22. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI

BÖLÜM 22

Murat Canpolat

Bölüm 32
‘Ezel, yeter artık’ dedi Ensar ‘Sana kaç sefer daha söyleyeceğim peşimi bırak diye. Fakat sen anlamadın veyahut anlamak istemedin’
‘Ben seni seviyorum, başkasını değil’ dedi Ezel.
‘Onu beni aldatmadan evvel düşünecektin Ezel, Sen yakın arkadaşım olan iş adamıyla aldattım. Hem de kendi evimde ve yatak odamızda aldattın beni. O günden sonra kadınlara güvenim kalmadı. Kim karşıma çıktıysa hep tersledim ta ki Eslem karşıma çıkana kadar’
‘Çok pişmanım Ensar’
‘Artık çok geç Ezel. Sen git beni aldattığın adama yanaş’
‘O kız için benim gibi birinden uzaklaşmaya değer mi?’ dedi Ezel, Ensar’a yakınlaşmaya çalışarak.
‘Eslem’in ağzını adını alma, o senden bin kat değerli’ dedi Ensar, Ezel’i geri iterek.
‘Demek ki benden değerli, o zaman değerlin olan rakibimi saf dışı bırakayım da sen gör anyayı konyayı’
‘Eğer onun kılına bir zarar gelirse, dünyayı dar ederim sana’
‘Bekle de gör zarar veriyor muyum vermiyor muyum’ dedi Ezel, daha sonra da holdingde Ensar’ın kapısını hızla çarparak çıktı gitti.
O gittikten sonra Ensar, alnının terini silerek:
‘İyi ki Eslem görmedi, yoksa anlatamazdım ona durumu. Lakin ablamın dediği gibi en kısa sürede anlamalıyım Ezel’i’
Uğruna terk ettiği iş adamı Ezel’i kullanıp bir köşeye atmıştı. Üstelik terk ettiğinde Ezel hamileydi. Terk edilmenin acısıyla karnındaki çocuğu düşürmüş ondan sonra da bir zaman kendine gelememişti. Elçin’in telefon açmasıyla da umudu yeşermiş Ensar’ın peşine düşmüştü.
Ensar’ın sevgilisinin kim olduğunu öğrenebilmek için peşine düştü Ezel. Fark ettirmeden adım adım takip etti onu. Sonunda Ensar’ın bir apartman dairesine girip çıktığını gördü. Gizlice arkasından takip edip hangi eve girdiğini öğrendi.
‘İşte buldum seni Eslem Hanım, bakalım ey mi yaman ben mi yaman’ dedi kendi kendine. Daha sonra da o dairenin kapısını çaldı. Birkaç saniye sonra siyah başörtüsüyle Fatma kapıyı açtı.
‘Sende kimsin?’ dedi Fatma ‘ve kime bakmıştın?’
‘Özür dilerim’ dedi Ezel ‘Ben Eslem’in okuldan arkadaşıyım. Bende emanetleri kalmıştı, müsaade edersen emanetleri vereyim ona’
‘Ne okulu, o doğru dürüst okul bile okumamış ki arkadaşı olsun’ dedi Fatma, işkillenerek.
O sırada Eslem çıkageldi. Üzerinde yeşil bir elbise vardı. Bu haliyle oldukça çekici görünüyordu.
‘Ne arkadaşı, ben tanımıyorum onu’ dedi Eslem.
Ezel, yanlış gelmiş gibi davranarak:
‘Tekrardan özür dilerim’ dedikten sonra da ‘sizi biriyle karıştırdım’ dedi daha sonra. Hemen peşinden de kaçarcasına uzaklaştı. O uzaklaştıktan sonra bakakaldılar ikisi de arkasından.
Ezel, apartmandan ayrıldıktan sonra dönüp onların dairesine baktı ve:
‘Kültürsüz okul bile okumamış’ dedi kendi kendine ‘Ensar ondan ne anlıyor anlamıyorum’ diyerek sinirle arabasına bindi. Daha sonra da plan yapabilmek için evine gitti.
Bölüm 33
‘Anne, patronumuz her sene 21 Haziran’da tüm çalışanlarını toplayıp yemek veriyormuş. Bu toplantıya ailelilerini de davet ediyormuş, ediyormuş ki birbirileriyle kaynaşsınlar’ dedi Erdem, neşe içerisinde.
‘İyi de oğlum, benim ayağa kalkacak halim yok ki geleyim’ dedi annesi.
‘Patronumuz onu da düşünmüş, gelemeyen aileleri ya kendisi gelip alıyormuş ya da özel şoförünü gönderip aldırıyormuş. Bizi de kendisi gelip alacakmış, hem bu şekilde onunla da tanışmış olursun. Hem de…’ dedin sonra da yüzü kızardı.
Anlamıştı oğlunun bir kızı sevdiğini. Zaten evlenme zamanı da gelmişti oğlunun.
‘Oğlum’ dedi oğlunun başını okşayarak ‘Ne zaman söyleyecektin bana’
‘Neyi anne’ dedi anlamazlığa vererek.
‘Hele şuna bak, büyümüşte bir kızı sevdiğini annesinden saklıyor’
‘Anne, henüz ortada bir şey yok. Hem biliyorsun doğru olmaz bu tür şeyler’
‘Biliyorum, biliyorum da elini çabuk tut’ dedi annesi ‘Tutmazsan kızı başkası kapabilir’
‘O öyle biri değil anne, gönlüne kimseyi almıyor. Bende bundan dolayı çekiniyorum’
‘Yemek de gönlünü çalan kızı tanıyalım da bakalım neyin nesiymiş’ dedi annesi.
‘Ah anne!’ dedi Erdem ‘Keşke ablam da burada olsaydı da onunla da sevincimi paylaşsaydım’
Annesi de ah çekerek:
‘Allah Teâlâ’ya o kadar çok dua ettim ki onu bize kavuştursun diye. Biliyorum kızım bir gün bize geri dönecek’
‘İnşallah anne’ dedi Erdem
21 Haziran günü:
‘Anne, patronum geldi. Bizi kapının önünde bekliyor’
‘Tamam, oğlum hazırlanıp geliyorum’
Ecrin Hanım, belinden rahatsız olduğu için hazırlanması uzun sürüyordu. Evden çıktığında aradan yarım saat geçmişti. Onu Ensar karşılamış koluna girerek arabaya kadar eşlik etmişti.
Arabaya bindikten sonra annesi Erdem’in kulağına:
‘Patronun ne kadar da iyi bir insan, baksana bana nasıl da yardım etti’
‘Demiştim sana anne, onun iyi bir insan olduğunu’ dedi Erdem.
Çalışanların hep beraber toplanıp yemek yedikleri ve sohbet ettikleri yer özel kişiler için tasarlanmış bir yerdi. Oldukça büyük ve ihtişamlıydı.
Bütün aileler gelmişti iki kişi hariç. Fatma ve Eslem, aileleri olmadığı için Ensar’ın onca ısrarına rağmen gelmek istememişlerdi.
Erdem, sevdiği kızı göremediği için morali bozuktu. Bu yüzden yemeklere bile elini sürmemişti.
‘Oğlum, moralin niye bozuk’ dedi annesi ‘Hâlbuki buraya gelirken oldukça neşeliydin’
‘O gelmemiş anne’ dedi Erdem, iç çekerek.
‘Kim gelmedi oğlum’
‘Anla işte anne, sevdiğim kız’ dedi Erdem, daha sonra da ‘Acaba niçin gelmedi, yoksa hasta mı oldu?’
‘Arasana kızı’ dedi annesi ‘Hasta olduysa git yanına’
‘Tamam, anne arıyorum’ dedi Erdem, ardından da telefonunu eline aldı. Tam arayacaktı ki onun salona geldiğini gördü.
‘Geldi anne, geldi’ dedi Erdem, heyecanla kapının önüne bakarak.
‘Hani nerede?’ dedi annesi.
‘Kapının önüne bak’ dedi Erdem ‘Siyah başörtülü kız, yanında da Ensar Bey’in arkadaşı var’
Annesi, oğlunun sözlerinden sonra kapının önüne baktı ve onu gördü. Yıllardır arayıp durduğu kızını.
‘Kı, kızım’ dedi annesi, yutkunarak.
‘Ne dedin anne, anlayamadım’
‘Kızım, o benim kızım. Ablan, ablanı gördüm’
‘Ne ablam mı’ dedi Erdem, kalbi küt küt atarak.
‘İşte orada’ dedi annesi ‘Kız arkadaşınla gelen’