21. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 21
‘Evden kovulduktan sonra ne yapacağımı bilemez bir halde dolandım durdum. Birkaç gün cebimdeki parayla otelde kaldım. Param bittiğinde ne yapacağımı düşündüm. Allah Teâlâ’nın işlerine bakın ki Ensar Bey’de aynı oteldeymiş. Param bittiğinde çantamı alıp çıkıyordum ki Ensar Bey’le çarpıştım. Başımı kaldırıp çaresiz bir şekilde ondan özür diledim ve otelden çıktım. Tam çıkmıştım ki arkamdan seslendi. Onun seslenmesi karşısında geri dönerek, bana mı seslendiniz dedim. O da bana evet, dedi daha sonra da kartını uzatarak başın sıkışırsa bu adrese gel dedi. Ona teşekkür edip kartı aldım banklardan birine oturum karta baktım. Bir müddet düşündükten sonra kartta yazılan adrese gittim. Orada Ensar Bey’in kendisiyle görüşüp işe ihtiyacım olduğunu söyledim. Sağ olsun o da bana iş verdi. Daha sonra ev tutmama vesile oldu ve eşyalarımı aldı. Bundan dolayı da minnettarım ona’ dedi Fatma.
Konuşmaları bir müddet daha devam etti. Sohbetleri bitince Fatma, Eslem’e:
‘Biraz düşünmem lazım’ dedi Eslem ‘Zira Ensar Bey bana da aynısı yaptı. Evden çıkarsam ona ihanet etmiş gibi olurum’
‘Peki, sen bilirsin’ dedi Fatma.
‘İkili parkta konuşurken biraz geriden Basri’de onları dinliyordu.
‘Sen nereye gidersen git, peşindeyim Eslem Hanım, o bez parçasını başına takmış olsan bile benden kurtulamazsın. Bir gün Ensar’dan da senden de intikamımı alacağım’ dedi kendi kendine konuşarak.
Bölüm 30
Eslem’in kapanma isteği Ensar’ı da etkilemişti. Kendini sorguladı, nefsiyle mücadele etti. Sonunda kararını verdi beş vakit namazlarını da kılacaktı. Namazlarını kılacaktı ama holdingindeki mescidin yerini bilmiyordu. Bunu ancak Erdem’e sorarak öğrenebilirdi.
O odasından çıkıp Erdem’in yanına gitti. Erdem o sıralarda işini bitirmiş dini kitap okuyordu.
‘Ne okuyorsun?’ dedi arkasından
Erdem, kitabı kapattı. Daha sonra da ayağa kalkarak:
‘Özür dilerim, işlerim bittikten sonra boş zamanlarımı kitap okuyarak değerlendiriyorum’ dedi büyük bir saygıyla.
‘Sana ne okuyorsun, dedim’ dedi Ensar, sesini yükselterek.
‘Ensar Bey, İmam-ı Gazali hazretlerinin Kalplerin Keşfi kitabını okuyordum’
Ensar, birkaç saniye bekledi Erdem’in nabzını ölçmek için.
‘Şey, efendim iş yerinde kitap okumamı istemiyorsanız bunu anlarım ve bundan sonra da okumam’ dedi Ensar’ın susması karşısında.
‘Erdem, bana İslam hakkında bildiklerini anlatır mısın?’ dedi Ensar.
‘Ne dediniz anlamadım’ dedi Erdem.
‘Bana namazın gerekliliğini anlat’ dedi Ensar.
Erdem, duydukları karşısında afalladı. Zira ne bekliyordu neyle karşılaşmıştı.
‘Tabii ki Ensar Bey’ dedi Erdem ‘Yalnız böyle ayaküstü konuşmakla olmaz. Uygun bir yere gidelim orada anlatayım bildiklerimi’
‘Odama gidelim, orası daha uygun’ dedi Ensar.
‘Olur, orası daha uygun’ dedi Erdem.
Birlikte çıktılar Ensar’ın odasına. Orada çay söyledi Ensar, çay gelene kadar da Erdem’den anlatmasını istedi.
‘Ensar Bey’ dedi Erdem ‘Ulu Allah (c.c.) Nisa Süresinin 103. Ayetinde; Hiç şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirli bir farzdır buyurmaktadır. Burada açıkça namazın müminler üzerine farz olduğu açıkça belirtilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de; Beş vakit namaz, kullara farz kılınmıştır, önem ve usulüne hafife almadan, hiçbir yönünü ihmal etmeksizin bu beş vakit namaz farzını yerine getireni cennete koymak, Allah Teâlâ’nın taahhüdüdür. Beş vakit namaz farzını yerine getiremeyenlere karşı ise Allah Teâlâ’nın hiçbir taahhüdü yoktur, dilerse o kimseyi azaba çarptırır, dilerse cennetine koyar’
‘Vah benim halime’ dedi Ensar, duydukları karşısında.
‘Ey iman edenler! Dönülmez bir tövbe ile Allah Teâlâ’ya yaklaşınız’ dedi Erdem ‘Allah Teâlâ Tahrim Süresinin 8. Ayeti Kerimede günahlardan tövbe edin buyurmaktadır. İşlenilen günah ne kadar büyük olursa olsun bir kul tövbe etti mi Yüce Mevla’m, onun tövbesini kabul eder, yeter ki o günaha bir daha dönülmesin’
‘Allah Teâlâ, benim tövbe mi de kabul eder mi?’ dedi Ensar.
‘Elbette ki’ dedi Erdem ‘samimi bir şekilde tövbe edip O’na (c.c.) yönelirsen kabul eder tövbeni’
İki saate yakın konuştular karşılıklı olarak. Akşam namazı vakti olduğu için beraber mescide indiler.
‘Mescit, bu kadar küçük müydü?’ dedi Ensar
‘Maalesef Ensar Bey, namaz kılan çok az olduğu için burası uygun görülmüş’
‘Merak etme, daha uygun bir yer bulup orayı mescide çevireceğim’ dedi Ensar.
Bölüm 31
‘Bu tehdit mektubu da nedir?’ dedi Ensar, ortağı Ersen Bey’e.
‘Bilemiyorum Ensar Bey, şu ana kadar hiçbir düşmanımız olmadı ki şu kişi diyelim’
‘Mektup isimsiz gönderilmiş, belli ki kimliğini belli etmek istemiyor’
‘Ben, Tansel Holdingin sahibi Gani Tansel’den şüpheleniyorum’ dedi Ersen Bey.
‘Bende eski çalışanlarımızdan şüpheleniyorum, mesela Basri’den. Çünkü o iş yerinden ayrılırken tehdit etmişti’ dedi Ensar.
‘Bende en son girdiğimiz ihaleden dolayı Tansel Holding’den şüpheleniyorum. Biliyorsun o ihaleyi kaybedince bizi tehdit etmişti.
‘Araştıralım bakalım, bizi kim tehdit etmiş’ dedi Ensar.
Birkaç gün sonra…
‘Tam da tahmin ettiğim gibi, bizi Basri tehdit etmiş’ dedi Ensar, elindeki yazıyı göstererek ‘Baksana bize gönderilen tehdit mektubuyla Basri’nin önceden yazdığı yazılar birebir tutuyor’
‘Ah Ensar Bey ah! Onun pis işler çevirdiğini ta ilk işe girdiğinde söylemiştim ama sen beni dinlemedin. Dinlemiş olsaydın şimdi başımıza bela olmazdı’ dedi Ersen, serzenişli bir ifadeyle.
‘Biliyorsun işe aldığımız elemanları kolay kolay işten çıkarmam. Basri’yi bundan dolayı işten çıkarmak istemedim’
‘Çıkarmadın da ne oldu?’ dedi Ersen ‘Bak başımıza neler getirdi’
‘Şimdi bunları düşünmenin sırası değil’ dedi Ensar ‘Bundan sonra ne yapabiliriz onu düşünelim’
‘Basri’nin adresi mutlaka vardır. Onun evine gidip neler bildiğini ve bilgileri kime sattığını öğrenebiliriz’ dedi Ersen.
‘Bende aynı şeyleri düşündüm ama işten çıkar çıkmaz adresini değiştirmiş’ dedi Ensar.
‘Böyle eli kolu bağıl bir şekilde mi bekleyeceğiz’ dedi Ersen, endişeli bir şekilde.
‘Hayır, tabii ki’ dedi Ensar ‘adamlarımızı sağa sola gönderip onun izini arayabiliriz. Eğer onu bulabilirsek düğüm çözülmüş olur’
Sekreter aniden pat diye içeri girerek:
‘Ensar Bey, Tansel Holdingden Gani Bey, sizi arıyor’
‘Bu nasıl giriş Handan, sana hiç saygıyı öğretmediler mi?’ dedi Ersen, kızgın bir şekilde.
‘Efendim, acil olmasaydı bu şekilde içeri girmezdim’ dedi sekreter Handan.
‘Neymiş o acil mesele’ dedi Ensar.
‘Bana söylemedi Ensar Bey, ancak size söyleyebilirmiş’
‘Tamam, bağla öyleyse’
Sekreter odadan çıktıktan birkaç saniye sonra…
‘Ne istiyorsun Gani, hem söyle bakalım neymiş o acil mesele’ dedi Ersen
‘Ortağın bizi duyuyor mu?’ dedi Gani.
‘Hayır’ dedi Ensar.
‘İyi o zaman’ dedi Gani, daha sonra da ‘Kulaklarını aç ve beni iyi dinle. Ortağın olan Ersen ikimize de kumpas kurmuş’ deyince Ensar ‘Ben seni sonra ararım diyerek telefonu kapadı’
Telefon kapandıktan sonra:
‘Neymiş o acil mesele’ dedi Ersen.
‘Hiç, kaybettiği ihaleden dolayı bizi suçladı. Bunun içinde Basri’yi kullanmış bunu söyledi. Güya böylece gözdağı verecek ha’ dedi Ensar, renk vermeden.
‘Sen niye sonra ararım dedin o zaman’
‘Tehdidine sinirlendim, sinirli bir şekilde konuşmaktansa sakin bir kafayla konuşup gereken cevabı vermek için sonra ararım dedim’ dedi Ensar, bunu derken Ersen Bey’in yüzüne bakıyor, onu tepkisini ölçmeye çalışıyordu. Fakat Ersen Bey’in yüzünde hiçbir tepki yok gibi görünüyordu. Bundan dolayı da Gani Tansel’in iftira atmış olabileceğini düşündü.
