32. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 32
‘Ya ben ne olacağım’ dedi Basri, yapmacıktan endişeli görünerek.
‘Artık sende kendi başının çaresine bak. Bundan sonra seninle daha iş yapmayacağım’
‘Ya polisler benimde seninle iş birliği yaptığımı anlarlarsa o zaman ne yapacağım’
‘Aptal, bütün bunları senin üzerine yıkmak için iş birliği yaptım seninle’ dedi Ersen şuh bir kahkaha atarak. Daha sonra da adamlarına emir vererek ‘Alın şunu kararlaştırdığımız yere götürün. Ben yurt dışına kaçtıktan sonra da öldürürsünüz. Ha öyle bir şekilde öldürün ki herkes intihar ettiğini sansınlar’
‘Tamam, patron’
Adamları, Basri’nin bir şey demesine fırsat vermeden kollarından tutup derdest ettiler. Daha sonra da onu arabaya atıp bilinmeyen bir yere götürdüler. Fakat izlendiklerinin de farkında değillerdi.
O, adamları tarafından götürülürken Ersen arkasından bağırıyordu.
‘Bir tek kendini mi akıllı zannediyorsun. İkili oynadığını ve hardiski senin aldığını fark etmediğimi mi zannediyorsun. O hardiski bir bulayım o zaman kim akıllıymış değilmiş o zaman anlarız’
Bölüm 45
‘Evin gülü kalktın mı?’ dedi Ecrin Hanım
‘Kalktım anne’ dedi Eslem, gözlerini ovalayarak.
‘Annesinin bir tanesi uykunu alamadın mı?’
‘Tam olarak değil anne. Her halde yerimi yadırgadım’
Erdem, çayından sn bir yudum daha aldıktan sonra Ecrin Hanım’ın yanaklarından makas aldı. Daha sonra da ona:
‘Annecim ben çıkıyorum’
‘Tamam, oğlum Allah kolaylık versin’
Tam, kapıdan çıkacakken Eslem onun kolundan tuttu ve ona:
‘O adamın yanında ne zamana kadar daha çalışmaya devam edeceksin?’ dedi kızgınlıkla.
‘Abla, ben çalışmazsam evin geçimini kim sağlayacak’
‘Anladım seni’ dedi Eslem, içi burkularak ‘En kısa sürede iş bulup size yük olmam merak etmeyin’
‘Abla, ben onu kastetmedim ki’
‘Didişmeyi bırakın çocuklar’ dedi Ecrin Hanım, mutfaktan bağırarak.
‘Anne, sen onu kızına söyle’ dedi Erdem, daha sonra da Eslem’e öpücük atarak evden çıktı. O gittikten sonra Eslem annesiyle beraber kahvaltıya oturdu, oturdu ama sık sık uzaklara dalıp gidiyordu.
‘Kızım, seni üzen bir durum mu var?’
‘Yok, anne öylesine dalıp gittim’
‘Kızım, ben anneyim. Anneler çocuklarının sıkıntılarını sezerler’ dedikten sonra da ‘Haydi, anlat bakalım seni üzen durum nedir?’
‘Aşk ağlatırmış ben onu anladım anne’
‘Seni ağlatan Ensar Bey mi?’
‘Evet, anne o’ dedi Eslem. Ardından da ‘Şunu anladım ki anne erkekler güvenilmez’ dedikten sonra da daha fazla tutamayıp hıçkırıklara boğuldu.
‘Kızım, biliyorum baban yüzünden bu kanıya vardın. Fakat her erkeği aynı kefeye koymak doğru değil. Bak abine nişanlısına hiç ihanet etti mi?’
‘Anne, ben onu çok seviyorum’
‘Gözlerinden anlaşılıyor kızım’
‘Anne, niye böyle oluyor’ dedi Eslem ‘Tam her şey yoluna girdi diye düşünürken bir daha başa sarıyor’
‘Kızım, imtihan dünyasındayız’ dedi Ecrin Hanım. ‘Yüce Rabbimiz (c.c.) olaylar karşısında mağlup olmamamız için bu dünya da her tür sıkıntıya hazır bir şekilde yaşamamızı bizlere emir buyurmuştur (Ant olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! ‘Bakara Süresi 155. Ayeti Kerime’) kızım, gerçek rahatlık ahrette olacaktır, bu dünyada imtihansız yaşamak mümkün değildir. İşte son zamanlarda sıkça görmeye başladığımız sel, deprem gibi doğal afetler bu imtihanların bir tezahürüdür. Bu zorluklar daha önceki kavimler için bir bela iken Ümmet-i Muhammed’in şehitliğine birer vesiledir. Seninde şimdiye kadar çektiğin sıkıntılarda bu imtihanın bu imtihanın birer tezahürüdür. Yüce Rabbimizden (c.c.) niyazımız bu tür olaylar karşısında ibret almayı hepimize nasip eylemesidir’
‘Allah Teâlâ senden razı olsun anne, ne güzel de anlattın’ dedi Eslem, başka bir söz daha diyecekti ki sokaktan araba sesi geldi ‘Ensar, Ensar geldi’ dedi sevinçle, daha sonra da koşarak sokağa çıktı ama nafile, sokakta hiçbir araba yoktu.
Ecrin Hanım da onun peşinden koşarak:
‘Kızım, iyi misin?’ diye sordu.
‘Hiç iyi değilim anne’ dedi Eslem ‘Her yerde onu görüyorum sanki düşlerimde, yemek yerken, sokakta ve her araba geçişinde. Ne yaparsam yapayım Ensar’ı aklımdan çıkaramıyorum. Bir taraftan onu seviyorum bir taraftan da onu affedemiyorum’
‘Kızım, Ensar Bey’in o kızla gerçekten bir ilişkisi olduğundan emin misin?’
‘Eminim anne, kulaklarımla duydum’
‘Kızım, söylenilen her söze doğruluğunu araştırmadan inanmak doğru değildir’ dedi annesi, daha sonra da ‘Sende araştırdın mı kızın doğru söyleyip söylemediğini. Ya o yalan söylüyorsa veyahut Ensar Bey’i elde etmek için öyle söylemişse’
‘Hayır, araştırmadım anne, yalnız babam yüzünden erkeklere karşı bir zaafım var’
‘Bak kendi ağzınla söylüyorsun araştırmadığını. Ya gerçekten Ensar Bey suçsuzsa o zaman ne yapacaksın’
‘Bilmiyorum anne kafam çok karışık’
‘Kızım, kardeşinin polis bir arkadaşı var ona söyleyelim araştırsın. Ondan sonra karar ver Ensar Bey’in suçlu olup olmadığını’
‘Tamam, anne’ dedi Eslem, ardından da beraber evlerine girdiler.
Bölüm 46
Ensar da aynı durumdaydı nereye baksa Eslem’i görüyordu. Eskiden sık sık iş yerinde görmesi bile ona az gelirken şimdi hepten yoktu. Daralıyordu artık holdingde tası tarağı toplayıp uzak yerlere gitmek içinden. Lakin uzak yerlere gitse bile Eslem’in gölgesi onunla beraber gelecekti.
‘Ah Selen ah! Bana öyle bir kötülük yaptın ki işin içinden çıkamıyorum bir türlü’ dedi kendi kendine. ‘Eslem, Eslem, neredesin Eslem, aşkından ölüyorum Eslem’ dedi daha sonra.
‘Aşkım, ben geldim’ dedi dışarıdan birisi.
Ensar, bu ses üzerine öyle heyecanlandı ki az kalsın sandalyeden düşüyordu. ‘Eslem, Eslem geldi’ dedi sevinerek. Ardından da koşarak odasının kapısını açtı. Eslem’i görmeyi beklerken Selen çıktı karşısına:
‘Aşkım, beni görmeyi beklemiyordun değil mi?’ dedi, kırıtarak.
‘Niçin geldin’ dedi Ensar, ona bakmadan.
‘Çocuğum seni görmek istedi, onun için geldim’ dedi, yalancıktan mimik yaparak
‘Çocuk ha çocuk! Hangi çocuktan bahsediyorsun, olmayan çocuktan mı?’
‘Aşkım, öyle söyleme çocuğumuz üzülüyor’
‘Ulan gözümün içine baka baka yalan söylüyorsun’ dedi Ensar, ona dönerek.
‘Ne yalanı, gerçekten senden çocuğum olacak’
Ensar, ellerini sıkarak ‘Ya Sabır’ dedi. Daha sonra da elindeki kâğıdı Selen’in yüzüne fırlatarak:
‘Alda oku, hamile misin değil misin?’
Selen, yalanının ortaya çıkmasının verdiği korkuyla kâğıdı eline aldı. Elindeki kâğıt doktor raporuydu ve açık açık hamile olmadığını yazıyordu.
‘Söylediğin yalanın ortaya çıkmayacağını mı zannediyordun’ dedi Ensar, sinirden dişlerini sıkarak.
‘Bu, bunu nasıl öğrendin’ dedi Selen, sesi titreyerek
‘Saç telinden öğrendim’
‘Saç telimden mi, ama nasıl’ dedi Selen, şaşırarak.
‘Hatırlarsan hastanede saçın tutmuş ve niçin geldiğini sormuştum. O gün saç tellerin elimde kalmış. Senden nefret ettiğim için saç tellerini odamdaki çöpe atmıştım. Sen o yalanı atıp Eslem’le bizim aramızı bozunca gerçeği ortaya çıkarmak için o saç telini hastaneye götürüp kontrol ettirdim’
‘Aşkım, ama o bizim aramıza girdi. O yüzden yalan söyledim’
‘Ne aramıza girmesi, sen o gün en yakın arkadaşımla beni aldattığın zaman zaten aramızda her şey bitmişti’ dedikten sonra güvenlikçiyi çağırarak:
‘Atın şu kadını dışarıya, bir daha gelecek olursa işinize son veririm’
‘Tamam, Ensar Bey’ dedi güvenlikçi, daha sonra da Selen’in kolundan tutup çeke çeke holdingden dışarıya çıkardı.
