17. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 17
Bölüm 25
Eslem, Erkin’in son tehdidinden sonra malikânede daha fazla kalamazdı. Fakat nereye gidecekti, sığınacak kimsesi yoktu ki ona sığınsındı. En iyisi kendisine bir ev tutmak ve orada yaşamaktı. Sonuçta Ensar’ın yanında çalışıyordu ve oldukça da iyi maaş alıyordu. Bu şekilde fevkalade kendisini geçindirebilirdi. Birde Elçin meselesi vardı. Erkin yetmezmiş gibi birde onun tehditlerine ve kötü bakışlarına maruz kalıyordu. Her ikisinden de korunmak için en iyisi ev tutup orada yaşamaktı.
O kararını verdikten sonra Ensar’ın malikânedeki çalışma odasına gitti. Kapısını birkaç defa tıklattıktan sonra içeriye girdi.
Ensar, onu görünce işini bırakıp ayağa kalktı ve ona:
‘Güzelim, hoş geldin’ dedi aşkla bakarak.
‘Ensar’ım biliyorum izin vermeyeceksin ama söylemek zorundayım’ dedi çekine çekine ‘Malikâneden ayrılıp kendi evimi tutmak istiyorum.
‘Neden ayrılmak istiyorsun?’ dedi Ensar ‘Yoksa Erkin yüzünden mi?’
‘Evet, Ensar’ım onun yüzünden’ dedi Eslem ‘Daha dün sen benim değilsen başkasının da olamazsın diyerek beni tehdit etti. Birde Elçin’le aramız iyi değil. O da tıpkı Erkin gibi beni tehdit ediyor’
‘Her ikisine de tehdidin hesabını sorarım’ dedi Ensar, hiddetle kapıya doğru yöneldi. Tam çıkacaktı ki Eslem, onun kolundan tutup çıkmasını engelledi. Daha sonra da:
‘Her ikisini de Allah Teâlâ’ya havale ediyorum. Onların hakkında O (c.c.) gelmesini bilir. En iyisi sen işi akışına bırakman’
‘Haklısın aşkım, zaten onların sonu yakındır’ dedi Ensar. Ardından da Elanur’un anlattıklarını söyledi.
‘Doğru mu söylüyorsun Ensar, onlar uyuşturucu mu kullanıyorlar’ dedi hayretle.
‘Maalesef doğru Eslem’
‘Öyleyse polise haber vermelisin. Bildirmezsen senin başında yanabilir’ dedi Eslem, endişeyle.
‘Vermesine vereceğim ama elimizde net bir delil yok. Delilleri elde edebilmek için de Elanur ablayı görevlenirdim’
‘İnşallah başına bir iş gelmez’ dedi Eslem ‘Zira o benim sırdaşımdı’
‘Merak etme Elanur abla güçlü kadındır. Ne yapıp edip delilleri getirecektir’
‘Onların işten atılmasını bekleyemem’ dedi Eslem ‘En iyisi benim ev tutmam’
‘Peki, sen nasıl istersen’ dedi Ensar ‘Yalnız evini ben tutacağım ve evin bütün masraflarını da ben üstleneceğim’
‘Bunu kabul edemem Ensar’ım’
‘İtiraz istemiyorum Eslem’im, hem bu şekilde gözümün önünde olursun’
‘Ben senin hakkını nasıl öderim’ dedi Eslem, büyük bir minnetle.
‘Benimle evlenirsen ödemiş olursun’ dedi Ensar
‘Bu konuyu daha önce de konuşmuştuk Ensar, şimdilik evliliği düşünmüyorum’
Şimdilik demesi bile Ensar için umuttu. Bu ümitle bekleyecekti zamanın gelmesini.
‘Öyle olsun Eslem, bir süreliğine evlilik meselesini rafa kaldırıyorum’ dedikten sonra da ‘Yarından itibaren iş yerine yakın bir yerlerden ev tutuyoruz’
‘Tamam, sen nasıl istersen’ dedi Eslem.
Ertesi gün sağa sola bakındıktan sonra üç artı bir ev tuttular. Tuttuktan bir iki gün sonra da evin bütün eşyaları alındı.
‘Yeni evin hayırlı olsun’ dedi Ensar ‘Yalnız tek başına iş yapmana izin veremem. O yüzden Elanur ablayı göndereceğim o sana yardım edecek’
‘Ben iş yapmaya alışkınım Enes’im’
‘Sana itiraz istemiyorum demiştim’ dedi Ensar, Eslem’in yüzünden makas alarak.
‘Beni düşündüğün için seni çok seviyorum canımın içi’ dedi Eslem, Ensar’ın yüzünden öperek.
‘Her konuda anlaştığımıza göre, ben işe geri dönüyorum’
‘Bekle, bende geliyorum’ dedi Eslem
‘Bugün izinlisin Eslem, zaten çok yoruldun. Yat ve dinlen’
‘Yorgun değilim’ dedi Eslem ‘Holdingde yapacağım işler vardı. Onları bitirmeden rahat edemem’
‘Aaaa Eslem Hanım, sen böyle her şeye itiraz edersen işimiz var demektir seninle’ dedi Ensar.
‘Tamam, sustum’ dedi Eslem, eliyle ağzına fermuar çeker gibi yaparak.
Bölüm 26
Erdem, şimdiye kadar yapmadığını şeyi yapmış işe geç kalmıştı. Teheccüd namazı peşine de sabah namazını kıldığı halde işe geç kalmazlık yapmazdı, ta ki şimdiye kadar. O gün annesi rahatsızlandığı için sabah namazından sonra onu acile götürmüştü. Acilde işi bitip annesini eve getirdiğinde ise çok geç olmuş bu yüzden de işe geç kalmıştı.
Ondan başka biri daha vardı işe geç kalan. O da Erdem gibi teheccüd ve sabah namazını kaçırmıyordu. Sabah namazından sonra genelde uyumazdı. Fakat o gün namazdan sonra uykusu galip gelmiş, uyumuştu. İşte bundan dolayı da işe geç kalmıştı.
Erdem, ondan bir dakika evvel gelmiş ve asansörü çağırmıştı. Asansör sıfırıncı kata gelince durmuş ve içine binmişti. Gideceği kata basacaktı daha önce uzaktan gördüğü ve şu ana muhatap olmadığı kızın sesini duydu. Bu Fatma’dan başkası değildi.
‘Bekler misiniz bende geliyorum’ dedi Fatma.
Erdem, onun seslenmesinden sonra mecburen durma düğmesine bastı.
‘Hanımefendi biraz çabuk olur musunuz işe geç kaldım’ dedi Erdem, biraz sert bir ifadeyle.
Bu ikazdan sonra Fatma, adımlarını hızlandırarak o da bindi asansöre.
‘Teşekkür ederim beklettiğiniz için’ dedi Fatma, Erdem’e bakmadan.
Asansör altıncı kata kadar gelmişti ki aniden durdu. Öyle bir yerde kalmıştı ki ne alttan ne de üstten çıkabilirlerdi. Bir iki saniye sonra Fatma paniklemeye başladı. Kapalı alan korkusu vardı kendisinde. Bundan dolayı da panik atak geçiriyordu. Panikleyince de astım krizine benzer durum oluşuyordu.
Panik atak geçirmeye başladığı an hızlı hızlı nefes vermeye başladı. Erdem, annesi sık sık astım krizi geçirdiği için deneyimliydi. Öylesi bir durumda ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu.
‘Hanımefendi önce sakin olun ve derin derin nefes alıp verin’ dedi Erdem ona yardım edebilmek için.
Erdem’in çabaları sayesinde Fatma, az da olsa kendine geldi. İlk defa burada karşılaştı gözler. Ela gözleri Fatma, mavi gözler olan Erdem. Bu ilk bakışma yetmişti ikisine de, bir iki saniye sonra da her ikisi de çekti gözlerini.
‘Ne oldu bana’ dedi Fatma, yarı baygın yarı uyanık bir şekilde.
‘Hanımefendi asansörde kaldık. Bundan dolayı da kriz geçirdiniz’ dedi Erdem ‘Şükür ki şu an iyisiniz. Yalnız buradan kurtulur kurtulmaz hastaneye gitseniz iyi olur. Zira doktora görünmeniz sizin için daha iyi olur. Çünkü bu krizlerin altında başka sebepler olabilir. Ben annemden biliyorum bu kadar bilgiyi. Onda da sizin gibi kapalı alan korkusu var ve sık sık astım krizi geçiriyor'
‘Yardım ettiğiniz için Allah Teâlâ razı olsun sizden’ dedi Fatma, naif sesiyle.
‘Sizden de razı olsun hanımefendi’ dedi Erdem.
Erdem, baygınlık geçirince yere düşme ihtimaline karşın Fatma’yı belinden kavrayıp tutmuştu. Yalnız bunu bilinçli olarak yapmamış refleks olarak yapmıştı.
