35. bölüm · AŞKIN GÖZYAŞLARI
BÖLÜM 35
Bölüm 49
Düğün zamanı gelip çatmıştı. Davetliler teker teker geliyordu düğün salonuna. Herkes gelmiş gelin ve damadı tebrik ediyordu.
Nikâh memurunu beklerken Ensar, Erdem’in kulağına:
‘Hele sen Fatma’yla evlen, o zaman bana yaptıklarını fitil fitil burnundan getireceğim’ diye tehdit etti.
Nikâh memuru geldikten sonra nikâhları kıyıldı. Nikâhları kıyıldıktan sonra sıra takı törenine gelmişti. Takılar takılmaya başlamıştı ki içeriye elinde silahla hırpani bir adam girdi. Üstü başı yırtılmış, saçı başı birbirine karışmıştı. Bir gözü de sürekli seğiriyordu. Göğsü inip kalktıkça hırıltılar geliyordu. Davetliler onun kim merak ederken Ensar konuştu:
‘Baba bu sen misin?’ dedi hayretle.
‘Evet, benim hain evlat’ dedi Erhan Bey ‘Beni oraya attın bir daha dönüp arkana bakmadın. Ne yiyor ne içiyor sormadın. Sen burada karılarla gününü gün ederken ben orada açlıktan bir deri bir kemik kaldım’
‘Baba, öyle olmasını sen istedin. Senin yüzünden iş yerinde kadın çalışanlarım korkarak işe gelmeye başladılar. Hizmetçilere bile sarkıntılık ettin ve sen bunu hak ettin’
‘Hak ettim öyle mi’ dedi Erhan Bey, daha sonra da elindeki silahı Eslem’e doğrultup ateş etti. Tam da o anda beklenmedik bir şey oldu. Basri, Eslem’i iterek merminin hedefi olmuştu. Mermi göğsünden girmiş ağır yaralanmasına sebep olmuştu.
Düğün salonu bir anda karıştı. Kimisi Erhan Bey’i tutmaya çalışıyor kimisi de davetlileri sakinleştirmeye çalışıyordu.
‘Neden kendini mermiye hedef haline getirdin?’ dedi Eslem, ağlayarak
‘Çünkü, ben ben’ dedi ve oracıkta bayıldı. Erdem, şok içerisinde olanları izlerken Ensar da kan akan yere tampon yapmaya çalışıyordu.
Ambulans gelip onu hastaneye götürürlerken Erhan Bey de polisler tarafından tutuklanıp götürüldü. Hastanede acilen ameliyata aldılar. Mermi neyse ki hayati organlarına denk gelmemişti. Bu yüzden de mermiyi kolaylıkla çıkardılar’
Ameliyat bittikten sonra onu yoğun bakıma aldılar. Doktor ameliyathaneden çıkıp önünde bekleyen hasta yakınlarına ameliyatın başarılı geçtiğini söyleyip oradan ayrıldı.
Eslem’in gelinliğine de kan sıçramış o bembeyaz gelinlik allara bürünmüştü.
‘Neden, neden kendini benim için siper etti’ dedi Eslem, hıçkırarak.
‘Çünkü o sizin kardeşiniz’ dedi arkalardan bir kadın. Bu gelen Basri’nin annesiydi ve ağlamaktan gözleri şişmişti.
‘Nee kardeşimiz mi?’ dedi Erdem, şaşkınlıkla.
‘Evet’ dedi Ensar ‘O sizin kardeşiniz’
Bu seferde gözler Ensar’a dönmüştü açıklama beklercesine.
‘Bende bu sabah öğrendim’ dedi Ensar ‘Aslında onu düğüne davet eden bendim. Yüzü tutmadığı için gelemeyeceğini söylemişti bana. Demek ki kardeşini o mutlu gününde yalnız bırakmak istememiş’
‘Bana bunu neden söylemedin’ dedi Eslem, cılız yumruklarıyla Ensar’a vurarak.
‘Düğün telaşından fırsatım olmadı söylemeye’
‘Teyze, o nasıl bizim kardeşimiz oluyor’ dedi Erdem. Bu söz üzerine Basri’nin annesi utanarak başından geçen her şeyi anlattı.
‘Ah baba ah!’ dedi Eslem ‘Tam senden kurtuldum diyordum yine karşıma çıktın’ dedi boşluğa doğru bağırarak.
‘Dövünmenin sırası değil’ dedi Ecrin Hanım ‘Basri evladımızı nasıl iyileştireceğiz onu düşünelim’
‘Haklısın anne’ dedi Ensar
Bir ay sonra…
‘Abla, nihayet kavuştum size’ dedi Basri, Eslem’e sarılarak.
‘Basri, neden kendini ateşe attın’ dedi Eslem ‘Ya oracıkta ölseydin’ dedi sitem edercesine.
‘Abla, kardeşler bugünler içindir’ dedi Basri, daha sonra da daha önce yaptıklarından dolayı özür diledi.
*** SON***
