Şeytanın arkadaşı: Eskiden adamın biri tek başına yolculuk yaparken, şeytan, insan kılığında yanına gelip, arkadaş olur. Adam öğle namazını, ikindi namazını, akşam namazını ve yatsı namazını kılmaz. Şeytan, herkesin namaz kıldığı bir ülkede, onun namaz kılmamasına hayret eder. Her seferinde, belki vaktin sonunda kılar, belki unuttu, kaza eder diye bekler; ama adamın namazla alakası yoktur. Uyuma vakti gelir, adam yatıp uyur. Sabah olur, adam sabah namazını da kılmayınca, şeytan adamdan ayrılmak istediğini belirtir. Adam, (Ne güzel, yol arkadaşlığı yapıyoruz, seni üzdüm mü? Suçum ne?) der. Şeytan cevap vermez. Adam ısrar edip, (Söylemeden bırakmam) der. Şeytan, (Benim kim olduğumu biliyor musun?) der. Adam, (Söylemiştin ya, filancasın) der. Şeytan, (Hayır, ben şeytanım. Tam 80 bin yıl ibadet ettim. Bu kadar zaman içinde bir kere Allah’a âsi oldum ve ondan dolayı da kovuldum. Sense bir günde tam beş kere isyan ettin. Belki şimdi sana azab-ı ilahi gelir. Senin yanındayken, ben de azaba uğramaktan korkuyorum) diyerek uzaklaşır.
Fatma’yı huşu içinde dinledi Eslem. ‘Keşke daha önce bunları dinleyebilseydim’ dedi kendi kendine.
‘Fatma, bende senin gibi kapanabilir miyim’ dedi Eslem, Fatma’ya büyük bir sevgiyle bakarak.
‘Elbette ki’ dedi Fatma ‘Zaten örtünme emri bizi yaratan Yüce Rabbimizin emri. Bunu tam olarak yapabilmek içinde nefsi yenmek gerekir’
‘Nefsi yenmek nasıl olmalı?’ dedi Eslem.
‘Aklı başında olan kimsenin, nefsin azgın arzularını açlıkla sindirmesi gerekir. Çünkü Allah Teâlâ’nın düşmanını, nefsin azgın arzularını ancak açlık gemleyebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur; Şeytan, insan vücudunda kan damarları yolu ile dolaşır, siz onun dolaşım yolunu açlıkla daraltınız. Kıyamet günü, insanların Allah Teâlâ’ya en yakın olanı, en uzun müddet aç ve susuz kalanıdır. Bundan dolayıdır oruçlu olanların sağlıklı ve huzurlu olması’ dedi Fatma ‘İnsanoğlu hesabına en büyük tehlike kaynağı, midenin doyumsuz arzularıdır. Hazreti Âdem aleyhisselam ile Havva anamızın huzur ve istikrar yurdundan yani Cennetten çıkarılarak horluk ve yokluk diyarına yani dünyaya gönderilmesinin sebebi de budur’
‘Allah Teâlâ razı olsun senden’ dedi Eslem
‘Şimdilik bu kadar yeter’ dedi Fatma, daha sonra da Ensar’dan izin aldıktan sonra çarşıya gittiler. Karşılarına çıkan ilk tesettür mağazasına girdiler.
Elbiseler oldukça pahalı ve kaliteliydi. Her birine baktıkça içi gidiyordu ama fiyatlarını görünce de fikrinden vazgeçiyordu.
‘Bunlar çok pahalı’ dedi Eslem ‘Ucuz bir yer yok mu oraya gidelim. Zira bunların bedelini ödeyecek kadar param yok’
‘Sen bunları düşünme de istediğini seç, parasını Ensar Bey verecek’ dedi Fatma.
Eslem, Ensar’ın kendisini düşünmesi karşısında yüzü kızarmış, utanmıştı. Bu durum Fatma’nın gözlerinden kaçmamıştı.
‘Ensar Bey’i seviyorsun değil mi?’ dedi, konuya bodoslama dalarak.
Susarak apaçık belli ediyordu Ensar’ı sevdiğini, fakat aradaki uçurumdan dolayı kendini geri çekiyordu.
‘Ensar Bey, sağ olsun çok iyi insandır. Beni kaç sefer zor durumda kalmaktan kurtardı’ dedi Eslem ‘Fakat o kim ben kim’ dedi iç çekerek.
‘Neden olmasın’ dedi Fatma ‘Seninde dediğin gibi o çok iyi bir insan. Zaten onun bu tür şeyleri sorun etmez’
‘Biliyorum, sorun etmiyor ama ben kendime yediremiyorum’
‘İçindeki bu duyguyu aşamazsan hiçbir şey yapamazsın. Senin ilk önce kendinle yüzleşmen gerekiyor’ dedi Fatma.
‘Kendimle yüzleşmem için zaman gerekiyor’ dedi Fatma ‘Bunu kendisine de söyledim’
‘Fazla uzatma, fazla naz âşık usandırır’
‘Doğru diyorsun’ dedi Fatma, daha sonra da ‘Sen Ensar Bey’le nasıl tanıştın veyahut nasıl işe girdin?’
‘Bundan beş sene evvel bende senin gibiydim. Müslüman olduğumuzu biliyordum ama hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Ailemde ne namaz kılan vardı ne de başka bir şey yapan. Yani senin anlayacağın sözde Müslümanlardandık. İslam’ın asını bile bilmiyorlardı. Bir gün nereden duyduğumu tam olarak hatırlamıyorum. Şöyle bir söz işittim; Mümin için dünya ve ahretin en korkunç olayı ölümdür. Onun acısı, testere ile biçilmekten, makas ile doğranmaktan ve kazanda kaynamaktan daha şiddetlidir. Eğer ölü diriltilerek yaşayanlara başından geçenleri anlatsa, dünyalılar ne yiyip içip eğlenebilir ve ne de uykudan tat alabilirlerdi. Bu sözü işittikten sonra günlerce kendime gelemedim. Sürekli ölümü düşündüm, öldükten sonra ne olacağımızı düşündüm ve sonunda İslam’ı yaşamaya karar verdim. İslam’ı anlatan birçok kitap alıp okudum. Özellikle de İmam-ı Gazali hazretlerinin Kalplerin Keşfi kitabını okudum. Birkaç gün sonra da kapanıp ailemin karşısına çıktım. Beni karşılarında tesettürlü görünce kıyameti kopardılar. O günden sonra üzerime o kadar çok geldiler ki hayatım cehenneme döndü. Bana delirdi yaftası yapıştırıp psikologa bile götürmeye çalıştılar’
‘Sadece ben kendimin zor bir hayat yaşadığımı zannediyordum. Oysaki benden daha zor hayat yaşayanlar varmış’ dedi Eslem.
‘İmtihan dünyasındayız demiştim sana, herkes bir şekilde bu imtihandan geçiyor. Kimisi kalıyor, kimisi de geçiyor bu imtihandan’
‘Sonra ne oldu?’
‘Babam, başımı açmam için çok zorladı. Açmazsam evlatlıktan reddedeceğini söyledi. Her şeye rağmen açmadım başımı. Benim vazgeçmeyeceğimi gören babam beni evden kovdu, başını açmadan da gelme dedi bana’
‘Allah Teâlâ aşkına, babalar hep böyle mi?’ dedi Eslem, kızgınlıkla.
‘Her baba öyle değil’ dedi Fatma ‘Bütün babaları o kalıbın içine sokarsak doğru bir kanıya varmamış oluruz’
‘Haklısın, Fatma’cım’ dedi Eslem.
